Bazı arkadaşlıklar vardır. Fiziken yanınızda olmasalar dahi büyüsünü hayatınızda hissettiğiniz... Sorunlu bir hayatım olmadığını her fırsatta kendime bunu hatırlatıp şükrediyordum. Üstümdeki yükün ufak bir kısmını atmıştım. Fakat geride kalanlar attığım yükten de ağır sınavlardı.
Arkadaşlarıma yalan söylemeyecektim. Ben ailemi daha fazla kandırmayacaktım. Henüz dışarıda güneş doğmamıştı. Sabah soğukluğu iliklerime kadar işlerken telefonumdan saate baktım. 5 'e geliyordu. Yola 5. 30 gibi çıkacağımızı varsayarsam annemlerin kalkmasına çok az bir süre kalmıştı.
Vicdan azabı yüzünden birazda gördüğüm kabus yüzünden uyanmak zorunda kaldığımda kalbim ağrımaya başlamıştı. Buraya kafa dağırmak için gelmiştim. Ve burada olduğumuz süre zarfınca gerçekten çok eğlenmiştim. Neredeyse bu olayları bile unutacak kadar hem de. Bu saatte uyanıp dizlerimi kendime çekmem kafayı yediğimi çok güzel bir şekilde belli ediyordu sanırım. Kısık bir sesle duyulmamasına dikkat ederek ağlamaya başladım. Hüngür hüngür ağlarken nefesimi kontrol etmeye çalışıyordum.
Bir süre sonra hala kendimi durdurmayı başaramadığımda ellerimi yüzüme bastırdım. Bu saatte ne yapabilirdim sakinleşmek için bilmiyordum. Dolmuşluklara ağlamak o kadar normal geliyordu ki artık acı hissini bile ayıramıyordum. Sürekli ağlayan bir insan değildim ama ilişkim olduğunda böyle duygusallaşabiliyordum.
Elim istemsizce telefona gittiğinde çok emin olamasam da Barlas 'ın adını tuşladım. Onu bu saatte rahatsız ettiğim için belki de bana kızacaktı ama dayanamıyordum. Ondan başka bu konuyu anlatabilecek kimsem yoktu. Telefonu ilk elime aldığımda aklıma Barlas 'ın gelmesi de aslında çok garip bir durum için konuşmadığımı sadece saatinin bır tık geç olduğunu düşünmüştüm. İçimde bu yükü taşımaktan öyle çok yorulmuştum ki. Tek başıma sırtlanıyormuş ve Barlas 'a ihanet ediyormuş gibi hissediyordum.
Telefon ilk birkaç çalışta açılmamıştı. Ümidimi kesip kapatacakken açtığında uykulu bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
" Alo Asel. "
" Barlas. "
Dedim titreyen sesimle. Ağladığım gayet net belli oluyordu ve çok fazla uyku mahmuru değilse anlardı.
" Güzelim ağladın mı sen ? Ne oldu bu saatte ? "
Diye uykulu sesine telaş karıştığında burnumu çekmiştim.
" Barlas ben çok yoruldum. Kimseye söyleyememekten çok yoruldum. Bu yük beni içten içe bitiriyor. Artık taşıyamıyorum. Ben dayanamıyorum. "
Dışarıdan bakıldığında yüksek ihtimalle insanlara şımarıklık gibi gelirdi bu yaşadıklarım, anlattıklarım. Ama her şeyin üst üste gelmesi beni bu hale getirmişti. Aslında ilişkimizi açıklamamamız değildi beni bitiren. Sürekli istemsizce tekrarladığımız hatalardı.
" Sevgilim. "
Demişti Barlas uzatarak. Hala ses tonundan uyku akıyordu.
" Ben senin böyle hissetmeye başlayacağını zaten biliyordum. Artık arkadaşlarına söylemelisin bence. Daha fazla saklarsak bize yarardan çok zararı dokunacak. Bu senin psikolojini ve ilişkimizi de etkilemeye başlayacak. Hiçbir şey, ailenin vereceği tepki bile, senin sağlığından önemli değil. Arkadaşlarına anlat sen her şeyi. "
Dediği şey beni şaşırtırken şuan kabus gördüğümü söylememeye karar vermiştim. Yüz yüze geldiğimiz an söylerdim. Telefonda konuşulacak bir konu değildi.
" Söyleyeyim mi yani ? Ama ya çok kötü tepkiler verirlerse ? Ben arkadaşlarımı kaybetmek zorunda kalırsam ne yapacağım ? Kesin beni arkadaşlıktan reddeticekler. Kesin."
Demiştim göz yaşlarımı geri göndermeye çalışırken.
" Söyle dedim ya aşkım. Emin ol güzel tepki verecekler. İçin rahatlayacak. Hatta direkt bugün okulda veya okul çıkışı bir kafede söyleyebilirsin. Sen gergin olursan unutma arkadaşların da senin gibi gergin olur. "
Dudağımı büktüm. Sanırım okul daha iyi olurdu. Ama son dakika kesinleşene kadar bir şey söylememekte fayda vardı. Okulun ortamı kalabalık olduğundan daha spesifik konular anlatmak için aslında okulda anlatmak iyiydi. Hem kimsenin dikkatini çekmezdik hem de pek dikkat etmezlerdi.
Bunca söylememe rağmen Barlas asla fikir vermemiş, sadece her şeyin güzel olacağını söyleyip durmuştu. Onun sözlerine güveniyordum çünkü o asla yalan söylemezdi.
" Bugün söylüyorum o zaman. Peki. "
Dediğimde kendisi konuşmaya başlamıştı.
" Bu saatte ayakta ne yaptığını sorabilir miyim Asel 'im ? "
Dudağımı ısırdım. Kabus gördüm uyandım demeyecektim. Bunu ilk görüştüğümüzde ona detaylıca anlatacaktım zaten.
" Şey İstanbul 'a direkt okula döneceğim için erken kalktık. Ben de bir anda kötü hissedince kimi arayacağımı bilemedim. Aklıma ilk sen geldin. "
Dediğimde su sesi duymuştum. Sanırım yüzünü yıkıyordu.
" Güzel o zaman sevgilim. Dikkatli gelin. Sen de vicdan azabı çekmeyi bırakmayı dene. Bugün anlatıp rahatlayacaksın. Önümüzde tek bir savaş kalacak. Ama ben eninde sonunda ailenden de onayı alabileceğimizi biliyorum. Merak etme. Korkmana gerek yok çünkü bizim sevgimiz her şeyin üstesinden gelir. "
Dudağıma bir gülümseme yayılırken göz yaşlarımı tamamen silmiştim. Birbirimize olan sevgimiz ikimize de çok iyi geliyordu. Bunu görebiliyordum. Adını duyunca bile yeşermeye, çiçeklenmeye başlayan kalbim şarkı sözlerinin arasında sıkışmıştı.
Gerçkeklik ve kurgu karakteri ayıramayıyordum. Barlas 'a uzun süre cevap vermediğimi fark ettiğimde boğazımı temizleyip konuşmuştum.
" Tamam aşkım. Korkmam, endişelenmiyorum zaten artık. "
Bu kez kulağıma onun gülüşü dolarken içeriden patırtı sesi gelmişti.
" Canım ben kapatıyorum. Annemler uyandı sanırım. İstanbul 'da görüşürüz. "
Dediğimde aynı şekilde tepki vermişti.
" Görüşürüz güzelim. İyi yolculuklar. "
Dediğinde cevap vermiştim.
" Sağol Barlas 'cığım. Sağol. "
Deyip telefonu kapatmıştım. Derin bir nefes alıp okul formalarımı üstüme geçirip pijama takımımı bavula geri koymuştum. İçeri geçtiğimde annem de babam da uyandıktı. Sandviç hazırlıyorlardı. Sanırım arabaya valizleri koymaya gitmişlerdi. Çünkü ikisinin de ne zaman uyandığını bilmiyordum ama giyiniklerdi.
" Günaydın. "
Dediğimde ikisi de klasik cevaplarını vermişlerdi.
" Günaydın güzelim. "
" Günaydın hayatım. "
Diye aynı anda konuştuklarında kıkırdamıştım. İyi anlaşmaları gerçekten de mükemmel bir şeydi. Kahvaltı yapmaya pek vaktimiz kalmadığı için eşyaları arabaya yerleştirdikten sonra sandivç hazırlamışlardı. Annem bir sandviçi bana uzatırken uzanıp annemin yanağını öpmüştüm.
Arabaya geçtiğimizde kulaklığımı kulağıma geçirdim. Dış dünyadan tamamen irtibatımı kesip şarkı dinleyecektim. Gerçekten müzik kadar ruhu daha çok dinlendiren bir şey yoktu. Kafamı cama yaslayıp gözlerimi kapattım. Sabaha karşı kabus gördüğüm çok fazla uyuyamamıştım ve uykum vardı.
Çok geçmeden müziklerin melodileriyle kendimi uykuya bıraktığımda yola daha yeni çıkmıştık...
Uzun ama bana göre dünyanın en kısa seyahatinden dönmüştük. İstanbul 'a döner dönmez uykumun bölünmesiyle göz devirmiştim. Bu şehrin martılarının telefonuma bir ilgisi vardı. Bunun başka bir açıklaması olamazdı.
Kendime gelip etrafı süzdüm. Okulun oradaydık. Babamın yanağına bir öpücük kondurup sırt çantamı sırtıma atarak sınıftan çıkmıştım. Ders dinlemek gerçekten de bela gibiydi. Gerçek, iğrendirici ve çaresiz olarak yaptığımız eylemlerden sadece biriydi.
Okuldan adımımı içeriye attım. Yavaş adımlarla sınıfıma çıkarken etraf sessizdi. Zilin çalmış olması beni gerekenden de fazla gererken avcumun içini pantolonuma sildim. Sınıfın kapısını çaldım.
" Gel. "
Cevabı almamla içeriye girdim. Öğretmenden özür dileyip sırama geçtim. Melisa ayaklarını çekip kendini yana ittiğinde cam kenarına geçtim.
Kolunu sıraya koyup hocayı dinlemeye başlamıştı. Onlara anlatmadığım için kendimi fazlasıyla suçlu hissediyordum. İpek 'i atlatmamda bana yardımcı olan, beni asla bırakmayan hatta bunu akıllarından bile geçirmeyen insanlardı onlar.
Uzun zamandır hayatımdalardı ve ben onlardan gerçeği gizliyordum. Bana göre gerçeği gizlemek de yalan söylemekti. Gözümde hiçbir farkları yoktu. Barlas 'ın dediği çok doğruydu. Onlara her şeyi anlatmak bana gerçekten de iyi gelecekti. En azından belki çok daha iyi hissederdim. Ya da dürüst olduğumuz için hiçbir sıkıntı çıkmazdı. En iyi ihtimalim de buydu.
Ders dinlemeye zihnimde dolanan düşünceler ve kendi iç sesim yüzünden odaklanamıyordum. Bu iş daha fazla devam ederse gündelik yaşantımdaki işlere ve olaylara da yansıyacağının farkındaydım.
Sürekli bu olayları düşünüyordum, sürekli vicdan azabı çekiyordum. Bu olayın neden bu kadar uzadığını da bilmiyordum.
Bunu bugün bitirecektim. Her şeyi anlatacaktım. Barlas 'ın planına saygı duyacaktım. Öğle arasına kadar rastgele şeyler hakkında konuşmuştuk. 5 ders bana göre öldürücü derecede yavaş geçerken sonunda bahçeye varabilmiştik.
" Benim size anlatmam gereken bir şey var. "
Dedim gözlerimi teker teker hepsinin üstünde gezdirirken.
" E anlat Asel 'ciğim. "
Demişti Emre arkasına yaslandığında. Hepsi bana bu şekilde bakarlarken nasıl odaklanıp da anlatabilirdim ki ? Hem de bu kadar stresli ve korkuyorken. Nasıl yapabilirdim ?
" Barlas 'tan hoşlandığımı biliyorsunuz. "
Diye cümleye girdiğimde Melisa lafımı kesmişti.
" Evet bebeğim de uzun zamandır ondan hiç bahsetmiyorsun. "
Dudağımı ısırırken cümleleri zihnimde toparladım. Yakın arkadaşlarımın fark etmediği bir ayrıntı var mıydı acaba ? Hepsi özenle bunlar için mi getirilmişti ?
" Evet, öyle oldu biraz. Benim size söyleyeceğim şey de tam bununla alakalı. "
Cümlemi yarıda bıraktığımda bu kez bakışlarım hiç konuşmayan Ahmet 'e gitmişti. Göz göze geldiğimizde sorar bakışlarını üstümde gezindirmişti.
" Artık söyleyecek misin, yoksa çatlayalım mı güzelim ? "
Sonunda konuştuğunda derin bir nefes alarak aynı amcama söylediğim gibi tek cümlede konuşmuştum.
" Biz Barlas 'la yaklaşık birkaç aydır beraberiz. "
Hepsinin bakışlarında gördüğüm anlık şaşkınlık saniyeler sonra kırgınlığa dönüşürken içimden lanet ediyordum. Beni kasıp kavuran vicdan azabı gitmişti evet. Ama daha da kötü bir derdim vardı. Şuandan itibaren arkadaşlarımın kırgınlığını geçirmek zorundaydım ve anladığım kadarıyla bu benim için o kadar da kolay olmayacaktı. Çünkü kırgınlık dolu bakışlarla bana hiç bakmadıkları gibi bakıyorlardı.
3 dakika tam 3 dakikadır her yere sessizlik hakimdi. Birbirimize bakıyorduk yaptığımız başka hiçbir şey yoktu. Onlar birbirlerine bakarken ben gözlerinin içinden duygularını anlamaya çalışıyordum. Çok mu kızmışlardı? Muhtemelen.
Ama en azından onlara doğruyu eninde sonunda söyleyebildiğim için gerçekten mutluydum.
" Nasıl yani?"
dedi Melisa gözlerimin içine şaşkınlık ve kırgınlık arası bir tonla bakarken.
" Nasıl böyle bir şeyi saklayabilirsiniz? Haddimiz olmasa dahi seni azarlamayacağımızı, karşı çıkmayacağını ya da asla sana olumsuz bir şey söylemeyeceğimizi biliyordun."
Diye cümlesini tamamlamıştı.
Konuşmaya başlamadan önce çok fazla söyleyeceğim şey vardı. Beynimde tasarladığım, söylemek için hazırladığım, hatta kendimi haklı çıkarmak için tasarladığım bahanelerim bile hazırdı.
Bu düşündüklerimi yüzüne karşı açık açık söyleyebilirim diye de düşünmüştüm. Bu sözler ağzımdan kolayca çıkar diye tahmin etmiştim ama hiç böyle olmamıştı.
Melisa'nın buz haline karşı sadece gözlerinin içine bakmakla yetindi. Sanki kilitlenmiştim ve ağzımdan sözler çıkmıyordu.
Başıma eğmeden 2 saniye önce derin bir nefes almıştım sonra kafamı kaldırdım yavaşça gözlerinin içine baktım.
" Biliyordum."
dedim sakince.
" Tepki vereceksiniz biliyorum ama beni de anlamaya çalışın lütfen. Barlas 'la oturturmamız gereken çok farklı düzenimiz vardı. Başta ailelerimizin ne tepki vereceğini bile bilmiyorduk ve bu bizim için yeterince zor bir şeydi bence. "
Derin bir nefes alıp devam ettim.
" En yakın arkadaşlarım olarak da söylemekte geç kaldım. Bunun farkındayım. Ben de aslında bu yüzden burada bu kadar gergin oturuyorum. Bugün ve söyleyemediğim günler için gerçekten çok özür dilerim ama sizden beni almanızı istemekten başka yapabileceğim hiçbir şey yok. "
Site cümlemi tamamladım.
" Tamam bir dakika durun. "
dedi Emre.
" Kız saklamış olabilir ama sanki dünyanın sonunu getirmiş gibi davranmayın sakın. Dediği şeyler gayet mantıklı. "
Emre 'nin lafını Ahmet kesmişti. Gülümseye çalışarak konuşmuştu.
" Bence de öyle.Melisa biliyorum söylemedi diye kızdın ama kız haklı. Bir şeyleri kesinleştirmeden ben bize söylemesinİ zaten beklemiyordum. Yani bu benim şaşırdığım bir şey olmadı aslında. "
Dedi. Nefes aldıktan sonra gözlerimin içine bakıp elimi tutarak gülümsedi ve devam etti.
" Umarım çok mutlu olursunuz bebeğim. Her zaman dediğim gibi her hatanda her yanlışında veya her doğrunda yanındayız. Bunu bil sadece. "
Emre de diğer elimi tutarken onun da onaylar tepki verdiğinin farkındaydım.
" Aynen."
dedi gülümseyerek.
" Biz hep yanındayız. Seni asla daha yarı yolda bırakmayacağız. "
Melisa üçümüzün birleşmiş ellerine baktı ve derin bir nefes aldı. Gözlerinden sinir ya da kızgınlık bilmediğim bir duygu geçtikten sonra derin bir nefes daha alarak göz devirmişti.
Bana kızgındı çünkü ondan habersiz iş yapmıştım, başıma bir şey gelebilirdi ve o bundan korkuyordu. Serhat'tan sonra korkmasını çok normal karşılıyordum.
Ben de olsam en yakın arkadaşımın yıkılarak çıktığı bir ilişkiden sonra yeni bir ilişkiye başlamadan önce merak ederdim. Çünkü yanlış adamlar seçebiliyorduk ve bu bizim elimizde değildi. Aslında şans eseri ilerliyordu. Yüzlerindeki maskeler gerçek yüzlerini bir bakıma saklamayı başarıyorlardı. Birkaç saniye düşündükten sonra korkmanın bir fayda getirmeyeceğini karar verip elimi eline doğru uzattım.
Bir süre elime baktıktan sonra tutarken gülümsemeye çalışarak kısık bir ses tonu ile konuşmuştum.
" Melisa biliyorum söyleyemediğin içinçok kırıldın. Aslında ben de kendimi suçlu hissediyorum ama gerçekten yapabileceğim bir şey yok. Emre ve Ahmet 'e gerçekten verdikleri tepki için çok minnettarım. Seni üzdüğümü biliyorum ama lütfen affet beni. Son 2 ayda gerçekten hayatımda mutlu olmadığım kadar mutluyum.
Bunun bozulmasını istemiyorum ve en yakın arkadaşlarımı kırmak da bu dönemde istemeyeceğim şeylerin başında geliyor. Lütfen anla beni. "
Dedim yavaş tonda konuşurken. Cümlem bittiğinde yavaşça elime uzanıp okşadı. O gülümserken ben de gülümsemiştim. Bir sorun olmadığını göstermeye çalışıyordu.
" Tamam şu anlık bir sıkıntı yok ve ben kırılmadım. Ama bu konuyu sonra seninle uzun uzun konuşacağız haberin olsun. Nasıl açıkladınız, nasıl karar verdiniz bu olaya ve Barlas ve sen o inadınızdan nasıl kurtuldunuz? Anlat bakalım. "
Dedi şakacı bir ses tonuyla. Onlara bu olayı söylememin verdiği rahatlıkla içime temiz hava çekerken derin bir nefes verdim. Ve sordukları şeyleri anlatmaya başladım. Olay dedikoduya döndüyse çok önemli bir şey kalmamış demekti.
Çok kızmamışlar, aksine destek olup bizi anlamaya çalışmışlardı. Ve bu kesinlikle onlardan beklediğim tepkinin % 3 'ü bile değildi.
Bugünü de atlatmıştık ve eminim ki bundan sonra her şey çok daha iyi olacaktı. Olumsuzluklara ve ailelerimize rağmen tek istediğim şey buydu.