Karma Denilen Gerçek

3894 Kelimeler
Asel Sargın 'ın Ağzından  Ozan 'a doladığım kollarım Barlas 'ı gördüğümde gevşese de Ozan bırakmamıştı. Kıskançlık oyunları bana göre değildi ama etkili olduğunu inkar edemezdim. Umarım Barlas 'ın üstünde etki ederdi. Eğer bana karşı bir şey hissediyorsa ve bir şeyler onu engelliyorsa fark etmesini sağlardı. Pişman olursa bunların hepsi değerdi. Gurursuzluğa girer miydi bilmiyorum ama tüm çektiğim acılara değerdi. Onu kalbimde çok kolay bir şekilde affedebilirdim. Öyle bağlanmıştım ki ona resmen bir kelimesine bağlıydım.  En sonunda Ozan kollarını benden çektiğinde gülümsedim. Dışarıdan neşeli gibi gözükmeyi sağlamak... Hayır bunun için özel bir çaba harcamıyordum. İçimden oyunculuk yapmak geliyordu, normal ses tonumla konuşmuştum.  " Çıkışa doğru gidelim mi artık ? " Dediğimde Melisa da Ozan da beni onaylamıştı. Teknik olarak ona doğru yürüyorduk. Çıkışa geldiğimizde tam da onun önünde durmuş bulunmuştuk. Ozan bana göz kırparak yanağımdan öptüğünde sahte gülümsememe devam etmiştim. Kudur Barlas 'cığım kudur. Elini saçlarıma atıp karıştırdıktan sonra konuşmuştu. " Hadi yarın görüşürüz güzelim. " " Görüşürüz. " Dediğimde Barlas bir ona bir bana bakmıştı. İkimizin arasında neler olup bittiğini anlayamamıştı ve yüksek ihtimalle Ozan 'ın seansta ona anlattığım insanlardan biri olup olmadığını düşünüyordu. Kaşları çatıldığında tabir i caizse içimin yağları erirken, Melisa kolunu omzuma atmıştı.  " Ee Asel 'im biz de gitmiyor muyuz ? " Dediğinde Barlas 'la göz göze gelmeden başımı onaylar anlamda salladım. Buraya neden geldiği veya gelmiş olabileceği gerçekten umrumda değildi. Şuan için umursamaz olmak ya da eve gidene kadar umursamaz davranmak kalbimin kırılmaması için en iyi yoldu. Kendimi ve gururumu daha fazla düşüremezdim. " Asel konuşabilir miyiz ? " Arkamı dönmeden konuşmuştum.  " Çocuklarla konuşmak isteyeceğini pek sanmıyorum. "  Sert bir sesle konuştuğumda yüz ifadesini görmediğim için soğuk konuşmak daha kolay oluyordu.   " Konuşalım dedim sadece. " Aynı sert ses tonunu duymamla kaşlarımı kaldırmıştım. Gerçekten de konuşabileceğimizi hatta bana emir verebileceğini düşünüyor muydu ? Arkamı döndüm. Dün ben ağlarken bir kez bile acımadığı gözlerine baktım.  " Konuşmayacağız Barlas Abi. " Dememle gözlerinden geçen kıvılcıma şahit olmuştum. Eğer çocuksam ve aramızda 8 yaş olduğunu gözüme sokuyorsa abi derdim. Bu benim doğal hakkımdı ve o da bunlara katlanmak zorundaydı. Benimle hala yüzsüz gibi konuşuyorsa onu bana bunları dediğine pişman edecektim.  " Abine başlatma. " Başımı salladım. " Neyse anladığım kadarıyla önemli şeyler yok. Boşuna gelmişsin. İyi günler Barlas abi. " Diyerek hızlıca yanından ayrıldığımda bu kez arkamdan gelmemişti. Melisa bana yetiştiğinde koluma girip sırıtmaya başlamıştı.  " Barlas ve moraran yüzü artık favori çiftim. Ee Barlas efendi. Su gibi kızı reddedersen sonuçlarına da katlanırsın. " Dudağımı büktüğümde omzuma vurmuştu. " Şşt onu görünce düşmesin yüzün. "  Dediğinde omuz silkmiştim. " Yüzüm düşmedi. Kalbim hala aynı şekilde atıyor mu onca olaydan sonra diye kontrol etmiştim. " Yüzünü buruşturarak bana baktıktan sonra konuşmuştu.  " Atıyor muymuş bari ? " Sakince başımı salladım.  " Atıyormuş. " Diye söylendim. Kalbim gurur falan dinlemiyordu. Yolda sessiz sessiz yürürken Melisa beni kendisine çevirmişti.  " Ya tamam yıkılmış olabiliriz. Ama bu kıskançlık oyunu işe yarayacak. Sen bana güven. " Bizim evin olduğu sokağa geldiğimizde durup konuşmuştum. " Umarım dediğin gibi olur. " Dediğimde saçını geriye atmıştı.  " En azından pişman oldu Asel. Bu da bir gelişmedir. " Suratına anlamsızca bakmıştım. Pişman olup olmadığını nereden biliyordu ? Belki de yalnızca hislerini ailelerin yanında belli etme veya artık terapileri keseceğiz demek için gelmişti ? Onun düşüncesi en iyi ihtimaldi. Ama ben zaten en kötü ihtimali aklımdan geçiriyordum. Dün yeterince azarlayamadığını ve açık konuşamadığını düşünüp bugün daha açık konuşarak azarlamaya gelmiş de olabilirdi. " Pişman olmasa ayağına kadar gelmezdi herhalde. Hadi diyelim ki pişman değil Asel. Akşam Ozan, sen ve ben görüntülü konuşalım. Bu oyunun detaylarını ve sınırlarını orada belirleriz. " Lafını kesmiştim.  " Bugün yeterince samimi davrandı aslında. Sen ona tenefüste durumu anlattın mı ?" Başını sallamıştı.  " Evet biraz anlattım. Çok detaya inmedim diyebilirim. Hatta taktik bile verdim merak etme. " Dediğinde başımı sallamıştım. " Peki o zaman. Dediğin gibi akşam konuşuruz ben eve giriyorum. Görüşürüz Melisa. " Gözlerini yummuştu birkaç saniyeliğine. Ardından gülerek konuşmuştu.  " Görüşürüz. Canını sıkıp sakın ağlama. " Eve girerken ' Tamam. ' diye bağırmıştım. Bahçe kapısını kapatıp çantamdan anahtarımı çıkardıktan sonra içeriye girdim. Nihayet salondan sesler geliyordu. Annemler gelmişti. Salona girdiğimde enerjik tutmaya çalıştığım ses tonumla  konuştum.  " Oo gençler hoş geldiniz. " Babam da annem de güldüklerinde koltuğa kendimi atmıştım.  " Hoşbulduk Asel Hanım 'cığım. Nasıl geçti gününüz ? " Çantamı koltuğun kenarına koydum.  " İyiydi Sıla Hanım. Sizinki nasıldı ? " Annem kahkaha atmıştı.  " Valla kızım sen okula gittikten 10 dakika sonra geldik. Yani yoğun bir gündü. Hatta iki gün oldu değil mi Haluk ? " Babam annemi onayladığında kaşlarımı çatmıştım. " Sahi siz neden ayaktasınız ? Sabahlamamış mıydınız ? " Hatırladığım kadarıyla öyle yapacaklarını söylemişlerdi. " Seni beklemiştik. E hadi hatun, kızımızı da gördüğümüze göre uyuyalım artık. Gözlerim kapanıyor. " Dediğinde annem söylenerek kalkmıştı.  " İyi uykular. " Dedim arkalarından. Bu kez sahiden gülüyordum. İçten bir şekilde. Annemle babamın birbirlerini sevmesi bana iyi geliyordu. Asla kavgayla büyütülen bir çocuk olmamıştım ve bunun izleri hayatımın her anında etkiliydi.  Onlar yukarı çıktıktan sonra ben de salonda fazla oyalanmamıştım. Televizyonun tüm eve yayılan sesiyle yüzümü buruşturup onu kapattıktan sonra odama çıkmıştım. Üstümdeki okul formamı çıkarıp dünkü pijamalarımı giydikten sonra uzun zamandır ders çalışmadığımı fark ettim. Aşk acısı, terapiler falan derken üniversite sınavından kalacaktım resmen. Çalışma masama geçip ayt edebiyat kitabı çıkardığımda ilk başta konu özeti okuyup sonra birkaç tane test çözmüştüm. Elbetteki yeterli bulmuyordum. Matematiğe geçecekken telefonum çalmıştı.  Melisa, tanımadığım bir numarayla görüntülü olarak arıyordu. Aklıma bu akşam Ozan 'la beni görüntülü arayacakları geldiğinde telefonu beklemeden açmıştım.  " İyi geceler kuşum. Müsaittin değil mi ? " Demişti açar açmaz cıvıldayan bir ses tonuyla Melisa.  Onun bu ses tonuyla enerjim az da olsa yükselirken gülümsemeye çalışmıştım.  " Müsaitim, müsaitim. " Deyip alttaki kutucuktan gözüken Ozan 'ı süzmüştüm.  O da gayet ev halindeydi. " Selam Asel. Nasılsın bugünden sonra?" " Selam Ozan. İyiyim, teşekkürler. " Demiştim nazikçe gülümseyerek. Melisa ellerini çırptığında ikimiz de ona odaklanmıştık.  " Şimdi arkadaşlar. Farkında mısınız bilmiyorum ama konumuz çok büyük. " Bakışlarını bana çevirip devam etmişti.  " Asel ben Ozan 'la konuştum. Saolsun bizi kırmadı. Bu işte bize yardımcı olmayı kabul etti. Hem ben arkadaş olabileceğinizi düşünüyordum zaten. Bu oyun işi iyi bile oldu sayılır. " Dediğinde bu kez Ozan konuşmuştu. " Melisa senden uzun zamandır çok bahsediyordu zaten. Bana durumunu anlatıp rica edince kırmak istemedim. Yardım etmek aksine beni mutlu eder. Uzun zamandır seninle tanışmak istiyordum zaten. " Susup hemen tekrar devam etmişti. Bir şeyleri yanlış söylemiş olmalıydı. " Yani yanlış anlama arkadaş olarak. " Başımı salladım. Zaten yanlış anlamamıştım. Sevdiğim adamı kıskandırmak için oyunuma dahil olup bana yardım edecek bir çocuğun kötü niyetinin olma ihtimalini düşünmüyordum.  " Yok yok yanlış anlamadım zaten merak etme. Oyuna ortak olmayı kabul ettiğin için çok teşekkür ederim Ozan. Durumlar birden geliştiği için normal bir tanışmamız olmadı, bunun farkındayım zaten. " Dediğimde o da aynı şekilde gülerek yanıtlamıştı. " Senin de benimle aynı şekilde düşündüğüne sevindim. " Ellerini birleştirip konuşmaya devam etti.  " Şimdi kızlar, ne yapıyoruz ? Bir dahaki planımız ne ? " Dediğinde benden önce Melisa konuşmuştu. Aklımda bir şeyler yoktu ama onun konuşmasıyla şekillendirebilirdim.  " Ben diyorum ki çok belli etmeden yeni tanışmışsınız gibi yapalım. Sen Asel 'den etkilenmişsin gibi. Çünkü. " Duraksayıp bana bakmıştı.   " Asel sen Barlas 'a hiç başka birinden bahsettin mi ? " Başımı olumsuz anlamda sallayıp elimi çeneme koydum. Ona bir şeyler anlatmaktan zevk alıyordum ama onu sevdiğimi kendime itiraf ettiğimden beri yanında o sormadıkça hiçbir erkeğin konusunu açmıyordum.  " Hayır bahsetmedim. İhanet etmekmiş geldiği için hiçbir erkeğin konusunu açmazdım. " Melisa göz kırptığında gülmüştü. " Good girl. Neyse ne diyordum en son ? Heh. " Kendi kendine cevap verdiğinde anlıma vurdum yavaşça. Akıl aldığım insan benden daha deliydi.   " Tamam o zaman planımız basit. Aynı şekilde kalacak tanışma hikayeniz. Sizi ben tanıştırdım ama Ozan senden etkilenmiş gibi. Sende hiçbir şeyden haberi olmayan, yakın arkadaş olabileceği biri çıktığı için sevinen masum kız takliti yapacaksın. Yani Ozan 'la birbirinize baya iyi davranacaksınız. " Elindeki defterinden birkaç bir şeye baktı. Sonra tekrar kameraya döndü.  " Babamların dediğine göre yarın bir davet varmış. Hepimizin aileleri de davetli. Barlas gelir mi acaba ? " Diyen Ozan 'la Melisa gülümseyerek ona cevap vermişti.  " Ben de tam olarak senin dediğin gibi düşündüğüm için davete katılacak davetliler listesini gizliden gizliye almış olabilirim. " Deyip ellerini iki yanına açmıştı. Umursamazca omuz silkmişti.  " Ee gelecek miymiş bari ? " Dediğimde başını olumlu anlamda salladı. Dilek Teyze davetleri en az annem kadar çok severdi. O yüzden zaten bu daveti de kaçırmayacaklarını düşünüyordum. Geleceklerdi, gelecekti. Bundan emindim.  " Biz de tam olarak bu gece üstüne gideceğiz onun. " Ozan 'la birbirimize bakıp aynı anda sırıttığımızda ilk konuşan ben olmuştum.  " Operasyon anlaşılmıştır. Tamam. " Ozan da göz kırpmıştı. " Halledeceğiz merak etme. " İşte ondan pek de emin değildim... " Versay antlaşmasından istediği toprakları alamayan İtalya da konferansı terk etti çocuklar. " Zil sesi tüm okulu doldururken hoca birleştirdiği kollarını açmıştı.  " Sınavda bunların hepsinden sorumlusunuz. " Sınıfa göz gezdirdikten sonra tekrar konuşmuştu.  " Çıkabilirsiniz. " Demesiyle masanın üzerindeki kitaplarımı çantama koymuştum. Melisa kolumdan çekiştirip kulağıma eğildiğinde kalemlerimi topluyordum.  " Şşt. " Hım diye mırıldandım. Tekrar konuşmaya başlamıştı.  " Bak sakın pot kırmıyorsun Asel. Görüp de kıyamamak falan da yok. " Dediğinde kolumu çekip konuştum.  " Tamam be. 40 kez söyledin. Hem ben ne zaman kıyamamazlık yaptım ki ?" İsyanla söylediklerimden sonra tek kaşını kaldırmıştı. Tamam " Ben ona nasıl kıyacağım, nasıl onun gibi soğuk bakmaya dayanacağım ?  " Diye 40 defa konuşmuş ve Melisa 'nın başının etini yemiş olabilirdim ama elimde değildi.  " Hiç yapmadın tabi Asel. Ben halüsinasyon gördüm hep. " Sesi istemsizce yüksek çıktığında Emre ve Ahmet bize dönmüşlerdi.  " Ne karıştırıyorsunuz ikiniz kaç gündür ? " Ayaklandığımızda Melisa ile aynı anda konuşmuştuk. " Yo ne alakası var ? " Ardından birbirimize bakıp göz devirmiştik. Her şey tamamdı da aynı anda konuşunca bir şeyler çevirdiğimizi çok  fazla belli ediyorduk.  " Bir alakası olmasa aynı anda konuşmazdınız herhalde. Dökülün bakalım. "  Yan yana yürüyorduk. Emre sustuktan sonra kolunu omzuma atıp bir de sorar bakışlarını üzerime dikmişti. Tam bir felaketti. Ben onlara yalan söylemeyi pek beceremezdim. Her seferinde de söylemek zorunda kalıyordum.  " Barlas 'la aramızda birkaç problem çıktı. " Dedim zorlukla. Onlara ne kadar derine inerek anlatmalıydım bilmiyordum. Neyse ki Melisa beni bu düşünme derdinden kurtarmıştı. " Bizde kıskandırmak için Ozan 'ı kullanabileceğimizi düşündük. Kendisine de söyledik, kabul etti. " Ahmet hayretle bize baktığında ' Ne var ? ' dercesine başımı salladım.  " Siz ciddi misiniz kızlar ? " Melisa 'yla yine aynı anda başımızı salladığımızda Emre de anlını ovalamıştı.  " Peki bu süper ötesi plan için çok düşündünüz mü ? " Dediğinde hemen cevap vermiştim. " Aslında hiç düşünmedik. İlk aklımıza geleni yaptık ama denemekten zarar gelmez herhalde. Öyle değil mi ? " İkisinin de şüpheli bakışlarıyla dudağımı ısırmıştım. " En kötü ne olabilir ki ? " Diye devam ettiğimde Ahmet konuşmuştu. " Bilmiyorum kanka ama en kötü soğuyabilirmiş gibi geliyor bana. " Olayı bilmiyorlardı ve bence Barlas zaten soğuyabileceği kadar soğumuş olurdu. Şuan çok da sıcak davrandığı söylenilemezdi.  " Çocuklar daha fazla bu konuyu konuşmasak olur mu ? " Demiştim bıkkın bir tavırla. Gerçekten de çok bunalmıştım.  Bu konuyu konuşmak bana iyi gelmiyordu, kendimi takıntılı gibi hissediyordum. Emre, kolunun altındaki bedenimin sahiden de gerildiğini fark etmiş olacaktı ki Ahmet 'e ve Melisa 'ya dönüp konuşmaya başlamıştı.  " Tamam cidden kapatalım artık bu konuyu. Ee akşamki davete gidiyor muyuz ? " Dediğinde Melisa başını sallamıştı. " Evet kanka hepimiz gidiyoruz. Siz hangi takımınızı giyeceksiniz ? " Dediğinde Emre de Ahmet de aynı anda dudaklarını bükmüşlerdi. Sanırım bu konuda bizim çetenin eline kimse su dökemezdi. Aynı anda aynı şeyleri yapmayı çok güzel başarıyorduk.  " Bilmiyorum. Siz hangi renk elbise giyeceksiniz ? Bizde Emre 'yle siyah takımı çekeriz. Kravatları da sizin elbiselerin renklerinde takarız. " Ahmet 'in konuşmasıyla gülerek dudağımı ısırmıştım.  Gerçekten de mükemmel arkadaşlıklar edinmiştim. Bunu büyüdükçe daha iyi anlıyordum.  " Ben yine önceki davetlerde giydiğim gibi bordo bir şeyler giyeceğim sanırım. " Dediğimde Melisa da başını sallayarak konuşmuştu. " Aynen ben de önceki davetlerde giydiğim gibi bir şey giyeceğim ama model olarak. Rengi de... Bilmiyorum henüz düşünmemiştim. Durun bakayım. Sanırım koyu yeşil bir şey giyeceğim ya tamam. Karar verdim. " Dediğinde okula en yakın olan, benim evime gelmiştik.  " Hadi Asel kuşum. Akşam davette görüşürüz. Elbiseni atmayı unutma gruba ha. " Dediğinde gülerek başımı sallayıp onu onaylamıştım.  " Tamam unutmam. Görüşürüz. " Deyip eve girdim. Annem de babam da işteydiler. Benim kendimi toparlamış olduğumu düşündükleri için eski çalışma rutinlerine geri dönmüşlerdi. Sabah benimle beraber işe gidiyor akşam 6 gibi işleri olmazsa dönüyorlardı. Ben okuldan 4 gibi döndüğümden baya erken gelmiş oluyordum.  Aslında bu beni rahatsız etmek yerine mutlu bile ediyordu. Çoğu zaman evde tek olmak işime geliyordu. Daha rahat hissediyordum. Evde birilerinin varlığını, kendi annem babam dahi olsa, hala çok fazla sevemiyordum.  Odama çıkıp çantamı kenara atarken üstümü çıkartmadan yatağıma oturmuştum. Telefonumu cebimden çıkarıp w******p 'a girdim. Elim sohbettekilerin üzerinde gezinirken 5. sıradaki Barlas 'a gözüm takılmıştı. En son bize geldikleri gün konuşmuştuk.  Benim o telefonunu görmeyip aramasını açamadığım, saçımı okşadığı gün... O günün son gün olduğunu bilmiyordum. Hiç veda konuşması gibi gelmemişti söyledikleri. O zaman sadece hareketlerine odaklanmıştım çünkü.  Sohbete tıklayıp profil fotoğrafını büyütürken ne olur ne olmaz telefonumu uçak moduna almıştım. Yanlışlıkla bir sakarlık yapıp onu ararsam her şey daha kötü olabilirdi. Her şey daha kötü olmasa bile ben rezil olabilirdim. Yakınlaştırdığım resmi inceledim. Loş bir mekanda oturur pozisyondaki resmiydi. Gülüyordu. Kıvırcık kumral saçları önüne gelmişti. Burukça gülümsedim. Her an düşünüyordum daha başka hangi özellliğine, hangi bahaneyle aşık olabilirim diye. Değiyor mu diye düşünmüştüm dün gece. Barlas değdi mi hissettiklerime ? İstemsizce bu soru aklımda yankılanıp yankılanıp durmuştu. Telefonun hala açık olduğunu fark edip uygulamadan çıktım. İnternetimi geri açarkan telefonumu yatağa koyup ayağa kalktım. Montumu askılığa astıktan sonra okul kıyafetlerimi çıkarıp kenara attım. Hiç toplamakla uğraşamayacaktım.  Eşofman takımımı üstüme geçirdikten sonra saçlarımı gelişi güzel toplamıştım. Yatağa geri uzandığımda zihnimi zorlayıp düşünmeye çalışıyordum. Barlas o gece bana neler demişti ki ? Hareketlerine düşmekten onları düşünmeye fırsat bulamamıştım. Sözleri yavaş yavaş aklıma gelirken kaşlarımı çatmıştım. Serhat 'tan beni kıskanmıştı. Evet ben şizofren değildim, açık açık beni kıskanmıştı. Serhat onu kızdıracak şeyler söylemişti, o da psikolog olduğu halde sakin kalamadığını anlatmıştı bana.  Onu sevmediğimi biliyordu. Bundan emindi ama yine de rahatsız oluyordu. Kıskançlık aşkın en büyük basamağı ve blirtisi değil miydi ?  Peki öyleyse beni neden o gün orada yapayalnız bırakmıştı ? Uyku mahmuru olduğum için hatırlamadığım cümleleri hafızamı zorlamaya çalışarak hatırlamaya çalışıyordum ve bu tahmin edilebileceğinden daha zordu.  " Ama ben gerekeni yapacağım merak etme. Bu içimdeki laneti biliyorum ve o şeye yenilmeyeceğim. " İçindeki lanet... İçimdeki lanet diye bahsettiği şey kıskançlık mıydı acaba ? O da bana olan garip davranışlarının ve hislerinin farkında olabilir miydi ? Neye yenilmeyeceğim diyordu ki ? Bana mı yoksa aşka mı ? Kıskançlık onu ele geçirmişken bunları düşünmek bile onun açısından bence çok geç kalmıştı.  Küçücüğüm... Sorun yaşım değildi. O başından beri bir şeylerin farkındaydı zaten. Kendi hislerinin, benim hislerimin. Bir şey vardı. Onun 365 derece dönmesinde kesinlikle bir şey vardı. O, o kadar cani bir adam değildi. Barlas bana o gün arkasını dönen duygusuz canavar değildi.  " Bu durum daha da ilerlemeden icabına bakacağım merak etme. Söz veriyorum güzel kız. " İcabına bakmıştı. Bir şeyler gelişmişti Barlas da hislerini bastırarak onların icabına bakmıştı. Aklıma daha önceden nasıl gelmemişti bilmiyordum ama içimden bir ses zaten hep Barlas 'ı savunuyor, bu işin içinden bir şey çıkacak diyordu.   Kapımın tıklatılmasıyla irkildim. Bu irkilme birkaç saniye sürerken kendime geldiğim an gözlerimi kırpıştırarak konuşmuştum.  " Gel. " Diye seslendim kapıyı çalan kişiye. İçeriye annem girdiğinde içten bir şekilde gülümseyerek konuşmuştum.  " Gel anneciğim. " Yatakta kaydıktan sonra tekrar konuşmuştum.  " Bir şey mi oldu ? " Dediğimde kaydığım yere oturup elini koluma koyup okşamıştı.  " İlla bir şey mi olması gerekiyor kızım ? Kıyafetini hazırlandın mı ? Demek için gelmiştim. " Dediğinde omuz silkmiştim. " Çoktan hazırlamıştım. " Annem zevkle gülümsediğinde saçımı karıştırıp yeniden konuşmuştu.  " Hadi kalk bakalım. Şimdi başlarsak anca hazırlanırsın. Az kaldı davet saatine. " Deyip anlımdan öperek son bir kez odama göz gezdirdikten sonra çıkıp ardından kapıyı kapatmıştı. Bir süre daha oyalandıktan sonra dolabımdan mini boy bordo parti elbisemi çıkarıp el çabukluğuyla giymiştim. Mütevazilik yapmayı seven bir insan değildim, gayet de güzel yakışmıştı. Dolabımın ayakkabılık kısmından uygun topuklu ayakkabıları aldıktan sonra yatağıma oturup yavaşça ayağıma geçirmiştim.  Siyah bir çanta çıkardığımda makyaj masama geçtim. Kuaförlerle makyözlerle uğraşacak halim yoktu. Bugün o havada değildim, kendi saçımı makyajımı kendim halletmek istiyordum. Sade bir saç abartılı bir makyaj yaptığımda yanadan kendime baktım. Tamamdı bu iş gayet hoş duruyordum bence.  Telefonumdan bildirim sesi yükselirken ben kaşlarımı çatmıştım. Bu saatte kesin atsa atsa bizim çete atar diye aklımdan geçirip ekranı kaydırdığımda geçen günkü numaranın mesaj attığını görmüştüm.  ' O günü hatırlıyor musun ? ' Sevgili olduğumuz günden bahsediyorsa elbette ki hatırlıyordum. Bizim Serhat 'la ilişkimiz o anlarda anlayamasam da şu aklımla mantıklı düşündüğümde çok cringe bir ilişkiydi. O kadınlara pek değer veren bir insan değildi. Köle gibi  yönetmeyi seviyordu ve ben bir zamanlar ona nasıl katlanmıştım, tüm bu olanlara nasıl göz yummuştum bilmiyordum. Tek bildiğim bir daha asla geriye dönmemek istememdi. Attığı mesajı bildirim panelinden okuduğum için okundu işareti çıkmayacağını bildiğim için bakmamışım gibi kenara attım.  Bugün bana mesaj atmasının açıkca sebebi keyfimi kaçırmaktı. Ailesi biz ayrıldıktan sonra nasıl olduğunu bilmiyordum ama bir şekilde şirketi geri toplamışlardı. Eskisi kadar büyük bir şirket değildiler ama batma aşamasından geçip kurtulan bir şirkete göre hallerine şükretmeliydiler. Bana gerek yoksa neden beni kullanıp her şeyi mahvetmişti ki ? Ortak arkadaşlarımızı da perişan etmiş, herkesi kendinden iğrendirmişti. Asıl hata bizdeydi. Bunca yıl onun nasıl bir insan olduğunu görememiştik. Aklıma o gün geldiğinde alayla gülümsedim. Ben nasıl kendime bunu yapabilmiştim ? Beni ve cinsimi kendisinden aşağıda gören aşağılık bir varlığı sevmek akıl işi değildi. İğrençti. Serhat 'a karşı en ufak bir duygu hissettiğim her gün kendimden iğreniyordum. Benim hayatım kimsenin elinde olamayacak kadar değerliydi ? O kim olmuştu da benim hayatımla ilgili kararlar alabilme yetisini hak görmüştü kendinde ?  Aynı şekilde kendini basit görerek onunla hala birlikte olmaya devam eden Ebru ve onun gibilere de acıyordum. İlla onlara psikolojik baskı uygulamasını mı bekliyorlardı ayrılmak için ? Gerçekten insanlar kafayı yemişti.  Bildiğin o gece hayatımda kimse yok diyerek yalan söylemişti. Ben de aptal aşık olduğum için onu onaylayıp öperek yoluma devam etmiştim.  Aşkın söz geçirilemeyen bir duygu olduğunu elbette ki biliyordum. O yüzden tek dileğim benin kendimi kurtardığım gibi o kızların da Serhat 'tan kurtulmasıydı. Telefonumdan tekrardan bildirim sesi geldiğinde uflayarak açtım. Bu kez sahiden de çetedendi.  Elbisemin fotoğrafını istediklerinde boy aynamın karşısına geçip fotoğrafını çektim. Gruba attığımda Ahmet yeşil, Emre bordo kravat taktığını söylemişlerdi. Çok tatlılardı. Annemlerin aşağıdan seslenmesiyle çantamı ve üstüme alacağım peluşu da alarak odamdan çıkıp alt kata indim.  Babam her davet öncesi rutinimizde yaptığımız gibi annemle beni süzüp ıslık çaldıktan sonra elimi alıp ucuna öpücük kondurmuştu.  " Asel Hanım her seferinde kendinize hayran bırakıyorsunuz ama. " Kısık bir kahkaha atarak hemen cevap vermiştim.  " Siz de benden aşağı kalmıyorsunuz mükemmellik konusunda Haluk Bey. " Babam da kahkaha attıktan sonra evden çıkıp arabaya bindik. Yeterince geç kalmıştık. Melisa davete geldiklerini ve Barlas 'ın da bizim masada olduğunu söylediğimde alayla sırıtmıştım. İşte Barlas Bey 'in derdi şimdi belli olacaktı. Bu gece de kıskanırsa bir şeyler olduğundan iyice emin olacaktım.  İstanbul trafiği kendini son dakika yine göstermişti. Arabada üşüdüğümiçin klimayı açan babam bana ilk olarak Barlas 'ı hatırlatmıştı. Ne büyük trajediydi ama. Soğuktan donarken bile aklıma ilk o geliyordu.  Sonunda davetin yapılacağı alana geldiğimizde ilk olarak arabadan babam indi, ardından önce annemin sonra benim kapımı açmıştı. Vale arabayı götürürken ben olabildiğince dik ve düzgün yürümeye çalışıyordum. Çünkü her bir yanımızda olan kameralar beni rezil edebilme kapasitesine bayağı bir sahiptiler.  İçeri girdiğimizde ilk olarak Melisa 'nın ailesini görmüştüm. Ona sarılırken ailem diğerleriyle selamlaşıyordu. Emre ve Ahmet yanımıza geldiğinde oradaki bir kızdan foroğrafımızı çekmesini istemiştik.  Kravatlarıyla elbiselerimizin uyumu gerçekten de tahmin ettiğimden iyi gözüküyordu. Birkaç tane fotoğraf çekildikten sonra yerlerimize geçtiğimizde sonunda Barlas 'lar da bizim masaya gelmişti. Sadece anne ve babasıyla selamlaşmam ortamın kalabalıklığından pek de göze batmamıştı. Aramızda bir sıkıntı olduğunu neyse ki kimse anlamamıştı. Hoş biri anlasa dahi açıklama yapacak ya da yapması gerekn kişi ben değildim, Barlas 'tı. Açık açık Asel 'i reddettim deyip de beni rezil etmeyeceğine göre daha mantıklı bahaneler bulabilecek olan taraf oydu.  Melisa beni dürtüp Emre 'yi işaret ettiğimde gülümsedim. İşte şimdi gerçekten başlıyorduk. O ise siyah takımın üstüne siyah kravat takmıştı. Emre bizi görüp yanımıza gelirken Barlas 'ın görüş açısına, odak noktasına ve beynine girmeyi başarmıştı bile.  " Asel 'ciğim fevkalade gözüküyorsun yine. Senin gibi biriyle aynı ortamda nefes aldığım için bile çok şanslı sayılırım. " Deyip elimin üzerine bir öpücük kondurmuştu Ozan. Barlas 'ın gözünün içine baka baka yaptığı bu nispet şuan işe yarıyor gibi duruyordu. Çünkü Barlas kaşlarını çatmış, bizden tarafa bakmamaya uğraşsa da yumruklarını sıkmıştı. Ya işte Barlas Efendi. Soldurduğun çiçek başkalarına açınca kudurmayacaksın. Diyen iç sesime kıkırdadım. " Benim için de aynı zevk geçerli Ozan 'cığım hiç merak etme. " Demiştim sesli bir biçimde kıkırdayarak. Bu onu çok daha fazla kışkırtıyordu. " Gel seni ailemle tanıştırayım. " Deyip belimden tutup kendi masalarına yönlendirdiğinde saçımı arkaya doğru savurdum. Şuanlık çok iyi gidiyorduk. " Anneciğim bak bu Asel. Kendisi çok yakın bir arkadaşımdır. " Annesi beni beğeniyle süzerken elini uzatmıştı. " Merhaba kızım ben Yaren. " Elini sıktığımda Ozan bu kez de bana dönüp konuşmuştu. " Asel 'ciğim bu da annem ; Yaren Tunç " Başımı sallayıp konuştum. " Çok memnun oldum efendim. " Annesi hala beğeni dolu bakışlarını üzerimde gezdiriyordu. 5 dakika kadar kendimizden bahsedip muhabbet etmiştik. Açıkçası kıskançlık oyununu falan da düşünmeden bayağı bir eğlenmiştim. Yaren Teyze bize bizim masaya sonra geleceğini söyleyerek lavaboya gittiğinde Emre bizim masaya bakış atmıştı. Çalan şarkıyla elini bana uzattığında gülümseyerek tutup ortaya ilerlemiştim. Elini belime koyduğunda omzumdaki ellerini kendime çekip sessizce konuşmuştum. " Hedef ne durumda ? " Dediğimde sırıtarak cevaplamıştı. " Şuanda sinirden patlıyor. Adam kızardı sinirden resmen Asel. Lan bu beni öldürmez değil mi ? Bir kıskançlık oyunu uğruna bok yoluna gitmeyeyim ? " İstemsizce kahkaha attığımda masadakilerin bile bu kahkahamı duyduğuna emindim. Bilerek yapmamıştım ama duyulması iyi olmuştu. Şuan ne konuştuğumuz hakkında teoriler uydurup kendini yemekle meşguldü ve bu benim istemsizce hoşuma gitmişti. " Saçmalama Ozan. Dağ başı mı burası ? Tabi ki öldürmez. Ayrıca Barlas gerçekten de normalde o kadar manyak biri değil. " Dediğimde inanmaz bakışları suratımda gezinmişti. Aslında doğruyu söylüyordum. Barlas benimleyken, ve diğer hastalarından, annesinden, duyduğum kadarıyla, hep olgun, sakin düşünen, mantıklı kararlar alan biriydi. Onun siniri şuan yüksek ihtimalle Ozan 'a değil de banaydı. Şarkı bittiğinde bizim masaya geri gitmiştik. Ahmet göz kırpmıştı. Oyunu devam ettireceğini anladığımda çaktırmadan başımı salladığımda konuşmuştu. " Ee kardeşim ne güzel dans ettiniz siz öyle ya. Sahne ışıldıyordu resmen hayran kaldım. " Nazikçe gülümsediğimde Ozan benim yerine cevap vermişti. "Dans partnerin iyi olunca her sahne ışıldar. " Deyip bana bakmıştı. Büyükler kendi hallerinde başka konularda bir şeyler konuşup takıldığından bizi şimdilik kimsenin önemsediği yoktu. Yani annemle babamın dikkatini boş yere çekmeyecektim. Barlas uzun zamandır bizden kaçırdığı bakışlarını Ozan 'ın üstüne diktiğinde yüz ifadesi yaptıklarımızla ne kadar başarılı olduğumuzu anlatıyordu. Ozan 'a diktiği ters bakışları gerçekten de kayda değer cinstendi. Sonra o sert bakışları şaşırtcı bir şekilde bana dönmüştü. Sabahki olaydan sonra tekrar göz göze geldiğimizde beni baştan aşağı süzmüştü. Gözleri boynumda takıldığında kaşlarını çatmıştı. Gözlerinden çok başka bir şeyin geçtiğine yemin edebilirdim o an. Anlaşılan Barlas Demirhan, benim onun aldığı kolyeyi takmadığımı, çoktan boynumdan çıkarmış olduğumu fark etmişti. Her ne kadar boynumda boşluk hissi hissetsem de onun o bakışını ve afallamasını izlemek gerçekten de her şeye bedeldi. Umarım ki o kolye en kısa zamanda tekrardan boynumda yerini alırdı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE