bc

MAGL (TÜRKÇE)

book_age12+
1.0K
TAKİP ET
4.1K
OKU
age gap
second chance
goodgirl
powerful
CEO
soldier
lies
secrets
musclebear
shy
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Yaşadıklarına rağmen hayatı hep toz pembe görmüş, her kötü olayın içinde ufakta olsa bir iyilik aramış küçük bir kadındı Dua. Anne ve babası ona kötü davranmış olsa bile onun yinede anne diyebileceği yengesi, canından çok sevdiği dayısı ve dedesi ona kol kanat germiş, kendi çocuklarından hiç ayırt etmeden büyütmüşlerdi.

Kalbinin kapılarını kimseye açmamıştı. Nasıl açabilirdi ki zaten? Şiddet gösteren bir baba ve anneye sahipken o insanlara olan güvenini kaybetmişti.. Ta ki Alaz Ateş karşısına çıkana kadar.

Ama hiçbir zaman göründüğü gibi olmazdı. Şimdide öyleydi. Hiçbir şey göründüğü gibi değildi ve gerçekler ortaya çıktığında taş üstünde taş kalmayacaktı.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.BÖLÜM
1.BÖLÜM Kampüsün bahçesinde oturmuş kitabını okurken, mutlu sonla bitmesinin keyfini çıkarıyordu. Son cümlelerini okuduktan sonra yüzünde ki tebessümle kitabı kapatıp kapağını okşadı. Ah! Evet. Kitaplarla bütünleşmeyi severdi. Bittiği zaman üzülür ve kitap karakterlerini özlerdi. Karakterlerin yerine kendisini ve hayatında var olmayan ama olacağına inandığı adamı koyar ve sanki kendisiymiş gibi okurdu. Mutlu sonla bittiğinde ondan iyisi olmazdı fakat üzücü bir son olduysa eğer saatlerce ağlayabilecek kadar da naifti yüreği. Her zorluğa karşı gelemez karşı gelmeye çalıştığında ise kırılırdı. Çevresi ondan bahsederken genelde ince bir bardağı anlatır gibi anlatırdı. İncecikti ve hafif bir darbe alsa bile çatlayacak kadar kırılgandı. Ama yine de her zaman mutlu olmayı bilir ve en kötü anda bile en iyisini düşünmeye çalışırdı. Çocukluk arkadaşı Peri onun bu hallerine pollyanna dese bile Dua onu umursamıyordu. Dedesinin anlattığına göre annesine benziyordu ve böylesine naif biri olması onun suçu değildi. Hem böyle olduğu içinde memnundu. Herkes tarafından sevilirdi Dua fakat yinede yalnızdı. Peri yurt dışına taşındıktan sonra tamamen yalnız kalmıştı. Arkadaşları vardı ama yoktu. Herkes onunla iyi anlaşırdı fakat kimse onu bir yerlere davet etmez yada sohbet etmek istemezlerdi. O sadece insanların gözünde iyi biriydi. Ötesine hiçbir zaman geçememişti. Geçmek için zamanında uğraşmış fakat yorulmuştu. En sonunda kendisini kitaplarına vermiş ve karakterlerle arkadaş olmayı öğrenmişti. Şimdi ise bu kararından oldukça memnundu. Üzülüyordu ama geçiyordu. Kimseden kazık yemiyordu. Kendisini böyle avutmayı severdi. "En azından kimse beni üzemiyor." diye düşünür ve yalnızlığında mutlu olurdu. Dua kitaplarıyla beraber zaten kalabalık biriydi. Başkalarına ihtiyaç duymazdı artık. Sadece tek bir isteği vardı oda kitaplarda ki gibi sevilmekti. Saçının teline kadar sevilmek, önemsenmek istiyordu. Belki istediği şey büyüktü ama imkansız değildi. Aşık olmak, aşkı hissetmek, birisinin yüreğine dokunmak imkansız değildi ki. Olabilirdi onun için. İnanıyordu. Bir gün birini o kadar çok sevicekti ki gerçek aşkı kitaplarda ki kadar güzel yaşayacaktı. * Dersinin olmamasını fırsat bilerek çimenlerin üstünde oturup kitabının sonunu okumuştu fakat artık gitme vaktiydi. Akşama kadar okulda kalamazdı sonuçta. Kitaplarını toplayıp kucakladıktan sonra altına koyduğu poşeti katlayarak çantasına yerleştirdi. Açık renk kıyafetler giydiğinde yanından ayırmazdı. Kampüsün bahçesinde ki armut puflar genelde dolu olduğu için ona ağacın dipleri kalıyordu ve bu durumdan oldukça memnundu. Tek başına kitap okumak ona daima huzur veriyordu çünkü. Okulun karşısında ki duraktan binmek isterdi fakat tam durağın arkasında ki bina restore ediliyordu. O yüzden durak iptal edilmiş ve diğer durağa kalmıştı. Kaldırıma geçtiğinde söylenmeden de edemiyordu. "Bu sıcakta sizin iş yeriniz yüzünden metrelerce yol yürüyoruz. Allahım sen benim minik bedenime sabır ver yarabbim. Ver ki, kimseyi öldürmeyeyim." En son ki söylediğine kıkırdadı. Bir karıncayı bile incitmekten korkardı Dua. Yürürken genelde yere bakar ve gördüğü kadarıyla onları ezmemeye çalışırdı. Kimsenin canı acımasın isterdi her zaman. Bu kadar ince ruhlu biri kimi öldürebilirdi ki.? İzlendiğinden habersiz yürürken çantasından kulaklığını çıkartıp telefonuna taktı. Son zamanlarda şarkı sözlerini çok doğru bulduğu Islah'ı açıp yürümeye devam etti. Müzik kulağının iyi olduğunu düşünüyordu. Tek bir müzik zevki yoktu aslında. Ne hoşuna giderse omu dinlerdi ve son zamanlarda bu tür şarkılara ağırlık vermişti. Çünkü sözler o kadar doğruydu ki, o kadar bu hayattandı ki dinlemeden edemiyordu. Durağa geldiğinde şanslıydı ki bineceği otobüs durakta bekliyordu. Hızlıca sıraya geçip bindikten sonra boş yer olmamasının sebebiyle demirlerden birine tutunup surat astı. Sıcakta tıkış tıkış otobüste ayakta durmak hiç çekilmiyordu. Fakat mecburdu. Dedesinin arabası kendisindeydi fakat sürekli kullanmak zor geliyordu. Evinin bir sokak arkasına geldiğinde hızlıca inip yürümeye başladı. Kulağında hala aynı şarkı çalıyordu ve asla bıkmamıştı. Evden içeri girdiğinde ayakkabılarını köşeye fırlatıp salonda ki koltuklardan birine oturdu. Ev 1 aydır olduğu gibi sessizdi. Dedesi ve dayısı temelli olarak memlekete gitmişti ve tek kalmanın tadını çıkarıyordu. En azından başlarda böyleydi fakat artık sıkılmaya başlamıştı. Arkadaşı olmamasının en çok hissedildiği zamanlardan birini yaşıyordu. Eğer olsaydı eve çağırabilir ve kendi çaplarında küçük bir pijama partisi yapabilirlerdi, fakat onun yaptığı tek şey kitap okuyup, dizi izlemek oluyordu. Yakınmayı bir kenara bırakıp odasına girdi. Dolabından sevdiği şortlu pijama takımını çıkarıp, giydikten sonra mutfağa geçip dolabı açtı. Dayısı gitmeden önce ağzına kadar doldurmuştu fakat şimdi tam takır kuru bakırdı. "İşin yoksa markete git. Hemde bu sıcakta. Evet Dua başka bir işin yok. Markete git." Odasına girip yazlık ince elbisesini giydikten sonra telefonunun kılıfına para sıkıştırıp, masanın üstünden evin anahtarını aldığı gibi evden çıkmıştı.Market iki sokak aşağılarında kaldığı için biraz şanslıydı. En azından dolu poşetleriyle fazla yol yürümeyecekti. Evet kendisini böyle avutuyordu. Dedesi bir iyilik yapıp arabasını bırakmış olsa bile geçen gün ufak bir kaza geçirdiği için tamire bırakmak zorunda kalmıştı ve şimdi onun cefasını çekiyordu. Kendi hatası olduğu içinde kimseye kızmaya hakkı yoktu. Haketmişti. Markete geldiğinde aklındakilerin hepsini alıp kasaya geçti. Uzun ve masraflı ödemeden sonra poşetleri yüklenip çıktı. Beş dakikada geldiği yolu on beş dakika da dönmüş ve perte çıkmıştı. Ev alışverişini genelde annesi ve babası yaptığı için bu kadar meşakkatli olacağını düşünmemişti. Aldıklarını dolaba yerleştirdikten sonra kendisine ufak bir yemek hazırlayıp yedi. Yediklerinin kirlilerini topladıktan sonra odasına geçip çalışma masasına oturdu. Sınavları pazartesiden itibaren başlıyordu ve güzel çalışmak zorundaydı. Grafik tasarım okuyordu. Bu son senesinde daha sıkı çalışıyordu. İlk dönem stajını yapmış ve başarıyla tamamlamıştı. Bu dönem sınavlarını verdikten sonra artık mezun olacaktı ve hayallerinde ki mesleğe sonunda kavuşacaktı. _______ Sabahın ilk ışıklarıyla her zaman ki gibi gözlerini açmış ve esnemişti. Güneşin doğumu sanki onun uyanmasının habercisi gibiydi her zaman. Saatlerce uyumayı sevmez, yeteri kadar uyur ve gün doğumuyla beraber gözlerini açardı. Sabah enerjisiyle yataktan hızlıca kalkıp odasının karşısında ki banyoya girdi. İşlerini hallettikten sonra odasına geri dönüp namaz elbisesini giydikten sonra namazını kılıp,duasını okudu. Sabah namazını kılmayı çok seviyordu. Ortalık sessizken Allah'ın huzuruna çıkmak içini ferahlatıyordu. Elbisesini çıkardıktan sonra mutfağa geçti. Bu sabah kendisine güzel bir kahvaltı hazırlayacak ve okuluna öyle gidecekti. Öyle de yaptı. Rahmetli anneannesinin kahvaltısı gibi hazırlayıp midesine ziyafet çektirdikten sonra üstünü değiştirmiş ve kitaplarını alarak evden çıkmıştı. Evin arkasında ki durağa geçip boş yere oturdu. Daha sabahın yedisi olduğu için kalabalık olmayan durak işine gelmişti doğrusu. Gelecek olan otobüste boş olacaktı böylelikle. Bu durak otobüsün ilk geldiği duraklarından olduğu için genelde boş olurdu. Tabi öğle saatleri sayılmazsa. Gelen otobüse binip kartını geçtikten sonra en arkada ki tekli koltuğa oturdu. Çantasından düzgünce sardığı kulaklığını hiç zorlanmadan açıp taktı. Dünkü şarkısı yerine başka bir şey alıp sabah saatlerinin tadını çıkarmaya başladı. Tabi ki bu durum okuldan metrelerce ötede ki durağa gelene kadar sürmüştü. Yürüme mesafesi olan durakta inip ofladı. Havanın fazla sıcak olmayışına şükür ettikten sonra önüne bakarak yürümeye başladı. Gördüğü karıncaların üstünden atlıyor ve onları ezmemeye gayret ediyordu. Çok minik olmasalar işi daha kolay olabilirdi fakat yinede halinden memnundu. Çarptığı bedenle kafasını kaldırıp kulaklıklarını çıkardı. Mahçup olduğu yanaklarının kızarmasından belli oluyordu. "Kusura bakmayın lütfen. Önüme bakmıyordum." Adam kafa sallayıp yerde ki telefonuna baktı. Dua'da baktığı yere baktıktan sonra mahçupluğu çok daha fazla büyümüştü. "Kırılmış mı.? Ah.! çok özür dilerim. Ben...ben masrafınız neyse karşılayabilirim. İsterseniz aynısından da alabilirim.?." Dolu dolu olan gözlerini telefondan çekip adama çevirdi. Göz göze gelmek için başını yukarı kaldırması gerekmişti çünkü bu adam iki metreye yakın olmalıydı. Kendisi kısa sayılmazdı. 1.75 boyu vardı ve kısa olmadığını düşünüyordu. Adam ise dün söylene söylene giden şimdi ise dolu gözlerle kendisine bakan kıza bakıyordu. Gözleri ne renki bu ufaklığın.? Bal mıydı.? Yada titreyen dudaklarının rengi...kiraz gibiydi. "Önemi yok." Bariton sesi Dua'yı kendime getirmişti. Dolu olan gözlerini bir kaç defa kırpıştırıp göz yaşlarını geri yolladı. Karşısında ki bu adam neden bu kadar büyüktü ve neden bunu şimdi fark ediyordu.? "Ben...ben size numaramı vereyim masrafları için bana ulaşabilirsiniz. Ben özür dilerim. Karıncalara basmamaya çalışırken sizi göremedim." Kendi kendisine gülmek istedi. Bir doksanı aşkın boylu heybetli olan bu adamı görmemek neredeyse imkansız gibiydi. Fakat o minik canlılara o kadar çok odaklanmıştı ki görmemişti işte. "Önemli değil.!" Şimdide sinirliydi dev adamın sesi. Neye kızdığını anlamasa bile, çantasından çıkardığı küçük not defterine numarasını yazıp kime ait olduğunu anlaması içinde küçük bir not düştü. /0538 *** **** "Kaldırımda telefonumu kıran kız." Dua H. Zırhlıoğlu / Not kağıdını adama uzattıktan sonra almasını bekledi. Adam ise bir kağıda birde kızım melekleri kıskandıracak güzellikte ki yüzüne bakıyordu. Küçüktü belliydi. Kendisi otuz dört yaşında kocaman adamdı, fakat karşısında ki ufak kadın yirmili yaşlardan fazla durmuyordu. Sonunda pes edip kağıdı aldıktan sonra cebine yerleştirip arkasını dönerek inşaat alanının içine girdi. Dua ise şaşkınca arkasından baksa bile telefonunu kırdığını için sinirli olduğunu sanıyordu. Bu sefer yanılıyordu çünkü adam telefonu için en ufak bile sinirlenmemişti. Sinirlenme sebebi kendisinden yaşça küçük kadının güzelliğine kapıldığı içindi. Dua daha fazla oyalanmadan okula gidip dersin olduğu sınıfa girdi. Dersin başlamasına bir saat vardı ve bu yüzden sınıf boştu. Kendisi en erken saatlerde evden çıktığı için daha kimsenin gelmemiş olması çok normaldi. Orta masalardan birine oturup kitaplarını çıkardı. Ders saatine kadar işlenecek konuların üstünden geçebilir ve kendisini derse hazırlayabilirdi. Öyle yapmak içinde dersini çalışmaya başladı. _________ Dersten çıktıktan sonra bahçeye çıkıp her zaman ki en köşede ki ağacın altına oturdu. Bugün evden yeni bir kitap almıştı ve onu okuyacaktı. Diğer dersi öğleden sonra ikideydi. O zamana kadar yapılacak en iyi şey onun için kitap okumak olacaktı fakat karnının gurultusu buna müsade edecek gibi değildi. "Sabah ne güzelde yemiştim. Nereden geldi bu gurultu." Kitabın kapağını kapatıp çantasına attıktan sonra ayağa kalkıp poşetini aldı. Onu yerleştirmeye çalışırken bir yandan da yürüyordu. Okulda yemek yemeyi pek tercih etmezdi. Ne kadar uygun fiyatlı olsada fazla yağlı oluyordu ve midesini bulandırıyordu. O yüzden otobüse bindiği durağın orada ki küçük kafeye gidecek ve orada yiyecekti. Çantasından kulaklığını çıkarıp, taktı. En sevdiği şarkıların listesini açıp her hangi birinin üstüne tıkladıktan sonra yürümeye devam etti. Sabah ki gibi başı yere eğik olsa bile arada bir kaldırıyor ve her hangi biri var mı diye bakıyordu. Sabah ki olayı bir daha yaşamak istemiyordu. Sağ salim kafeye geldiğinde boş bir masaya oturup yanına gelen orta yaşlarda ki kadından ne istediğinin siparişini verdi. Karnını doyurduktan sonra hesabı isteyip çıkmak üzere arkasını döndü ve fakat dönmesiyle bir bedene çarpması bir olmuştu. 'Gün içinde kaç kişiye çarpabilirsin acaba Dua.' Kendi kendisine konuşurken aynı zamanda yere düşen paralarımı topluyordu. Gözünün önünde ki siyah topuklu ayakkabılarla yutkunup ayağa kalktı. "Özür dilerim." Bu sefer konuşan kendisi değil çarptığı kişiydi. Kafasını kaldırıp kim olduğuna baktı. Sabah ki adamla haliyle alakası olmayan biriydi. Kendisinden en fazla beş santim uzundu, kaslı değildi ve yaşı kendisinden fazla büyük durmuyordu . "Ben de özür dilerim." Başka bir şey demeden arkasını dönüp kafeden çıktı. Şimdi gidecek ve diğer derse kadar kitabını okuyacaktı. Kitabın içeriğini bilmiyordu. İsmini beğenerek almıştı. Ne kapağını görmüştü nede arkasında yazan açıklamayı. Kitaplarını aldığı kitapçı, sattığı kitapları kaplar ve dış görünüşünü tamamen kapatırdı. Sadece ufak bir kağıt parçasına kitabın adını yazar öyle satardı. Her kitaba yapmazdı bunu. Gerçekten hakikati olan kitaplara yapardı ve Dua o adama güvendiği için gözü kapalı alırdı. _______ Eve geldiğinde gözleri yazı yazmaktan ve kitap okumaktan ağrımış ve sulanmıştı. Göz numarası epey düşük olduğu için gözlük kullanmazdı fakat bugün yanına almadığına pişman olmuştu. Üstünü değiştirip pijamalarını giydikten sonra yatağına uzanıp gözlerini kapadı. Uzun ve yorucu bir gündü onun için. Yarın dersi yine erken saatlerdeydi ve şimdiden uyumasında fayda vardı. O yüzden sağ tarafına dönüp duasını okuduktan sonra uyumaya odaklandı. Yorgun vücudu uyku çağrılarını kabul etmiş ve Dua'yı uykunun kollarına çekmişti. ______

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Genç Polisler

read
2.1K
bc

TUTKUYA TUTSAK (+18)

read
42.4K
bc

Patika

read
13.9K
bc

A D A M

read
4.7K
bc

CEHENNEM ÇUKURU

read
8.6K
bc

Kara Kutu

read
7.1K
bc

Ajan Akademisi 2 / Kara Liste

read
3.1K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook