Akşama doğru eve gittiğinde kimseyle konuşmadan odasına çekildi. Gün boyunca biriktirdiği bütün yorgunluk ve ailesine olan kırgınlığı omuzlarına çökmüştü. Bir süre yatağının kenarında oturup derin bir nefes aldı, sonra başucundaki kitabı eline aldı. Okuduğu satırlara kendini vermeye çalışsa da zihni sürekli aynı yerde dönüp duruyordu. Kitabı kapatıp kenara koydu. O an el işi yapmanın daha iyi geleceğini fark etti. Kasnağını eline aldığında parmaklarının arasında dolaşan iplik, zihninin karmaşasını yavaş yavaş çözer gibi oldu. Etamin işlemeye başladıkça kalbi de ritmini buldu, her bir ilmek, içindeki kırgınlığı biraz daha hafifletiyordu sanki. Sessizlik… sadece iğnenin kumaşa değen hafif sesi, odasındaki lambanın sarı ışığı… Her şey huzurlu bir kabuğa çekilmiş gibiydi. Kapı tıklatıldığınd

