Köprücük kemiğinin hemen altına saplanmasını planladığım cam parçası, aramıza ne zaman girdiğini fark etmediğim Hazar'ın sol omzuna saplandığında kararlı bakışları, acıyla bir kez olsun sarsılmamıştı. Sağ eli, cam parçasını sıkıca tutmaya devam eden elimin üzerine kapattığında, kanlarımız çoktan birbirine karışıyordu. "Sorun yok," diye mırıldandı beni sakinleştirmeye çalışır bir sesle ama hayır, sandığı gibi olmayacaktı. Bu kez büyük bir sorun vardı. Cam parçasını hiç düşünmeden geri çektiğimde Hazar'ın yüzünde mimik oynamadı. Babası onu tek bir hamleyle aramızdan çektiğinde bakışları ağır ağır elimdeki cama indi. "Seni bu kadar öfkelendiren nedir?" Çenemin titrediğini konuşmak için dudaklarımı araladığımda fark etmiştim, öfkeden miydi yoksa korkudan mı? Şimdi, hiçbir şey olmamış gi

