Arabanın ön kaputunda geçen o sonsuzluk hissi veren an, dış dünyanın acımasız gerçekliği tarafından paramparça edildi. Ufukta, şafak sökmeden hemen önceki o en koyu lacivert vakitte, uzaklardan gelen bir helikopter sesi duyuldu. Ses, başlangıçta bir sivrisineğin vızıltısı kadar zayıftı ama hızla, gökyüzünü yırtan mekanik bir yırtıcıya dönüştü. Bedirhan ve Selin, bir anda birbirlerinden ayrıldılar. Daha bir saniye önce paylaştıkları o sıcak, insani bağ, yerini yeniden kemikleşmiş bir tetikte olma haline bırakmıştı. "Geldiler," diye fısıldadı Bedirhan, sesi gergin ve keskindi. Gözleri, sesin geldiği yönde, yıldızlı gökyüzünü tarıyordu. Selin hiçbir şey söylemedi. Sadece yumruklarını sıktı, tırnakları avuç içlerine batarken. Öpüşün getirdiği geçici sığınak yok olmuş, onları yeniden savunma

