KARANLIK YÜKSELİYOR
Multimedya: Avicii, The Nights
Tanıtım
Kan dondurucu sözler, kanla yazılır.
May henüz yirmi bir yaşında üniversite öğrencisidir. Ailesini kaybettiği için ağabeyi MİRTS ile yaşar. Fakat hiç yalnızlığı hissetmez, kendi bedeninde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu fark etmeye başladığında ise ailesinden ve büyükdedesinden kalan eşyaları karıştırmaya ve geçmişini sorgulamaya başlar. Fakat ağabeyi Mirts bunu hiç istemez.
Her gece rüyasında peşine düşen iki Avcı'dan kaçtığını ve onu yakaladıklarında ise acımasız şekillerde öldürüldüğünü görür, araştırmalara daha sıkı sarılıp bir şeyler öğrenmeye başlar. Kimi eski kitapların arasına alelacele yazılmış bir adres sayesinde daha önce adını dahi duymadığı genç rahibeyi bulur fakat yanına gidemez, hiçbir şey anlatamaz korkusundan.
Zayyi bir gece evinde otururken genç rahibenin onu ziyarete gelmesiyle yeni bir hayat boyutuna geçer. Bu yolda sonu gelen layilar son onder biri olduğunu öğrenir.
Yolunda gitmeyen bedeni yüzünden işlediği cinayetler yüzünden polisler ise çoktan peşine düşmüştür. Tek bedende iki farklı ruha sahip olduğunu öğrendiğindeyse hayatına bir katil olarak mı yoksa bir yîark koruyucusu olarak mı devam edeceğine kendisi karar verecektir.
Ama bir gerçeği görmezden gelemez May, kalbi onun peşine düşen genç komiser Tepos bakışlarına yenik düşer.
Uras: Bir bedende iki göz
farklı ruh taşıyan ve genellikle mavi kana sahip türün ismi, asıl düşmanları ise layilar adındaki tek beden tek ruh türü, lial ise korunması gereken son iras
varislerin den birisi
-20011-
Yarı karanlığa gömülü odayı buharlı kokular aşağı kattan yükselen yoğun bir koku sarmıştı. Gecenin tüm sessizliği Geret Caddesi üzerinde yer alan Millens Malikanesi'nin üzerine çökmüştü. Evin içinde sessizliğe savaş açmış, sinsi saat tıkırtısı tüm koridorları selamlayarak duvarlara çarpıyordu. Sanki kimi ruhlar evin içinde dolanıyor ve bu sayede hafif bir esinti çıkarıyorlardı. İrk sessizce oturduğu koltuktan doğruldu. ayakları yerin serin ve kasvetli soğuğu ile temas ettiğinde ister istemez irkilmişti.
"Anne," dedi sakince. Koridorda yanıp sönen sarı ışığın etkisiyle gölgeler iyice artmıştı. Aynı zamanda dışarıda hırlayan köpeğin hunharca sesi yankılandı ve bunu takip eden büyük bir çığlık duyanların kanını dondurmuştu. lek, karanlığı öylece bölen ışığa doğru sakince başını çevirdi. Pencereden kimi ışıklar yükselmişti ve ani bir fırtınayı haber eden şimşekler diğer tüm sesleri bastırmıştı. Pencerenin yanında kalan geniş hole doğru yön çevirip gelen çığlığın kime ait olduğunu öğrenmek istese de içinde, kalbinin en ücra köşelerinde hissettiği bir sızıyla öylece olduğu yerde kalmıştı, çünkü bu sesin mutfakta yemek yapan annesine ait olduğunu açıkça sezmişti. Korkuyordu, fakat ne yapacağını henüz kestiremiyordu. Dikkatini hemen uçta, merdivenlerin altındaki küçük bodrum kapısına yöneltti. Acaba oraya geçip saklansam mı diye düşünüyordu içinden. Ama yine olduğu yerde duruyordu, göğün gürültüsü, içeriyi dolduran şimşek ışıkları ve cama çarpan yağmur damlaları....
diğer kapıların ardında ona tanıdık gelen ikinci bir sesle ileriye doğru bir adım atmıştı. O sıra koltuğun üzerinde belli belirsiz bir çıtırtı duyulmuştu. Tüm bu korku dolu saniyelere rağmen ilerlemeye devam etti. Mutfağın ara koridora açılan kapısının kolonlarından birine sırtını yaslayıp başını hafifçe eğdi, içinde yaşadığı korku yüzünden kalbinin yerinden fırlarcasına attığını hissedebiliyordu, aynı zamanda tüm bunlara rağmen bir yanı sakin kalma dürtüsünü harekete geçirmişti. Neler olduğu hakkında bir fikri hiçbir zaman olmamıştı, annesi ve babası hatta diğer aile fertleri ondan sürekli bir şeyler gizlemeyi başarıyordu. Kimi zaman babası günlerce eve gelmiyordu ve malikane boş, kullanılmayan, karanlık bir çöküntüden ibaret kalıyordu.
Mutfaktan yükselen kimi hararetli sesler evin içinde dolanan Mly'i de harekete geçirmişti. Sakince uyuyan kedi yükselen seslerden korkarak evi hızlıca terk etmişti. May ise o an sadece içeride, mutfakta olanları izliyor, hareketsizce duruyordu. Odanın yoğun havası içinde tüpün üzerinden yükselen yanıksı koku tinsel bir yolculuğa çıkmış gibi göğe doğru yükseliyordu. Malikanenin tüm derinliklerinde yükselen titreşim, hareket etmeye zorluyordu. Fakat o ne yaptığını bilmez bir şekilde karşıda, annesinin ruhunu içine çeken ve onu öldüren acımasız bir şeyin ateş saçan gözlerine odaklanmıştı. Yaklaşarak eğildi, birkaç saniye yanıp sönen şimşek ışıklarıyla o şeyin annesine ne yaptığını görmek istiyordu. Annesi gözlerini iyice açmış, korku dolu bir ifadeyle tam da durduğu yere bakıyordu. Elleri iki yana serilmiş ve öylece hareketsiz kalmıştı. May iyice yaklaştı, yılanın gözlerinden daha parlak gözlerin etrafa ateş Ama hiç kimse gelmemişti, iri bedenin sonsuz gücü tükenmek bilmiyordu. Annesinin üzerinden yükselen koyu grimsi dumanlar onun, karşıdaki acımasız türün dudakları arasından süzülüp öylece içeriye girdiğini fark etmişti. Annesinin gözleri kapanmıştı, bedeninden korkunç bir ses yükseldiğinde ise May daha önce hiç görmediği bu iri hayvanın derin bir nefes alıp yere öylece uzandığını gördü. Tüm yaşananlara rağmen bu tüy yumaklı yaratık henüz onu fark etmemişti. annesinin sönmüş yüzüne son kez bakıp yavaşça, parmaklarının üzerinde yürüye yürüye bodruma doğru koşmaya başladı. Bunu yapması onun hiç yararına olmamıştı çünkü karşısındaki korkunç yaratık onu fark etmişti. Henüz beş yaşında olması ve karşısında daha önce hiç görmediği bu hayvanı görmesi tüm uyarıcı faktörlerini hissiz kılmış ve korkuyla çığlık atmaya başlamıştı May, karşısında öylece hareketsiz duruyor ve ateş gibi kızıla çalan gözleriyle bağırmaya devam ediyordu. İri bedenli yaratık ise ona hiçbir şey yapmadan etrafa bakmaya başlamıştı. May ise oradan uzaklaşmak için son anda koşmaya başlamış ve bodrumun derinliklerinde yer alan kavisli odaya saklanmıştı. Etrafta midesini kasıp kavuran bu gerginlik küçük yaşında ona hiç unutmayacağı bu travmayı yaşatmıştı.
Nefesi, kalbinin atşına göre buz gibiydi ve ağırdı. ağabeyinin artık eve gelmesini istiyor ve ağlıyordu. Üşümüştü, tamamen karanlığın istekleri altında titriyordu. Etrafta gittikçe belirginleşen yoğun nem kokusuna rağmen May, bunu umursamıyordu. Çünkü şimdi düşündüğü tek şey demir parmaklıklarla örülmüş karşı bodrum kapısından yükselen sesler olmuştu. ise bu seslerden kaçamayacak kadar yorgun hissetmeye başlamıştı. Her yer sessizleşti, May'in kalbinin güm güm atması dışında..
ona uzanıp kollarını sıkıca tuttu. Ardından ikisi birlikte bodrumun demir kapısını örterek yukarıya çıktılar. Demir kapı sert zemini sertçe çizerek ses çıkarmıştı ve May en küçük bir tıkırtı duymaya tahammül edemiyordu. İkisi birlikte malikanenin dışına çıktılar. May annesinin yanına gitmek istese de Collin buna müsaade etmeyip kapıda bekleyen külüstür bir arabaya doğru yürümesini söylemişti.
Collin malikanenin girişine doğru hızlıca yürüdü. Ardından kapının önünde yer alan birkaç şişeyi öylece girişin etrafına döküp şişeleri içeriye fırlattı. Ve cebinden May'in doğum gününde ona hediye ettiği yıldız desenli çakmağı çıkarttı. Sonra küçük bir kağıt parçasını tutuşturup kağıdı ıslaklığın olduğu yere bıraktı. Ateş daha da alevlenmişti. dışarıya çıkmak için hareketlendiğinde Sasha onun kollarından tutmuş ve ona izin vermemişti. Ardından sadece evinin büyüyen alevler içinde yanışını seyretmişti. May içini çekerken göğsü aşağı yukarı hareket etti. Evinin yanışından öte en çok annesine üzülmüştü.
l
Karşılar üzerinde hâlâ şimşekler çakmaya devam ediyordu. ian daha fazla alevlerin yükselmesini beklemeden arabaya doğru koştu ve etrafına baktı. Sonra hızlıca ön koltuğa yerleşti ve kuzenleri Sasha'ya "Gidelim," diye mırıldandı.