Sanki Düşmanmış Gibi

1304 Kelimeler
" Sanki düşmanmış gibi " Sert bakışların arasından Ozan 'a baktım. Elini masaya koymuş, gülümseyerek yanımızdakilerle konuşuyordu. Barlas 'ın onun üzerinde gezinen bakışlarını umursamıyor gibiydi. İçten içe korktuğunu bilmek gülmemi bastırmama sebep oluyordu. Umursamaz gözüken bakışlarla etrafı süzdüm. Melisa, Ahmet ve Emre 'ye bir şey anlatıyordu. Annem ve babamsa Dilek teyze ve Salih amcayla konuşuyorlardı. Aralarının bu kadar iyi olması beni üzüyordu. Kazayla bir şey belli ederiz de araları bizim yüzümüzden bozulur diye korkuyordum. Onlar her ne olursa olsunlar arkadaşlardı ve bence öyle kalmalıydı. Düşüncelerimin arasında belli etmemeye çalışarak bakışlarımı Barlas 'a çevirdim. Kaşlarını çatmış, az önce pür dikkat izlediği Ozan 'dan bakışlarını uzaklaştırmıştı. Telefonuyla ilgileniyor gibi duruyordu.  Yanımıza narin adımlarla yaklaşan Yaren Teyze 'yi görmemle asık surat ifadem yerini hafif bir gülümsemeye bırakmıştı. Bizim masamıza geldiğinde annemlerle selamlaşmıştı. Çok yakın olmasalar da birbirlerini davetlerden tanıyorlardı. Yani Yaren teyze az önce onun masasındayken öyle söylemişti. " Evet Sıla 'cığım sana kesinlikle katılıyorum. Ne kadar da güzel, nazik ve hanım hanımcık bir evlat yetiştirmişssiniz. Asel gibi bir gelinim olsun istemişimdir her zaman. " Demişti bizim de duyabileceğimiz seslerle. Barlas 'ın bakışları telefondan kalkıp bana çevrildi. Belli etmiyordu. Gözleri duygularını belli etmiyordu. Tabi eğer bana karşı duygusu varsa. Ben nazikçe gülümsemekle yetinirken Ozan kısa bir kahkaha atıp annesiyle şakalaşmaya başlamıştı.  " Anne gidelim mi artık ? " Diye fısıldadım annemin yanına sinip fısıldarken. Yorulmuştum. Annem başını sallayıp babama bir şey dediğinde kollarımı birleştirmiştim. Sanırım arkadaşlarıyla vedalaşıyorlardı. Ben de kendi arkadaşlarımın yanına gidip onlarla vedalaşırken kısaca durumu da özetlemiştim.  Son olarak Ozan 'a sarılarak günü bitirdiğimde davetin yapıldığı yerden çıkmış eve doğru ilerliyorduk. Çok fazla sessiz bir ortam vardı ve bu benim garibime gitmişti. Kulaklığımı çıkarıp taktığımda karıştıra bastım. En sevdiğim olmasa da çok sevdiğim bir şarkı çaldığında keyifle arkama yaslandım.  Bazı şeyleri kafamda netleştirip karar vermem için bugün şarttı ama hala kesin bir şeyler düşünmemiştim. Neden her şey bu kadar zordu ki ? Telefonumu kapattığımda başımı cama yasladım.  Yol böyle sessiz geçtiğinde eve varmıştık. Annemle babama iyi geceler dedikten sonra hızlı adımlarla odama çıkıp üzerimdeki elbiseden kurtulmuştum. Makyajımı çıkarırken düşünceliydim. Platonik havasından baya bir çıkmama neden olmuştu bu davet. Onun da bana boş olmadığını sezmiştim nasıl olsa.  Saçımdaki işlemlerin geçmediğini fark ettiğimde duş almıştım. İç çamaşırı takımımı direkt üstüme geçirdikten sonra pijamalarımı giymiştim. Anın yorgunluğu ile yorganın altına girdiğim an uyuyakalırken aklım hala bu geceydi...  Alarmımın sesi benim çok farklı sanatlara yönelmeme sebep oluyordu. Küfür gibi... İsyan ederek alarmı kapattığımda gözlerimi ovalamıştım. Çok uykum vardı. Okul her sabah yataktan kalkmama sebep olduğu için nefret ettiriyordu kendisinden bana göre. Aslında bahane yapıyordum. Hayatımın her evresinde erken kalkmak zorunda kalacaktım ve ben erken kalkmayı sevmiyordum.  Hikaye ödevim aklıma geldiğinde yeni sayfayı çevirip çalışma masama oturmuştum. 3.kişi ağzından yazacaktım aklımdan geçenleri. Uyandığında daha karanlıktı. Pencereyi ardına kadar açtı. Yaprak kımıldanmıyordu. Gecenin serinliği sanki odanın içine girmişti. Nemli, yapışkan bir hava vardı. İlk başta çok hoş oluyor sonra da üşütüyordu insanı. Karanlıkta bir şey görünmüyordu. Evler uykuda, insanlar uykuda, doğa uykuda... Bakışları duygusuzlaştı, düşünceleri hissizleşti. Bıkmışlık hissi her yanını kapladı. Gözünü kapattı. Düşünceleriyle verdiği savaşta baş ağrısı galip geldi. Pencereyi bir hırsla kapatırken portmantoya asmış olduğu monta gözü takıldı. Montunu alıp giyerken sessiz davranıyordu, aynı zamanda evdekileri uyandırmadan sessizce kapıyı kapadı. Karanlıkta cebelleşen sokaklar içerisinde boş boş yürürken arkadsındayak adımları hisetti. Kız, sadece paranoyaklaştığını düşündü.  Zaten psikolojisinin bozuk olduğunu kabul ediyotfu. Yarın hiç istemese de gideceği psikolog gözlerini devirmesine neden oldu.  Hastalığını kabul etmek istemiyordu değildi onun durumu. Hastalığını kabul ediyordu fakat tedavi olmak istemiyordu. O , onu her gün yiyip bitirmeye devam eden hastalğına alışmıştı ve ne bir doktoru kaldıracak hali vardı ne de hastalığından ayrılacak takati. alışmış olduğu işlerden kolay kolay vazgeçemiyordu. Belki de hastalığının en büyük nedeni buydu. Vazgeçememek... Yaşadıklarından vazgeçmek istemediğinden zaman içinde yavaş yavaş bitirmişti kendi işini, delirmişti. Dış görünüşü güzel olmasına rağmen içinde bir sadist yatıyordu. Çevresinde herkes ailesi dışında ondan uzaklaşmıştı. Gerçi pek de gerekmiyordu kimse ona. O kendi kendine yetebilecek potansiyeli olan birisiydi. Başkalarını sevmek yerine kendini seviyordu ve bu ona göre reddedilmektrn bin kat daha iyiydi. Havanın aydınlanmaya başladığını fark etti. Buna pek şaşırmamıştı. Çünkü ne zaman dışarı çıksa zanab bu kadar çabuk geçiyordu. O da sıkılmıştı bu durumdan ama her zaman olduğu gibi belli etmiyordu.  Yazımı bitirip yatağın kenarına attıktan sonra sıkıntıyla uflayıp ellerimi belimde birleştirdim.  İsyanla ayağa kalkıp yorganı iteklediğimde ayaklarımı sürte sürte banyoya gitmiştim. Yüzümü yıkarken esnemiştim. Dişlerimi fırçaladım yavaşça. Artık bazı şeylere alışsam iyi olurdu. Sabahın köründeki okula mesela. Hoş bunun için büyük ihtimalle 12 sene geç kalmıştım ama önemli değildi.  Banyodan ayrılıp dolaptaki okul formalarımı giydim. Gerçekten de iğrenç bir hayattı. Okul çantamı ders programına göre hazırladıktan sonra telefonumu da alarak odamdan çıkmıştım. Bugün hiç kahvaltı yapasım yoktu. Annemin işe dönmesinin avantajını genelde burada kullanıyordum. Evden çıkıp soförle hızlı bir şekilde okula vardığımda çantamı bırakır bırakmaz nöbetçi öğrenciden amcamın beni çağırdığına dair haber gelmişti.  Yanına odasına ilerlediğimde kapıyı çalmıştım.  " Gel. " Cevabını almamla içeri girerken amcam kocaman gülümsemişti. " Gel Asel 'im gel. Daha önce çağıracaktım seni de işte. Anca nasip. Eee ne var ne yok anlat bakalım. " Karşısındaki koltuğa otururken omuz silktim. Amcama anlatmalı mıydım ? Bugüne kadar ki her şeyimi biliyordu sonuçta. Bunu da bilmeye hakkı vardı. " Amca ben aslında şey. " Amcam kaşını kaldırmıştı. Bu konuşma tarzımda pek hayırlı şeyler konuşmazdım, o da bunu biliyordu.  " Ney ? " Yutkunup konuşmaya başlamıştım.  " Amca ben aşık oldum ama. " " Ney ? " Diye bağırdığında yüzümü buruşturdum. Kesinlikle bu tepkiyi bekliyordum ama böyle değildi.  " Aşık oldum işte. Hatta bunu söyledim de. " Kaşlarını çatmıştı.  " Nasıl biri ? Tepkisi nasıl oldu ? " Dediğinde burukça gülümsemişti. " Amca aslında o benim psikoloğum. Annemler pek sıcak bakmıyor yaştan dolayı sanırım ama işte. " Derin bir nefes verip hikayeyi en başından anlatmaya başladığında amcamın ağzı açık kalmıştı.  " Bir dakika bir dakika. Senin bu bahsettiğin psikolog, Barlas Demirhan mı ? " Dediğinde başımı sallamıştım.  " Evet de sen nereden tanıyorsun onu ? " Dediğimde kahkaha atmıştı.  " Şimdi siz iki salak kendi kendinize tribe mi girdiniz ? " Diye gülerken bir süre sonra durduğunda neşeli bir ses tonuyla konuşmuştu. " Amcacığım Barlas benim en yakın arkadaşlarımdan biridir. Hatta kendisini 2 gün önce meyhaneden topladım. " Dediğinde kaşlarımı çatan bu kez ben olmuştum.  "  En yakın arkadaşlarından mı ? E onun bir tane yakın arkadaşı vardı. O da Bora 'ydı. " Dedikten sonra benim de ağzım şaşkınlıkla açıldı. " Yoksa o Bora, Bora abi mi ? " Dediğimde sırıtmıştı. " Günaydın Asel 'İm. " Dediğinde göz devirmiştim.  " Sen ciddi ciddi Barlas 'ı seviyorsun ha Asel ? Normalde bir amca olarak sana çok büyük tepkiler vermem gerekirdi. Sen dua et ki ben modern bir amcayım. " Dediğinde ben kahkaha atmıştım bu kez.  " Neyse sana bir iyilik yapayım. "  diye girmişti söze. " Barlas da seni seviyor. Sadece abimin kabul etmediğini duymuş onun tribine girmiş gerizekalı. Rakı masalarından topaldım o iti. En son Asel 'im de Asel 'im diye geziyordu ortalıklarda. " Dediğinde gözlerimi açmış onu izliyordum. Ciddi miydi ? Barlas 'ın beni sevme ihtimalini hep düşünmüştüm ama şuan çok garip bir durumdaydım. Amcamın dediğine göre benim için içmişti. Sarhoş da olmuştu.  Hayatın bize neler getireceğini bilemeyiz. Bazen hayatımızın en büyük kötülüğüne yol açtığına sandığımız bir olay bizi çok başka yerlerde bambaşka bir maceranın içerisine atabilir. Ben de hayatımın düzgün gittiğini sananlardan biriydim. Ta ki düne kadar. Her kadının aldatıldığını öğrendiğinde canı yanar. Ama ben yanmaktan daha ileri gitmiştim. Kül olmuştum. Hayatımı baştan sona ona adadığım adam, beni farklı farklı günlerde farklı farklı kadınlarla aldatmıştı. Sonra hayatıma bu hataları düzelten psikolog girmişti. Amcamın arkadaşıydı, babamın ortağının oğluydu. Onun için farklı farklı sıfatlar sayabilirdim aslında. Ama bunu yapasım gelmiyordu. O, benim içimde özeldi. Amcamın sözlerine cevap vermediğimi fark ettiğimde ona dönmüştüm yeniden. " Amca. " Demiştim. Uzatarak isyanla.  " Ne yapayım sence ? " Dediğimd uzun uzun verdiği nasihatların ilk maddesi şirkete gitmekti. Şuan resmen Barlas 'ların şirketinin çnündeydim öğrendiklerimden sonra konuşmak için.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE