Odayı aydınlatan güneş ışığıyla birlikte derin uykusunda kıpırdanmaya başladı. Gözlerini yavaşça açsa da hissettiği baş ağrısı yüzünden yeniden kapatması oldukça kısa sürdü. Beyninin içinde onun değişi ile nyxler tepişiyor gibi hissediyordu. Nyxler... Pullu parlak derileri, çatal dilleri, kırmızı gözleri, iğrenç kokuları ile şu an zihnini kemiriyor olmalıydılar. İçten içe... Gece kaç bardak içki içtiğini hatırlamıyordu. Bir noktada zihni takip etmeyi de bırakmıştı. Tabi birde gereksiz bir insan dişisi yüzünden yaşadığı bar kavgası vardı. O dakikalar da eğlenmiş olsa da şu an kendini hiçte eğlenmiş gibi hissetmiyordu. Çok geçmeden yarası da verdiği acı hissi ile kendini hatırlattığında yüzünü buruşturdu. Sağlam olan kolunu havaya kaldırdığında elini başının üstüne yerleştirdi. Şakaklarına

