Violet beni erkenden kaldırmıştı. Lana saçlarımı yaparken Violet ise elbisemi hazırlıyordu.
Lana, saçlarım kısa olduğu için ne yapacağını bilemiyordu.
~"Lana sadece toka taksan da olur."
~"Ama prensesim bugün çok önemli bir gün çok güzel olması lazım."
~"Endişeni anlıyorum Lana. Fakat çok süslü olmayı sevmiyorum."
Lana üzülmüştü, Violet omzuna dokundu.
~"Lana bırak ben halledeyim."
~"Peki, leydim!"
Violet saçlarımı taradı ve güçlerini kullanarak mor kelebekler ekledi.
~"Violet bu harika!"
~"Beğenmenize sevindim leydim, şimdi elbiseyi giyme zamanı."
Elbise yatağın üstünde duruyordu; bembeyazdı, üstünde mor kelebekler vardı, çok zarif görünüyordu.
Elbiseyi giydim, saçlarımla çok uyumlu olmuştu.
~"Violet çok erken değil mi ?"
~"Evet leydim fakat babanız öyle istiyor."
~"Anladım."
Bu kadar saat nasıl geçecek ki?
Violet ile yemek odasına yürümeye başladık.
~"Bugün için çok heyecanlıyım Violet. Sen ne giyeceksin peki ?"
Violet bana doğru bakıp gülümsedi.
~"Ben yemekten sonra giyineceğim leydim."
~"Ne giyeceğini çok merak ediyorum, Violet."
Yemek odasına varmıştık. Babam siyah takım giymişti çok iyi görünüyordu. Abel yine bembeyaz giyinmişti. Beyaz, masmavi gözlerini o kadar güzel gösteriyordu ki kelimeler yetmezdi. Jon ve Damian da babam gibi siyah giyinmişlerdi. Zeri ise mavi ve siyah karışımı takım giymişti.
Ablam nerede ki?...
(Bundan sonrası için anlaşılsın diye isimleri yada baş harflerini yazacağım. Çünkü kalabalık bir bölüm olacak...)
Zeri: "Çok güzel görünüyorsun."
Ona şaşırarak baktım.
~"Ben mi ?!"
Zeri: "Evet sen."
~"Çok teşekkür ederim abi, sen de çok güzelsin ya-yani yakışıklı hehe"
Bana gülümsedi. Sanırım benden nefret etmiyor artık.
Aurelian: "Hadi geç olmadan yemeklerimizi yiyelim."
Herkes yemeğe başladı.
~"Baba, ablam nerede ?"
Aurelian: "Ablanın bir işi çıktı Talia, sonrasında hemen bize katılacak."
~"Peki"
Yemek bittikten sonra hep birlikte kalktık.
Balo salonuna yürümeye başladık.
~"Ahh! Sonunda yetiştim."
Arkamı döndüğümde Jannet'i gördüm.
~"Ablaaa!"
Koştum ve sarıldım.
Jannet: "Beni bu kadar özleyeceğini düşünmemiştim Talia."
~"Tabii ki özlerim hepinizi seviyorum çünkü."
Jannet: "Biz de seni seviyoruz Talia."
Sıkıca sarıldıktan sonra Jannet de bizimle yürümeye başladı.
Jannet: "Çok güzel olmuşsun Talia"
~"Teşekkür ederim abla, sen de."
Liad bizi salonun ortasında bekliyordu.
Aurelian: "Liad, her şey hazır mı?"
Liad: "Evet majesteleri."
Aurelian: "Güzel!"
Duvar kısmına yedi tane tahta benzer koltuk koyulmuştu.
Sırayla oturduk, Violet ise yanıma geçti.
~"Çok erken değil mi baba ?"
Aurelian: "Evet erken. Fakat sıkıntı yok misafirler gelene kadar müzik çalar."
Acaba niye bu kadar erken bekliyoruz? Babama dönünce onun çok heyecanlı olduğunu görüyorum. Neden ki?
V: "Leydim izninizle ben giyinmeye gideyim."
~"Tabii ki Violet sormana gerek bile yok."
Violet gitti. Ardından sakin bir müzik çalmaya başladı.
♪
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Akşam oldu. Ama violet hâlâ gelmedi, bi sorun olmamıştır umarım.
Liad: "Kralım herkes gelmeye başladı yavaş yavaş. Onları içeriye davet edeyim mi ?"
Aurelian: "Evet Liad. Artık balo başlasın."
Liad eğildi ve kapıya doğru gitti.
Liad: "Huzurlarınızda Darrel krallığından Veliath kraliçe Kayle Maddox Okyanusların Veliaht Kraliçesi Deph Maddox."
Vay canına onlar mükemmel görünüyorlar...
Kayle'nin ayaklarına kadar gelen saçları ışıl ışıl parlıyordu adeta. Siyah elbisesinin üstünde ateş saçıyordu, ikisi birden selam verdi ve Zeri ayağa kalkıp Kayle'nin yanına gitti.
Zeri: "Prensesim!"
Kayle'nin elini öptü.
Kayle: "Prensim!"
Çok tatlı duruyorlardı.
Zeri: "Baba izninle biz kalabalığa karışalım."
Aurelian: "Tabii ki sormana gerek bile yok. "
Zeri: "Teşekürler Baba."
Selam verdiler ve gittiler.
Liad: "Huzurlarınızda Milani Diyarından Kral Gûlóng ve Kraliçe Aibao, Prenses Lao."
Kızıl saçları ve masmavi gözleri ile mükemmel görünüyorlardı. Küçük boynuzları haricinde ejderhaya benzeyen bir tarafları yoktu.
Acaba diğer çocukları nerede? Nigel gelir sanmıştım.
Gûlóng:" İmparatoru ve sizleri saygıyla selamlıyoruz. "
Üçü birden eğildi.
Aurelian: "Geldiğiniz için mutlu oldum. Kral Gûlóng ve Kraliçe Aibao daha önce Küçük Prenses'i görmemiştim."
Gûlóng: "Onu kızınız Prenses Talia'ya hediye olarak getirdik."
Rahatsız edici bir üslup! Küçük bir kıza eşyaymış gibi konuşması...
Aurelian: "Neden bahsediyorsunuz? "
Gûlóng: "Kendisi kraliyet ailesinden olmasına rağmen bu yaşına kadar ejderhaya dönüşemedi. Üstüne üstlük teni bizim ırkımızın özelliğine sahip değil. Bu yüzden en azından size hizmet ederek kralığı onurlandırsın. "
Cidden deliye döneceğim. Resmen küçücük kızı imparator karşısında yerle bir etti.
Aurelian: "Talia sen ne demek istersin? Lütfen cevabın hızlı olsun, çünkü misafirler bekliyor. "
~"Peki baba. "
Kral Gûlóng'a doğru döndüm.
~"Kral Gûlóng, öncelikle küçük kızınıza davranışınız beni çok üzdü. O bir eşya değil! Bir çocuk ve bu kadar küçük bir çocuğu hizmetçilik için uygun görmeniz de beni hayal kırıklığına uğrattı. Yanılmıyorsam ben onu hizmetçi olarak kabul etmezsem bu Prenses Lao'yu daha çok sıkıntıya sokacaktır. Bu yüzden onu kendi kardeşim gibi görerek yanıma almak isterim.
Baba? "
Aurelian: "Bunu seve seve kabul ederim."
Ona gülümsedim, artık güvende olacak.
~"Violet sana zahmet olacak ama senden bir şey istemem lazım."
Violet: "Tabii ki leydim,nedir? "
~"Prenses Lao'yu Lana'ya götürür müsün? Ona benim katımdan bir oda ayarlasın, gerisini balo bitince konuşuruz. "
Violet: "Peki leydim."
Violet, Prenses Lao'yu elinden tuttu ve götürdü.
~"Başka bir şey yoksa diğer misafirlerle ilgilenelim. "
Kral ağzını açmadan eğildi ve gittiler.
Liad: "Enbyd krallığından Kraliçe Elizabeth ve Kral Harold. "
Steampunk tarzı çok güzel görünüyordu. Böyle bir ülke olacağını düşünmemiştim.
Onlar lafa girmeden selam verip geçtiler.
Liad: "Alarus krallığından Kraliçe Corde ve Kral Kane Corde."
Onlar da selam verdi ve geçtiler. Gerçekten bu iki ülke çok gizemli duruyor.
Liad: "Ellery hanesinden Dük Otis, Düşeş Layla ve Oğulları Lord Lin."
Lin, onu göreceğimi düşünmemiştim.
Selam verdiler, geçtiler ve sonrasında diğer soylular içeri girdi. Saatler sürer diye düşünmüştüm.
Aradan biraz vakit geçince Violet geldi ve babam ayağa kalktı.
Aurelian: "Baloya gelen herkese teşekkürlerimi sunarım, bugün Almora için balodan fazlası olacak."
Ne demek istiyor ki?
Aurelian: "Öncelikle burada olan çoğu kişinin değer verdiği I. Talia'nın sözü ile başlayalım: "Bolluk içinde doğdum ama sefalet içinde büyüdüm, yanında onlarca insan olan yalnız biriyim. Hayatım hiçler uğruna kölelikle geçmişken başkalarını bu hiçe köle edemezdim."
Kurduğum düşler yıkıldı, hayallerim ayaklar altına alındı. Bir hiçken düşündüm neden buradayım, ne için?..
Geriye dönüp baktığımda anladım ki hayatım başlı başına cevaptı. 'Amaç' bir amaç için buradaydım. Herkes gibi bizi sona götüren amaç için yaşıyordum.
Birgün bu sözlerimi duyan yalnız sizler ve Talia. Unutmayın ki hepimiz bir amaç uğruna geldik.
I. Talia'nın dediği gibi herkes amaç uğruna yaşıyor. Ben de bugün amaçlarımdan birini yerine getireceğim.
Elini Liad'a uzattı.
Aurelian: "Prenses Talia, lütfen ayağa kalk."
Korkarak ayağa kalktım. Liad elinde kırmızı bir yastığın üstünde taç ile gelmişti.
Aurelian: "Ben; İmparator Aurelian, Stella Regia olarak Prenses III. Talia'yı veliaht imparatoriçe olarak seçiyorum."
Şok olmuştum; ellerimi yüzüme kapadım, ağlamaya başladım. Kendimi tutamıyordum, bu çok utanç vericiydi.
Aurelian: "Utanma benim küçük yıldızım."
Ellerimi yüzümden çektim ve babama baktım. Bana gülümsüyordu, kalabalığa baktım, abilerim de gülüyordu. Abel hem ağlıyor hem de gülüyordu. Ablam da el salladı, hiçbiri durumdan rahatsız durmuyordu.
Herkes başını eğdi.
~Herkes~"
Veliath Kraliçe'yi Saygı ile selamlıyoruz."
Violet bana dolu gözlerde gülüyordu. İlk önce babama sonra da ona sarıldım.
Aradan biraz vakit geçmişti. Violet artık ağlamamam gerektiğini söylüyor, babam ise ağladığım için tedirgin oluyordu.
~"Be-ben bunu hiç beklememiştim. "
Aurelian: "Bu seni çok etkiledi Talia, kötü olacağını bilseydim şimdi açıklamazdım. Üzgünüm kızım. "
Aslında ağlama sebebim kahraman olmaya bir adım daha atmamdandı. Gerçek Talia için çok seviniyorumi Yüzümü hafifçe sıktım, kendime gelmem lazım artık.
~"Artık iyiyim baba. Kendini kötü hissetme. "
Babam derin bir nefes verdi.
Aurelian: "Buna sevindim Talia."
Babam tekrar elini kaldırdı, birden salonun ortası boşaldı ve babama geri döndüğümde elini uzatmış bir şekilde duruyordu.
Aurelian: "Prenses Talia, bu dansı bana lütfeder misin?"
Elini tuttum ve gülümsedim.
~"Tabii ki de!"
Dans etmeye başladık. Herkes bizi izliyor, çok utansam da bugün benim günümdü, dansa kapılıp gitmiştim. Babam adeta kusursuz dans ediyordu. Arada ayağına bassam da aldırış etmiyordu.
Dans bittikten sonra başkaları da dans etmeye başladı. Babam bana gülümsedi ve yerine gitti.
Violet: "Çok güzel dans ettiniz leydim."
~" Teşekkürler, Violet."
Violet: "Bir dansı hak ediyorumdur umarım."
Elini uzattı. Dejavu yaşadım bir an.
~"Bayadır dans etmiyorduk Violet, özlemişim."
Violet ile daha değişik dans ediyorduk. Halkın festival dansıydı, onla o kadar çok eğleniyordum ki sözlerle ifade edemem.
Dansı durdurdum ve ona sıkıca sarıldım.
~"Her şey için teşekkürler Violet. "
Violet: "Daha yeni başlıyoruz leydim. "
Müzik kesilmişti herkes geri sohbet etmeye başladı.
Violet: "Hadi leydim biraz sosyalleşin. "
~"Violet, ben yapabilir miyim bilmiyorum. "
Çoktan gitmiş bile.
Sağıma hafifçe baktığımda Lin'i bana doğru gelmeye çalışırken gördüm. Olamaz! Şu an hiç sırası değil üzgünüm Violet ama insanlarla şuan konuşamam. Ters yöne gitmeye başladım. Babam bana bakıyordu ona el salladım o da bana el salladı çıkış kapısını geçer geçmez koşmaya başladım.
Odama geldiğimde Lana ile karşılaştım.
~"Lana ne yapıyorsun? "
Lana: "Siz gelene kadar odanızı düzenliyordum prensesim. "
Kendini çok yıpratıyor..
"lanaŞimdi git biraz dinlen benim uyumam lazım. "
Lana: "Peki prensesim fakat Lao ne olacak? "
~"Onunla yarın ilgileneceğim. Lana lütfen artık uyuyayım. "
Lana: "Ohh! Bağışlayın prensesim hemen gidiyorum. "
Başım çok ağrıyordu kalabalık ve müzikten dolayı sanırsam. Violet'e söyleme fırsatım olmadı. Neyse yarın özür dilerim.
Yatağıma kendimi attım ve gözlerimi kapattım...