Ağlamak güzeldir

4000 Kelimeler
Kalbimde tasarladığım adam bugün çok başka birine dönüşmüştü. Her şeyin ötesine geçmişti. Hayallerimin bile. Kalbimin sınırlarının zorlandığı bugün benim de bazı şeylerden vazgeçtiğim gündü. Hislerim... Her geçen gün daha da zorlaşarak beni geren hislerim... Duygularım bana Serhat 'ın zamanındaki hislerimi hatırlatmıyordu. Çok farklı hissediyordum. Barlas.. Çok değişik biriydi. Onunlayken aklım yerinden çıkıyordu. Kendimi ona teslim edip, güvenip her şeyi yapabilirdim. Hem de her şeyi. Konumunu attığı yere doğru ilerlerken gurur yapan aklıma lanet ediyordum. Beni almayı teklif ettiğinde onu reddetmiştim. Sebebi ise beni yüz üstü bıraktığı yere çağırmasıydı aslında.  Aklından ne geçiyordu bilmiyordum ama bu konuyu umarım bir an önce halledebilirdik. Çünkü ben çok boşlukta hissediyordum. Hem de hiç hissetmediğim kadar boşluktaydım. Sonunda sahile geldiğimde arkası dönük bir şekilde orada duruyordu. İleri geri hareketlerinden ne kadar stresli olduğunu anlayabiliyordum. Yanına doğru ilerlediğimde ayak seslerini duyar duymaz arkasına dönmüştü. Yani bana doğru.  O bana doğru ilerlediğinde duraksamıştım.  " Eee nerede kalmıştık ? " Dedim dün yarım kalan konuşmamızı ima ederek. Hangi önemli işi vardıysa bırakmıştı beni sonuçta. Eve bırakmayı teklif etmiş olması bir şeyi değiştirmiyordu. Ben sonuca bakıyordum bu aralar, sebebine değil.  " Hastam kriz geçirmiş,  o yüzden onun yanına gitmek zorunda kaldım. Bilerek yapmadığım bir şey olmadığını biliyorsun. " Başımı salladım. Bilerek yapmadığını biliyordum, o kadar da değildim. Eliyle beni banklardan birine yönlendirdiğinde itiraz etmeden oturmuştum. Bugün garip bir his vardı içimde. Belki iyiye yorulurdu kim bilir ?  " Kızmıştım Asel. Sana değildi ama kızgınlığım. Kendimeydi. Yapmamam gereken şeyler vardı. Gerçekleşmemesi gereken. Sana hep uzak davranmalıydım. Diğer hastalarım gibi mesafe koymalıydım. Sen de haklıydın, ben bunların hiçbirini yapmadım. Ama biz olamazdık. Olamayız da. " Ellerimi saçlarımın arasından geçirip sinirle güldüm. Biraz daha mı üstüne gitmeliydim illa ? Bildiğimi bilmediği için hala böyle yapıyordu. Ben bildiğimi belli etmediğim sürece hiçbir şey söylemeyecek miydi yani ? Beni bile bile yakmaya bugün de devam ediyordu ? Hala hiçbir haltı anladığı yoktu. " Bunu daha önce söylemiştin zaten Barlas... Pardon abi. Barlas abi. Çoluk çocukla uğraşamazdın değil mi ? " Sinirle ayağa kalktığımda o da ayaklanmıştı. Elimi belime koydum.  " Asel yapma. Anlamıyorsun. Olmuyoruz işte. Sonradan üzüleceğine şimdi üzül diye söylüyorum. Doldurma o gözlerini. " Sinirle gülerken gözümden birkaç damla yaş onun koluna yavaşça damlamıştı.  " Ne olursa olsun sadece şunu bil. Ben kimse için senden vazgeçmezdim Barlas. " Dedim fısıltıyla. Ardından devam ettim.  " Başından beri buraya gelmem büyük bir hataydı. " Deyip döneceğim sırada beni kolumdan tutup kendisine çekmişti. Boşta kalan elimle göğsünden iterken o sinirle konuşmaya başlamıştı.  " Yapma diyorum anlamıyorsun. Yanacağız diyorum umursamıyorsun. Sonradan pişman olacaksın diyorum inanmıyorsun. Sen benim sana bir şeyler hissetmediğime inanıyor musun sahiden ? " Yalan söylemekten zarar gelmezdi. Bazı konularda bilerek üstüne gitmek için konuşmaya başlamıştım.  " Hayır, inanmıyorum. Kendi ağzınla söyledin ya zaten. Sevmiyorum diye. Ayrıca o partinin ertesi günü yaptığın hiç hoş bir şey değildi Barlas abi. Ne kadar korktum biliyor musun ? " Dediğimde beni tutan kolu kasılmıştı. Abi dememin onun üzerindeki etkisi buydu sanırım. Beter olsundu. Yaptıklarına sayması gerekiyordu mantıken. Ama sanırım ben ona hala kıyamıyordum. " Başlayacağım abine Asel. Seviyorum ben seni. Duydun mu ? Seviyorum. Çoluk çocukla işim olmaz mı demişim ? Kalbini kırmak, kendimden vazgeçirmek için söyledim tüm o sözleri. Senin canın yandığında benimki bin kat daha fazla yandı. Ben parçalanmadım mı sanıyorsun sahiden ? Ben de yandım seninle Asel. Ben de mahvoldum o gece. Senin ağladığını görmek, bilmek, kalbime bir kor düşürdü. Yumru vardı sanki oturup kalkmayan. Gece boyunca nefes alamadım. Ama bu seni sevdiğim gerçeğini değiştirmiyor. Seviyorum seni." Dibime girip konuşmaya devam etmişti. " Haklısın. Kim gelirse gelsin senden vazgeçmeyeceğim. O bir kere olur. Aileni illaki ikna edeceğiz söz veriyorum sana. O gün öyle dememin sebebi babanın kendi ağzından beni onaylamadığını duymamdı. Olmaz dedi Asel. İkisi de benim gibi damat istediklerini söyledi. Beni değil. Nasıl olacaktı bilmiyordum. Bu yüzden ben de en iyi bildiğim şeyi yaptım. Kaçmayı tercih ettim. Seninki de geçici bir heves sandım. Ama yanılmışım. " Dedi bana daha da yaklaşırken. Dudakları yavaşça dudaklarımı bulduğunda nazikçe öpmeye başlamıştı. Kalbim gerçekten de çok hızlı atarken büyük elleri belimi kavramıştı, okşuyordu. Kararsızlıkla elimi yanağına uzattığımda o beni daha da kendisine çekmişti. En sonunda ayrıldığımızda anlıma göğsüne dayamıştı. Eli saçlarımı okşarken ben nefesimi düzene sokmaya çalışıyordum.  Şaka ya da rüya hiçbiri değildi. Biz ciddi ciddi Barlas 'la öpüşmüştük. Kafam hala göğsündeyken saçlarımı okşamaya devam ediyordu. " İhaleler için tuttuğumuz 20 - 30 tane koruma var. Onlardan birini seni araştırması için göndermiştim para teklif ederek. Sonuçta hamile olduğunu söylüyordun. Bunun doğruluğundan emin olmalıydım. Ama merak etme o polise gitmeye kalktığın an o peşini bırakmıştı zaten. Eve girdirmem yanlış bir şeydi. Evet bunu kabul ediyorum. Ama Asel sen de tam böyle bir oyun oynadıktan sonra tek yaşadığın evde kalmışsın. Kızım gidip annenlerin evinde kalsana yani. Kaçırıldığında da konuştuğun ve mesajlaştığın kişi zaten ben değildim. Bir arkadaşımdan rica etmiştim.  O ara yurt dışındaydım. Kaçırır kaçırmaz hamile olmadığını itiraf edince bırakmışlardı seni. Sahi çok canını yakmışlar mıydı güzelim ?" Başımı olumsuz salladım. Artık onu merak bile etmiyordum ki. Olanlar olmuştu. Sene başında 1.5 saatlik bir kaçırılma olayım olmuştu ve bunun başrolünün psikolog olan canım sevdiğim Barlas olduğuna inanamıyordum ya da inanmak istemiyordum. O gün konuştuğum kişinin o olmaması içimi rahatlatmıştı. Çünkü konuştuğum kişi gerçekten de psikopata benziyordu. O gün aklıma gelince tekrar tırsmaya başlamıştım. Gerçekten ürkütücüydü. Sabah kalktığımda alarmın sesiyle değil kendim uyanmıştım. Gülümseyerek yataktan doğrulduğumda bugünün güzel geçeceğini hissediyordum. Ayağa kalkıp perdeleri açtığımda güneşi görmemle gülümsemem büyüdü. Banyoya girip duş aldığımda dişlerimi fırçalayıp dolabımın önüne geçtim. Bugün hava çok güzeldi. Şuan bile güneş ben buradayım diyordu. Üstümü giyindiğimde kendime bakmak için boy aynasının önüne geçtim. Gözlerim boy aynasına yapıştırılmış mavi not kağıdına kaydı. Kaşlarımı çatarak elime alıp okuduğumda ise elim ayağım buz tutmuştu. " Karnında ki bebek mücevher değerinde ve eğer benim bebeğimse ona bir şey olursa yapacaklarımı tahmin etmek bile istemezsin." Beni bulmuştu. Beni resmen eliyle koymuş gibi bulmuştu. Aradan daha 24 saat bile geçmemişti. Evime gelmiş hatta benim not kağıdımla bana not yazıp aynaya yapıştırmıştı. Nasıl duymamıştım? Bebeğe dikkat et derken bile tehdit etmişti. Pekala bebeğin hiç var olmadığını öğrendiğinde bana ne yapacaktı? Aklıma Gamze'nin sözleri geldiğinde koşar adımlarla çıkış kapısına gittiğimde orada da not bulmuştum. " Kime haber vereceksin? Yeni tanıdığın birine mi ? Yoksa seni bir erkeğe tercih eden arkadaşına mı ? Ya da dur erkek kardeşini daha iyi okutabilmek için seni evden atan ailene mi? Kimseye haber vermemeni tavsiye ederim pürüzleri sevmem. Ve hepsini yok ettiğimde elimden çekecek olan yine sen olursun." Benim hayatımda ki şeyleri bu kadar çabuk bulması beni daha da bir korkutmuştu. Gözlerimden akan yaşlarla kendi kendime sordum. Ne yapacaktım ben? Aklıma İpek ve Alp'in beni bu işe bulaştırdığını hatırlamamla hırsla gözyaşlarımı sildim. Çantamı omuzlarımdan indirirken gözlerim okul bahçesinde onları arıyordu. İçimde öyle bir nefret vardı ki. Zaten bizim çete bu aralar okula gelmiyordu. Tek kalmamla beraber bunlarla yakınlaşmam resmen sonumu getirmişti. Nasıl insanlardı bunlar * Eğer böyle olduklarını bilseydim yaklaşmazdım bile.  Biraz aradıktan sonra İpek'le Alp'i bankta sarmaş dolaş oturup gülüşürken görmüştüm. Benim hayatımın içine etmişlerdi ve kendileri mutlu muydu? Onlara doğru sinirle yürürken aklıma gelen şeyle beton yutmuş gibi duraksadım. Zarar veririm demişti. Ne kadar kin beslersem besleyeyim bu kadarını ben onlara yapamazdım ama hesap sorardım. " Neden gelmediğin şimdi belli oldu İpek hanım. Sevgilinizi bırakamadınız gördüğüm kadarıyla. " " Arkandan geldim Asel. Abarttığını ve beni rezil etmemeni söylememe rağmen gittin. Bak hiçbir şey olmamış ölmemişsin. " Şokla gözlerimi açtım. İpek 1 günde bana karşı nasıl bu kadar değişmişti? Gözlerim bize doğru sırıtan Alp 'e döndüğünde sinirle üstüne yürüyüp konuştum. " Ne yaptın ona da bu kadar değişti? " " Bir şey yapmam gerekmiyordu sadece gözlerini açtım. " " Onu kullanmayı bırak İpeğ i sevmediğini ikimiz de biliyoruz." Deyip konuştuğumda eli kolumu bulduğunda kolumu sıktı. Canımın acısıyla ona bağırdım. " Canımı yakıyorsun. Bırak kolumu. " Dememe kalmadan Alp'in eli kolumdan çekilmişti. Şaşkınlıkla yanımdaki takım elbiseli adama baktığımda konuştu. " Yavaş ol lan. Asel Hanım'a dokunamazsın. Hele ki ondan izinsiz ise asla. " Deyip bağırdığında Alp sinirle konuşmaya başladı. " Sen kimsin ? " " Asel Hanım'ı korumakla yükümlüyüm. Bir kere daha ona dokunursan abiye haber vermek zorunda kalacağım ve bu senin için hiç de iyi olmayacak. " İpek şaşkınlıkla konuştuğunda ona baktım. " Ne abisi? " Durumu kavramam zaman aldığında, titrek bir nefes çekmiştim ciğerlerime. Adam peşime koruma takmıştı? Beni izletiyordu. Her yerden haberimi alıyordu. Hamile olmadığımın haberini aldığında peki bana neler yapacaktı. Sinirle İpek 'e dönüp konuştum. " Bana bulaştırdığın işler işte! Bak ne güzel ölmemişim! " " Karnında mücevher taşıyorsun. Ona bir şey olduğunda sana yapacaklarımı tahmin etmek istemezsin bile." Cümlesi kafamda bir bir yankılanmaya başladığında korkuyla arkama bakmadan koşmuştum. " Koşmayın Asel Hanım korkacak bir şey yok. " Diye bağıran korumayı duyduğumda alayla güldüm. Hamile olmayan, yalan söyleyen sen değilsin tabi. Arkama bakmadan okuldan çıkıp taksi duraklarındaki taksilerden birine bindiğimde aklımdan geçen yeri söylemiştim. " En yakın Polis Merkezine lütfen." Dediğimde adam kafasını sallayarak en yakın karakola doğru sürmeye başladığında telefonuma gelen mesajla gözlerimi telefona çevirdim. " Koşarken bebeğe bir şey olduysa ben de sana tahmin bile etmek istemeyeceğin şeyler yaparım! O taksiden inip korumanın yanına git! " Adam resmen beni tehdit ediyordu. Gamze'yi aradığımda bir kaç saniye içerisinde açmıştı. " Efendim canım." " Gamze ben karakola gidiyorum. Benimle gelir misin? " " Ne bir şey mi oldu sana? İyi misin? " Diye telaşla konuştuğunda sözünü kesmiştim. " Sadece gel lütfen. Anlatacağım ama yanımda birisinin olmasını istiyorum. Korkuyorum." " Adresini at hemen geliyorum. " Diyerek yüzüme kapattığında gülümsemiştim. 1 arkadaş kaybetmiştim ama yenisini kazanmıştım. Mesajlara girerek adresi mesaj attığımda gözüme gizli numaranın attığı mesaj takılmıştı. Hemen telefonu kilitleyerek önüme döndüm. Karakola geldiğimizde parayı ödeyip taksiden indim. O sırada telefonuma tekrar mesaj gelmişti. " Beni illa uğraştıracaksın yani. Pekala ama cezasız kalmayacaksın." Korkuyla bir mesaja bir karakola baktığımda ne yapacağımı bilememiştim. Ceza derken nasıl bir cezaydı? Pes ederek banklara doğru yöneldiğimde gözümden akan yaşlara engel olamamıştım. Sadece o anın hırsıyla hamileyim dememin başıma bu kadar iş açacağını bilseydim değil numarayı aramak partiye bile gitmezdim. 10 dakika geçtiğinde telaşla bana doğru gelen Gamze' yi görmüştüm. Geldiği gibi ona sarıldığımda anlamasa da o da bana sarılmıştı. " Biri bir şey mi yaptı Asel korkutma beni." Gözlerimden tekrar yaşlar gelirken konuştum. " Buldu beni Gamze buldu." " Kim buldu. " Dediğinde biraz düşündükten sonra hatırlamışçasına gözlerini büyüttü. " Ne nasıl buldu o seni? Bir şey mi yaptı sana? Kötü biri mi? " " Evime çay kahveye gelmediğine göre kötü biri." Deyip konuştuğumda korkuyla gözlerini büyüttü. " Evine mi geldi? " " Benim kağıtlarımla bana notlar bırakmış Gamze. Adam takmış peşime beni takip ettirtiyor. Bana mesajlar atıyor. Sırf hamileyim diye beni tehdit ediyor. Hamile bile değilim ki ,sırf ortamın gazına geldiğim için söylediğim şey yüzünden başıma neler geldi." " Kalk ne bekliyorsun girelim karakola hemen şikayetçi ol." Ayağa kalkıp kolumdan çekiştirmesiyle hızla konuştum. " Yapamam Gamze. " Deyip bana gönderdiği mesajı okuttuğumda konuştu. " Blöf yapıyor. Sadece seni korkutmak istiyor ki bunu başarıyor. Küçük şımarık bir velet olduğuna eminim. " " Öyle mi dersin. " Diye sorduğumda kafasını onaylar anlamında sallayıp tekrar kolumdan çektiğinde onu zorlamamak için hemen ayağa kalktım. Ben de onu şikayet etmek istiyordum tabi ki. Kim böyle şeylere katlanmak isterdi ? Sadece korktuğum şey bana dediği ceza olayıydı. Karakola doğru yürümeye başladığında banktan çantamı almak için döndüm. Sabah gördüğüm korumayı görmüştüm ve bana yapma dercesine kafasını sallıyordu. Hızla yürüyerek Gamze'nin koluna girdiğimde onun görmediğinden emin olmuştum. Karakola girdiğimizde her şeyi anlatmış polisin ne yapacağını izliyorduk. Sıkıntıyla nefes verdiğinde konuştu. " İsterseniz imzalayın işleme sokalım. " Dedi. Kalemi alıp imzaladığımda telefonu çaldı. Telefonu alıp konuşmaya başlamadan telefondakini dinledi. Bakışları yavaşça beni bulduğunda ağzından çıkan tek bir kelime çıkmıştı. " Tamam. " Telefonu kapattığında bana dönerek konuştu. " Bir şey yapamayız lütfen gidin." Şaşkınlıkla polis memuruna baktığımda konuştum. " Ne demek gidin, ne diyorsunuz siz ? Size güvenemeyeceksek kime güveneceğiz biz ? " Diyerek konuştuğumda polis tekrar konuştu. " Zorluk çıkarmadan çıkın gidin buradan. " Deyip bizi kovduğunda Gamze ayağa kalkarak konuştu. " Sadece bizi rahatsız edeni değil sizi de şikayet edeceğiz. " Diyerek karakoldan beraber çıkmıştık.Bütün umutlarım tek tek bitmişti. Polisin telefonu çaldığında ne demişti de bizi kovmuştu. Bu adam nasıl biriydi ki polise bile söz geçirebiliyordu ? Dışarı çıktığımızda telefon çalmıştı. Arayan kişiye bakmamla korkuyla duraksadım. Gamze arkasına dönerek meraklı bir şekilde konuştu. " Ne oldu kim ? " Telefonumu ona göstermemle gözlerinin büyümesi bir olmuştu. " Aç. " Telefonu açtığımda sinirle konuştum. " Ne istiyorsun yine ? " " Benim gücümü görebiliyor musun ? " Nefes alış verişini duydum. Ardından sert bir ses tonuyla konuşmaya başladı. Ama dünkü sesinden farklı gibiydi. Daha yumuşak bir sesti bu.  " Sana gitme demiştim, bana polis bile bulaşamaz  Asel. Seni uyarmıştım beni dinlemedin. Cezayı çoktan hakettin. " Sinirle bağırdım. " Seni aradığım güne lanet olsun be manyak herif! " Sert bir nefes verip konuştu. " Bence aradığın güne değil hamile kaldığın güne lanet etmelisin. " Telefon yüzüme kapandığında sinirle ayağımı yere vurup konuştum. " Kahretsin. " Gamze kolumdan tutup konuştu. " Ne diyor ? " Kollarımı birleştirerek konuştum. " Her şeyi o yapmış. Polisi tehtit etmiş. " " Bu adam sana kafayı ciddi anlamda takmış Asel. Yani partide korkmakla haklıymışsın. Adamın öyle bir ses tonu var, öyle bağırıyor ki bir an telefonu hoparlöre aldın sandım. " Konuşmasını es geçtim. Ses tonu önemli değildi. Ben o adamın hiç normal ses tonuyla konuştuğuna inanmıyordum. " Gamze ne yapacağım ben ? " " Bilmiyorum Asel , gerçekten bilmiyorum. " Az önce kalktığım banka oturan Gamze 'ye gözlerimi diktim. " Polise gitme dedi, gittim. Şimdi ceza vereceğim diyor ve ben hiçbir şey yapamıyorum. " Gamze kararsızlıkla konuştu. " En fazla ne cezası verebilir ki ? " Başımı bilmiyorum dercesine salladığımda Gamze tekrar konuştu. " Asel  ben korkuyorum artık bu adamın yapacaklarından. Bence artık o evde yalnız kalmamalısın. " Aklıma annemler geldi. Gidemezdim ki yanlarına eve. Tehlikeye sokacağım durumu hiçbir şey yapamazdım.  Gidecek hiçbir yerim yoktu. Ben daha konuşmadan Gamze konuştu. " Bize gelsene ? " " Saçmalama Gamze rahatsızlık veririm. " Gamze kolumdan tutup konuşmaya başladı. " Asıl sen saçmalama Lavinia. Ne rahatsızlığı ? O evde tek kalamazsın. Ya sana bir şey yaparsa ? " " Ama Gamze... " Lafımı bölerek konuştu. " Ben eve geçiyorum. Sen de eşyalarını toplamaya git hadi. " Diyerek yanımdan ayrıldığında içimden sessiz bir küfür mırıldandım. Mecburen eve ilerlediğimde kafam çok bulanıktı. İyi de peşime koruma takan adam zaten beni her yerde bulurdu. Eve gelip kapıyı açtığımda evin dağınıklığıyla bir adım geriledim. Hırsız mı girmişti ? İçeri doğru yürüdüğümde gördüğüm şeyle kalakaldım. Piyanom paramparçaydı. Ben o piyanoyu biriktirdiğim parayla almıştım. Yere çöktüğümde ağlamamak için kendimi zorlasam da kendime hakim olamamıştım. Telefonum çaldığımda kimin yaptığını zorlanmadan anlamıştım. " Ya sen nasıl bir insansın ? " " Belki de insan değilimdir. " " Belli. " " Herhalde cezan yetmedi. Sınırımı zorlama Lavinia. " " Ben onu ne zorluklarla çalışarak aldım biliyor musun ? " " Sözümü dinleseydin yerinde olurdu piyanon. O yüzden laflarımı dinlemeni öneriyorum. " " Allah belanı versin. " Diyerek telefonu kapattığımda gözümden bir damla daha yaş süzülmüştü. Telefonuma gelen bildirimle mesajı açıp okuduğumda göz devirdim. " Oraya gelip dilini koparacağım ! " Dediğinde bu kez umursamamıştım. Piyanomdan başka hiçbir şeye değer vermiyordum. Beni artık tehtit edecek bir şey bulamazdı. Eşyalarımı toplamaya başladığımda telefonuma tekrar mesaj gelmişti. " Yine beni dinlemiyorsun, yine aynı hataya düşüyorsun, yine benim sözümden çıkıyorsun. Bakalım bu seferki cezan nasıl olacak! " Gerizekalı diye mırıldandığımda sinirle iç çektim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Umursamayarak hazırladığım çantayı alıp üzerimi değiştirdiğimde kapıya doğru yürüdüm. Gözlerim piyano parçalarına kaydığında hüzünle iç geçirdim. Kapıdan çıkar çıkmaz etrafıma göz attım. Peşimdeki adam gözükmüyordu. Rahat bir nefes vererek Gamze 'nin atığı konuma doğru yürüdüm. Kapısına geldiğimde çekinerek kapıya vurdum. Kapı 1-2 dakika içerisinde açıldığında Gamze'nin annesi olduğunu düşündüğüm kadın konuşmaya başladı. " Hoşgeldin.  Asel değil mi, ? " Gülümsemeye çalışarak cevap verdim. " Evet. " " Gel kızım Gamze söylemişti. Sen şöyle otur. O markete gitti gelir şimdi. " " Peki. " Dediğimde omzumu sıvazlayarak konuştu. " Evindeymiş gibi hisset kızım. Bu arada ben Sevgi. " " Teşekkürler Sevgi abla. Size de rahatsızlık veriyorum." Dediğimde dış kapının kapanma sesiyle Gamze'nin sesini duymam bir olmuştu. " Anne Asel geldi mi? " Diyerek salona ilerlediğinde beni gördü. Sanki konuşmak istediğimi anlamışçasına kolumdan tutup annesine seslendi. " Biz odamdayız! " Diyerek odasına doğru ilerleyip odasına girdiğimizde konuştu. " İyi misin? " Diyerek sorduğunda başımı olumsuz anlamda sallayıp cevap verdim. " Cezasını verdi." diyerek konuşup yatağa oturduğumda konuşması gecikmemişti. " Ne cezası, ne yaptı? " " Biriktirdiğim ilk parayla aldığım piyanoyu parçalamış." Hem de annemlerden yardım almadan almıştım.  " Ne diyorsun ya. Peki sen iyi misin? " İyi olmak mı? İçim acıyordu, sanki evladımı kaybetmiştim. " Hayatımda tek değer verdiğim şeyi de yok ettiğine göre artık beni neyle tehtit edecek merak ediyorum. " Dediğimde telefonuma gelen mesaj sesiyle irkilmiştim. Üzerime dinleme cihazı mı takmıştı? " Nereye gidersen git, ne yaparsan yap haberim olacak. Benden kaçamazsın. Hele ki karnındakiyle asla. Hadi ama Asel zeki bir kız olduğunu biliyorum. Sence kaçabilmen mümkün mü ? " Gamze 'ye mesajı gösterdiğimde gözleri büyümüştü telaşla konuştu. " Hamile olmadığını söyle hemen Asel. " Kafamı onaylamaz anlamda sallayıp konuştum. " Söyleyemem. Hamile olmadığımı öğrenirse öldürür beni. " " Saçmalama Asel. Sen hamile değilsin illaki bugün değilse yarın anlayacak. Başkasından öğrenmeden sen söyle. " " Ama... " " Asel bu adam katil mi, kaçakçı mı, psikopat mı bilmiyoruz. Sen söylersen daha az zarar vereceği kesin. " " Öldürür beni diyorum Gamze. Şu an karnımda olmayan bebek benim korunma sebebim. " Gamze cevapsız kalarak ellerini yüzüne yelpaze yaptı. " Ay bayıldım artık bu muhabbetten. Hadi hazırlan da bir yerlere gidelim. " " Nereye? Muzip bir ses tonuyla konuştu. " Gece klübüne. " " Gamze benim peşimde psikopat bir adam var. Sen kendin de söylüyorsun. Saçmalama nasıl eğleneceğim ? " " İşte bu yüzden. Kafanı dağıtman lazım, biliyorum bu durumda saçma gelecek ama mantıklı. Oturup düşüncelerle boğuşmak yerine azıcıkta olsa kafan dağılacak. O yüzden hemen şimdi kalk ve giyin. " Uzun bir nefes vererek ayağa kalkıp Gamze'ye sarıldım. Çok geçmeden kolları belimi bulduğunda konuştum. " Haklısın. Onun için kendimi eve kapatmayacağım. " " Hah şöyle ya. Hadi gel seni bir güzel süsleyelim. " " Gamze." Diyerek konuştuğumda ne dediğimi anlamışçasına konuştu. " Tamam tamam. Fazla abartmayacağım. " Pes ederek kendimi ona bıraktığımda gülümseyerek konuştu. " İşte görmek istediğim Asel." Dediğinde gülümsedim. Hazırlandığımda beni aynaya doğru çekiştirirken gülümsedim. Kendime baktığımda, sosyal, gece mekanlarından çıkmayan birini görmüştüm. " Çok güzel oldun. " Deyip gülümseyerek beni süzdüğünde tekrar konuştu. " Bana güvenmeni söylemiştim. Seni hazırladığımıza göre bende hazırlanabilirim." Dediği zaman başımı onaylar anlamda salladığımda, bana öpücük atıp dolaptan bir elbise alıp banyoya girdi. Yarım saat gibi bir sürede canım sıkılmaya başlamıştı. Elime telefonu alıp instagrama fotoğraf attım. Ve açıklama yazıp yorumları okumaya başladım.  Asel Sargın: To smile despite everything :) Sdckaan: Hayatımda ben bu kız kadar güzelini görmedim. Mrçsevda_: Tiyatroda görmüştüm ben bu kızı. İnançSedat: Adresini versene Selimsaa: Mankenlik yapsa tutulur. Dinçay_: Yapıyor zaten. Denizaksa: Bu kız için sevgilimi bile bırakırım. Mertfüler: Aga senin sevgilin yok. Deryasertap: O kadar da güzel değil abartmayın. Stalk73883: Çarpılıcan aq İyice sıkılmaya başladığımda bağırdım. " Gamze! Nerede kaldın ya." Diyerek bağırdığımda 1 dakika geçmeden banyodan çıktı. " Nasıl olmuşum. " " Nefes kesici kelimesinin vücud bulmuş hali desem. " Dediğimde kıkırdayıp aynaya dönüp konuşmuştu. " Sen ilk önce kendine bak. Ha bu arada Asel taksi çağırabilir misin? Küpelerimi takıp geliyorum. " Kafamı onaylar anlamında salladığımda telefonumu elime aldım. İnstagramdan gelen bildirimleri gördüğümde gizli numaradan gelen mesajı da görmüştüm. "Gitme oraya" Umursamayarak taksiyi arayıp adresi verdim. Hayatımı tanımadığım birinin yönlendirmesiyle yaşamayacaktım. " Hazırım ben." " Tamam taksi de gelir şimdi. Aşağı inelim istersen. " Aşağı indiğimizde taksinin gelmesiyle taksiye bindik. Taksiye binmemle telefonuma gelen mesaj sesi, ikimizin de gözlerinin telefonuma kaymasını sağladı. Gamze'ye çaktırmadan telefonumu alıp mesajı okudum. " Son uyarı! " " Yine o mu yoksa? " Gülümseyerek ona dönüp konuştum. " Bu sefer o değil mağazadan indirim mesajı. " Bu gece güzel bir gece geçirmek istiyordum. Ve moralimizin bozulmasını istemiyordum. İnanmayarak konuştuğunda tedirgince gülümsedim. " Emin misin? Eğer oysa ve bana söylemiyorsan darılırım. " " Eminim Gamze sana neden yalan söyleyeyim. " Diyerek tek kaşımı kaldırdığımda kafasını onaylar anlamda sallayıp önüne döndü. Oyunculuk okumanın tek güzel tarafı buydu sanırım. Taksi geleceğimiz yerde durduğunda elimi çantaya attım. Gamze benden önce davranmış taksinin parasını ödemişti. Beklemeden taksiden indiğinde kaşlarımı çatarak arkasından indim. " Ben ödeyecektim Gamze." " Bu kadar dert etme Asel. Geri dönüşte de sen ödersin." Dediğinde başımı onaylar anlamında sallayıp uzatmadan konuyu kapatmıştım. İçeri girdiğimizde kulağıma dolan müzik sesi yüzümü buruşturmama sebep olmuştu. 17 yaşıma girmiştik ama Gamze 'nin arkadaşının mekanı olduğu için rahatça girebiliyorduk. O an sorguladım. Ne işim vardı benim burada ? Gamze benim hiç konuşmama fırsat vermeden kolumdan çekerek locaya yönlendirdi. Garsona ikimiz de bir şeyler söylediğimizde Gamze bana bir şey söyleyecek gibi duruyordu. " Artık söyleyecek misin ? " Gamze benim konuyu açmamla rahatça derin bir nefes alıp konuya girdi. " Ya Asel ben senden habersiz birini daha davet ettim. " Kaşlarımı çatarak konuştum. " Kimi ? " Ellerini kollarıma koyarak konuştu. " Erkek arkadaşımı. " Dudağını ısırıp konuşmaya devam etti. " Kızdın mı ? " Gülümsedim. Gülümsememle gülümsedi. " Saçmalama Gamze, tanışmak isterim tabi ki. " Sevinçle ellerini çırpıp telefonunu çıkarmıştı. Midem bulanırken çantamı alıp lavaboya ilerledim. Telefonu uçak modundan çıkardığımda 2 yeni mesajı görmemle nefesimi sıkıntıyla dışarı verdim. Bari burada rahat bıraksaydı ! " Benim bebeğimi taşıyıp o kıyafetle yüzlerce adamın önüne çıkman çok büyük bir cesaret örneği. " " Bunu sen istedin! " İki mesaj arasında tam 1 saat vardı ve hala başıma bir şey gelmediğine göre bu sefer blöf yapıyordu. Lavaboda işimi bitirdikten sonra elimi yıkayıp dışarı çıkmaya kalktığımda geçen ki korumayı gördüm. Korkuyla geri geri giderken o da yavaşça yanıma doğru geldi." " Uzak dur benden. " " Abimin emri var. " Deyip cebinden mendili çıkarttığında korkuyla çığlık attım. Fakat çığlığımı ne kendim duymuştum ne de başka biri. Gözlerimi açtığımda yıkık dökük eski bir evdeydim. Yaslandığım duvardan kalktığında başımın dönmesiyle sendelemiştim. " Kimse var mı ? " Diye bağırdığımda karşılık alamadım. Odanın ortasında bulunan masaya doğru gittiğimde masadakileri görünce bir kaç adım geriledim. Kız ve erkek bebek kıyafetleri vardı. O an anladığım kesin bir şey vardı ki bu manyak herif hiçbir zaman blöf yapmıyordu. Birden odanın içinden gelen sesle çığlık attım. " Bu kadar korkma ama Asel. " Dediğinde tekrar onun sesini duymuştum. Sinirle hopörlere baktığımda bağırarak konuştum. " Ya sen manyak mısın be ruh hastası ? İki eğlenecektim onu bile zehir ettin. " " Merak etme hayatının geri kalanında ben seni gayet eğlendireceğim. " Takmayarak kollarımı birleştirdiğimde duvara yaslanıp yanağımı şişirerek konuştum. " Neden buradayım ? " " Sözümü dinlemeyip hareket ettiğin için olabilir mi ? " " Sen kimsin de senin sözünü dinleyeceğim be ? Bırak, bir sal da hayatımı yaşayayım. " " Dur bir düşüneyim. Hayır. Senin hayatın hamile kaldığın gün benim elime geçti. " Artık bunun böyle gitmeyeceğinin farkına vardığımda ne olursa olsun diyerek konuştum. " Hamile değilim ben gerizekalı. Değilim. Bunu o kalın kafana sok ! " Diyerek gözüme kestirdiğim kapıya doğru koşmaya başladım. Tamam cesaretliydim ama o kadar da değildi !  Aklıma gelen anıyla yüzümü buruşturduktan sonra düşündüm. Biz ne olacaktık şimdi ? Sevgili ? Arkadaş ? Klasiklik yapıp bunu sormak istemiyordum.  " Sen. " Dediğinde başımı hafifçe kaldırarak konuştum.  " Hıh. " Dediğimde beni kendinden uzaklaştırıp konuşmaya devam etmişti.  " Sen diyorum Asel Hanım. Sen ? Biz söyledik. Bir de sizden duyalım duyguları, değil mi ? " İçtenlikle gülümseyip bu kez kalbim rahat ede ede özgürce söylemiştim. " Ben de seni seviyorum Barlas. " Dediğimde bu kez öpücük anlıma kondurulmuştu. " Daha erken sevgili olmadığımız için, sana hislerimi açık açık söyleyemediğim için çok özür dilerim yavrum. Pişmanım ama elimden de bir şey gelmiyor. " Yanağımı okşamaya başladığımda omuz silkmiştim. " İnan hiç önemli değil Barlas. Yanımdasın. " Yanağıma bir öpücük konduurken fısıldamıştı. " Yanındayım. " Dediğinde kaşlarımı çatmıştım. " Şey... Ne yani ? Biz şimdi ciddi ciddi sevgili miyiz ? " Erkeksi kahkahası sahili doldururken kaşlarımı çatarak ona bakmaya başlamıştım. " Ne ? Niye dalga geçiyorsun ki ? " Demiştim dudağımı bükerken. Kolu beni sararken gülmeyi bırakmıştı.  " Geçmiyorum güzelim. Sadece ağzından biz lafını duymak çok hoşuma gidiyor. " Demesiyle tekrar gülmüştüm. Barlas Demirhan kalbimi nasıl kazanacağını çok iyi biliyordu... Ve umarım hep de o kazanmaya devam ederdi. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE