Viskiden bir yudum daha alıp kadehi elimde sıkıca tutarken Baran’ın yanındaki adamlara nasıl bu kadar sıcak davrandığını izliyordum. Yüzünde sahte bir gülümseme vardı ama gözleri… gözleri buz gibiydi. Bu oyunda herkes bir maske takıyordu. Baran’ın maskesi ise hem tehlikeli hem de baştan çıkarıcıydı. Özel locanın içine adım atar atmaz hava değişti. İçerisi kalabalıktan uzak, daha loş ve daha özeldi. Duvarlarda pahalı tablolar vardı. Deri koltuklara yayılmış adamlar, viskilerini yudumlayıp kendi aralarında alçak sesle konuşuyorlardı. Baran masaya bir çanta bıraktığında tüm dikkatler ona çevrildi. Adamlar hemen çantanın fermuarını açıp içindekileri kontrol etmeye başladılar. Gözüm çantadaki sarı büyük poşetlere takıldı. Ne olduğunu anlamam için dahi olmama gerek yoktu. Bu iş, düşündüğümden

