Mert Ali, gecenin ilerleyen saatlerinde bir ara ateşinin yükseldiğini hissetti. Vücudu sanki yanıyordu, alnındaki ter soğuk ama içi kor gibiydi. Yorganı üzerinden atıyor, birkaç dakika sonra titreyerek tekrar üzerine çekiyordu. Her nefesi kesik kesikti, göğsünde bir ağırlık vardı. Gözlerini kapatmaya çalıştığında karanlık derinleşiyor, zihni kontrolünü kaybedip kabuslara sürükleniyordu. Annesinin yüzünü gördü önce bulanık, uzak, bir o kadar acı dolu. Sonra karanlık bir koridor belirdi önünde, duvarlar gitgide daralıyordu. Attığı her adımdan sesler geliyordu ama o adımlar ona değil, sanki bir başkasına aitti. Birden arkadan tanıdık bir ses işitti, ama nereden geldiğini çıkaramadı. “Gitme” diye fısıldadı ses. “Burada bizimle kal.” Döndüğünde kimse yoktu, sadece kulağını dolduran bir uğul

