Alaz ve Barbaros'la buluşmuş beraber Ankara'ya komutanlarının yanına gelmişlerdi. Kapıda ki askere komutanına haber vermesini için emir verdikten sonra üstünde mi üniformasını düzeltip, avucunda sımsıkı tuttuğu flash belleğe baktı. Elinde sevdiği kadının hayatını tutuyordu ve bir an önce her şeyin düzelmesi için içeri dalmamak için kendisini zor tutuyordu. Odadan haberci çıktıktan sonra kendileri içeri girmiş, selam vermiş ve komutanlarının gösterdiği koltuğa oturmuşlardı. "Neyiniz var bakalım?" Alaz elinde tuttuğu küçük siyah şeyi komutanına uzatıp gülümsedi. Bunu verdikten sonra hem içlerinde ki çürük elmalar temizlenecekti, hemde sevdiği kadın aklanacak ve mesleğine geri dönebilecekti. "Gerçekler komutanım." Albay Mustafa Şenocak askerinin elinde ki belleği aldıktan sonra s

