Kim Ne Derse Desin

5000 Kelimeler
Yol bana olağandan da yavaşmış gibi geçerken aşırı stresliydim. Amcamın bize vereceği tepki bana çok etki edecekti. Benim için çok kıymetliydi. Eğer ters bir tepki verirse ne yapacağımı bilmiyordum. Her şeyden önce onun tepkisinin babamın ve annemin tepkisinin yansıması olacağının farkındaydım. Barlas her ne kadar çabalayacağımızı söyleyip korkusuz görünse de içten içe onun da tedirgin olduğunu hissedebiliyordum. Çünkü amcam ve Barlas yılların getirdiği bir arkadaşlık bağı ile bağlılardı. Barlas 'ın iyi ve kötü huylarını, benim bilmediklerim de dahil olmak üzere, her şeyini biliyordu. Eğer ki olumsuz bir şey derse hiç kimsenin ailemin fikrini değiştirmeye gücü yetmeyecekti. Barlas 'a döndüğüm sırada fark ettiğim şey içimi acıtmaya yetmişti. Tahminlerim doğruydu. Barlas her ne kadar bana fark ettirmemeye çalışsa da gözleri bas bas gerginim diye bağırıyordu. Belki herhangi biri anlayamazdı ama ben gözlerinden bile anlıyordum hissettiklerini, düşündüklerini, demek isteyip diyemediklerini... En çok da bu canımı yakıyordu. Bildiğim, fark ettiğim halde elimden hiçbir şey gelmemesi boğazımı yakmaya başlamıştı, bu araba içinde boğuluyormuş gibi hissediyordum. Üstüne üstlük o benim her çaresiz anımda yanımdayken ben onun için hiçbir şey yapamıyordum. Bu da yetmezmiş gibi benden bile saklama gereği duyuyordu artık duygularını. Cidden çoğu zaman onun yanında işe yaramaz, ayak bağından başka bir şey olmayan gereksiz bir kız çocuğu gibi hissetmeye başlamıştım. Sonunda trafikten kurtulup aslında ofise çok da uzak olmayan restaurantın yakınlarına geldiğimizde sıkıntılı bir nefes vermiştim. Yaptığımız doğru muydu ? Şüphe içimi sarmaya başlamıştı bile. Daha biz aramızda ki şeyi kimseye anlatamıyorduk, saklıyorduk. Bunun sebebi neydi ? Hala anlam veremiyordum. Ne olmuştu ki aramızda sekiz yaş varsa ? Ailem neden işimizi kolaylaştırmak varken zorlaştırmayı tercih ediyorlardı ? Bu insanlar neden bu kadar gariplerdi ? Ahlak bekçiliğini eline almış bir topluluk yüzünden hayatımızı yaşayamıyorduk. Öğrenmenin yaşı yok diyen topluluk aşk gibi kontrol edilemeyen bir duyguya yaş biçiyordu. Üstüne üstlük bu onlara uymayan azınlığa da ahlak bekçiliği yapıyorlardı. Biz de buna boyun eğiyorduk. Bu aşırı canımı sıkıyordu. Bunları düşünürken amcamla buluşacağımız yere vardığımızın bile farkına varmamıştım. Bizi frenleyen, aşkımızı gönül rahatlığıyla doyasıya yaşayamamıza sebep olan annem ve babamın ön yargılarıydı. Bana Barlas 'la aramızdaki yaşlar değil stres ve üzüntü daha çok zarar veriyordu. Bundan kesinlikle emindim. Barlas arabayı restaurantın önüne getirirken el frenini çektiğinde bakışlarını bana döndürmüştü. Düşündüklerim yüzüme yansımış olmalı ki Barlas önce çatık kaşlarıyla yüzümü süzmüş, ardından da konuşmuştu. " Güzelim ne oldu da o güzel yüzün düştü ? " Demişti. Ve ben o an kendime bir kez daha lanet etmiştim. Onu hak etmiyordum. Tıpkı onun hayatında bu kadar zorluğu hak etmediği gibi... Bunları ona söylemeye karar vermiştim. Bu aralar ilişki prensibimiz ' Birbirimizden bir şey saklamayacağız ' sa eğer söylemem çok daha doğru olacaktı çünkü bilmeye hakkı olduğunu düşünüyordum. " Hak etmiyorsun Barlas. Bu kadar zorluğu hak etmiyorsun. Benim yüzümden olanlara bak. Korkuyorum. Bu arabadan indikten sonra ikimiz için de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bunu biliyorsun değil mi ? Aranızın bozulmasından korkuyorum. Çok iyi iki arkadaşsınız. Sadece bu da değil. Senin yanında işe yaramaz, gereksiz, haylaz, ayak bağı olan bir kız çocuğundan ibaretmiş gibi hissediyorum. Hem sen de biliyorsun eğer amcam ters bir tepki verirse başka hiçbir şansımız kalmayacak. Ya işler pisleşirse senin mesleğini bile etkileyecek. Bir daha mesleğini yapamayacak hale gelebilirsin biliyorsun değil mi ? " Demiştim. Rahatlamış hissediyordum. İçimi dökmek iyi gelmişti. Amcama söylemekte o kadar ısrarcı olan taraf benken neden şimdi böyle hissettiğimi gerçekten bilmiyordum. Bu son aylarda olan olaylar beni olduğumdan da dengesiz bir insan haline getirmişti. Barlas 'ın yüzüne bakmaya cesaretim bile yoktu. Rahatlamanın yanı sıra bunları ilk defa sesli bir şekilde dile dökmenin getirdiği farkındalık yüzünden gözlerim dolmuştu. Önümü görememeye başlamıştım. Barlas 'tan hala ses çıkmaması beni daha da geriyordu. Belli ki o da fark etmişti hata olduğunu. O sırada çenemde elini hissettim. Çenemden tutarak yüzümü kaldırıp gözlerime bakmıştı. Bakışlarından her şeyi anladığım adamın gözlerinden bir şey anlayamamak daha da acıttı kalbimi, boğazım düğümlendi ve gözlerimi gözlerinden ayırmaya çalışmıştım. Daha fazla bir şey demesini beklememe gerek kalmadan Barlas söze girmişti bile. " Sen benim canımsın, kalbimin seçtiği yoldaşsın, gözlerim kalbimin aynası olduğu için baktığım her yerde sen varsın. Senin gülüşün, senin bakışın, senin kokun, senin sözcüklerini nasıl olur da hak etmem ? Hayatın bana sunduğu senin gibi bir hediye karşısında karşımıza çıkan zorlukların başımın üstünde yeri var Asel. Asıl ben senin gibi bir meleği hak etmediğimi düşünüyorum. Sen hak etmedin benim yüzümden akan inci tanelerini. Sen istersen çocuk ol seninle çocuk olurum, istersen yaşlı ol seninle yaşlı olurum, istersen çılgın bir genç ol yine seninle olurum ama ne olursan ol benim ayak bağım olmazsın. İş konusuna gelirsek hayatım biliyorsun değil mi ? Benim tek mesleğim bu değil hani şirketim var, babanla ortağız falan hatırladın mı ? Sarp da illa ki kabullenecek. O beni yıllardır tanıyor. Sana zarar vermeyeceğimi, sevdiğim kadına nasıl davranacağımı en iyi o bilir. Evet kıskanabilir seni bundan dolayı karşı çıkabilir ama kıyamaz ne sana ne de bana. Şimdi gönder o inci tanelerini geri ve bir daha asla benden aşık olduğum gözlerini kaçırma. " Deyip gözyaşlarımı silmişti. Söylediği sözler birer şiir gibi beni mest etmeye yetmişti. Dayanamayıp hemen kollarımı boynuna doladım. Kulağına fısıldadığımda ellerini belime sarmıştı. " Seni her şeyden çok seviyorum. Asla bırakmayacağım elini. Merak etme. " Demiştim. Ve boynuna öpücük koyup geri çekilmiştim. " Ben de seni çok seviyorum canım. Bir daha üzme kendini böyle. " Demiş ve gözlerimizle zamanın geldiğine karşı anlaşmıştık. Arabadan önce ben ardından o indiğinde elimi avcunun arasına alıp nazikçe öpmüştü. " Sevgilim merak etme. Ben Sarp 'ı tanıyorum sen de tanıyorsun. Bize o kadar tepki vermeyecek hatta sevinecek. Bundan eminim. " Dediğinde içimi rahat tutup gülümsemeye çalışmıştım. Zihnimden sürekli aynı kelimeleri geçirerek kendime güven vermeye çalışıyordum. İçeri girdiğimizden elimi yavaşça Barlas 'ın elinden çekerken onun bakışları değişmemişti. Beni anlamaya çalışıyordu. Streslerimle, korkularımla empati yaparken hiç zorlanmadığı için beni anlıyordu ve boş yere kavga çıkarmıyordu. Bunda elbette psikolog olmasının da etkisi vardı ama bu çok güzel bir şeydi. Arka masalardan birine rezervasyon yaptırdığımız için garsona rezervasyon yaptırdığımız masayı söylediğimizde bizi o taraflara doğru yönlendirmişti. Ve amcamın geldiğini de eklemişti. Sonunda masaya geldiğimizde amcam kollarını masanın üzerine yaslamış menüyü inceliyordu. Barlas öksürdüğünde başını menüden kaldırıp bakışlarını bize çevirmişti. " Oo beni arayıp sormadığı gibi bir haftadır okula gelmeyen canım yeğenim. " Ardından bakışlarını benden çekip Barlas 'a çevirerek devam etmişti. " Ve benim hayırsız en yakın arkadaşım. Hoş geldiniz ya. " Diye sitemle ayağa kalkıp konuştuğunda sözlerine aldırmadan kollarımı beline dolamıştım. Bu onu yumuşatırdı biliyordum. Ayrıca dediği gibi bir haftadır okula gitmiyordum. Onu çok özlemiştim. Bir süre sonra kollarını o da belime doladığında derin bir nefes vermişti. " Ne oldu bilmiyorum Asel ama emin ol dinlemek için sabırsızlanıyorum. " Başımı göğsünden kaldırıp yavaşça kafamı salladığımda karşısındaki sandalyeye oturmuştum. Barlas 'la da 5 saniye kadar sarıldıklarında ayrılmışlardı. Amcam eski yerine Barlas da benim yanıma otururken sipariş vermiştik. Yemekler gelene kadar çok konuşmamıştık. Cümleleri zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Ne diyecektim ? Barlas ne diyecekti ? Bunlar benim için çok büyük soru işaretleriydi. Ve şuan yaşadığım stresin tarifi yoktu. Bu kadar önemli bir konuşmayı doğaçlama yaptığımıza inanamıyordum. Bence çok geç değildi vazgeçmemiz için ama bu saatten sonra Barlas 'a bunu teklif dahi edemezdim. Umarım amcam sonuna kadar dinlerdi bizi. En büyük korkum şu an buydu. Çünkü eğer sonuna kadar dinlerse bizi anlayacağını biliyordum fakat dinlemez ve fevri bir hareket sergilerken işte o zaman vay halimizeydi. " Asel sen beni birisi ile tanıştıracaktın. Nerede, gelmedi mi ? " Amcamın sorusuyla yutkundum. İstemsizce dudağımı ısırırken bakışlarımı Barlas 'a çevirdim. Güven vermeye çalışırcasına bana bakıyordu. Hala tek kelime edemezken o masanın altında duran elimi avcunun içine alıp okşamıştı. Bu sessizliğe amcam daha fazla dayanamamış olacaktı ki konuşmuştu. " Evet. " Demişti amcam bakışlarını Barlas ile benim aramda gezdirirken. " Ne olduğunu artık anlatacak mısınız ? Çünkü bakışlarınızdan bir şey olduğu çok belli. " Ben sessiz kalıp bakışlarımı tekrar yanımda oturan Barlas 'a çevirmiştim. O anlatsın istiyordum. Ona da çok yükleniyordum fakat bu benim sırtlanabileceğim türden bir şey değildi. Bakışlarını bana çevirmesi ve hala susmasıyla benden beklediğini fark ettiğimde derin bir nefes verdim. Anlaşılan yine taşıyamayacağım bir yük omuzlarımdaydı her ne kadar istemesem de amcamın benden duymasının daha doğru olacağının farkındaydım. Bu yükün altında ezilmemeyi umarak söze girdim. " Amca biz.. " Dedim başta cümlemin devamını tamamlayamazken. Nasıl da zor geliyordu şimdi konuşmak. Nefesim boğazımı düğümlüyordu. Sessizlik uzadıkça ortam geriliyordu, en iyisi birden söylemekti. Cesaretimi toplayıp kalbimi darlayan kelimelerin ağzımdan dökülmesine izin verdim. " Amca biz Barlas 'la beraberiz. Tanıştıracağım diye söylendiğim insan da Barlas 'tı. " Dedim bir çırpıda. Başka türlü söyleyebileceğim yoktu. Amcamın gülen yüzü şaşkınlıkla kalırken Barlas masanın altındaki elimi nazikçe okşayıp ' Sıkıntı yok ' temalı bakışlarla beni sakinleştirmeye çalışıp bu kez de kendisi konuşmuştu. " Sarp durumu biliyorsun zaten. Yalnızca bunu kendime açıklamam ve Asel 'e itiraf etmem biraz zaman aldı o kadar. " Amcam bu kez de bakışlarını Barlas 'a çevirirken kaşlarını çatmış ve yüzü kasılmaya başlamıştı. " Barlas 'cığım, canım kardeşim ben senin yapacağın işin. " Barlas 'ın kaşlarıyla beni işaret etmesiyle durduğunda o da boğazını temizleyip devam etmişti. " Yeğenimle sevgili olmak ne lan ? Tamam seviyor olabilirsin, tamam en yakın arkadaşım da olabilirsin. Seni de Asel 'i de bu konuda ayrı ayrı teselli etmiş de olabilirim. Bunu ben de biliyor olabilirim ama o her ne olursa olsun benim yeğenim Barlas. " Amcamdan korkmam şuan normal miydi bilmiyordum. Barlas 'ın üstüne atlayacak gibi duruyordu ve bildiğim kadarıyla çok yakın arkadaştılar. En korktuğum şeyin gerçekleşmesine ramak kalmış gibiydi ve asla araları bozulsun istemiyordum. Fakat zamanı geri alamayacağımızın da farkındaydık. Bizim ailedeki erkeklerin kıskançlık seviyesinden tırsmaya başlamıştım. Eğer amcam en yakın arkadaşına bile böyle bir tepki verebiliyorsa babamın verebileceği tepki gözümü korkutmaya yetmişti. Bir anda masanın devrilmesi ile çığlık atmam bir olmuştu. Amcam ayağa kalkmış ve Barlas'ın yakasına yapışmıştı. " Sen kim oluyorsun oğlum ? Bu hakkı kim veriyor sana ? Sen nasıl bir ahlaksız köpeksin ? Yeğenimle sevgili oluyorsun yetmiyor bir de kalkıp karşıma çıkıyorsunuz. " Deyip sert bir yumruk atmıştı. Gözyaşlarım bir bir dökülmeye başlamıştı. Barlas yumruğun etkisi ile yere düşerken çoktan dudağı kanamaya başlamıştı. Canı yanıyordu. Benim sevdiğim adamın canı yanmıştı. Amcamın bu tepkisi yarı yarıya beklediğim bir şeydi ama bizi ilk fark eden o olduğu için biraz anlayışlı olur diye düşünmüştüm. Bu sırada tüm restaurant bize doğru dönmüş ve garsonlar etrafımıza toplanmıştı bile. 2 garson amcamı tutarken ben Barlas 'ın koluna girmiş doğrulmasına yardımcı oluyordum. Barlas kolumda olan elimi alıp öptükten sonra sinirle amcama dönüp konuşmaya başlamıştı. " Sarp pişman olacağın şeyler yapma. Sakin ol. Asel 'in yanında yaşanacak şeyler değil bunlar. Kızı korkutuyorsun. Adam gibi gel dışarda konuşalım. " Amcam Barlas 'ın sözleriyle tekrar bağırmaya başlamıştı. " Sen adam mısın ulan ? Bir de gelmiş bana adamlıktan söz ediyor şerefsiz. " Dedikten sonra bakışları Barlas 'ın kolunu tuttuğum elime kaydı. Barlas, bu kadar ağır küfürleri sırf birbirimizi sevdik diye haketmemişti. Amcama sinirim artarken dudağımın içini dişlemeye başlamıştım. Birbirlerine zarar vereceklerdi, arkadaşlıkları hiç olup küle dönüşecekti. Amcam bizi dinlemiyordu bile. " Lan ben sokak direği miyim ? Niye tınlamıyorsunuz beni ? Bak hala kolunu tutuyor. Bıraksana lan piçin kolunu. Çabuk yanıma gel Asel senin de beynini yıkamış bu psikolog bozuntusu. " Barlas düzgünce konuşmayı deneyip halledememişti. Anlaşılan bu konuyu çocukluktan beri kullandığım yöntemlerle çözecektim.Bu karmaşaya dayanamayarak söze girdim. " Amca gelmiyorum hiçbir yere. Lütfen sonuna kadar bizi bir dinler misin ? Sen de bizi dinlesen belki bize hak vereceksin. Lütfen benim hatrım için. Ya hem sen tanımıyor musun Barlas 'ı ? Nasıl böyle şeyler söylersin ona ? Sırf sevgili olduk diye nasıl böyle laflar edersin ? " Amcam sözümü kesmişti. " Asel sen karışma. " Dinlemeyip devam etmiştim. Artık sinirlenmeye başlamıştım ve ağzıma geleni saymamak için kendimi zor tutuyordum. Hayal kırıklığı tüm etrafımı sarmışken bağırmalarıma devam ettim. Ben onu nereden vuracağımı çok iyi biliyordum. Bir gün dahi olsa utangaçlığımı dinlemeyecektim. " Bana çocuk muamelesi yapmayı kes. 18 olacağım ve seninle paylaşmamıza bile şükretmen gerekirken ne bu tavırlar ? Ben kendime en yakın gördüğüm insan olarak, amcam olarak, sana söylemek istedim Barlas da en yakın arkadaşı olarak. Aldığımız tepkiye bir bak. Sinirlenebilirsin ama bu kadarı da gerçekten fazla. Barlas sana korktuğumu söylüyor sen umursamıyorsun bile. " Durup ellerimi saçlarımın elinden geçirdim. Barlas yanımda, kulağıma doğru sakin olmam gerektiğini fısıldıyordu. İleri bir durumda müdahale edeceğini bildiğim için rahattım. " Kendine gel Sarp Sargın. Karşında Asel Sargın 'ın geleceğin de Asel Demirhan 'ının olduğunu unutma. Eğer soyadı değişikliğini öne çekmek istemiyorsan kendine gelmeni öneririm. Yanlış anlaşılma olsun istemem sadece bir öneri yoksa buna benim olmadığı gibi Barlas 'ın da bir itirazı olacağını düşünmüyorum. Değil mi aşkım? " Deyip Barlas' a dönmüştüm. Biraz da olsa çekinerek söylediğim ama çekindiğimi belli etmemeye çalıştığım laflarıma gülümseyen Barlas elimden sımsıkı tutup beni daha da kendisine çekmişti. Evet şuan benim verdiğim tepki de sert ve ağır bir tepkiydi. Bunu ben bile kendimden beklememiştim. Fakat kendine gelmesi için gerekiyordu. Ne olursa olsun sevdiğim adama böyle bir muamele yapılamazdı. Özellikle de benim yüzümden. Benim sözlerimden sonra Barlas 'ın yüzünde oluşan gülümseme hoşuma gitmişti. O benim her zaman arkamda durmuştu bu sefer sıra bendeydi. Barlas söze girerek ciddi bir tavırla konuşmaya başlamıştı. " Tabi ki hayatım üç ay gayet yeterli bir süre bence. Hem doğum günün ile böyle bir günü şereflendirmiş oluruz. Amcanın da tavrı belli olduğuna göre, söyleyecek başka bir şeyi yoksa hazırlıkları başlatmaya gidelim buradan." Demişti. Daha ben cevap veremeden amcamın söyledikleri ile ne hissedeceğimi bilemeyip donup kalmıştım. " Lan bir şaka yapalım dedik olay nerelere geldi. Yok evlenmek. Senin okulun var ne oluyor burada bir durun ? Ne üç ayı yok üç ay müç ay ? Bir şaka yapalım dedik kızı kaybediyorduk işe bak amına koyayım ya. Sana gelince Asel Hanım demek izin vermesek Asel Demirhan olacaksın ha. Neyse öğrendiğimiz iyi oldu. " Demişti. Anlamsız bir cümle yapısıyla kurduğu cümleye ağzım açık bakarak tepki verebilmiştim. O kadar öfkeliydim ki sinirden kızardığıma emindim. Sinirden dolan gözlerimi umursamadan konuşmuştum. " Sen bittin Sarp Sargın ! " Deyip, sırtına atlamam bir olmuştu. Kafasını ısırmam, amcamın bağırtısı, Barlas'ın ise başta ayırmaya çalışırken benden dayak yemesiyle kenarda sakince izlemeye başlamasıyla kaçınılmaz sona ulaşmıştık. Restaurant müdürü gelip diğer müşterilerin rahatsız olduğunu restaurantdan çıkmamızı aksi takdirde polisi çağıracağını dile getirmişti. Kendimizi 5 dakika icinde kapının önünde bulmamızın şoku ile kafasında ısırık izi olan amcam, saçı başı dağılmış ben ve dudağında ki kurumaya başlayan yarayla bir adet Barlas ile üçümüz de birbirimize bakıyorduk. Kendimi tutmayarak durumumuzun saçmalığına gülmeye başladım. Benim durmayan kahkahalarım ile onlar da gülmeye başlamışlardı. Gülmemizin tam ortasında Barlas'ın amcama attığı kafa ile şok olmuştum. Dediği şey de ayrı ironikti. " Her şakanın geri dönüşü var değil mi kardeşim ? Ayrıca belirtmek isterim ki şakana sıçayım. Gerisini Asel 'in olmadığı bir ortamda sana özel bir serenat eşliğinde sunacağımdan şüphen olmasın. " Demişti. Barlas 'ın bu soğuk tonda konuşmasıyla amcam tam tersi olan neşeli tonda konuşmaya başlamıştı. " Tamamdır kardeşim. Senin de serenatını büyük bir onur ile karşılayacağımdan şüphen olmasın. O değil de kendimi gurursuz moruklar gibi hissediyorum ama ikinizin acı çekmesinden veya Asel 'in tanımadığım bir itle beraber olmasındansa sizin beraber olmanızı tercih ederim kardeşim. Umarım çok mutlu olursunuz. Ayrıca eğer senin yüzünden Asel 'den bir damla göz yaşı akarsa veyahut bir kez bile kalbinin acıdığını hissedersem o az önceki yediğin yumruk sana yapacaklarımın yanında hiç kalır haberin olsun. " Demişti. O an bir kez daha aralarında ne kadar güçlü bir bağ olduğunu anlamıştım ve amcamın her ne olursa olsun beni düşünmesi içimi sıcacık yapmıştı. Tamam uğraştırmıştı ama olumlu yanıt vermişti sonuçta. Amcamdan aldığım olumlu yanıt içimi rahatlatırken derin bir nefes verdim. Bu kadar iyi karşılayacağını bilseydim daha önce söylerdim. En azından ailemden birisine söylediğim için içim rahatlamış olurdu. Bakışlarımı Barlas 'a çevirdiğimde o da rahatlamış gözüküyordu. Amcamla gerçekten yakın arkadaşlardı ve benim yüzümden araları bozulsaydı çok üzülürdüm. Barlas sinir bozucu bir şekilde gülümseyip konuştuğunda elimi çeneme yaslamıştım. Onu izlemekten asla sıkılmıyordum. " Merak etme Sarp 'cığım. Emanete asla hıyanet etmem ben. Bunu en iyi sen biliyorsun. " Dediğinde bu kez amcam alaylı bir ses tonuyla konuşmuştu. Neyse ki birbirlerine sevdikleri için takıldıklarını biliyordum. " Bora 'yla Sercan 'ın da hakkını yemezsin be Barlas 'ım. " Karşılıklı gülüştüklerinde ilerideki köfteyi gösterip konuşmuştum. " Ya sayenizde restauranttan kovulduk ama ben çok açım. İleride köfteci gördüm. Köfte ekmek mi yesek ? " İkisinin de bakışları önce bana sonra gösterdiğim yere çevrildiğinde başlarını olumlu anlamda sallamışlardı. " Tamam güzelim yiyelim. " Deyip Barlas 'ın koluma dokunmasıyla amcam yüzünü buruşturup konuşmuştu. " O benim güzelim Barlas Demirhan. Kendine gel. " Barlas gıcık edici bir gülümsemeyle kolunu belime sarmıştı. " Haklısın Sarp. Benim daha spesifik bir şey söylemem gerek ona. " Yürümeye başladığımızda yüzümü süzüp konuşmuştu. " Üşüdün mü aşkım ? Titremeye başlamışsın. " Barlas 'ın ' Aşkım ' kelimesini bastırarak söylemesiyle kıkırdadım. Bunlar benim tahmin ettiğimden de eğlenceli arkadaşlardı belli ki. Dıştan birbirlerinin gıcıklığına yaptıkları belli olmuyordu ama ciddi olmadıkları belliydi. Çünkü ikisinin de gözlerinin içi gülüyordu. Ne kadar sözlerle dile getiremesek de Barlas da ben de amcamın bu tepkisiyle ciddi derecede rahatlamıştık. " Biraz. " Diyerek sorduğu soruya cevap verdiğimde boynundaki uzun şalı omzuma dolamıştı. Onun kokusunun burnuma dolmasıyla gülümserken ısınmaya başlamıştım. Çok uzak olmayan köfteciye geldiğimizde 3 yarım 3 de ayran söylemiştik. Plastik sandalyelerden birine oturduğumuzda amcam konuşmaya başlamıştı. " Eee. Nasıl sevgili oldunuz ? " O günün aklıma gelmesiyle gülümsedim. Barlas 'ın da aklında canlanmış olacak ki o da gülümsemişti. Bu kez Barlas 'ın konuşmaya başlamasıyla başımı omzuna yaslamıştım. " Asel 'in yanında başka bir velet görmeye dayanamadım. Onu kaybetme korkusu o kadar yoğundu ki Sarp, o an ailenizin bize vereceği tepkiyi bile umursayamadım. Korktum çünkü. Birbirimizi severken onu kaybetmekten korktum. Elimden kayacaktı ve yapabilecek hiçbir şeyim yok gibiydi. " Bakışlarını bana çevirip gözlerimin içine baktı ve konuşmaya devam etti. " Sonra kendi kendime şey dedim. Oğlum her şey için hala çok geç değil. Git özür dile, gerekirse yalvar. Kırdığın kalbi tamir et. Birbirinize bakarken içiniz gidiyor illa olursunuz bir gün dedim. Çıktım Asel 'in karşısına her şeyi anlattım. Kolay olmadı ama sonunda kavuştuk işte. " Dudağımı büküp elimle yanağını okşadığımda tekrar tekrar ona aşık olduğumu hissediyordum. Yandan gelen öksürük sesiyle doğrulduğumda Barlas da doğrulup amcama bakmıştı. " Lan siz bu kadar seviyor muydunuz ya ? " Sorduğu soruyla göz devirip alayla konuştum. " Yok amcacığım takılıyoruz ya. Yarın da ayrılmayı düşünüyoruz hatta. Çok bile oldu. 3 ay sevgili olunur mu hiç ? " Dediğimde amcam sesimdeki alayı fark edip göz devirmişti. " O anlamda mı dedim Asel ? Sadece hala garip geliyor her şey. " Bana artık çok daha az garip geliyordu sanırım. Barlas 'ın dahil olduğu bu hayatıma tamamiyle alışmıştım. " Tamam biliyorum. Şaka yapıyorum. " Dediğimde Barlas cebinden telefonunu çıkarıp kendisine gelen birkaç mesajı okumaya başlamıştı. Gözümü telefonuna çevirip gönderen kişiye baktım. Bora Abimdi. " Ne diyor ? " Diye ona yaklaşıp konuştuğumda belimdeki elini sıkılaştırıp konuşmaya başlamıştı. " Bora, güzelim. Sarp 'a da bana da ulaşamamış. Bir şey mi var ? Neredesiniz ? Diye soruyor. Sarp. " Demişti amcama. Amcam ' Ne var ? ' dercesine göz kırptığında Barlas telefona dönüp konuşmaya başlamıştı. " Çağıralım mı Bora 'yı. " Dediğinde amcam başını olumlu anlamda sallamıştı. " Çağıralım çağıralım. Çok uzun zaman oldu görüşmeyeli. Bizi öldürebilir bile. " Barlas başını sallayıp mesaj yazmaya dönerken ben köftemden birkaç ısırık daha almıştım. Bu işlerle uğraşacağım derken karnım gerçekten de çok acıkmıştı. Midem bulanmakta gayet haklıydı. Ortam sessizleşirken üçümüz de köftelerimize dönmüştük. Şuan olduğumuz konum bile bana yeterince garip gelmeye yetiyordu. 1 ay öncesine kadar böyle bir şey olacağını söyleseler güler geçerdim. Yanımda amcam ve Barlas 'la köfte ekmek yiyordum resmen. Aslında bana ağırlık yapan sakladığımız bu sırdı. Bugün bunu daha da iyi anlamıştım. Amcama söylediğimiz an bile içim rahatlarken babamlara söylesek kim bilir verdikleri tepkiden sonra nasıl rahatlayacaktım. İyi ya da kötü tepki vermeleri önemli değildi. Sonuçta sır bizden çıkacaktı, rahatlayacaktık. " Geliyor mu ? " Dediğimde Barlas başını sallamakla yetinmişti. Bora Abi de yanlış hatırlamıyorsam bizim beraber olduğumuzu bilmiyordu. O da şuan öğrenecekti. " Bora Abi. " Diye cümleye başladığımda ikisi de başlarını köftelerini kaldırıp bana bakmışlardı. " İlişkimizi biliyor muydu ? " Deyip elimi çeneme yasladım. Barlas başını olumsuz anlamda sallayıp son yudumda kalan ayranı kafasına dikmişti. " Bilmiyor meleğim. Ama o bu it gibi şaka yapıp aman aman tepkiler vermez merak etme. " Deyip amcama laf çarptığında amcam da homurdanmaya başlamıştı. " Çünkü onun yeğeni değil gerizekalı. " Tekrar birbirleriyle laf dalaşına gireceklerini anladığımda gözümü devirerek olaya el attım. " Ya bir saniye de olsa kavga etmeden duramaz mısınız ? Ben hiç yokmuşum da siz normal arkadaşmışsınız gibi davranabilir misiniz artık ? Çünkü aranızda laf dalaşınızın konusu ve sebebi olmak beni çok üzüyor. " Deyip saçımı geriye doğru attım. Sahte kızgınlığım işe yaramış olmalıydı ki önce birbirlerine ardından bana bakmışlardı. " Bebeğim saçmalama. Bu durumun seninle bir ilgisi yok ki. Biz Sarp 'la hep böyle atışırdık. " Amcam da onu başıyla onaylayıp konuşmaya başlamıştı. " Aynen öyle güzelliğim. Sorun sen değilsin, inan seninle ilgili mevzumuz az önce kapandı bile. Biz Barlas 'la birbirimizi sevdiğimizden sürekli birbirimize takılırdık zaten. Bu atışmalar da ondan. Seninle hiçbir alakası yok. " Derin bir nefes verdim. Onların önceki arkadaşlıklarını bilmediğim için hiçbir yorum yapamıyordum ama gözlerinden anlaşıldığı kadarıyla doğru söylüyor gibi görünüyorlardı. Kararsızlıkla konuşmuştum. " Ben sadece ikinize de çok fazla değer veriyorum. Aranızın kötü olmasını, arada kalmanızı veya ben arada kalmayı hiç istemiyorum. O yüzden lütfen en azından benim yanımda dikkat edin olur mu ? " İkisi de başlarını sallarlarken arkadan bir ses gelmişti. " Vay vay vay. Hayırsız köpekler ve Asel 'im. Nabersiniz ya ? " Deyip yanımıza sandalye çeken Bora Abi 'yle gülümsemem genişlemişti. İşte enrji kaynağım gelmişti. Bora Abi, Barlas ve amcamın grubunun en eğlenceli ve kafa kişisiydi. Onunla beraberken bir şeye canımın sıkılması imkansızdı çünkü sürekli saçma sapan hikayelerle beni güldürüyordu. " İyiyiz sen ? " Diye gülerek yanıt verdiğimde yanağımı sıkmıştı. " Aynı be Asel 'im. " Dedikten sonra sandalyesinde geriye dönüp köfteci abiye bağırmıştı. " Kaptan bana da bir yarım ayran gönderiver sana zahmet. Bol soğanlı olsun. " Deyip tekrar bize dönmüştü. Hepimizin gözlerinin içine teker teker bakıp kaşlarını çatarak konuşmuştu. " Hepiniz gözlerinde bir gerginlik seziyorum. Bir şey mi oldu ? Hayır olduysa da en sevdiğiniz insandan saklıyor musunuz gerçekten bunu ? " Üçümüz de birbirimize baktığımızda son kararla Barlas konuşmaya başlamıştı. " Aslında Bora evet bir şey oldu. " Bora Abi gözlerini kısarken usta Bora Abinin köfte ekmeğini ve ayranını getirmişti. " Ellerine sağlık usta, sağolasın. " Deyip gülümsedikten sonra tekrar bize dönüp kaşlarını çatmıştı. " Evet anlatın bakalım ne oldu ? " Barlas hafifçe gülümseyip masanın altındaki elime uzandı. Parmaklarını parmaklarıma kenetlerken elimizi masanın üstüne çıkardı. Bora Abi önce anlamsızca Barlas 'ın suratına ardından da birleşmiş olan ellerimize baktığında ağzı açık kalmıştı. " Nasıl yani ? " Demişti kekeleyerek. Ardından aynı şaşkınlıkla konuşmaya devam etmişti. " Şimdi Asel 'le siz... " Ellerini ağzında birleştirip konuşmuştu. " Sevgili misiniz ? " Birbirimize bakıp başımızı onaylar anlamda salladığımızda konuşmuştum. " Evet Bora Abi, öyleyiz. " Bora Abim amcama bakarken amcam ellerini ' Ne yapabilirim ? ' dercesine iki yanına açmıştı. " Nsıl yani ? Barlas sen İngiltere 'deydin. Siz birbirinizi normalde geçen aylara kadar tanımıyordunuz bile. Nasıl oldu bu ? Ayrıca Sarp sen neden bu kadar sessizsin. Asel yeğenin değil miydi lan senin ? Ben mi yanlış hatırlıyorum yoksa ? " Hayretle konuşan Bora Abinin koluna dokundum. " Bora Abi bir sakin olur musun ? Anlatacağız her şeyi. " Diyerek Barlas 'a baktım. Onun yakın arkadaşıydı, onun anlatması çok daha doğruydu. " Evet Bora, haklısın. Biz Asel 'le birkaç ay öncesine kadar tanışmıyorduk bile. Ama Asel benim hastam oldu. Konuşma, birbirimizi tanıma fırsatımız vardı. Dışarıda da babalarımız ortak olduğunda daha fazla klinik dışında konuşma fırsatı yakaladık haliyle. Hastam gözüyle bakmaktan çıkmıştım, babamın ortağının kızı olarak bakıyordum artık. Yani böyle olunca da vicdan azabı hissettim. Haluk Amca laf arasında benim gibi birini istediğini söylemişti. Yaş farkımızdan dolayı beni asla istemediğini söylediğimde duygularımı bastırmayı denedim. " Duraksayıp bakışlarını bana çevirmişti. Avcunun içindeki elimi okşarken gözlerini bir an bile gözlerimden ayırmıyorduç " Bunu yaparken Asel 'i çok kırınca tabi pişman oldum. Birkaç olay olduktan sonra da birbimizden ayrı kalamayacağımızı, eğer birbirmizsiz yaşarsak çok daha mutsuz olacağımızı anlayıp her şeyi göze alarak ilişkiye başladık. " Gözlerini benden ayırıp Bora Abiye dönerken son kez konuşmuştu. " Öyle işte. Anlayacağın Bora, biz birbirmizi seviyoruz. " Bora lafını bitirdiğinde amcam konuşmaya başlamıştı. " Ben de onların aşkına şahit olduğum için bir iki hırpalamadan sonra destek oldum zaten. Çok farklılar Bora, Barlas 'ın Asel 'i asla üzmeyeceğine eminim. " Dediğinde Bora Abim ayağa kalktığında Barlas da kalkmıştı. Bora Abim Barlas 'a sarıldığında konuşmuştu. " Allah tamamını erdirsin kardeşim. Çok sevindim. " Barlas gülümseyerek konuşmuştu. " Sağol kardeşim. " Bora Abim oturan bana elini uzatıp muzip bir gülümsemeyle konuşmaya başlamıştı. " Yengeciğim hayırlı olsun. " Ayağa kalkıp omzuna vurdum. " Ya Bora Abi. " Derken sarıldığımızda gülerek konuşmuştu. " Tamam tamam. Umarım hep çok mutlu olursunuz Asel. Kimsenin sizi yıkmasına izin vermeyin. " Başımı olumlu anlamda sallayıp gülümsediğimde tekrar oturmuştuk. Barlas ve amcam yemeklerini bitirmişken Bora Abim yeni başlamıştı, ben de ekmeğin anca yarısına gelebilmiştim. Tanıdığımız insanların bizi bir bir desteklediğini görmek beni o kadar mutlu etmişti ki burada şuan hemen ağlayabilirdim. Sonunda konu bizden çevrildiğinde Bora Abi, amcam ve Barlas yaşadıkları anılardan konuşuyorlardı. Dinlemek çok zevkliydi ve Bora Abi sürekli Barlas 'ın üniversitedeki hallerini anlatıp anlatıp duruyordu. Bora Abi de aynı Barlas gibi Boğaziçi Psikoloji mezunuydu. Amcam onlarla aynı hayallere sahip olmadığı için ingilizce öğretmenliği okumuş, birkaç sene İngiltere 'de kalıp yaşadıktan sonra İstanbul 'a dönünce bizim okulu açmıştı. Dedem her zaman babama da amcalarıma da her konuda destek olmuş emekli bir iş adamıydı. Amcalarımdan biri doktor diğeri öğretmen olmak isteyince şirket işi ve aile mesleği olan İç Mimarlık haliyle babama kalmıştı. Ama babam benim düşündüğümün aksine bundan pek de şikayetçi değildi. İç mimarlığı çok seviyordu. Diğer amcamdan yalnızca 1 kuzenim vardı. O da oldu olasıya hep doktor olmak istemişti. Aile hastanesinde çalışacağı için şirkete yine ben kalmıştım. Aynı Barlas gibi psikoloji okuduktan sonra yüksek ihtimalle bir de iç mimarlık okuyacaktım. Ama ben de pek şikayetçi değildim. İki mesleği de gayet seviyordum sadece psikoloji daha ağır basıyordu o kadar. Onların konuşmalarından soyutlanıp önümdeki yemeğime dönmüştüm. Gönül rahatlığıyla yerken telefonumun çalmasıyla çatalımı tabağımın kenarına bırakmıştım. Annem arıyordu. Amcam, Bora Abim ve Barlas 'ın bakışları bana döndüğünde telefonu açmadan önce annem diye mırıldanmıştım. " Efendim anne. " Yüksek ihtimalle eve ne zaman geleceğimi sormak için aramıştı. Sonuçta hava epeyce kararmıştı. " Eve uğramayı düşünmüyor musun kızım ? İstersen otel gibi günlük kullan. Hiç gelmeye tenezzül etme bile. " Dediğinde dudağımı ısırdım. Birkaç gün üst üste geç kaldığım için tepkisinde haklıydı sanırım. " Saatin farkına varmamışım, özür dilerim anne. Hemen geliyorum. Yarım saate evde olurum. " Dedim yumuşatmaya çalışarak. Umarım işe yarardı. Annemin derin bir nefes aldığını duyduğumda saniyesinde konuşmasıyla tekrar ona odaklanmıştım. " Peki. Hızlı ol. " Deyip telefonu kapattığında bana merakla bakan üçlüye döndüm. " Annem nerede kaldın diye soruyor. Benim artık gitmem lazım. " Deyip ayaklandığımda Barlas da amcam da Bora Abi de benimle beraber ayaklanmışlardı. Hesabı zaten ödemiş oldukları için Barlas az önce köfteden sonra terleyip çıkarttığım ceketimi tutup giymemde yardımcı olmuştu. Restaurantın dışında bıraktığımız ve almayı unuttuğumuz arabalar aklımıza gelirken o tarafa doğru yürümüştük. Valeye kartı verdikten sonra arabaların gelmesiyle amcam kendi arabasının anahtarını alırken konuşmuştu. " Neyse Barlas, Asel 'i sen eve bırakırsın diye umuyorum. Benim işim vardı gece zaten. Bora benimle gel kanka sen. " Deyip beni yanına çekmiş, anlıma bir öpücük kondurmuştu. " Yarın okulda görüşeceğiz Asel Hanım. " Dediğinde gülerek omzuna vurmuştum. " Görüşelim Sarp Bey. " Dediğimde benim tepkimden sonra arabasına binmişti. Yavaşça gözden uzaklaşırlarken Barlas 'la başbaşa kalmıştık. " Eee güzelim biz de gidelim mi artık ? Eve geç kalacaksın. " Dediğinde başımı olumlu anlamda sallayıp arabaya binmiştim. Barlas da sürücü koltuğuna bindiğinde çalıştırdıktan sonra yavaşça hareket ederken kaçamak bakışlarını üstümde gezindirip konuşmuştu. " Bak sevgilim beklediğin gibi olmadı. Sana demiştim değil mi ? " Kırmızı ışıkta durduğunda dudağımı bükmüştüm. Evet, defalarca kez bunu bana söylemişti. Ama benim de elimde değildi ki korkmak. Aramızdaki 8 yaş annemle babam için problem olduysa amcam için de olur diye düşünmüştüm. Hoş hala amcamın bunu dert edip etmediği belli bile değildi. İşin sadece küçük bir tarafı bitmişti amcamın desteği sadece annem ile babamın gözünde Barlasın karakterini oturturdu ki bu zaten onlarda vardı. Herkes Barlas 'ın nasıl bir karaktere sahip olduğunu biliyordu. İşler burada karışıyordu. Bilmeleri ne kadar fikirlerini etkileyecek bundan emin değildim. " Aşkım. " Dedim isyanla. " Lütfen ben demiştim demeye başlama. Hem hala haklılığını ispatlanmış değil biliyorsun. Babamlar zaten seni tanıyor önemli olan kısmın bu olmadığının sen de farkındasın. " Serzenişle konuştuğumda hafifçe gülmüştü. Her haklı olduğu konuda bana öğütler sıralarken çok zevk aldığının farkındaydım ama benim de bir canım vardı. " Tamam tamam. Merak etme bir şey demeyeceğim. Ayrıca arkamızda destek oldu en azından ve önemli kısma maalesef bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Sadece zamana bırakıp bunu hazmetmelerini bekleyeceğiz. Eninde sonunda kabullenmek zorunda kalacaklar sadece doğru zamanı bulup onlara açıklayacağız bizim yapabileceğimiz tek şey bu." Deyip yola odaklandığında tekrardan elimi yanıma başımı arabanın camına yaslamıştım. Haklıydı ama düşünmeden edemiyordum. Onların kabullenme süreçlerinde yaşayacağımız zorlukları düşündükçe daralıyordum. Hem bu sürecin ne kadar süreceği hakkında bile bir fikrimiz yoktu. Bu süreçte şirketteki işler bile aksayabilirdi fakat babamın profesyonelce davranacağını umuyordum. Arabayı ilerlettiğinde saçımı düzeltip elimi yanaklarımda gezdirdim. Güzel, kızarmamışlardı. Herhangi bir sıcaklık hissetmemiştim. Bu iyi bir şeydi. Evimizin olduğu sokağa geldiğimizde arabayı durdurmuştu. Beni kendisine çekip yanağımı öptüğünde dudağımı ısırmıştım. Elimi bu kez onun yanağına çıkarıp dudaklarına kısa bir öpücük kondurup geri çekilmiştim. " Vay vay vay. Sevgilime bak sen ! Utanmıyorsun artık demek... " Demişti keyifli bir ses tonuyla. Çok eğleniyordu. Elimi omzuna vurduktan sonra kapının kulpunu tutarken konuşmuştum. " İyi geceler. " Kapıyı açtığımda o da başını sallamıştı. " İyi geceler güzelim. " Arabadan indim. Kapıyı kapatmadan önce aklıma gelen şeyle gülümsemem genişlemişti. " Seni seviyorum. " Dedim aniden. Hala alışamamıştı, biliyordum. Gülümsemesi önce şaşkınlığa ardından ise daha büyük bir gülümsemeye dönüşürken elini direksiyona koymuştu. " Ben de seni Asel 'im. Ben de seni seviyorum. " İstediğim cevabı almamla gülüp kapıyı yavaşça kapatmıştım. Yavaş adımlarla cebimden anahtarımı yoklayarak ilerledim. Bahçe kapısından içeri girdiğimde araba sesinden gittiğini anlamıştım. Kapıyı çaldığımda hala aptal aptal sırıtıyordum. Aşık olmak gerçekten de bana hiç yaramıyordu. Bugün tahmin etmediğim kadar güzel geçmişti. Artık tek temennim diğer günlerin, bilhassa aileme her şeyi söyleyeceğimiz günün de bu şekilde geçmesiydi. Önce tepki verebilirlerdi, bu gayet normaldi. Ama umarım sonrasında amcamın ve Bora Abinin de yaptığı gibi yumuşarlardı. Çünkü bence Barlas 'la ben en azından bunu hakediyorduk...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE