Karanlık bir zihin, çökmüş bir beden ve karmakarışık duygular..( mejiye qelebalix, laşekî hilweşiyayî ü hesten tevlihev)
Alarmın çalmasıyla uykulu gözlerini araladı Evin. Beklenen gün gelmiş bugün mezuniyet töreni olacaktı. Yatakta bir kaç dakika daha öylece oturdu içi buruktu ‘keşke’ dedi içinden ‘keşke annemde olsaydı.’
Kapının hızla açılmasıyla irkildi -yuhhh diye bağıracakken gördüğü Hatice hanımla durdu.
- Of Hatice sultan sen miydin ? dedi gülümseyerek.
-Hala yatakta mısın sen bakalım bugün büyük gün kalk bakalım deli kız
- “Aman ya alt tarafı diploma alıp gelicem abartmaya gerek yok giyinirim şimdi hemen bişeyler”diyip tam banyoya gidecekken durdu,dikti gece gözlerini kadının üstüne,burukça gülümsedi ve girdi banyoya.
Annesine benzetiyordu Hatice hanımı,özellikle gözleri annesin ki gibi Çimen yeşiliydi. Çok severdi, "Hatice sultan derdi" hep.
Tabi Hatice hanımda Evini çok severdi, kızı gibi..
Bilirdi Evin’i. Etrafa neşe saçarken, şen kahkahalarıyla herkesin yüzünü güldürürken, aslında her kahkahasının altında ki isyanı, acıyı, kalp sancısını bilirdi. En iyi o bilirdi, belki de kendinden bilirdi..
MARDİN
Kozan aşiretinin kapısı sert bi şekilde açılmış Ciwan hızla merdivenlerden çıkmış merdiven başında şaşkın gözlerle oğluna bakan annesiyle durmuştu
-Hayırdır kûremin nedir bu halın ?
-Abim nerde daye ?
-odasındadır da ne old..
anası lafını bitirmeden koşar adımlarla odaya vardı genç adam kapıyı çalmadan bodozlama içeri dalmasıyla - benden haber bekleyin diyip kapattı telefonu Jehât ağa..
- Ahıra mı giriyon lan yavaaş diyip çattı kaşlarını genç adam. Abisinin bakışlarıyla biraz korkup iki adım geriledi Ciwan.
-Kusura bakma telaştan düşünemedim abi, Osman'la Narin.. dedi ve eğdi başını genç adam
Jehât ağa anlamıştı ne olduğunu sinirden ellerini burun kemerine götürüp derin bi of çekti.
-ne olcak abi şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?
-Ne demek ne olacak ulan! Töre ne derse o olacak.
-Abi etme, Bir yolunu bulalım. Bu defa karşı duralım yakmayalım onları.
-Saçma sapan konuşma Ciwan! Sen benim töreye karşı durduğumu ne zaman gördün? Haber sal aşiret toplansın!
Jehât Kozan! Herkesin dilinde ki Zalim ağa. Merhametten nasibini almamış, kalbi de gözleri gibi katran karası Jehât ağa..
Töre demek kanun demekti, kanuna uymayan da cezasını çekerdi ona öyle öğretilmişti.
İZMİR
Genç kız banyodan çıkmış dolaptan ne giyeceğini düşünürken Hatice hanım tekrar gelmişti elinde bi paketle.. gülümseyip paketi Evin'e uzattı. Şaşkınca baktı kadının suratına Evin, bu ne diye sorarcasına.
-Bu benim sana mezuniyet hediyem deli kız inşallah beğenirsin dedi kadın.
Evin paketi açmasıyla şok olmuş istemsizce gözümden iki damla yaş süzülmüştü yanaklarının üzerine. Tek kelime etmeden sarıldı kadının boynuna ikisininde gözyaşları ıslattı birbirinin omzunu.
-Teşekkür ederim , çok çok beğendim diyip tekrar sarıldı Evin yaşlı kadına.
-Eminim çok yakışacak sana güzel kızım hadi hazırlan gel asağı kantinde kızlar seni bekliyorlar hepsi çok heyecanlı diyip kapıdan çıkacakken -haaa bide o arkadaşın aradı Rojda mıydı adı seni aramış ulaşamamış bi saat sonra gelip alacakmış seni dedi ve çıktı.
Evin hızla giyinip aynanın karşına geçti saçlarını hafif maşa yapıp hafifte bi makyaj yapmıştı zaten çok güzel bi kızdı Evin, görenin bir daha dönüp baktığı. Hazır olduğundan emin olunca son kez aynadan kendine bakıp indi asağı. Tüm kızlar kantinde oturmus dedikodu yapıyorlardı.
-Hey millet nasıl olmuşum bakalım diye girdi içeri Evin..
-vayyy
-ohaaa bu ne ?
-Kızım yakıyosun ortalık alev alacak !
Her kafadan bi ses çıkıyordu evin teşekkür edip çıkacakken en arkada dolan gözleriyle kendine bakan Hatice hanıma doğru ilerledi.
-tekrar teşekkür ederim üzerimde çok emeğin var hakkını helal et Hatice sultan diyip sarıldı yaslı kadına.. Yurdun kapısından çıkmasıyla Rojdayı görüp gülümsedi Evin.
- vay Rojda hanım bu ne asalet diyip arkadaşının yanına doğru ilerledi
-sen hiç aynaya bakmıyorsun heralde Evincim.. Kızım çok güzel olmuşsun diyip sarıldı arkadaşına.
Rojda ile Evin üniversitenin ilk senesinde tanışmış o günden sonra da hiç ayrılmamışlardı.
Taksiye binip yola koyuldular. Rojda telefonu eline alıp
-Abicimmm diyip kocaman gülümsedi
-Rojdam Çâve min..
-Geldin mi abicim indin demi uçaktan bi saat var törene konum atmama gerek yok değil mi ? diyip nefes almadan bir ton soru yöneltmişti.
Abisi onun için bambaşkaydı babası yerine koymuştu abisini,dünya bi yana abisi bir yanaydı Rojda için. Tabi Devran ağa içinde,bacısının saçının teline dünyayı karşına alırdı ki almıştı da.Rojda okumak istediği için amcaları hatta annesi dahil herkes karşı çıkmış, kız kısmı okur mu hele ki başka memlekete nasıl gider diye ortalığı birbirine katmış ancak Devran ağa herkesin karşında durup kardeşine her daim destek olmuştu.
-üzgünüm güzelim işlerimi halledemedim,törene yetişemeyeceğim ama yarın sabah yanındayım almaya geleceğim seni. Şimdi kapatmam gerekiyo toplantıya giriyorum,seni seviyorum Rojdam diyip kapatmıştı telefonu.
Kapanan telefonla gözleri doldu ağlamamak için sıktı kendini genç kız
-gelemeyecekmiş abim diyebildi sadece. Evin arkadaşının haline üzülmüş
-üzülme en azından arayabildiğin bi ailen var”dedi. Yedi kelime, Bir cümle.. Ne kadar ağır, ne kadar acı olabilirdi. Sertçe yutkundu Evin, gözyaşlarını dışarı değil her zaman olduğu gibi içine akıtan bi yutkunuş..
Yüzlerine sahte bi gülümseme kondurup sonunda üniversitenin bahçesine gelmişlerdi herkes çok heyecanlıydı. Artık bir maratonun sonuna gelmiş emeklerinin karşılığını almak için toplanmıştı gençler. Bahçeye doğru ağır adımlarla ilerlemeye başladı iki genç kız.
-Çâve min.. sesiyle şok içinde arkasını döndü Rojda,gelmişti abisi
-Abiiii çok kötüsün ya diyip sarıldı abisine. Kolundan çekiştire çekiştire Evin'in yanına getirdi abisini
-Abim bak bu Evin , Evin abim Devran diyip tanıştırdı abisiyle arkadaşını.
Devran Karşısanda kırmızı ip askılı dizlerinin hemen altında vücudu saran elbiseyle kızı görünce bir iki saniye baktı sonra ‘n'oluyo lan’ diye kendine gelip elini uzattı genç kadında -memnun oldum Rojda sizden çok bahsetti Devran abi diyip gülümsedi.
Abi demesi Devranın hoşuna gitmemişti ama bozuntuya vermeden başını sallayıp törene doğru ilerlediler. Tören bitmiş gençler keplerini gökyüzüne doğru atmış ardından aileleriyle sarılmaya başlamışlardı. Evin bir kez daha bu hayatta yapayalnız olduğunu iliklerine kadar hissetmişti. Evet kimsesizdi annesi o daha 10 yaşındayken Evinin gözleri önünde canına kıymış kendini 7.kattaki evlerinin camından sonsuzluğa bırakmıştı. Annesi genç kızın en derin yarasıydı. Gözleri dolmuş ağlamamak için kendiyle savas veriyordu adeta. Rojda arkadaşının yanına usulca yaklaşıp elini omzuna koydu
- Kuzum sende bizimle gelsene yemeğe gidiyoruz
-Yok bebeğim yurda dönmem lazım malum son gecem toparlanmam lazım
-Ne olacak peki bundan sonra.. yani ev konusunda kararlı mısın bak daha öncede söyledim ben zaten artık dönüyorum Mardin'e bizim ev bomboş kalacak istediğin zaman istediğin kadar kalabilirsin.
-Teşekkür ederim Rojda ama kendi evimi tuttum artık bi yerden başlamam gerekiyo kendi hayatımı kurmaya, eğer olurda görüşemezsek bi daha seni çok sevdiğimi unutma sen benim olmayan kardeşimsin”
dedi ve iki arkadaş sımsıkı sarıldı birbirine. Vedalaşmanın ardından Evin çıkışa gidip taksi beklemeye başladı.
-Eviiinnn
Arkasını dönmesiyle gözleri korkuyla açıldı genç kızın ayakları titriyor düşmemek için yanındaki duvara dayadı elini.
-Ne oldu prenses beni gördüğüne sevinmedin mi ? Diye pis pis sırıttı karşındaki adam.
-senin burda ne işin var ne yüzle karşımdasın hayvan herif !
Evinin Kolunu tüm gücüyle sıkmaya başladı adam
-bırak! canım acıyo bırak beni dokunma bana
-kes sesini benimle geliyorsun,canımı sıkma hiç iyi şeyler olmaz. Beni tıktığın delikten cıkamayacağımı mı sandın
- ölürümde seninle gelmem !! dokunma bana çek ellerini diye bağırmaya başladı kız.
Sinirden deliye dönen adamın sürükleyerek çekiştirme başladı kızı, . Etrafında toplanan insanlara yalvaran gözlerle baktı
-yardım edin , polisi arayın yardım edin diye yalvardi ama adamın elindeki silahtan kimse korkup yanına yaklamamıstı.
-Bırak lan kızı şerefsiz
İki el silah sesi çığlıklarla karışmıştı.