" Hani hep sana derdim ya. Bana bir yerden tanıdık geliyorsun diye. "
Barlas 'ın sert sesiyle başımı salladım. Evet, sürekli aynı şeyi söylüyordu ama ben son 5 ayı pek sağlıklı hatırlamadığım için aklıma hiçbir şey gelmiyordu bile.
" Evet öyle diyordun. "
Gülümsedi. Ama sıcak bir gülümsemeden çok kararlı bir gülümseme gibi gelmişti bu bana.
" Hatırlıyor musun bu senenin başını ? "
Gözlerini hüzünle süzdüğümde onun da yüz ifadesi değişmişti. Onu sevdiğimi biliyordu. Daha da önemlisi Serhat 'ı ve yaşadıklarımı biliyordu. Bu konuyu nasıl bu kadar kolay açabilmişti.
" Öyle demek istemiyorum Asel saçmalama. Sene başında gittiğin partiyi hatırlıyor musun diye sormaya çalışıyordum aslında. "
Dediğinde bakışlarım az da olsa düzelmişti. Düşünmeye başladım. Tek gittiğim parti eski arkadaşlarımdan İpek için aşık olduğu Alp diye bir çocuğa gittiğim partiydi. Bundan bahsediyorsa eğer hatırlıyordum tabi ki. Unutmam o günü pek de mümkün değildi. Yavaşça başımı onaylar anlamda salladığımda konuşmaya başlamıştım.
" Hatırlıyorum da ne alakası var şimdi o konuyla bu konuların ? "
Bana doğru yaklaşmaya başladığında anlamsızca ona bakıyordum. Acaba o partide falan mıydı ? Dibimde durduğumda başını geriye atıp sinsice sırıtmıştı.
" Peki doğruluk mu cesaretlik mi ? ' yi hatırlıyor musun ? "
Kaşlarımı çattım. Yok canım. Olamazdı değil mi ? O gün aradığım o adam Barlas olamazdı.
" Hiç düşünmedin mi Asel ? Sarhoşken kimi aradım, ne dedim diye ? "
Kaşlarımı çattığımda sesli konuşmuştum.
" O konuştuğum kişi... Yoksa... "
Kelimeler daha fazla boğazımdan dökülmediğinde aklıma o anlar gelmişti.
" Hadi Asel kırma beni lütfen. "
İpek karşımda yavru köpek bakışlarını atarken göz devirdim. Sırf Alp 'i görebilmek için tanımadığımız bir insanın partisine gitmek istiyordu. O da yetmezmiş gibi peşinde beni de sürüklüyordu.
" Sırf o Alp 'i görebilmek için tanımadığımız birinin partisine gidebileceğimizi nasıl düşünüyorsun İpek söyler misin ? "
"Alp bizi alacak Asel yeter ki biz gidelim. "
Oflayarak konudan azıcık olsun sıyrılmak istemiştim ama ne yazık ki karşımdaki İpek izin vermiyordu. Kabul etmek zorunda olduğumu fark edince cevap vermeden dolabıma doğru ilerledim. Gitmek istemiyordum hem tanıdık olmayacaktı hem de içimde bir sıkıntı vardı neden bilmiyordum ama içimde bir sıkıntı olduğunda kesinlikle başıma bir şey geliyordu. Gerçi arkadaşımı da kırmak istemiyordum okuldan eve evden okula giden tiplerdik. O da biraz gezmek istiyordu ne diyebilirdim ki. Onun için biraz fedakar olmayı deneyebilirdim.
"Tamam madem çok istiyorsun gidelim. "
" Ciddi misin? Gidiyor muyuz? "
" Evet dedim ya İpek! "
Çığlık atarak masada duran telefonunu kaptı. Kimi arayacağını bildiğim için yanından uzaklaştım ve odama girdim. Madem bir partiye gidiyorduk hazırlanmam gerekiyordu.
Hazırlandığımda aynadan kendime bakıyordum, bence ne fazlaydı ne de eksik. Ne elbiseyle gideceğim kadar yakındılar ne de pantolonla gidebileceğim kadar sıradan. Hazır olduğuma karar verdiğimde rimel sürüp dudaklarımı renklendirdim. Şimdi kendime baktığımda tamamlanmış görünüyordum.
Aşağı indiğimde kimsenin olmadığını farkettim ve kendimi koltuğa attım. İpek nasıl olsa birazdan hazırlanıp yanıma gelirdi.
Bir kaç dakikanın ardından içeri İpek girdi. Sanki makyajı da kıyafeti de biraz fazla abartmıştı. Daha yorum yapmama fırsat vermeden kolumdan çekiştirip konuştu.
" Kapıdaymış. Kanka ben ne yapacağım ? Nasıl davranacağım ? Ya güzel olmuş muyum ki ? "
Biraz daha soru sormadan olaya el attım.
" Çok güzelsin İpek, mükemmelsin. Şimdi lütfen daha fazla konuşma da aşağı inelim. Madem çocuk geldi kaç saattir bekletiyoruz. "
Başını onaylar anlamda sallayıp saçını düzeltti. Apartmandan çıktığımızda arabasına yaslanmış Alp 'i gördük. Bu çocuğu oldum olası sevmemiştim. İpek 'i kendine çekip sarılırken bana baş selamı vermekle yetinmişti. Arabasına ilerlediğinde İpek öne, ben arka koltuğa oturmuştum.
Yol boyunca sessiz kalan tek taraf olduğumun kanıtı olan baş ağrım midemi bulandırırken yutkundum. Dur bakalım Asel parti daha yeni başlıyor.
Arabadan indiğimizde İpek Alp 'in koluna girmişti. İçimden İpek 'e küfürler ediyordum. Beni bırakması önemli değildi ama Alp onu kullanacaktı. Ve ben bumu ona onlarca kez söylemiştim. Eve adım attığımızda fazlasıyla yüksek olan müzik sesi zaten ağrıyan başımı daha da beter bir hale sokmuştu.
" Kızlar siz şu masaya geçin. Ben de içecek bir şeyler alıp geliyorum. "
İpek ona şirince gülümseyip onaylar anlamında kafasını salladığında Alp ona gülümseyerek yanımızdan uzaklaşmıştı.
" Benim ne içeceğimi nereden biliyor acaba müneccim mi? "
İpek karnıma dirsek atıp konuştu.
" Ya Asel deme öyle bizi düşünüyor işte "
" Düşünmekle kalmıyor her şeyi biliyor. Maşallah öleceği günü de biliyor mu bari? "
" Dalga geçme ya. "
Gözlerimi devirdim. Toz kondurtmuyordu da.
Bir 5 dakikanın ardından Alp geldiğinde elinde kokteyl tutuyordu. Kokteyldeki o renkler gökkuşağında yoktu o kadar renkliydi. Renk cümbüşü yaşatacaktı herhalde bize.
" Zevkine hayranım Alp. "
İğnelercesine söylediğimde gülerek bana döndü.
" Senin kişiliğine uygun simsiyah bir kokteyl bulamadım Asel . Bende İpeğin kişiliğine uygun seçtim kusura bakma. "
Bana laf sokmasına çalışmaya karşılık göz devirdim. İpek 40 yılda bir Alp 'ten iltifat aldığı için erimişti.
" Ya Alp çok tatlısın ve ben o kokteyli çok beğendim "
Şuan karşımda bir eriyen insan vardı. Hayır dondurma değil, insan kayıtlara geçmeliydi çünkü mecazi anlamda değil baya baya erimişti.
" Gelin sizi arkadaşlarımla tanıştırayım. "
İpek direk kalktığında ona baktım. Ayağıyla bana vurduğunda kaçamayacağımı anlamıştım. İlla arkadaşlarıyla tanışacaktım yani. Kendisi yetiyordu zaten ne gerek vardı ki arkadaşlarına ?
" Arkadaşlar bu güzeller güzeli İpek. Bu da Asel "
İpek hepsiyle tanıştığında sıranın bana geldiğini anlamıştım.
" Ben de bu Asel oluyorum herhalde. "
Deyip omuz silkmiştim. Hepsi güldüğünde onlara ters ters bakıyordum. Bunlar ne içmişti ? Dediğim şeyde gülünecek hiçbir şey yoktu.
" Ne kadar da komik bir kızsın. "
" Ya ya öyleyimdir. "
Diye ağzımın içinde geveledim sözleri. Zaten Alp neydi ki arkadaşları ne olacaktı ? Cevap vermeden kollarımı birleştirdim. Bozuntuya vermemeye dikkat ediyordum. Bir masaya oturduğumuzda herkes sohbet ediyorken ben karşımda oturan çocuğa dik dik bakmakla meşguldüm. Oturduğumuz andan beri bana bakıyordu ve sinirlenmeye başlıyordum.
" İpek benim canım sıkıldı kalkalım artık. "
Diye söylenmeye başlamışken İpek 'in kalkmaya hiç niyeti yok gibiydi. Tam o konuşacakken bana 2 saattir dik dik bakan Mert konuşmaya başlamıştı.
" Doğruluk mu Cesaret mi oynayalım "
Dediğinde imalı imalı bakıp göz kırptı.
Hepimiz oturduğumuzda 6 kişiydik. Kimse bana fikrimi sormamıştı.Kimse itiraz da etmemişti. Sanki birinin oyun oynayalım demesini bekliyordu lanet olasılar. Oyun bozan bir tip değildim ama şu imalı bakışları hiç beğenmemiştim. Cesaret dediğimde saçma sapan şeyler söylerdi bu embesiller.
" Kuralları koyuyorum. 2 kereden fazla doğruluk demek yasak. Ayrıca şunu yapamam bunu yapamam demekte yasak herkes denileni yapacak. Ha yapamayacağız diyorsanız yapamayan shot atacak."
Emre denilen çocuk konuştuğunda anlamıştım ki kaçamayacaktım. Tek ümidim cesarette Mert 'e çıkmamaktı. Emre shot bardaklarını koyarken bir kız da şişe getirmişti. Söylenenleri kabul ettiğimizde solumda ki kız şişeyi çevirmişti.
Şişe dönerken bana gelmemesi için dua ediyordum çünkü dünyanın en şanssız insanı olmaya aday biri gibiydim.
" Doğruluk mu cesaret mi Asel ? "
Bana yönelen soruyla ufak bir küfür mırıldandım. Ve beklemeden aklıma ilk geleni söyledim.
" Doğruluk. "
" Seni en çok ne etkileyebilir ? "
Hafifçe gülümsedim. Kolaydı.
" Böyle küçük dağları ben yarattım tarzında havalı ama sokak kedisini kucağına alıp sevecek kadar merhametli. Dışarıdan soğuk durup kimseyle gereksiz diyalog kurmayacak kadar sadık ama sevdiği insana karşı çocuksu olabilecek kadar narin. Kırıldığında sinirlense çekip gidecek kadar olgun ama sakinleşince kırdığını toplayacak kadar düşünceli. Kendi isteğinden vazgeçmeyecek kadar da inatçı. Bir gülüşüyle tüm acıları unutturacak kadar kendine hayran eden. Tüm öfkeni geçirecek kadar da güzel bakan."
Herkes bana hayran olmuşcasına sesler çıkarırken gülümsedim.
" Baya güzelmiş yalnız inşallah öyle birine rastlarsın."
Dediğinde gülümsedim ve teşekkür ettim. Böyle birinin gelmesi imkansızdı. Yarım ağız onların duyamayacağı şekilde konuştum.
" Hayal işte. "
2. turun sonuna gelene kadar gerçekten iğrenç ve sahte aşk itirafları duymuştum. Buna Alp 'in yaptıkları da dahildi. Herkes doğruluk hakkını doldurmuştu. Oyuna ve çevreye ısınmıştık. O kadar da kötü gitmiyordu. Bundan sonraki soruların da böyle gitmesini umuyordum.
Emre şişeyi çevirdi. Gamze denilen kıza çıktığında derin bir nefes verdim. Doğruluk hakkım kalmamıştı ve bana ne yaptıracaklarını gerçekten çok merak ediyordum.
" Doğruluk deme hakkın kalmadı Gamze. "
" Biliyorum Emre. Cesaret diyeceğim zaten. "
Emre sırıtarak elini çenesine koydu ve gülümsedi. Ne isteyeceğini anlamak zordu. Tabi en azından benim için. Ne kadar ileri gidebileceklerini bilmiyordum. Onları tanımıyordum.
" Senden herkese basit gelecek ama seni zorlayacak bir şey isteyeceğim Gamze. Kişisel algılama yalnızca merak ediyorum. "
Kaşlarını çatarak cevap verdi.
" E iste hadi. "
" Şu katman katman olan duvar boyalarını çıkar. "
" Duvar boyasını nasıl çıkarabilirim Emre ? Son boya sökücü müyüm ben ? "
" Duvar boyasını değil yüzündeki boyayı kast etmiştim."
Gamze gözlerini devirip kollarını benim gibi birleştirmişti.
" Bu kalabalıkta asla. "
" Gerçek yüzünü merak ediyorum. Oyun kurallarını unutma. "
Gamze sinirle kalktı.Ne yapacağını hepimiz merak ediyorduk. O ise bize bakmadan arkasını dönüp merdivenlere ilerledi. Emre ise kahkaha atarak konuştu.
" Yapamayacağını biliyordum ilk diskalifiye olanımız belli oldu. "
Gülerek konuştuğunda İpek sinirlendiğini belli ederek konuşmaya başladı.
" Kızın gururunu incitiyorsun. "
Diye lafını bitirdiğinde Emre umursamayarak omuzlarını silkti. Bence bu kadar kötü bir istek değildi. Kötü bir şey olsaydı asla susmaz ben de savunurdum. Ama makyajını çıkartması kötü değildi. Bu insanlardan mı çekinmişti bir daha göreceği belli bile değildi. Ayak seslerini duyup arkama döndüm.
Gamze o koyu makyajını çıkartmış bir halde gelmişti.
" Oldu geldim. "
Emre 'ye baktığımda şaşkınlıkla Gamzeye bakıyordu. makyajını çıkartacağını düşünmemişti belli ki. Ve bu hali daha da güzeldi bence onu da bu şaşırtmıştı.
" Çıkartacağını düşünmemiştim. "
" Niye çıkartamayayım ? "
" Bu kalabalıkta çıkartmam demiştin çünkü. "
" Ama çıkarttım. "
Diyerek gülümsedi.
" Böyle daha da güzelsin. "
Diye konuştum. Çünkü güzeldi hemde baya güzeldi. Burnunun üstünde belli olan çilleriyle gayet güzeldi. Herkes bizi takmayarak oyuna döndüğünde bana dönerek konuştu.
" Teşekkürler. Aslında çıkarmak istememin sebebi çillerimdi. Onları pek sevmiyorum da. "
Diyerek fısıldamıştı.
Kaşlarımı çatarak cevapladığımda konuştum.
" Saçmalama çok güzel duruyorlar onları saklamamalısın. Herkes kendine kalemle çil yaparken senin çillerin doğal. "
" Biliyorum ama ben onları taktığım için dünyanın en çirkin şeyleriymiş gibi geliyor. "
Tam konuşacağım sırada Alp bana seslendi.
" Cesaret deme sırası Asel . "
İrkilerek ona baktığımda konuştum.
" Ne ? "
" Şişe sana geldi Asel. "
Diyerek ipek beni aydınlattığında kafamı sallayarak anladığımı belirttim.
" Tamam sor. "
" Numaranı gizle ve birini işlet. Sarhoş ve terk edilmiş gibi. "
Gözlerimi devirdim.
" Çocuk olduğunu biliyordum ama bu kadar fazla belli etme Alp ."
" Pekala o zaman Mert 'i öp. "
Dediğinde Mert sırıtarak bana döndüğünde onun konuşmasına izin vermeden konuştum.
" Tamam arayacağım. "
" Bende öyle düşünmüştüm. "
Gerçekten çocukluktu bu istediği. Elime telefonumu aldığımda numaramı gizleyerek sordum.
" Ben mi sallayayım, sen mi sallayıp söyleyeceksin ? "
" Senin şansına inanıyorum kesinlikle yaşlı birine denk geleceksin. "
Diyerek kahkaha attı. İçimden 'hehe' derken konuştum.
" İyi. "
deyip numara düşünmeye başladım. Salladığım numarayı telefonuma yazarken herkesin pür dikkat beni izlediklerini fark ettim. Kendimi ağlamaya zorladığımda telefon açılmıştı.
" Kimsin lan ? "
Kulağımı sağar edecek şeklinde bağırdığında titredim. Rol yapmama gerek kalmamıştı sesiyle bir insanı ağlatabilirdi korkudan.
" Neden yaptın bana bunu ? "
Diyerek hıçkırdım.
" Bir şeyi sebepsiz yapmam. Yapmışsam da hak etmişsindir zırlama."
Demişti sert bir sesle. Tepesi atık gibiydi.
" Aldatılmak hiçbir kadının hak edebileceği bir şey değildir. Beni kullandın ! "
" Tek geceliklerimden misin? "
Dediğinde ne yapacağımı şaşırdım. Sinirle ağzımdan kaçan şeyle herkes bana dönmüştü.
" Hamileyim! "
Dediğimde herkesin - ben dahil - gözleri şaşkınlıkla açılmıştı. Sonra ne dediğimi fark etmem biraz geç olmuştu.
" Ne demek hamilesin lan? ! "
Diye gürlediğinde telaşla telefonu suratına kapatmıştım.
" Yaşlı bir insandan da hamile kaldın ya başka bir şey demiyorum Asel . "
Diyerek dalga geçtiğinde sinirle bağırdım.
" Hiç sorma Alp ya. Öyle çok yaşlıydı ki adamın sesi, o kadar sertti ki sanki birazdan burayı basacakmış gibi geliyordu. "
" Abartma sanki seri katil çıkacak Asel . Ayrıca oyunculuğuna hayran kaldım hala tiyatro kursuna gidiyor musun? "
" Devam ediyorum "
Diyebildim sadece.
Seri katil demesi kafama takılmıştı tamam Asel şansızsın ama bu kadar da şansız değilsindir kızım. Adamın sesini düşündükçe ürperiyordum daha da burada kalmaya dayanamayacaktım.
" Gidiyorum ben. "
Diyerek kalktığımda çantamı alıp kapıya yürüdüm. Kolumdan tutulduğumda mecburen durmak zorunda kalmıştım.
" Asel abartma istersen çocuk gibi davranıyorsun. Ayrıca beni rezil ediyorsun, kendine gel. "
" Çocuk gibi mi ? Madem ben çocuk gibi davranıyorum İpek sen yeni tanıştığın arkadaşlarınla yetin. Ama unutmadan Alp seni kullanıp bir mendil gibi kenara atacak haberin olsun. Ayrıca kendine gelmeyi zahmet olmazsa bir sen dene. Belki zeka yaşına uygun arkadaşlar bulman senin için en doğrusu olur."
Sinirle kolumu kurtardığımda arkama bakmadan kapıdan çıkmıştım. Çocuk gibi davranmıyordum. O sesi duysalardı onlar da korkarlardı. Onlar yüzünden başıma bela alacaktım. Sanki beni gerçekten aldatmıştı da gidip hamileyim demiştim bananeydi işte. Şu lanet olası ağzımı tutamamıştım. Hadi her şeyi geçtim. Ben neden İpek 'in lafıyla bu partiye gidip bu oyuna katılmıştım ki. İç sesim ' Salak Asel ' diye söylenirken kendime küfürler ediyordum.
Yolda taksi aramaya başladığımda bir tane bile boş geçmiyordu. Keşke dizilerde ki gibi hemen gelseydi. Ne kadar mutlu olurdum. Hemen buradan uzaklaşmak istiyordum. Hemde hemen.
5 dakika beklediğimde taksi nihayet gelebilmişti. Taksiye bindiğimde adresi vererek başımı cama yasladım. Araba hareket edecekken taksiye doğru koşan Gamze 'yi gördüm.
" Bir dakika duralım. "
Gamze nefes nefese taksiye bindiğinde konuştu.
" Şey ben böyle bindim ama biraz konuşalım mı ? "
Başımı onaylar anlamda salladığımda arkama yaslandım. 4 yıllık arkadaşım İpek değil de Gamze gelmişti peşimden. İpek Hanım tabi ki biricik platoniği Alp 'i bırakamamıştı. Taksi yaklaşık 20 dakika sonra evin önünde durunca parayı ödeyip indim. Eve doğru ilerlerken peşimden Gamze de gelirken kapıyı açıp elimle geçmesini işaret ettim.
Eve adım attığımızda koltuğa oturduk. Uzatmadan lafa girdim.
" Sen de çocukça davrandığımı düşünüyorsan hiç çekecek halde değilim Gamze. "
Başını hızla olumsuz anlamda salladı.
" Hayır hayır. Biz sadece senin konuşmalarını duyduk. Onun ne deyip de senin bu kadar rahatsız olduğunu bilemeyiz ki. Benim sadece şaşırdığım hamileyim demendi. "
Omuz silktim.
" O anın psikolojisiyle söyledim. Adam öyle sert konuşuyordu ki bir an gerçekten aldatılmış gibi hissettim. "
" Anladım. Ama korkma bu kadar sonuçta gizli numaradan aradın seni bulamaz. Ya da buldu diyelim karakola gideriz. Ben senin her zaman yanındayım. "
" Haklısın gizli numaradan aradım beni bulamaz. Ama sesi ne bileyim. Sanki her şeyi yapabilecekmiş gibi, istese hemen beni bulurmuş gibi geliyor. Belki de paranoyaklaştım. "
" Haklısın. Hiçbir şey düşünmeden yat uyu bir şey olmayacak. "
Gülümseyerek onayladım ve ayaklandığında kapıya kadar geçirdim. İlk kez gördüğüm bir kızın bana inanıp da İpek 'in - Sırf Alp için - inanmaması beni bir hayli düşündürtmüştü.
Odama geçtiğimde üstümü çıkartacakken açık pencere gözüme takılmıştı. Pencereye doğru yürüyüp perdeyi çektiğimde içime tuhaf bir rahatlık geldi. Böyle şeylere pek takılmazdım ama dediğim gibi paranoya olmuştum. Birkaç gün geçtikten sonra düzeleceğime inanıyordum.
17 yaşına yeni giren biri için fazla aksiyonlu bir gün olmuştu ve uyumaya ihtiyacım var dı her şeyin aksine.
" Evet. "
Dedi bir eliyle kolumu okşarken.
" Benmişim. "
Dediğinde kaşlarım çatıldı tekrar şaşkınlıkla.
" Nasıl anladın ? "
Dediğimde omuz silkmişti.
" Sesin tanıdık geliyordu zaten Asel. Hem de çok. Bir de hamile falan bir şeyler sayıkladığın için elbette ki seni araştırtmıştım. 17 yaşına yeni giren biri olduğunu gördüğümde bunun oyun olduğunu anlayınca bırakmıştım zaten peşini merak etme. "
Dediğinde dudağımı ısırmıştım.
" Şimdi nasıl anladın diyorum ben sana Barlas. "
Dediğimde sert çıkan sesimle kaşlarını çatmıştı.
" Sesini kıs yavrum. Ayrıca sonradan parçaları birleştirdim. İnstagramdan o günün fotoğraflarını falan gördüm. O zaman anladım. Kader daha önce bizi karşılaştırmış aslında. "
Aklıma tekrardan gelen şeylerle onu omuzlarından sertçe itmiştim.
" Demek tek geceliklerimden biri misin ? Ha öküz. Ayrıca o ses tonun neydi senin ? Adam mı öldürüyorsun ? Psikolog musun hiç belli olmuyor Barlas haberin olsun. "
Dediğimde geri çekildim. Kadın değil, kadınlar... Bir sürü kadın girmişti hayatına yani. Tamam benim de eski sevgili listem az sayılmazdı ama bu kadar da kalabalık olduğunu düşünmüyordum. Önce sinirle iç geçirmişti. Ardından ellerini sertçe saçlarının arasından geçirmişti.
" İngiltere 'deyken olan şeyler hepsi Asel. Beni o ara çok fazla kadı arıyordu Bora 'nın yüzünden. O salak inadına herkese numaramı dağıtıyordu şaka diye. O yüzfen herkese karşı özellikle de tanımadığım nunaralara karşı daha sert açıyordum telefonu. Senlik bir durum değil aslında. "
Dediğinde derin bir nefes verdim. Gayet mantıklı bir açıklama gibi gözüküyordu ve zorunda olmadığı halde onu sevdiğimi bildiği için bana hesap veriyordu. Bu bile gözümde çok şey ifade ediyordu. Amcamın onun hakkında bana anlattıklarını bilmiyordu. Duygularını bildiğimi bilmiyordu.
Aslında bu yüzden çok kızgındım ona.Bile bile yakmıştı beni. Hem de kendi de yanmıştı. Aileleri halledebilirdik. Keşke en başından beri gelip bana anlatsaydı her şeyi her şeye rağmen bir yol bulurduk beraber. Yüzüne baktım. Farklı bakıyordu, benim ona baktığım gibi. Karşılıklı duygular beslememiz bile benim için yetiyordu.
Amcam anlatmasa bilemeyecektim. Arkadaş olduklarını bile bilmiyordum ki. Telefonu çaldığında kısa bir konuşma yaptıktan sonra birilerine mesaj atıp tekrar bana dönmüştü. Uzunca yüzüme baktıktan sonra net bir ses tonuyla konuşmasına devam etmişti.
" Seninle konuşmamız gereken çok önemli şeyler var Asel. Bu konuyu burada kapatmak için kaçtığımı düşünme, işim çıktı. Bu konuyu da o konuyu da yarın bir yere gidip konuşalım. Olur mu ? "
Demişti sorar bakışlarını üstüme diktiğinde hafifçe başımı salladım. Kabul etmekten başka şansım yoktu yoksa konuşma fırsatı asla bulamayacaktık. Onaylar tavrımı gördüğünde beni kendine çekip sarılmıştı. Kollarımı daha boynuna dolamadan anlıma bir öpücük kondurup avm den çıkmadan önce az önce kalktığımız kafenin kasasına gidip parayı ödemişti. Geri kafeye girip yarım bıraktığım kahveyi içmeye başladığımda düşünceliydim.
Bu haftaki olaylardan sonra her şey düzene mi girmeye başlıyordu, yoksa bana mı öyle geliyordu ? Artık bunu bile ayırt edemeyecek hale gelmiştim. Telefonumu çıkardığımda Melisa 'dan bir sürü cevapsız arama olduğunu görmüştüm. Tek tek attığı mesajları yanıtlamaya çalışırken ana özeti neden telefonlarını açmadığımla ilgiliydi. Ve Barlas 'ı soruyordu.
Çok da detaya girmeden olayları anlattıktan sonra birkaç tavsiye yazmıştı. Peşinden mesaj atan Ozan 'a da aynı şeyleri yazmıştım. Gerçekten Barlas 'la konuşabilmemizde emekleri büyüktü. Yoksa Barlas asla hislerinin farkına varamayacaktı. Beni kıskanması onda biraz farkındalık yaratnıştı ve bana farklı bakmaya başlamıştı. Tabi bunda onu sinir etmek için abi dememin de etkisi fazlaca olabilirdi.
Sonuç olarak birbirimizi nereden tanıdığımıza kadar hatırladığımız için de rahatlamıştım. Sürekli seni tanıyorum ama nereden ? Gibi soruları genel olarak benim de aklıma takılmaya başlıyordu. Bizim tanışıklığımızın daha öncesine dayanmasında kesin kaderin etkisi vardı. Cilvesi mi ? Cezası mı ? Henüz bilemiyordum.