Ben etrafı incelerken Kuzey'in de bakışları yüzümde dolaşıyordu. Ona bakmadan fısıldadım. "Kız arkadaşının yanında olmalısın."
"Sevgilim yok," dediğinde ona imalı bir şekilde baktım. "Sarp sizin birlikte olduğunuzu söyledi."
"Öyle bir şey yok," dediğinde omuz silktim ama istemsizce dudağımın kenarı kıvrılmıştı. Nedenini bilmiyordum yalnızca mutlu etmişti. Kuzey kulağıma doğru eğildi. "Sen neden buna bu kadar takıldın?"
"Sadece," diye fısıldadım ona doğru dönerken. "Şanslısınız ki misafirler bu tasarımın, tamamen ünlü glitter tablolarının taklidi olduğunu anlamamış ve oldukça beğenmişler. Bu şansı sevgilinle kutlamanızı tavsiye ederdim o yüzden söyledim."
Kuzey etrafı incelerken kaşlarını çatmıştı ama Lila'nın yanımıza gelişiyle konuşmamız bölündü. "O kadar mutluyum ki sanatımı dışa vurmayı çok seviyorum."
İstemsizce mırıldandım. "Old Magic, Martin'in sanatı ama."
"Ya çok tatlı bir tesadüf," dedi gülerek. Konsept tablonun aynısıydı ama bunun üzerine düşmeyip kendi işime odaklanmaya karar vermiştim. Bulut ev... Harika bir gökyüzü şehrini anımsatan mekan kurmak istiyordum.
Lila, Kuzey'e yine kendisinden bahsederken içeceğimi alıp masadan ayrıldım ve dolaşıyormuş gibi yaparak salondan çıktım. Hızla yürürken Mayıs ve Sarp bana seslenince durdum. "Eva nereye?"
"Çalışmam lazım," dedim gülerek. Onlar anlamazca bakarlarken yeni organizasyon işimizi ve bulut ev fikrimi onlara anlattım. İkisinin de kafasına yatmıştı. Sarp gülümsedi. "VIP havuza inip toplantı yapalım."
"Bize yardım mı edeceksin?" dediğimde kafasını salladı. "Kuzey, otel için Lila'ya yatırım yapabilir ama ben size yapacağım. Her zaman yenilikçilikten yanayım."
Mayıs ona cilveli bir şekilde bakarken kulağına eğildim. "Çocuğun sana nasıl dibi düştüyse, bizi destekleme riskini alıyor."
Biz kıkırdarken hep birlikte havuza inmiştik. Merakla Sarp'a döndüm. "Neden Lila'yı desteklemiyorsun?"
"Çok hayal satıyor o kız. Konuşmaya gelince harika çok başarılı ama icraate gelince elle tutulur bir şey yok, ben, duygu satılacak adam değilim. İş yapmak ciddiyet ve gerçekçilik gerektirir," dediğinde Mayıs ile bakışmıştık. "Kuzey neden destekliyor?"
"Kız arkadaşı olduğu için," dediğinde gözlerimi büyüttüm. "Öyle bir şeyin olmadığını söyledi."
"Sahi mi? O yüzden koruduğunu ve desteklediğini sanıyordum," dediğinde merakım daha da artmıştı. "Acaba neden destekliyor?"
"Sen Kuzey'i etkilemek istiyorsan," dedi Sarp bardaklara viski doldururken. "Korunmaya ihtiyacı olan, zayıf, masum, çocuksu bir kadın ol. Acayip zaafı var."
"Neden öyle kadınları seviyor ki?" dedi Mayıs gözlerini devirerek. Sarp omuz silkti. "Koruma içgüdü olabilir. İçinde kötülük olmayan insanları çok seviyor."
"Onu etkilemeye falan çalışmam. Hem sen nasıl kadınları seviyorsun peki?" dedim imayla Mayıs'a bakarak. Sarp da sırıtarak ona bakarken aralarındaki çekime gülümsemiştim. Fısıldayarak konuştu. "Özgüvenli, ne istediğini bilen, neşeli, cilveli."
İkisi büyük bir tutkuyla birbirlerine bakarken görmemiş gibi etrafa bakındım. Bir bahaneyle onları yalnız bırakmalıydım. "Defterimi alsam iyi olur."
Hızlıca ayaklanıp yürürken elbisemin eteği yukarıya kalkmıştı. Oradan çıktığım sırada karşıdan gelen Kuzey ile burun buruna geldik. Şaşkınlıkla ona bakarken hızlıca geri çekilip elbisemin eteğini düzelttim. Kaşları anında çatılırken sertçe bana baktı. "Ne yapıyordun içeride?"
"Toplantı," diye fısıldadığımda kasılan çenesinden dişlerini sıktığını anlamıştım. "Kiminle."
Ben sessiz kalırken sertçe belimi kavrayıp beni yana itti ve kapıyı açtı. İkimiz de açılan kapıya döndüğümüzde, şok içerisinde bakakaldık. Mayıs ve Sarp birbirlerini öpüyorlardı. Etrafa bakınıp onlara fırlatmak için bir şeyler aradım.
Kuzey kapıyı geri kapatıp "Tadilatta," yazan bir kartı astı. "Gel, gidelim."
"Ya ama toplantımız," dediğimde güldü ve bileğimden tutup peşinden sürükledi. "Biz yaparız toplantıyı."
Onun çalışma odasına gittiğimizde, kravatını genişleterek koltuğuna geçti. Ben de masadaki tekli koltuğa geçmek yerine odanın köşesindeki uzun deri koltuğa geçtim. "Havuza neden geldin?"
"Çalışanlar seni oraya giderken gördüklerini söylediler," dediğinde istemsizce gülümsedim. "Beni mi arıyordun?"
"Evet, bu hafta çok yoğun olacağız. Çok misafirimiz ve etkinliğimiz var, yetişebilecek misin?" dediğinde kafamı salladım. "Yaparım."
Ajandasını çıkarıp bana uzattı. "Bilgiler yazıyor. İşin çok zor Yıldız."
"Önemli değil, ben yaparım. Önceki organizasyonları saklayalım istersen bazıları için," dediğimde yüzünde bir gülümseme belirdi. "Ticari zekan iyi ama senin yaptığını kaldırtmayı düşünmüyorum. Lila'nın yaptığını kaldırtacağım. Orijinal bir çalışma değil."
"Gerek kalmayabilir, ufak değişiklikler yapıp yok ederim," dediğimde gülümsemesi genişledi. "Çözüm odaklı olman güzel. Seninle çalışmayı sevdim."
Onunla ajandaya alınan notları okuyup tasarımlar üzerine planlar yaparken. Bir taslak çıkarıp gerekli malzemeleri ve mimari çalışmaları not almıştık. Bulut evi projemden de bahsetmiştim. Çok beğenmişti.
Defteri karıştırırken duraksadım. "Misafirlerden biri makinistmiş yani tren mi sürüyor?"
Kuzey kafasını salladığında sırıttım. "Onu mutlu edecek bir şey yapabilirim. Makinist bir flörtüm olmuştu ve tek vagonluk minik hızlı bir tren yapılması fikrime bayılmıştı. O da çok sevinecektir."
Kuzey'in bakışları sertleşirken kıkırdayarak karşısına geçtim ve ona doğru eğildim. "Harika olmaz mı?"
Bizim bakışmamız sürerken bir anda yüzüm düştü. İş yerlerinde, profesyonellikten uzaklaşmaktan nefret ederdim. Böyle yakın ve laubali halleri hiç sevmezdim. Hızla kendimi toparlayarak geri çekilecekken Kuzey bileğimi tuttu ve ona yaklaşmamı sağladı. "Her meslekten oldu mu birileri?"
Garipseyerek dudaklarımı aralarken istemsizce eski flörtlerimi düşünmeye başlamıştım ve Kuzey'in kaşları çatılmıştı. Fısıldadım. "Bilmem, hatırlamıyorum."
"O kadar mı fazla?" diye fısıldadığında nefesi yüzüme çarpmıştı. "Mesafene dikkat eder misin?"
Geriye yaslandığında ben de geriye çekilmiştim. Dip dibe değildik ama garip bir şekilde elektrik çarpmışa dönmüştüm. Sessiz kalsak da bakışları beni yakıyordu. Çok farklı bir adamdı. Dürtülerim ona kapılmamı sağlıyordu.
Boğazımı temizledim ve hakkımda çok fazla flörtüm olduğunu düşünmemesi için açıklama yaptım. "Aşk hayatım sorunluydu, gelip geçici saçma şeylerdi. Unutmuşum."
"Tahmin edebiliyorum," diye fısıldadığında özgüvenli bir şekilde saçımı savurdum. "Ben aşk insanı değilim."
"Öylesin," dediğinde tekrardan aramızda bir bakışma geçmişti. Beni dikkatli bir şekilde inceliyordu. Sanki ilk defa görmüş gibiydi. Onun da bana karşı çekim duyduğunu hissettim.
Bir anda kapıya tıklatılıp açıldığında ikimiz de içeriye giren Lila'ya baktık. "Kuzey, başardım! Atlas Bey buraya gelecek. Harika bir video çekimi yapacağım!"
"Tebrik ediyorum," dedi Kuzey gülümseyerek. Ben de onu tebrik ederken sevinçle kıkırdadı. "Teşekkür ederim yerim sizi ya."
Lila odadan çıkarken peşinden ben de çıkmıştım. "Güzel şeyler yapıyorsun Lila. Ben de projeler üretmek istiyorum ama sıfırdan başladım."
"Sıfırdan zor," dediğinde kaşlarımı çattım. Odadaki sıcakkanlı tavrı gitmişti ve umursamaz bir tonda konuşmuştu. "Gümüş konsept çok sevildi ama."
Sessiz kalıp telefonuna döndü ve ilerlemeye başladı. Tavrına anlam vermeye çalışsam da ben de umursamayarak malzeme odasına doğru yürümeye başladım. Beni çok büyük bir işler bekliyordu.
Elimden geldiğince tasarımlar yapıp bol video ve fotoğraf çektikten sonra kolilere ayırmıştım. Bir sürü misafirimiz ve etkinliğimiz vardı. Aklımda sürekli odadaki diyaloglarımız dönüyordu. Aramızda farklı bir uyum hissetmem normal miydi? Ama Sarp'ın söylediğine göre Kuzey, Lila gibi kızlardan etkilenirdi ben de masumdum ama zayıf değildim. Lila gibi de mağdur edebiyatı yapmaktan nefret ederdim.
Yaptığım süsleri incelerken birden ensemde nefes hissettim. "Çok güzel."
İrkilerek arkamı döndüğümde Kuzey ile burun buruna gelmiştik.