İkimiz de bilgisayarlarımızı açıp Lila'yı takip ederken Mayıs, homurdanmıştı. "Ne kadar abartıyor her şeyi. Bir de ağlarken video paylaşmalar falan. Sanırsın film karakteri gibi davranıyor."
"Mağduriyetini çok anlatıyor, insanların desteğini alma yöntemi mi bu?" dediğimde kafasını salladı. "Kesinlikle ve sosyal medyada hikaye anlatanları seviyor insanlar."
"Yapamam ki profesyonel imajıma zarar verir," diye mırıldandığımda kapı çalmıştı. Açtığımda Sarp gülümsedi. "Merhaba, otele yeni geldim, ne yapıyorsunuz?"
"Lütfen gel, yardımın gerek," dediğimde içeriye girip Mayıs'ın yanına oturdu. "Bu kızı neden bu kadar desatekliyorlar?"
"Pazarlama her şeydir lafını duymadınız mı? Pozitif enerjisiyle, yaptığı işi büyülü bir şeymiş gibi davranarak şişirerek pazarlıyor. İşi bilmeyenler etkilenir ama bilenler etkilemez. Yorumlara bak genelde çoluk çocuk güzel yorum yaparken tasarım ve pazarlama yöneticileri kötü yorumlar yapmış," dediğinde büyük bir aydınlanma yaşamıştım. "Organizasyonuma hiç geri dönüş alamadım Sarp."
"Biraz şans işi. Sen çok yetenekli de olsan sırf rakip olduğun için bile yetkili kişiler seni eleştirebilir. Bizim otele gelen taleplere bakmaya devam et, güzel kazancınız olur," dediğinde öfkeyle dişlerimi sıktım. "O kız ön plana çıkmaya çalıştıkça projelerim gölgede kalıyor, ben büyümek istiyorum artık."
İkisi de bu hırslanan halime karşı sessiz kalırlarken Mayıs elini omzuma koydu. "Eminim ki onun bir açığını çıkaracağız ve emeğinin karşılığını alacaksın."
"İşi hırsa bindirmek yerine burada, keyfinize bakın," dedi Sarp ciddiyetle. O da haklıydı. Mayıs kaşlarını çattı. "Eva'nın dekorasyona bir bak istersen."
Telefonundan videolarımı gösterdi. "Kız birini getirip röportaj yaptı ve dekorasyonu kimse umursamadı bile. Gidip canlı olarak da bakalım."
Hep beraber odadan çıkıp davet salonuna gittiğimizde, ikisi de hayranlıkla etrafı inceledi. "Cennet bahçesi gibi."
"Çok farklı hayal etmiştim," diye fısıldadığımda ikisi de yanıma geldiler. Mayıs bana sarıldı. "O zaman gel, biz cennet bahçesinde eğlenelim."
Telefonunu hoparlöre takarken hareketli bir şarkı açtı ve hem benim elimi hem de Sarp'ın elini tutup bizi salonun ortasına çekti. "N'olur kendini bana ver" şarkısı çalarken biz dans etmeye başladık. Sevinçle yerimde zıplayıp saçlarımı savururken Mayıs ve Sarp iki ellerini de birleştirip havaya kaldırırlarken gülümseyerek yerimde döndüm ama salonun girişinde duran ve bizi izleyen Kuzey ile göz göze geldik.
Gözleri bendeydi ve yüzü ifadesizdi. İçimden gelen istekle yanına gidip elimi koluna koydum ve diğerlerine doğru çektim. Bicepslerini tutmak tenimi yaksa da önemsememeye çalıştım.
Salonun ortasına geçtiğimizde kolunu çevirip beni kollarımı yakaladı ve kendisine doğru çekti. Ben hareketli müzikle dans ederken onun elleri belime yerleşmişti. İkimiz haricindeki her şeyi unuttuğumu hissetmiştim. Gözlerimiz birbirine değerken gülümsedim. Ellerim onun omuzlarında gezinirken iri gövdesi gerilmişti.
Omuzlarından bicepslerine inerken dudaklarımı dişlememek için kendimi tuttum. Duraksadığımı fark eden Kuzey sırıttı. "Genelde çok etkileniyorlar."
Ona burun kıvırarak ellerimi omuzlarından karın kaslarına indirdiğimde bunu beklemediği için afallamıştı. Ben ise sert vücuduna hayran olmuştum. Bunlar gerçek olamazdı.
Bir anda bizi görüp görmediklerini anlamak için kafamı Mayıs'a çevirdiğimde, salonun boş olduğunu fark etmiştim. "Neredeler?"
"Kaçtılar," dedi sırıtarak. İç çekerken tam gitmek üzereydim ki beni durdurdu. "Bırak da güzel zaman geçirsinler."
"Ben onlara çok daha güzel zaman geçirtirim şimdi," dediğimde sırıttı. "Bana da geçirtebilirsin."
"İstemez canım," dediğimde eli belime gitti. Gözleri elbisemde dolaşırken, beni kendisine yaklaştırdı. "Bugün sana hayran kaldım Yıldız."
"Neden?" diye fısıldadım şaşırarak. Bugün beni unuttuğunu sanmıştım oysa ki. Kuzey salonu işaret etti. "Kadın elinin bu kadar güzelleştireceğini düşünmezdim. Beklediğimden çok daha güzel yaptın."
Hafif tebessüm ederken içim burkulmuştu. Kimse görmemişti ve de desteklememişti. "Ben de çok sevdim. Bugünü benim için özel kıldı."
"Bu hazırlık onun için miydi?" diye fısıldadı eli saçıma giderken. Dokunuşuyla titrerken istemsizce gülümsedim. Bana göre benim her zamanki görüntüm, ona göre bir hazırlığa benziyorsa çok güzel olduğuma işaretti bu. Kafamı olumlu anlamda salladım. "Her dekorasyon çalışmam benim için çok özel."
"Bu konuda en iyisini seçtiğimin farkındayım," diye fısıldadı gözleri yüzümde dolaşırken. "Ama insanlar pek bakmadılar."
"İş için geliyorlar ve işle ilgileniyorlar ama çekilen fotoğraflara sonradan baktıklarında dekorları mekanı fark ediyorlar," dediğinde içime biraz da olsa su serpilmişti. Ondan uzaklaşarak aramıza mesafe girmesine izin verdim. Birinin görmesini istemezdim.
"Biraz kötü hissettim projemle ilgilenilmeyince," dediğimde Kuzey'in gözleri kısıldı. "Röportajdan rahatsız mı oldun?"
"Hayır olmadım ama kimse incelemeyince değersiz hissettim," diye fısıldadığımda karşıma geçti. "İlkyardım dersinde ne fark etmiştim biliyor musun? Hocamız bizi denemek için 'Biliyorsunuz ki kalp soldadır,' hemen atladım 'Hayır hocam kalp tam ortadadır,' diye. Absürt tepkiler vererek beni caydırmaya çalıştı. 'Nasıl ortada olsun soldadır kalp,'diye. Ben geri adım atmadım, tüm sınıfa oylama yaptırdı. Tüm sınıf 'solda,' dedi sadece ben 'ortada'dedim. En sonunda hoca geldi 'çak ortada tabi,' dedi. O zaman anladım her zaman aptal insanların da olacağını ve ne olursa olsun kimseden etkilenmemek gerektiğini. Röportaj yapılan adama birkaç ortak ilgi gösterdi, iş gereği basın getirildi diye herkes onunla ilgilendi. Biri çıkıp dekorasyondan konuşsa diğerleri de inceleyecekti. Yani Yıldız, çoğunluk gerçeği belirlemez sadece gürültü yapar. Gürültüye aldanıp gerçekliğinden vazgeçme."
Hayatımda duyduğum en etkileyici konuşmalardan biri olmuştu ve bana çok iyi gelmişti. Ona yaklaşıp yanağına bir öpücük kondurdum. "Teşekkür ederim."
Kuzey afallayarak bakarken gülümseyerek diğer yanağına da öpücük kondurdum. "Peki gerçekliğim ne zaman değer görecek?"
"Sen değerini göstereceksin, insanların gözüne sokacaksın. Domino taşı gibi ilk darbeyi vuracaksın taşlar birbirini yürütecek," dediğinde söylediği her şeyi not almak istemiştim. "Sen boş ver, bunu ben yaparım."
"Hayır," dedim kolundan tutarak. Tutarken tabi ki bicepslerine dokunmayı ihmal etmemiştim. "Ben kendim başarmak istiyorum, yapabilirim."
"Kuzey." İnce, çatallaşmış sese döndük. Lila, oldukça mutsuz bir şekilde yaşlarla dolu gözleriyle bize bakıyordu. "Çok kötüyüm."
Kuzey onun yanına giderken ben de merakla baktım. Bana döndü. "Bizi yalnız bırakır mısın?"
Bir şey demeden oradan çıktım ama çıkarken onlara son kez baktığımda, Kuzey'in bana baktığını görmüştüm. Öfkeyle odama gittiğimde, Sarp ve Mayıs bilgisayar başında cilveleşiyorlardı. Mayıs bana döndü. "Bak bakalım ne bulduk."
Yurt dışında ünlü olan Elmas Hanım'ın projeleri... Bizim ülkemizle bir bağlantısı yoktu ama Lila, onun saç modeline kadar her şeyini, projelerini taklit ediyordu. "Harika, bir toplantı organize edeceğiz, Lila projesini sunarken birden bunları yansıtacağız. Onun hırsız olduğunu da ortaya çıkaracağız."
Ben dişlerimi sıkarak ve hırsla konuştuğumda diğerleri bana tırsarak bakmışlardı. Tüm detayları aramızda konuşup planlama yaparken onun sunumunu sabote etmek için harika bir slayt oluşturmuştuk. Bu kızın sahte projeleri ve gerçek yüzü ortaya çıkacaktı ben de artık hak ettiğim değeri görecektim.
Makyajımı çıkaracağım sırada aynadaki halimle göz göze gelince bir an kaşlarımı çattım. Hırs bütün yüzüme yayılmıştı. Öyle öfke doluydum ki onun adeta mahvolmasını istiyordum. Adaletsizliğe karşı büyük bir nefretim vardı. Onun en dibi görmesini istiyordum.
Ama bunu ben değil içimdeki siyah kuğu istiyordu...