bc

AŞKA KAÇIŞ +18

book_age18+
39
TAKİP ET
1K
OKU
family
forced
heir/heiress
drama
city
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Herkesin en güzel anıları çocukluğundadır ya hani; benim çocukluğuma dair aklımda kalan ve hatırladıkça nefes alamadığım tek anım var!

Babama ne olduğunu bile anlayamadan, annemi de son kez gördüğüm o gece…

Babam öleli daha on beş gün ancak olmuştu.

“Töre” adı altında annemi, babamın beş yaş büyüğü amcama “kuma” olarak nikahlamışlardı.

Annem ne kadar itiraz etse de, Halil amcamın karısı konağı yakıp yıksa da; annem Halil amcama kuma olmuştu.

“Kardeş karısına nikah kıymak” çok ahlaklı bir şeymiş gibi annemin namusuna sahip çıktıklarını savunuyorlardı.

Annem, “abi” dediği Halil amcama kuma olunca herkesin namusu kurtulmuştu!!!

Amcamın bir haftalık sessizliği annemin içini rahatlatsa da, bu rahatlığın bedelini en ağır şekilde ödeyeceğinden habersizdi.

Nikahtan bir hafta sonraydı.

Annemin koynunda uyurken, kapının dövülür gibi vurulmasıyla yataktan fırladık. Annem kapıyı açınca; Halil amcam beni kolumdan çekip odanın dışına çıkarmıştı.

Kapı kilitlenince karanlık koridorda tek başıma kalmıştım.

İçeriden annemin sesleri geliyordu:

“Halil abi ne olur yapma!”

“Sen benim abim gibisin”

Kardeşinin karısına nasıl uçkur çözeceksin”

“Ben seni abi bildim ne olur yapma!”

Konağa sanki ölüm sessizliği çökmüştü.

Ne diğer amcam, ne babaannemle dedem, ne de yengelerim dışarı çıkmadılar.

Kapının önünde ne kadar ağladım bilmiyorum.Kilit sesini duyunca ayağa kalkıp kapıya döndüm.

Amcam gömleğinin düğmeleri açık, pantolonunu çekerek nefes nefese odadan çıkıp gitti.

Hemen içeri girip annemin yanına koştum.Yatağın içinde saçı başı darmadağın olmuş, gözyaşları bile gözünde donmuş öylece boşluğa bakıyordu.Yatağa çıkıp anneme sarılmak istedim ama beni kendinden uzaklaştırdı. Yedi yaşında çocuk aklımla, amcamın annemi dövdüğünü zannedip:

“Anneciğim amcam niye seni dövdü?”dedim

Annem hiç bir tepki vermeden yorganı boğazına kadar çekmiş , gözleri bir noktaya boş boş bakarak yatakta ileri geri sallanıyordu.

Boynundaki morluklara bakıp:

“Ağlama anneciğim, boynun acıyorsa öpeyim de geçsin” dedim.

Annemden öğrendiğim iyileştirme yönteminin annemin yaralarına derman olacağını sanmıştım; yarasının ruhunda olduğunu bilmeden.

Söylediklerimden sonra annem hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.Yatağın içinde ne kadar ağladı bilmiyorum.

Onunla birlikte ağlarken uyumuşum.

Sabah uyandığımda annem yatakta da, odada da yoktu.

Uyanır uyanmaz aklıma gelenleri kabus zannettim. Annemin kollarında gördüğüm kabustan kurtulmak için yataktan inip onu aramaya çıktım.

Avluya indiğimde herkeste bir telaş vardı.

En küçük amcamın karısı Emine yenge beni alıp kendi odasına götürdü.

“Annem nerde yenge ben kabus gördüm. Halil amcam annemi dövmüştü. Annem çok ağlıyordu” dedim

Emine yengem ağladığını belli etmeden bana sarılıp teselli etmeye çalıştı.

Annemin bir yere gittiğini söyleyip beni oyalıyordu.

O gece annemin banyoda kendini astığını yıllar sonra tesadüfen öğrenecektim…

Aradan geçen yıllar bu acı hatıramı hafızamdan silmek yerine daha da netleştiriyordu sanki.

Acıyla ve kanla yazılmış; gencecik hayatları diri diri toprağa sokan bu “töre” illetinden her gün daha da nefret ediyordum.

Ama insan kınadığından ne kadar kaçarsa kaçsın, hiç ummadığı anda yakalanıyordu.

Halil amcam layık olduğu şekilde geberip gitse de; kendisinden daha pislik oğlu bana musallat olunca, tek kurtuluşum yine o “töre” denilen lanet sayesinde olacaktı.

Sırf cihan pisliğinden kurtulmak için; Daha önce yüzünü bile görmediğim bir adama bedel olarak verilmeyi kendim seçecektim.

Bu seçim, beni ya daha beter bir girdaba çekecek, ya da gerçekten kurtuluşum olacaktı…

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Acı Hatıralara Dönüş…
Diyarbakır’a her gelişimde o lanet günler film şeridi gibi gözlerimin önüne geliyor. Aradan geçen on yedi yıla rağmen; daha dün gibi aklımda yaşananlar. Çocuk aklımla idrak edemediğim gerçekler; yıllar içinde yumruk gibi indi zihnime… Amcamın annemi dövdüğünü zannederken aslında ona tecavüz ettiğini anlamam… Annemin, o iğrenç olayı kaldıramayıp kendini astığını tesadüfen öğrenmem… Hatırladıkça nefes almama engel olan çocukluk anılarımdı.. Konağa yaklaştıkça boğulur gibi hissediyordum. Babaannem ve Emine yengem olmasa bu ev cehennemden farksız olurdu benim için. Annemin yokluğunda ikisi sayesinde bugünlerime gelebilmiştim. Tıp fakültesini kazandığımda dedem: “kız kısmı okuyupta ne yapacak. Evinde otursun iş güç öğrensin” dediğinde, babaannem ilk defa dedemin karşısında durmuştu. Benim okuyabilmem uğruna, o güne kadar sustuğu için yaşanan her şeyin acısını çıkarır gibi dedeme diklenmişti. Dedem o kadar zalim bir insandı ki; okumama da Halil amcamın kendisi gibi pislik oğlu Cihan’la okul bitince evlenmem karşılığında rıza göstermişti. Cihan, babası gibi tam bir pislikti. Onun gibi namussuz ve her türlü karanlık işin içindeydi… Babası Irak sınırındaki bir patlamada geberip gidince onun bıraktığı yerden devam etmeye başlamıştı. Liseyi bitirdiğimden beri kafayı bana takmıştı. Aynı evin içinde onunla karşılaşmaktan bile kaçan ben; duyduğum şartla babasının anneme yaptıklarını hatırlayıp, aynı bakışlarla bana bakan oğluyla evlenmektense okumaktan da vazgeçmiştim. Babaannemin beni gizlice bir odaya çekip: “Cihan sana kafayı takmış kızım. Sen okumam desen de deden ne yapıp edip seni onunla evlendirir. Şimdilik kabul etmiş gibi yapıp okulunu oku. Altı seneye kim öle kim kala! Aranızda nişan yok, nikah yok. O güne kadar Allah büyüktür.”diyerek beni ikna etmişti. Babaannemin söyledikleri mantıklı gelse de çok korkuyordum. Okul bitene kadar nişan ya da nikah olmayacağını şart koşarak kabul etmiştim. Dedem itiraz etse de Cihan o iğrenç bakışlarını bana dikerek “kabul” demişti. Ve bugün ilk defa memleketime dönmek her zamankinden daha çok nefesimi kesiyordu. O pislikle evlenmektense kendimi öldürmek benim için bin kat daha iyiydi. Konağa her gelişimde üzerimdeki pis bakışlarını gördükçe midem bulanıyordu. Her yaz tatili geldiğimde dedem nişan yüzüğü takmak istese de baştaki şartımı bahane edip kabul etmiyordum. Artık bahanem de kalmamıştı… Ya o pislikle evlenecektim ya da… Şimdi elimde valizimle geldiğim bu konağın kapısında; beni nelerin beklediğini bilmeden girecektim içeri…

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
57.5K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
551.0K
bc

AŞKLA BERDEL

read
92.4K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
40.2K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
89.1K
bc

HÜKÜM

read
231.3K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
36.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook