En beklenmedik anda, en beklenmedik kişiler karşınıza çıktığında ya hüzne boğulursunuz ya da mutluluktan havalara uçarsınız. İki ihtimalin arasında kalmış kahverenginin en güzel tonu olan gözlerine bakıyordum. Ona en umulmadık bir zamanda rastlamış ve sahipsiz kalbime taht kurmasına izin vermiştim. Tahtını kendi elleriyle yıkıp şimdi karşıma geçmiş af dileyen gözlerle bana bakıyordu. Onu affedersem kendime saygım ne olacaktı? Unutmadım, unutur muydum hiç? Benim göz yaşlarım yastığımı ıslattı, boğazım düğümlendi de sesimi çıkaramadım... Bakışları adeta etrafımı kuşatmış, etkisiyle hapsetmişti beni. Sonraysa unutmamın mümkün dahi olmadığı kokusu dolmuştu burnuma, göz yaşlarım akmak için ısrar ederken başımı dikleştirdim. Bana hissettirdiklerinin anlamı bende öyle derindi ki tarif etsem bile

