Bölüm -5-

875 Kelimeler
Sırt çantamı da omzuma attığımda artık hazırdım. Şu 'M' kişisi ile bizim evin aşağısındaki parkta buluşacaktık. Daha doğrusu şöyle deyim; O uzaktan bana, ben uzaktan ona bakacaktım. O benim yüzümü görecek, ben onun yüzünü göremeyecektim. "Miray" Odama bodoslama dalan Berkay ile bakışlarımı aynadan ona çevirdim. "Ahırdan mı geldin öküz?!" Bana göz devirip kapıyı kapattı. Kaşları git gide çatılırken gözlerini üzerimde gezdirdi. "Yine mi ders çalışmaya gidiyorsunuz?" Tek kaşımı kaldırdım. "Pardon, sana ne?" Ellerini beline koyup "Neyse ne." dedi. "Ben arkadaşımla buluşacağım." Kafamı olumlu anlamda sallayıp aynadan saçımı düzelttim. "Tamam gidebilirsin." "Senden izin almaya gelmedim sadece haberin olsun yeter. Sonra arayıp arayıp başımı şişirme." Odadan çıktığında şaşkınca arkasından baktım. Allah kimseye böyle kardeş vermesin yoksa işleri çok zor. Çok! "Neyse ne." deyip tekrar aynaya döndüm. Kot pantolon, pudra bir tişört ve beyaz deri ceketimi giymiştim. Ayağıma da beyaz spor bir ayakkabı giyip beyaz sırt çantamı taktım. Bir süre aynadan kendimle bakıştıktan sonra kaşlarımı çattım. O ne olduğu belirsiz kişi için mi hazırlanıyordum ben cidden? "Miray!" Aşağıdan Metin'nin sesini işitince daha fazla oyalanmadan çıktım odadan. Merdivenleri inip salona girdiğimde herkesin kahvaltı yaptığını gördüm. "Günaydın millet!" Hepsi günaydın dediğinde Metin'in karşısına oturup tabağımı doldurmaya başladım. "Berkay az önce çıktı." Leyla'ya başımı sallayıp "Biliyorum, haberim var." dedim. "Bugün nerede ders çalışacağız?" Bora'nın yönelttiği soruyla masada bir süre herkes birbirleriyle bakıştı. En son kütüphanede masanın üzerine çıkıp dans ettiğini unutmamıştık. "Bir sorun mu var?" Metin'e bakıp "Anlatırım ben daha sonra sana." dedim. Çatalımı elime aldım ve tabağımdakileri süpürmeye başladım. "İpek'lerin evinin ilerisindeki kütüphaneye gidelim bence." Serkan fikrini sunduğunda herkesten onay mırıltıları çıktı. Hepimiz kahvaltı yapıp evden ayrıldık ve kütüphaneye geldik. Saat bir olmadan bizimkilerin yanından ayrılıp şu Bay 'M' bozuntusuyla buluşmam gerekiyordu. Ben çantamdan test kitaplarımı çıkarırken Metin yanıma gelip "Hepiniz mi ders çalışacaksınız?" diye sordu. "Ben ne olacağım?" Güldüm ve başımı salladım. "Tabi sen okulu kazandın." dedim. "Senin tuzun kuru." Sırıtıp yanağımdan makas aldı. Omzuna vurup "Yapma şunu!" dedim. Beni sandalyeye oturtup test kitabını önüme koydu. Göz kırptı ve "Ben çalıştırabilirim istersen seni." dedi. Göz devirip güldüm. "Ay haspam! Yok kalsın istemez." Karşıma oturup bana bakmaya devam etti. Salak ya. Ben soruları çözmekle meşgulken bizimkiler sohbete başlamıştı. Çok güzel ders çalışıyoruz ya, gerçekten(!) "Son iki sene senin yanında dolaşan bir çocuk vardı hep." Serkan'ın Metin'e söylediği şey ilgimi çekince kafamı kaldırdım. "Ay evet!" dedi İpek heyecanla. "Adını hatırlamıyorum ama çok yakışıklıydı!" İpek heyecanla konuşurken o çocuğu hatırladığımı fark ettim. Bizim sınıfın kızlarından yarısı ona hayrandı resmen. Çocukla hiç diyaloğumuz olmamıştı ama çoğu zaman göz göze geldiğimizi hatırlıyordum. Karşı sınıfımızdaydı. Ama ismini bende unutmuştum. "Sahi Metin," dedim. "Adı neydi o çocuğun?" Metin bana bakıp "Murat'tan bahsediyorsunuz sanırım." dedi. İpek heyecanla başını sallayıp "Ay evet Murat!" dedi. "Çok tatlıydı ve itiraf etmem gerekirse çok da ilgi çekiciydi." Omuz silkti İpek. "İlgi çekiciydi ama benim tipim değildi maalesef. Ben esmerlerden hoşlanırım." Leyla göz devirip "Son sene gittiğimiz bir kafedeki esmer genç garsona yavşama nedenin belli oldu." dedi. Kıkırdayıp "Ve bizi kafeden kovdurman." diye ekledim. Herkes güldüğünde İpek sadece göz devirmişti. *** Parka geldiğimde bir bank bulup oturdum. Sürekli telefonuma bakıp 'M' kişisinden mesaj bekliyordum. Saat tam birdi ve beyefendi ortalıkta yoktu. "Of!" Bence gelmemeliydim. Psikopatın önünde giden biri de olabilirdi ve park şuan bomboştu. Pes etmiş bir şekilde ayağa kalktım. Gidecektim. Eve gitmek için arkamı döndüğümde az kalsın birine çarpıyordum. Son anda bir adım gerileyip kafamı kaldırdım. Kapüşonlu ve yüzüne maske takmış birini görünce ister istemez gözlerim sonuna kadar açılmıştı. "S-sen" dedim zar zor. Bir adım daha gerileyip şaşkınca ona baktım. Bu Bay 'M' miydi? Sadece birbirimize bakıyorduk. Ben ona şaşkınca bakarken, o sanki dünyanın en nadide çiçeğini görmüş gibi bakıyordu. Gözleri, gözleri benimkiler gibi maviydi. Ama onun gözlerindeki mavi tonuyla ilk defa karşılaşıyordum. Bu nasıl bir çekimdi böyle? Sanki koca dünyada sadece ikimiz varmış gibi hissediyordum. Ne ben gözlerimi çekebiliyordum ne de o. Daha ne kadar öyle kaldık bilmiyorum. Gözlerimi ondan zar zor çekip başka tarafa baktım. "Sen misin," dedim. "Bana mesaj atan?" O olduğuna emin olmama rağmen sormuştum. Cevap gelmeyince bakışlarımı tekrardan ona çevirdim. Ağır bir şekilde kafasını olumlu anlamda sallayıp cebinden telefon çıkardı. Bir kaç şey yaptıktan sonra benim telefonum titremişti. M: Artık inandın mı? Ona baktım. Erkek olduğu zaten belliydi. Benden baya uzundu ve yapılı birine benziyordu. Bende kafamı ağır ağır salladım. Gülümsediğini maskesinin üzerinden bile anlayabiliyordum. Durduk yere bedenimi saran heyecana bir anlam veremezken bakışlarım tekrardan yeri buldu. Elimdeki telefon tekrar titrediğinde göz ucuyla ona bakıp mesajı açtım. M: Bana bir şans verecek misin? "Derken?" Ne şansından bahsediyordu? Daha yüzünü bile görmemiştim onun. M: Senden tek istediğim, ben karşına çıkana kadar mesajlarıma yanıt vermen. Emin ol bana cesaret veren sensin. Ne diyeceğimi bilemez bir hâlde alt dudağımı dişleyerek ona baktım. Ben hâlâ düşünürken onun bakışlarının dudağımda olduğunu fark ettim. Dudağımı serbest bıraktığımda bakışları tekrardan gözlerimi bulmuştu. "Belki de beni kandırıyorsun?" dedim sorarcasına. "Belki de organ mafyasısın?" Kıkırtısı kulaklarımı doldurduğunda gözlerimi kısarak ona baktım. "Komik mi?" Başını sallayıp telefonunu tekrar eline aldı. M: Eğer öyle bir şey olsaydı şuan bile seni öldürebilirdim veya kaçırabilirdim. Ama asla öyle bir şey yok. Bunu sende biliyorsun. Senin için canımı vermeye razıyken bu soru komik oldu gerçekten. M: Peki, bana bir şans verecek misin? İkinci kez sorduğu soruyla yutkunup ona baktım. Yavaş adımlarla yürüyüp yanından geçtim. Yanından geçerken gözlerimiz birbirinden ayrılmadı. Arkamı dönüp eve doğru yol aldım. Miray: Verelim bakalım.. *** S.D.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE