Bulut Ev

1029 Kelimeler
Panikle soluklarım hızlanırken Kuzey, dudaklarıma bakmıştı. Gözlerim onun kemikli yüzünde dolaşırken bir anda fısıldadım. "Sence ben beyaz kuğu muyum, siyah kuğu mu?" Birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk. Bu soruyu beklemediğini biliyordum ama onun zihninde ne olduğumu fazlasıyla merak ediyordum. Sessizliğin ardından konuştu. "Beyaz kuğu kadar saf ve zarif olsan da sendeki tutku ve derinlikten eminim ki siyah kuğusun." Ben sessiz kalırken aklıma izlediğimiz bale gösterisi gelmişti. Kuzey beni, prens ve beyaz kuğunun arasına giren siyah kuğu olarak görüyordu. Oysa bir an içimden beyaz kuğu demesini dilemiştim. Çünkü Kuzey hikayeyi biliyordu. Geri çekilip koliyi kucakladığımda Kuzey hızlıca koliyi elimden aldı. Sessizce süslemeleri götürürken Kuzey'i tamamen boş verip projeme odaklandım. Bulut ev için beyaz tüy, dantel, tül ve pamuklar kullanmayı düşünmüştüm. Plastik şeffaf toplar da almıştım, küçükken oynadığım köpüğe benziyordu. Mekana geçip, süsleri çıkarırken siparişlerimiz üzerine gelen malzemelerle uğraşmaya başladığımda Kuzey yanıma gelip büyük demir halkayı tuttu. "Sen uğraşma, çalışanlara talimat ver onlar yapsın." "Olmaz öyle, kazandığım parayı sonuna kadar hak etmek zorundayım ve her şeyimi vererek çalışmak... İş prensibim," dediğimde tek kaşını kaldırmıştı. "Böyle çalışanlara kimse acımaz." "Acımadılar zaten, eski patronum beni fazlasıyla sömürdü," dediğimde kaşlarını çattı. "Eski patronun kim?" "Boş ver bunları da beni asiste et. Bu halkayı kaldırmamız lazım." Kuzey talimatlarımı yerine getirirken Odayı süsleyip bembeyaz bir hale getirmiştik. Bana olan yardımın karşılığında maaşımın bir kısmını otele verecektim. Harika bir dekorasyon yaparken tabi ki kanatlar yapmayı da unutmamıştım. Kocaman bir melek kanadı yapmıştım. Onu duvara sabitledikten sonra Kuzey yanıma geldi. "Sen çok yeteneklisin." "Güzel mi?" dedim kıkırdayarak. Kafasını sallarken bir anda ellerini belime yerleştirdi ve beni havaya kaldırdı. Beni duvardaki kanatlarla aynı hizaya getirdiğinde, uçuyormuş gibi hissetmiştim. Kafamı geriye atıp bir dizimi kırarak ona poz verdiğimde beni döndürdü ve aşağıya indirdi. Aynı baledeki gibi kuğu ile dans eden prense benzemiştik. Beni indirdiğinde bedenlerimiz birbirine temas etmişti ve büyük bir kıvılcım hissetmiştim. Uzun boyu yüzünden ona aşağıdan bakmak zorunda kalıyordum ve kafam onun iri gövdesine denk geliyordu. Başımı omzuna yasladım. "Yoruldum." Birden beni kucağına aldı. Ağzımdan bir çığlık dökülürken korkuyla onun boynuna sarıldım. Bu halime karşılık güldü. Gülüşünün tınısı o kadar güzeldi ki. "Bir şeyler içelim," dediğinde sessiz kaldım. Farklı bir terasa çıktığımızda uzun deri koltuklara baktım. "Burayı ilk defa görüyorum." "Kimseyi getirmem," dediğinde ona şüpheyle baktım. "İnanmalı mıyım?" Deri koltuğa yayıldı ve beni de kendisine çekti. Kafamı onun göğsüne yaslarken derin bir nefes alıp parfüm kokusunu içime çektim. Erkek parfümlerinin odunsu ve cehennem gibi olmasına bayılıyordum. "Neden bana o soruyu sordun Polaris?" dediğinde kuğu sorusundan bahsettiğini anlamıştım. "Çünkü beni nasıl gördüğünü merak ettim." "Prens gözünden mi?" dediğinde panikle gözlerimi büyüttüm. "Hayır sadece kişilik olarak hangisine benzediğimi merak ettim." "İkisinin de en güzel özelliklerine sahipsin. Psikolojide tek bir tarafa yönelmek, diğer tarafın bastırılması ve bir süre sonra çok yoğun şekilde çıkması demektir. Beyaz kuğuyu besleyip siyah kuğuyu aç bırakırsan gelir seni yer," dediğinde gözlerinin içine baktım. Hava karanlık olsa bile gözleri çok güzel parlıyordu. "Neden bana siyah kuğu dedin?" dediğimde güldü. "Bana bu soruyu sorduğun için. Bunu sorgulaman bile siyah kuğu potansiyeli veriyordu." "Anlayamıyorum, ben karanlık mıyım?" dediğimde kafasını salladı. "Hepimizin içinde karanlık var. Besledikçe de büyür, aç bırakınca da. Önemli olan ise dengedir." "İyilik ve kötülük olarak düşünmüştüm ben," diye fısıldadığımda saçlarımı okşadı. "Kadınları iyi ve kötü olarak kategorize eden toplumdur. Saf, uysal, sessiz, sakin kadına iyi denirken tutkulu, şehvetli, asi, kendinden emin kadına siyah kuğu yani kötü diyorlar. Bir kadın hem masum olup hem de tutkulu olamaz mı?" "Kesinlikle çok doğru ama dansı izleyince siyah kuğular, beyaz kuğu gibi davranarak prensleri kandırıyor diye düşünmüştüm," dediğimde sırıttı. "Bu prense çok takıldın sen." "Yoo hiç de bile," dedim hiddetle. Yalandı tabi. "Ben kandırılacak bir erkeği zeki de bulmam aşık da olmam. Başka siyah kuğular onu kandırabiliyorsa alsın götürsünler." "Beyaz olduğunu söylüyorsun yani," dediğinde kafamı salladım. Kulağıma doğru eğilip fısıldadı. "Göreceğiz." Bir şeyler içtikten sonra Kuzey beni odama bıraktığında Mayıs'ı, Sarp'ı öptüğü için dövüp sonrasında uyumuştum. Sabah uyanır uyanmaz yataktan fırladım ve hazırlanıp etkinlik alanına doğru koşmaya başladım. Beyaz, tül detayları olan bir elbise giymiştim. Gümüş boncuklar işlemiştim bazı yerlerine ve aşırı meleksi görünüyordu. Saçlarıma da tanrıça modeli yapmıştım. Doğrusu Kuzey'in tepkisini fazlasıyla merak ediyordum. Etkinlik alanına koşup kontrol ve son dokunuşları yaparken Kuzey de misafirlerini karşılamıştı. Çalışanlar yanımdan geçerken hızla onları durdurdum. "Lütfen etkinlikten sonra hiçbir şeyi çöpe atmayın dekorları geri dönüştüreceğim." Hepsi beni onaylayıp giderken yaptığım büyük kanadın yanına gittim. Videolar ve fotoğraflar çekerken Akay'ın sesini duymuştum. "Neler yapmışsın öyle?" "Bugün harika bir gün olacak, hissediyorum. Tüm projelerimi klip haline getirip yayınlayacağım ve umarım viral olur. Olacak, hissediyorum," dedim sevinçle. Tatlı bir şekilde gülümsedi. "Umarım başarırsın." Kendimi bugün harika hissediyordum. Yapabileceğim en iyi projeyi yapmıştım ve herkesin tebrik etmeye geleceğini biliyordum. Etrafı izleyip her şeyin yolunda olduğundan emin olmaya çalışırken ne kimse dekorlara bakmıştı ne de tebrik etmek için yanıma gelmişlerdi. Herkes kendi masasıyla ilgileniyor, gülüşerek sohbet ediyordu. Ümitsizlikle omuzlarım çökerken birden içeriye Lila yanında takım elbiseli yaşlı bir adamla girdi. Herkesin gözleri o adama dönmüştü ve uğultular başlamıştı. "Atlay Bey geldi!" Kuzey ve birkaç adam onunla selamlaşırken kameralar onları çekmeye başlamıştı. Lila, mikrofonlara ve misafirlere döndü. "Beni kırmayıp buralara kadar geldiği için Atlas Bey'e çok teşekkür ediyorum. Harika bir röportaj gerçekleştireceğiz." Kenarda onları izlerken bir taraftan da sosyal medyaya yüklemelerimi yapıyordum. Hissediyordum projelerim patlayacaktı ve organizasyon şirketi kurabilecektim. Çok heyecanlıydım. Geçen iki saatin ardından, röportajın sonuna yaklaşmışlardı. Herkes pür dikkat onları dinliyordu. Videolarıma ise tek bir beğeni bile gelmemişti. Organizasyonumla ilgilenen de olmamıştı. Gözlerim dolarken oradan çıktım ve odama koşmaya başladım. Mayıs ağladığımı görünce kaşlarını çattı. Konuşmasına izin vermeden ona sıkıca sarıldım ve olanları anlattım. Çok öfkelenmişti. "Bilerek rolünü çaldığına eminim." "Hayır kız farkında bile değildir organizasyonun benim olduğunun," dediğimde gözlerini devirdi. "Ondaki varoşluğu en başında görmüştüm zaten. Her yerde yıldız olmaya çalışıyor, savunma onu bana." "Ya yapsın, başarılı olsun derdim onunla değil ama ben neden başaramıyorum?" dediğimde omzumu sıvazladı ve fısıldadı. "Böyleleri başarılı olduğu için olamıyorsun. Şeytan, herkesi etkiliyor maskesiyle." "Ben nasıl kendimi gerçekleştireceğim? Beni sürekli geçerse hiçbir zaman başaramam ki," dedim çaresizce. Mayıs elini omzuma koydu. "Yapacaksın aşkım, beraber yapacağız. Bir daha senin başarmana engel olamayacak." Ona sıkıca sarılıp teşekkür ettim. Onun desteği herkesin desteğinden çok daha önemliydi. Mayıs gülerek bilgisayarını çıkardı. "Şimdi rakibimizi biraz tanıyalım. Onun açığını bulacağız ve biz kazanacağız." Kafamı sallarken elini tuttum. "Ama kimseye söylemek yok." "Merak etme bu bizim küçük sırrımız."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE