Baran, dudaklarını göbeğimin hemen altına bastırıp başını kaldırdı. Gözlerindeki şeytani ışık, bu oyunun kontrolünün tamamen onda olduğunu hatırlatıyordu. Parmak uçları kalçalarımın kıvrımında gezinirken başını yana eğip sordu: “İlk aşamaya geçelim mi, tavşan?” Sesindeki alay ve ciddiyet karışımı, her zamanki gibi başımı döndürüyordu ama mantığımı devreye sokmam gerektiğini biliyordum. Biraz olsun nefesimi toplayıp kaşlarımı çatarak baktım. “Arda’yla konuşmama izin vereceksen, evet.” Sesim titrememişti, bundan gurur duydum. Baran bir an sessiz kaldı. Gözlerini gözlerime kilitleyip ne kadar ciddi olduğumu tartmaya çalıştı. Sonra, dudaklarının köşesi tehlikeli bir gülümsemeyle kıvrıldı. “Oldu bil, güzelim.” Bunu der demez vücudumu bir kez daha kavrayıp beni yatağın ortasına çekti. Hood

