VIII~Umut

1759 Kelimeler
Enesin mesajından sonra bir şeylerin sona erdiğine emin olmak istemiştim ve koşar adımlarla buluşmamızı söylediği parka ilerledim. Uzun süre sonra içime bir duygu yerleşmişti: Umut. Ve bundan sonra hep orda kalmasını istiyordum. Korku kadar güçlü bir duygu olmasada, umuda karşı büyük bir minnet duygusu besliyordum. Umudun varlığı güzeldi. Kendimi bildim billeli bu duyguyla iç içeydim. Mesela sekiz yaşında Karaderun kasabasına taşınmamak için umut etmiştim sonrasında ise burda o beş çocukla kalmak için, ailem dönsün diye ederdim, o gece Kazım denen adamın ölmemesi için bile etmiştim. Şimdi ise sıradan bir hayat için ediyordum. Canselinin katilini bulup bizi tehdit eden kişiden bir an önce kurtulmak için. Enes, Baran ve Şuleyi görünce adımlarım hızlandı. Hal hatır dahi sormadan merakımı yok etmek için "Kimmiş ?" diye sordum Enese bakarak. Ne kadar çabuk gerçeği öğrenirsem her şey o zaman son bulacak gibiydi. "Andaç ve Dicle gelsin söyleyeceğim." dedi benide sakinlestirmek için sakin konusuyordu. Nefes nefese etrafa bakındım Diclede hemen benim arkamdan çıkmış olmalıydı. Mesajı gördüğüm anda onu unutmuştum resmen. Benim kadar olmasada o da heyecanlı bir biçimde bize doğru geliyordu. O da benden farksız bir şekilde "Kim yapmış ?" diye sordu direkt. Enes "Andaçta gelsin, biraz sabredin. " dedi ve ayağa kalkıp ikimizden, birimizin oturması için yer açtı. Ben heyecandan yerimde duramadığım için benim yerime Dicle oturdu. "Andaç ne zaman gelecek ?" diye sordum Enese, çünkü dayanabilecek gibi değildim şu an. "Beş dakkika önce beş dakkikaya ordayım demişti gelir şimdi. " Şule bakışlarıyla bizim arkamızı gösterdi "Geldi bile." Enes Andaçta gelince hepimize teker teker baktı "Dün gece Kozmikteydim, bizim sınıftaki Gökçeyle biraz sohbet ettik..." Şule buna abartılı bir biçimde göz devirdi "...sonra konu Canselinden açıldı..." Andaç sabırsız bir biçimde "Eee ?" dediğinde devam etti. "O gece eski sevgilisini Canselinle bir odaya girerken görmüş o oda da iki saat sonra Canselinin cesedi bulunmuş. Bilin bakalım bu kişi kimmiş ?" Andaç alt dudağını dişledi "Oğlum gizem yapmasana, söyle işte !" Gülümsedi "Önce bir tahmin edin." "Enes !" diye bağırdım bedenimden daha büyük bir şiddetle "Söyle artık !" "Ekin Yüce." Bir anda düşünmek için sessizlik oluştu aramızda. Ekin Yüce. Dicle "Ekin hayatta tanıdığım en moron insanlardan biridir yani katil olması..." dedi sanki içinden düşündüğü şeyi sessli söylüyor gibiydi. Enes "Şu an için elimizdeki tek gerçek şüpheli o." dedi. Andaç "Tamam o halde gidip onu konuşturayım." diyip harakete geçtiği sırada onu durdurdum. "Zahmet etme okula gelmemiş." Baran konuştu bu sefer "Tamam o zaman yeni bir plan yapalım o halde." -- Canselinin katilinin Ekin olduğunu emin olmasakta şu an için bütün oklar Ekini gösteriyordu. Şule Yankıyla konuşmuş ve o da Ekini o odaya girerken gördüğünü söylemiş. Yani şu an için iki görgü tanığı olması onun katil olabileceğini gösteriyordu. Altımız, bize mesaj atan kişiye ismini vermemiz veya önce tamamen emin olup vermemiz konusunda oylama yapmıştık. Baran, Andaç ve ben emin olmamız gerektiğini savunurken Enes, Şule ve Dicle hemen söylememiz gerektiğini düşünmüştü. Oylar eşit olduğu için bir plan yapmış ve hafta sonu boyunca Ekini gözlemlemeye karar vermiştik. Bu yüzden hepimiz sabahın köründe Diclenin düzenlediği tiyatro oyununun olacağa şehire gitmek için otobüse yerleşmeye çalışıyorduk. Oğuz sinirle "İki gün için altı tane valiz getiren kim allah için ?" diye sorunca Yankı kırmızı oje sürdüğü tırnaklı elini kendi kadar zarif bir şekilde kaldırdı. "Bana ait tatlım. " Baran gözlerini kısıp güldü "O kadar valize neden gerek duydun ki ? Sadece bir gece kalıcaz." diye sorunca Yankı ona döndü. "Keyfimin kahyası mısın ?" "Başka şeylerin kahyasıyım." diyip bel altı bir ima yapınca çoğu kişi buna gülerken Yankı mavi gözlerini hiddetle kısmıştı. İkisi arasındaki gerginlik Diclenin iki elini birbirine çarpması ile son buldu "Tamam. Bu kadar şamata yeter, ismini saydığım otobüse binsin." elindeki pembe dosyayı açtı "Pelin Gül, Hakan Karay, Ekin Yüce, Vedat Olcay, Dora Mermeroğlu, Dicle Tezkan...yani ben, Oğuz Saydam, Şule Önal, Enes Demirer, Yankı Özçalkan, Baran Koç, Andaç Kılıç ve son olarak Esmira Göksun. " Hepimiz teker teker otobüsün içine girdiğimizde kendime yer bakınmak için göz gezdirdim. Şule ve Yankı birlikte oturmuştu, Baran ve Enes hemen arkalarındaydı, onların yanında Oğuz tek başına oturuyordu ve arkamdan gelen Dicle gülümseyerek yanına oturdu. Bende hemen arkalarına geçip oturdum. Ekin yanıma yaklaşıp gülümseyerek "Burası boş mu ?" diye sorunca başımı kaldırıp ona baktım. "Boş ama..." diye başladım cümleye ve kafamda hızlıca yalan düşündüm, şahsen şu an son isteyeceğim şey katil olduğundan şüphelendiğimiz biriyle tüm yol boyunca oturmak olurdu. "Dolu orası." sessin sahibi Andaçtı. Ona bütün gün teşekkür edecektim. "Kusura bakma." dedi Ekin kafasını eğerek. "Kusura baktım, şimdi ikile." Andaçın emiriyle (!) Ekin yanımızdan ayrılırken Andaçta gelip yanıma oturdu. Aramızdaki mesafeyi yarıya inidrip kulağına doğru "Teşekkür ederim." diye fısıldadığımda kaşları çatıldı. "Bana sürelikli teşekkür edip durma." diye bir anda tersleyince suratım düşsede dediğini kendime görev edinip kafamla onayladım. Dicle ayağa kalkıp "Öncelikle yardıma gelen kadim dostlarım çok teşekkür ederim, hepinizi şapur şupur öptüğü hayal edin." diyip kocaman gülümseyip öpücük attıktan sonra devam etti "Ama tabii ki de gelme sebebiniz kıçınızı devirmek olmadığı için hepinize görev vermek benim görevim." ilk Barana baktı "Turuncu sen en başarılı olduğun şeyi yapıp teknik işlerle uğraşacaksın, Yankı da sana yardım edecek." Gülümsemeden edemedim. Dicle büyük ihtimalle Yankı ve Baranın bir birliktelik içersine girmelerini istiyordu ve bu yüzden fırsat bu fırsat düşüncesiyle onlara aynı görevi vermişti, bu yaptğı cok hos bir jest olsada bu durumdan memnun olmayan bir kişi vardı. Yada memnun değilmiş gibi davranan. Yankı "Ben anlamam o işlerden." dediğinde Dicle ona döndü "Bu yüzden yardım edeceksin ya zaten. Hem bir şeyler öğrenirsin belki, öğrenmek en büyük ilimdir." tatlı tatlı sırıttı "Enes ve Andaç sizde sahneye eşya falan taşırsınız, malum kaslı kuvvetli insanlarsınız. Dekor işi sizde yani. Şulecim senide güzel sesinden ötürü suflörlüğe laik gördüm. Esmiroşum sende kuliste kıyafetlerle ilgilenirsin." Herkes onaylayınca kalktığı yere geri oturdu. Andaça döndüm "Şeyi ne yapıcaz ?" dedim kısık bir sessle ve sadece onun anlayacağı bir biçimde. "Neyi ?" Ama pekte anlamışa benzemiyordu. Bakışlarımla arka tarafta oturduğunu tahmin ettiğim Ekini gösterdim "Gözlemleyeceğiz, şüpheli herhangi haraketinde de ipini çekeriz. " rahattı. Herkes fazlasıyla rahattı. Peki ben niye gergindim ? Andaçta bunu fark etmiş olacak ki "Artık biraz rahatla fıstık, tamam mı ?" "Olmuyor." diye homurdandım. "Sana rahatlamak için iki tane tavsiye vermiştim, hatırladın mı ?" kafamı olumsuz şekilde iki yana sallayınca benim hatırlamam için açıkladı "Alkol almak ve seks yapmak." Anlımı kırıştırdım "Ne olmuş onlara ?" Dudağının kenarı kıvrıldı ve "Ikincisi için sana zevkle yardım ederim." dedim cazip bir şey teklif edermiş gibi. Kaşlarımı çattım ve omuzuna vurdum "Pislik yapma Andaç Kılıç. " Omuz silkti "Hafta sonu boyunca yanımdan ayrılmayacağın için sadece bir öneri sunayım demiştim." "Neden yanından ayrılmayacakmışım ?" "Katil olduğunu düşündüğümüz sik kafalı orospu çocuğu seni öldürmesin diye." önüne döndü "Hem tek sen değil, Oğuz Dicleyle ilgilenecek, Enes ve Baranda Şuleyle, belki Şule sayesinde Yankının da götü kurtulur." "Kızları neden erkekler koruyor ki ?" diye sordum iğleneyici bir biçimde. "Çünkü biz daha güçlüyüz ve o siktiğimin orospusunun doğurdu size saldırırsa onunla biz baş ederiz." Göz devirdim "Biz de daha zekiyiz." "Bu otobüste en zeki kişi kim mesela ?" "Yankı. " dedim. Evet doğru duydunuz, o makyajlı suratın altında yüksek zeka yatıyordu. "Geçen sene Baranla birlikte finallere kaldığı zeka yarışmasında birinci olmuştu. " Andaç Barana doğru döndü "Bu doğru mu ?" Baran kafasını kaldırdı ve şaşkınlıkla "Ne doğru mu ?" diye sordu karşılık olarak. "Yankının senden zeki olduğu ?" Baran göz devirirken Yankı konuşmaya dahil oldu ve ayağa kalkıp bize döndü "Evet doğru. Ondan daha zekiyim." diyip Baranı gösterdi. Baran kafasını yana eğip dudak büzdü "Sadece Yankının içsel, sosyal ve bedensel zekası kuvettli. Benim ise matıksal ve içsel zekam." dedikten sonra "Ayrıca Andaç bunu zaten biliyordun, geçen sene bu yüzden dalga geçmiştin." Kafasını salladı "Geçmiştim ve yine geçicem. " dedikten sonra "Yine de biz daha güçlüyüz." dedi bana bakarak. "Doranın, kara kuşak karateci olduğunu unutmayalım ." dedim. Sadece kız gücünü göstermek için. "Ama sen yüksek zekalı ve kara kuşak kareteci olmadığına göre, benim gözetmim altındasın fıstık." diyip bütün tezlerimi ağzıma tıktıktan sonra önüne döndü. "Beni korumaya çalışarak kendimi güçsüz hissetmeme sebep oluyorsun." dedim bende diğer tarafa dönerken. "Alınma ama fiziksel olarak oldukça güçsüzsün, zaten kırk kilo olduğunu göz önüne aklarsak biri dokunsa dahi uçarsın. " "Elli dört kiloyum ben." diye homurdandım. Zayıf olmama takmıştı bu aralar. "Ah pardon, şimdi kesinlikle kimse sana zarar veremez (!)" Ofladım ve konuyu dağıtmak için "Oğuz biliyor mu ?" diye sordum az önceki sessimden daha fısıltılı bir biçimde, çünkü bilmiyorsa bile önümüzde oturduğu için öğrene bilirdi. "Bilmiyor ama bir bokun içinde olduğumuzu ve ters giden olaylar döndüğünden şüpheleniyor. " "Ona söylemeyi düşünüyor musun ?" diye sordum bu sefer. "Zorunda kalmazsam hayır." Bu konuşmadan sonra aramızda sessizlik oldu. Tüm otobüste olduğu gibi. Çoğu kişi uyuyor, çoğu kişi ise kulaklıkla müzik dinliyordu. Ben ise sırt çantama koyduğum kitabı çıkarttım. Uyumuş gibi görünen ama her an tetkite olan yüz hatlarıyla yanımda oturan Andaçı rahatsız etmemeye özen göstererek bacaklarımı kendime çekip bağdaş kurdum ve parmaklarımı sararmaya yüz tutmuş kitap sayfalarında gezdirip kaldığım yeri açtım. Yeşil denilemeyecek kadar kahverengi, kahverengi denilemeyecek kadar da yeşil gözlerim satırlarda benliğine dair bir şeyler aradı. 'Yanlızca tek bir insan türü varsa, o zaman neden geçinemiyorlar ? Hepsi birbirine benziyorsa, niçin birbirlerine zarar veriyorlar ?' Bu soruyu kendimede sordum. Görünüşte hepimiz aynı türden canlılarız, etten ve kemikten oluşuyoruz, hepimiz aynı şekilde dünyaya geldik, aynı şekilde besleniyor, aynı havayı soluyoruz. Peki neden kavgalar ve savaşlar var ? Neden cinayet işliyoruz ? Canselin neden ölmüştü en ufak fikrim bile yoktu. Çünkü aklım almıyordu. On altı yaşındaki bir kız bir başkasına en kötü ne yapmış olabilirdi ki ve cinayeti işleyen bizim yaşlarımızdaki biriyken bu daha acımasız bir hal alıyordu ? Dicle ayağa kalkıp "Yarım saat için mola veriyoruz." dediğinde Andaç gözlerini açmıştı. Daha yola çıkalı bir buçuk saat olmuştu ve gideceğimiz yol uzundu. Andaç ayağa kalkmadan hemen önce "Benimle geliyorsun." dediği için bende başta karşı çıkmak istesemde sonra hiçbir şey demeden ayağa kalkmıştım. Dışardaki soğuk içimi ürpertirken Andaç yanımda sigara yaktı. Baran, Oğuz ve Yankı gibi. Şule de arada Yankının sigarasından içiyordu. Dicle ise diğer öğrencilere bir seyler anlatırken Ekin etrafta yoktu. Belkide içerden hiç çıkmamıştı çünkü dikkat etmemiştim. Andaça "Ben tuvalete gidiyorum." dediğimde sigarasını içine çekme hızı bana cevap vermek için hızlandı. "Bekle ben götüreyim. " "Üç yaşından beri kendi tuvalet işlerimi kendim görebiliyorum." "Komik miydi gerçekten?" "Komik olan beni tuvalette götürmeyi teklif etmen." dedikten sonra "Zahmet etme, sigaranı iç. Ben hemen dönerim. " Tahtadan yapılmış hediyelik eşya satılan dükyanın yan tarafında gördüğüm tuvalete ilerlerken Ekinin yakından gelen sessiyle durdum ve nerde olduğun baktım. Tuvaletin hemen yanında biriyle telefonda konuştuğunu duyunca, beni görmemesi için kulübenin yan tarafında durup onu dinledim. "Merak etme bu hafta sonu halledicem...evet evet onu bir yem gibi avladım..." arsızca güldü "Derisine imzamı atarım...kanla." Göz bebeklerim yerinden çıkacakmış gibi olurken beynimden vurulmuşa döndüm. Katil gerçekten Ekindi. Peki şimdi ki hedefi kim olacaktı ?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE