Zifiri bir karanlık çökmüştü etrafa, çeşit çeşit hayvan sesleri duyuyor fakat umursamıyordum. Boynumdaki kan muhtemelen kurumuştu ama canım hala çok acıyordu. Başım Kutay'ın göğsündeydi, onu ne kadar çok özlediğimi bir kez daha fark ettim. Bir asır gibi geçen sürede kıymetini çok iyi anlamıştım fakat her şey düzelmemeye yemin etmişti sanki ve bir karar vermem gerekiyordu, gitmek ya da kalmak? *1 saat önce* Kapının çalmasıyla beraber gelen kişiye bakmıştık. Bu adamı daha önceden gördüğüme yemin edebilir ama kanıtlayamazdım. "İçeri geçebilir miyim?" Dediğinde Derin şüpheci bir bakışla adama baksa da ben davet ettim. "Beni hatırladın mı?" Dediğinde cevap vermeme kalmadan Derin benim yerime konuştu. "Geçici hafıza kaybı yaşadığından kimseyi hatırlamıyor." Dediğinde başını salladı. "Sana

