Flashback

2037 Kelimeler
 Odamda bir o yana bir bu yana yürürken dudağımı ısırdım. Böyle bir şeyi Melisa 'lara nasıl söyleyebilirdim ki ? Eğer bana karşı bir şeyler hissetmiyorsa arkadaş grubunda sıkıntılar çıkardı. Bir grupta biri bir şey hissetmediği ya da karşılık alamadığı bir şey yaşarsa grup dağılırdı. Dağılmaz dense de dağılırdı.  Elimi sıkmaya başladığımda odamın kapısı çalmıştı.  " Gel. " Diye sakince mırıldandığımda odaya hizmetlimiz Filiz girmişti.  " Asel Hanım, Melisa Hanım geldi efendim. " Başımı salladım.  " Tamam Filiz 'ciğim. Geliyorum ben. " Dediğimde gülümseyip kapımı kapatmıştı. Aynadan saçımı bakıp düzelttiğimde telefonumu alıp odamdan çıktım. Merdivenlerden hızlıca indiğimde Melisa annemle konuşuyordu. İndiğimi gördüklerinde gülümsemişlerdi.  " Heh Asel de geldi. Gel tatlım. " Annemin gülümseyerek konuşmasının ardından Melisa kollarını bana sarmıştı. " Nerede kaldın sen be kanka ? " Kolumu omzuna attığımda muzurca sırıtmıştım. " Biliyorum bebeğim beni çok özlüyorsun, hasretime dayanamıyorsun. Hadi gel çıkalım. " Gözlerini devirdiğimde anneme el sallayıp evden çıktık. Düz yolda ilerlerken sınıf grubundan gelen mesajları okuyorduk.  " Ay işte ondan sonra 11 'lerden bir kız geldi. " ' Hıhım ' dediğimde yüzüme bakmıştı.  " Sen beni dinliyor musun ? " Dediğinde bakışlarımı ona çevirdim. " Evet 11. sınıfları anlatmıyor muydun ? " Kaşlarını çattı.  " Sende bir değişiklik var ama hadi bakalım. " Dediğinde omuz silktim.  " Yok bir şeyim sana öyle gelmiştir. Hadi gidelim, geç kalacağız. " Güldü.  " Aman be kızım işleri ne ? Beklesinler. " Dediklerine benim inanmadığım kadar belli ki kendisi de inanmamıştı. Serhat, Emre ve Ahmet çocukluk arkadaşımızlardı. 5 yaşımızda tanışmıştık. Bu tanışıklığımız 1. sınıftan beri aynı sınıflara düşmemizle ve ailelerimizin tanışmasıyla daha da derinleşmişti.  10. sınıftaydık, 10 yıldır da aynı sınıftaydık ve bunun yarattığı yakınlık hayatımızın her anında belli oluyordu. Serhat... Arkadaş grubumuzda iki yakın arkadaştık. Ta ki ben ona karşı duygular hissetmeye başlayana kadar.  Diğerleri ise gerçekten en yakın iki arkadaşlarımdı. Melisa ise başkaydı. Benim için bambaşkaydı. Kız kardeşimdi o benim. Kafeler görüş açımıza girdiğinde saçımı düzelttim. Kafenin içine girdiğimizde arka masada oturan bizimkileri görmemizle enerjik bir giriş yapmıştım.  " Selam çocuklar. " Deyip her zamanki yerim  olan Ahmet 'le Serhat 'ın aralarına oturduğumda Melisa da Emre 'yle karşımıza oturmuştu.  " Nabersiniz ? " Deyip montunu çıkarmıştı Melisa. Ben de çıkardıktan sonra sıcak çikolata sipariş etmiştim. Arkama yaslanıp Emre 'lerin döndürdüğü muhabbeti dinlediğimde ellerimi birbirine sürttüm.  " Aslında kızlar siz de olmasınız var ya. Ne bok yiyeceğiz belli değil, değil mi ? " Ahmet 'in şakayla konuşmasıyla Serhat kafasına vurmuştu.  " Ne alakası var oğlum ? Biz bakıyoruz başımızın çaresine. " Elini çekerken eli omzuma değmişti. Saçıma ellerini doladığında belli etmemeye çalışarak düz durdum. Nefesimi tutuyordum istemsizce.  " E Asel sen ne düşünüyorsun ? Sen de bizi sen olmadan olmayacak bir keş mi olarak görüyorsun yoksa ? " Hızlıca başımı olumsuz anlamda salladım. Onu nasıl öyle görebilirdim ki ? Sadece biraz fazla içiyordu o kadar.  " Tabi Serhat sen ne sanıyorsun ? Asel kankam bir tane bizi asla kötüleyemez o. " Kıkırdamıştım. Onları kötülemezdim tabi. Canımdan parçalardı onlar. Nasıl kötüleyebilirdim ki ? Biraz daha oturduktan sonra Melisa kaşlarıyla tuvaleti işaret etmişti. Başımı sallayıp üstümü silkeledeğimde konuşmuştum.  " Biz bir tuvalete gidiyoruz. Haberiniz olsun. " Deyip ayaklandığımda Melisa da peşimden geliyordu. Tuvalete girdiğimizde elini kapının arkasını yaslayıp tek kaşını kaldırdı.  " Ne iş ? " Başımı anlamsızca salladım.  " Ne, ne iş ? " Alayla gülmüştü.  " Kızım bilmiyormuş gibi davranma. Ne iş diyorum ? " Kollarımı birleştirdim. Bilmiyormuş gibi davranmaya devam ettim.  " Ben de onu diyorum be ne iş ? " Melisa yeniden itiraz etmemle kafama vurmuştu.  " Salak kaç yıllık arkadaşınım ben senin, kardeşinim. Bir şey olduğunda anlamayacağımı mı düşünüyorsun ? " Demesiyle dudağımı bükmüştüm. Ama böyle konuşması benim vicdan yapmama sebep olurdu. O bana gerekli gereksiz her şeyini anlatıyordu. Biraz daha anlatmazsam ve o bir şeyler olduğunu daha fazla sezmeye başlarsa eninde sonunda öğrendiğinde çok kırılırdı.  Ama korkuyordum. Emre ve Ahmet 'i kardeş gibi görüyorduk. Ama Serhat aramıza 5 ay kadar sonra katılmıştı. Anlattığımda " Sen kardeşin gibi gördüğün birini nasıl seversin ? " diye soracak diye korkuyordum.  Arkadaşlarımın hepsini kaybetmekten ve yalnız kalmaktan o kadar korkuyordum ki. Çok güzel bir arkadaşlığımız vardı. Hayatımda onlardan kıymetli kimse olmasın istiyordum. Derin bir nefes aldım.  " Melisa. " Dedim duraksayarak. Hala söyleyip söylememek arasında gidip geliyordum. Elini koluma koyup ' Artık söyle ' dercesine bakışlarını üstümde gezindirdiğinde dudağımın titremesini yok sayarak kısık sesle konuştum.  " Melisa ben aşık oldum. " Dedim tek seferde. Bakışları değişmemişti. Umursamazca omuz silktiğinde şaşkınlıkla yüzüne bakakaldım. Hiç şaşırmamıştı. Ama öylesine de bir şey söylememiştim ki. Birini sevdiğimi hatta aşık olduğumu söylemiştim. Bu hiç de az bir şey değildi.  " Eee, yani ? " Dediğinde kaşlarım çatılmıştı.  " Nasıl ee yani ? " Umursamamasına aşırı bozulmuştum.  " Kızım ben bunu zaten biliyordum ki. " Bozulmam yerini tekrardan şaşkınlığa bıraktığında sıcak bir gülümsemeyle yüzüme bakmıştı.  " Nasıl biliyordun ? " Melisa kahkaha attıktan sonra omzuma vurmuştu.  " Benim gerizekalı kardeşim birkaç aydır gözlerinden sürekli kalpler çıkıyor. Özellikle sabahları her şeyden herkesten nefret eden sen etrafa cıvıldıyorsun. " Kollarını birleştirip tekrar devam etmişti.  " Yani Asel ben bunu senin tahmin ettiğinden de çok uzun zamandır biliyorum canım. " Kaşlarımı çattım.  " Peki ya kim olduğunu biliyor musun ? " Diye sordum tedirgince. Ben söylemeden öğrenmesini istemezdim.  " Bilmiyorum. Onu gözlemleyemedim. Senin bana anlatmanı beklerken gözümden kaçmış. " Demişti imalı imalı. Göz devirdim.  " Söylemeye vaktim mi oldu kızım ? " Ellerini iki yanına açtı.  " Valla bilemiyorum artık. Vaktin mi olmadı ? İsteğin mi gelmedi ? Yoksa bana mıydı garezin ? Hiç bilemiyorum Asel 'ciğim. Ha canım kankam bunu sen söyle bana. "  Yutkundum.  " Serhat." Dediğimde o hala konuşmaya devam ediyordu. " Ben bugüne kadar sana neyimi söylemedim de sen bana. " Onu böldüm.  " Serhat diyorum Melisa. Serhat. " Ne dediğimi idrak ettiğinde önce kaşları çatılmıştı. Sonra ise şaşkınlıkla ağzı aralanmıştı.  " Hangi Serhat ? Hani sporda tanıştığımız mı ? " Dudağımı ısırıp başımı olumsuz anlamda salladım.  " Hayır o değil. " Dediğimde duraksamıştı.  " Kim o zaman ? " Tekrar dudağımı ısırdığımda bu kez duraksayan taraf ben olmuştum. Beklediğim gibi olacaktı. Kabullenmeyecekti, kabullenmeyeceklerdi. Arkadaşını hatta kardeşim dediğim, ya da onların öyle düşündükleri, bir insanı sevecek kadar iğrenç biriydim ben.  " Bizim Serhat mı yoksa Asel ? " Dediğinde başımı öne eğmiştim. Başımı hafifçe salladığımda sessizce konuşmuştum.  " Evet o. " Deyip telaşla konuşmuştum.  " Biliyorum o bizim arkadaşımızdı ama duygularıma engel olamadım. Özür dilerim Mel. " Lafımı kesen şey boynuma sarılan kollarıydı. Şaşkınlıkla da olsa kollarımı beline sardığımda o saçlarımı okşamıştı.  " Asel ne kadar sevindim anlatamam sana. " Şaşkındım hala.  " Nasıl yani ? " Dedim titreyen sesimle. Bana kızgın değil miydi ? Benden ayrılıp omzuma vurduktan sonra heyecanla konuşmaya başlamıştı.  " Kızım ne kadar sevindim senin haberin var mı ? Başka birini sevsen bu kadar sevinmezdim. Sonuçta içimizden biri, tanıyoruz onu. " Sevinçle gülümsedim. Kızmamıştı, tahmin ettiğim tepkinin yüzde birini bile vermemişti. Sımsıcak gülümsememi ona sunarken heyecanla konuşmaya devam etmiştim.  " Sevinmene o kadar sevindim ki. " Eli yanağımı okşarken gülümseyip konuşmaya devam etmişti. " Tek bir soru işareti var kafamda kanka. Serhat biraz şey... Yani biliyorsun işte. " Başımı salladım. Serhat, Ahmet ve Emre gibi değildi. Kızlara, gece hayatına ve egosuna çok daha düşkündü. Sarsılmaz egosu ve o, ona göre herkesten özellikle de etrafındaki kızlardan bin kat daha üstündü.  Bu huyunu elbette ki çocukluk arkadaşlarından biri olarak çok iyi biliyordum. Kalp ota da konuyordu boka da sonuçta. Gözümde onu nereye koyuyordum bilmiyordum ama değerlilerimden olduğu kesindi.  " Biliyorum Melisa. Ama ben onu 6 aydır seviyorum. Yani seviyormuşum. Daha yeni farkettim ben de. " Dediğimde elini omzuma koymuştu.  " Sen onu değiştirirsin belki. Birbirinize iyi gelirsiniz. " Normalde arkadaşlarım için olsa veya hayatımda olmayan biri söz konusu olsa buna yalnızca gülerdim. Ama ben böyle saçma bir şeye ilk defa körü körüne inanmak istedim. Kendime inanamıyordum ama inanmak istemiştim.  Heyecanla gülümsemeye devam ederken olumlu tepki aldığım için, az önceden beri titreyen ellerim az çok durmuştu. Terleyen avuç içimi pantolonuma silip başımı sallayarak konuşmuştum.  " Evet, evet. Gerçekten Melisa. Ben de düzelteceğimize inanıyorum. Onu değiştireceğim, eğer beni severse her şey gerçekten de çok farklı olacak. İnan bana.  " Gülümseyip kolumdaki elini çekmeden konuşmuştu. " Hadi içeri dönelim. İyice delirmeye başlayacaklar. " Başımı onaylar anlamda sallayıp tuvaletin kapısını açtığımda önden ben arkamdan o ilerliyordu. Serhat 'ın yanına oturduğumda kulağıma doğru eğilmişti. " Nerede kaldınız Asel ? En son düşüp düşmediğinize bakmak için gelecektim yani. " Başımı yüzüne çevirip dudağımı ısırdım. Bakışları ben yerine dudaklarımı bulduğunda sırıtmıştı. Etrafımızda olan çeteyi tekrar anımsadığımda hafifçe geri çekilip umursamamaya çalışarak konuşmaya çalışmıştım.  " Melisa 'yla laflamıştık biraz. " Başını olumlu anlamlı anlamda salladığında içeceğinden birkaç yudum alıp arkasına yaslanıp muhabbet etmeye devam etmişti.  Bakışlarımı ondan çekip etrafımı izledim. Belli etmemeye çalıştığım her şey anında ortaya çıktığı için bu kez daha temkinli olmaya çalışıyordum. İlk tanıştığımız gün çok garipti. Hayatımın en tuhaf anlarından biriydi.  ' Ama anne Melisa bana öyle dedi. ' Ellerimi yüzüme koyup ağlamaya devam ederken annem beni kucağına almıştı. " Bebeğim o sana şaka yapmış. " Minik ellerimle annemin saçlarını ellerken beni omzuna yatırmıştı.  " Bebeğim. Yapma ama öyle. " Göz yaşlarımı sildi. " Ağlama. " Minik minik iç çektiğimde kollarımı anneme daha çok dolayıp iç geçirmiştim. Dün babam bisiklet sürmeyi öğretirken düştüğüm için dizlerim kanamıştı. Canım çok acıyordu. Orada bisikletiyle bana bakan çocuk ben düşünce dalga geçmişti. Canım yanınca dalga geçmişti. Demek ki kötü biriydi.  " Ama oradaki çocuk bana güldü. " Annem burnuma dokunup şevkatli sesiyle konuşmuştu.  " Kim dalga geçti güzelim ? Kızarım ben ona. " O an aklıma gelmesiyle tekrar gözlerim dolarken dudaklarım titremeye başlamıştı. 5 yaşındaydım 15 değil.  " Benim boyumda bir çocuktu. " Dedim tam kelimeleri döndüremediğim ağzımla. Kelimeleri yutuyordum. Konuşmayı sevmiyordum. Bana seninle büyüyünce evleneceğim demişti.  Belki de o sözlerini bunca yıl sonra bu yüzden ciddiye alıp ona karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştım. Beni sevip sevmeyeceğini bilmediğim birine platonik hisler beslemek çok zordu. Çocukken bana sürekli bir yığın söz verirdi.  Sahi şuan hatırlar mıydı o sözleri ? Ya da hatırlasa bile ciddiye alıp önemser miydi ? Aslında şuan en büyük korkum ona illaki bir zaman itiraf ettiğimde karşıma geçip gülerek sen benim o çocukluk sözlerimi çok ciddiye almışsın, o zamanlar velettik falan demesiydi. Ki Serhat 'ın yapısı göz önünde bulundurulursa derdi. Hiç şaşırmazdım. Kalbim yandığıyla beynim sevdiğiyle kalırdı. Emre, Ahmet 'e öpücük attığında Melisa çaktırmadan onları videoya çekmeye başlamıştı. İkisi klasik kavgalarına giriştiklerinde Ahmet, Emre 'nin üstüne atmıştı. Telefonu göstermeden çaktırmayarak telefona bakıp çektiğinde kıkırdıyordum.  "Ya tamam bırakın artık. Çocuk musunuz be siz ? " Dediğimde Emre sırıtarak konuşmuştu.  " Aaa belki eski zamanlarımızı özledik Asel 'im. Olamaz mı yani ? Biz hem o kadar da yaşlanmadık bence. " Dediğinde onları geçiştirmek için kafamı sallamıştım. Tanıştığımızda 5 yaşında bir veletti. Şuanki hali beni gram ilgilendirmiyordu. Hepsi benim gözümde hala o 5 yaşındaki minik çocuklardı. Telefonum çaldığında çocuklara döndüm.  " Ov gençler saat 7 olmuş. Beni babam aramaya başladığına göre, kaçıyorum ben artık. " Deyip ayaklandığımda hepsi ayaklanmışlardı. Önce Emre 'yle sonra Ahmet 'le ardından Melisa 'yla sarılıp vedalaştığımda Serhat 'la sarılmadan önce kendimi sakinleştirmek için içimden sürekli aynı cümleleri tekrarlıyordum. Sonuçta 6 ay öncesine kadar onu o anlamda sevmiyordum, aşık değildim. Sarılmalarımız normal sarılmalardan ibaretti ve ben heyecanlanmıyordum. Ahmet 'le Emre 'yle nasıl şuan sarılıyorsam aynı onunla da öyle sarılıyordum.  Hiçbir şey olmamış gibi kollarımı boynuna doladığımda ellerini belime yerleştirmişti. Ayrıldıktan sonra onlara son bir kez veda edip kafeden çıkmıştım. Kapının önünde duran şoförümüzü görmemle derin bir nefes alarak onun yanına ilerledim.  Bugün gerçekten de güzel ve içimi rahatlatan şekilde geçmişti.Melisa 'ya hislerimi sonunda söyleyebilmek beni çok büyük bir yükten kurtarmıştı. Hem de artık taşımaktan aşırı derecede yorulduğum bir yükten. Arabaya binip arkama yaslandığımda şoföre selam verip kulaklığımı takmıştım. Yol boyunca sevdiğim müzikleri dinleyip dururken anneme yolda olduğumu belirten bir mesaj atmıştım.  Çeteyle her ay en az 4 kez dışarıda buluşurduk ama yine de hala çok endişeleniyorlardı. Neden bilmiyordum ama annem Serhat 'ı hiçbir zaman sevmemişti. Hep işi tanıştığımızda benimle dalga geçip kanayan dizlerimi gülmesine vuruyordu ama gözlerinden hoşlanmadığını anlıyordum. Emre 'ye, Melisa 'ya, Ahmet 'e baktığı gibi bakmıyordu ona. Hep bir şüpheyle ve tedirginlikle yaklaşıyor çoğu zaman da memnun olmuyordu.  Ama tam tersi olarak da ben Serhat 'ın ailesiyle çok iyi anlaşıyordum. Hem de beni çok seviyorlardı. Tahmin edilebileceği üzere annem Serhat 'ın anne babasını da pek sevmiyordu. Araları çok soğuktu. Belli olmuyor sanıyordu ama ben anlıyordum. Kızı olduğum için de anlamam gayet doğal bir şeydi bence...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE