Maç günü

2001 Kelimeler
Telefonumun alarmıyla huzursuzca kımıldandığımda sesin geldiği yere elimi atmıştım. Erken kalmaktan nefret ediyordum. Zar zor gözlerimi açtığımda dağınık yatışımdan dolayı gözümün önüne gelmiş olan saçlarımı geriye ittim ve yatakta doğruldum. Saate baktıktan sonra oyalanmadan yatağımın içinden çıkıp hazırlanmıştım. Bugün içimde gerçekten de çok güzel bir his vardı. Okul formalarımı hızlıca giyerken bir yandan da şarkı mırıldanıyordum. Çantama o gün olan derslerin defterlerini ve birkaç tane test kitabını sıkıştırdıktan sonra hızlı hazırlandığım için daha okula gitmeme çok olduğunu görmüştüm. Telefonumu elime alıp biraz bakındım. Sercan 2 kere aramıştı. Barlas ise günaydın mesajı yazmıştı. Ona hızlı bir günaydın mesajı yazdıktan sonra Sercan 'ı geri aramıştım. "Oo sesinizi duyan, isminizi gören cennetlik canım yengem. Günaydın ya. " Ses tonu çok isyankar çıkmıştı. İstemsizce gülmemek için kendimi tuttum. Dudağımı ısırdığımda onu sakinleştirmeye çalışarak konuşmuştum. " Günaydın Sercan'cığım. Abartma daha dün konuştuk be. Ayrıca gece de gerçekten vaktim olmadı. " " Eminim öyledir. " Demişti alayla. " Kanka valla çok olay oldu ya. En basitinden amcama Barlas 'la olan ilişkimizden bahsettik. " Kulağıma şaşkınlık nidaları doluşurken arkama yaslanmıştım. Bence bu onu sakinleştirmek için yeterli bir sebepti. Evet söyleyeceğimizden bahsetmiştik ama Sercan biz söyleyene kadar bizi ciddiye almadığını bize dün açık açık belirtmişti. " Nasıl lan ? İyi de hani tepkisinden çekiniyordun, o yüzden söylemeyecektin bir süre. " Derin bir nefes verdim. " Bir kerede söylemenin daha az kırıcı olduğu konusunda birazcık biri sayesinde ikna olmuş olabilirim. " Dedim tatlı ve itici bir ses tonuyla rol yaparak. O da aynı ses tonuyla bana katılmıştı. " Şey bu biri Barlas abim mi acaba ? " Aynı ses tonuyla konuşmasından sonra ikimiz de kahkaha atmıştık. Gözüm duvardaki saate takıldığında hızlı adımlarla odamdan çıkıp merdiveni indim. Geç kalacaktım ve zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım bile. " Sercan kanka ben kapatıyorum. Geç kalıyorum okula yetişmem lazım. " Ayakkabılarımın bağcıklarını bağlarken konuştuğumda bekletmeden yanıt vermişti. " Tamam ama bugün tamamen benimlesin he unutma. Vakit geçirelim biraz. Akşamki maçı hele hele sakın unutma. " Onu onaylayıp telefonu kapattıktan sonra doğrulup üstümü düzeltirken kendi kendime gülümsedim. Ardından okula gitmek için hazırlanmaya başladım... Arkadaşlarım, sevgilim, ailem... Hepsine sahip olduğum için o kadar şanslıydım ki. Şans. Bana kalırsa bu hayattaki en büyük şansım öncelikle ailemde. İnsan hangi ailede doğacağını tabi ki de seçemezdi yani şans işiydi. Ve benim ailem kesinlikle benim ilk şansımdı. Her hatamda, her yanlışımda yanımda olmuşlardı. Moralim bozulduğunda düzeltmiş, güldüğümde benimle beraber gülmüşlerdi. Barlas 'ı onlara söylemediğim için kendimi kötü hissetmem tam olarak buradan kaynaklanıyordu. Bence annem de babam da aşırı tepki vermeyeceklerdi. Evet kızacaklardı belki de reddedeceklerdi ama illaki yumuşayacaklardı. Özellikle de benim mutlu olduğumu gördükten sonra işler kesinlikle daha kolay olacaktı. İkinci şansımsa arkadaşlarımdı. Ahmet, Emre ve Melisa 'yla yollarımız çok daha küçükken kesişmişti. Onlar hayatı beraber öğrendiğim, bir şey olduğunda ilk anlatmak istediğim, kim bilir kaç yıldır sevinçlerimizi, korkularımızı, acılarımızı ve üzüntülerimizi beraber paylaştığımız insanlardı. Barlas 'ı onlara söylememek benim için çok büyük bir vicdan azabıydı. Yakınlığımız bir şeyler saklamamamız gerektiğini gösteren aramızdaki en kıdemli sözleşmeydi ve ben buna uymuyordum. Barlas 'ı onlara söylesem kötü bir tepki vermeyeceklerini tahmin edebiliyordum ama önce amcama söylemek istemiştim. Tek bildiğim onlar kesinlikle annem ve babamdan önce öğreneceklerdi. Annem ve babamın ilk başta karşı çıkma ihtimalleri çok çok yüksekti. Neredeyse kesin denecek kadar hemde. Ama onlar en baştan kabul edeceklerini düşündüğüm insanlardı. Gamze... Serhat 'ın bana yaşattığı olaylardan sonra bile bağlantımı koparmadığım tek arkadaşımdı. Çetenin bana yanlışları Serhat döneminde olmuştu. Ama Gamze kendimi bildim bileli yanımdaydı ve hiçbir zaman onun ihanetine uğramamıştım. O psikolojimin bitik olduğu dönemde bile uzakta olsa da sadece bu fiziken olmuştu. Ruhen sürekli yanımdaydı. Her ağladığımda görüntülü arar, ben sakinleşene kadar hatta uyuyakalana kadar asla telefonu kapatmazdı. Yalnız hissetmem belki de bu yüzdendi. Onun verdiği değeri, bana gösterdiği şefkati veya yaptığı muameleyi burada yapan yoktu. Aslında ona söylemediğim için kötü hissedemiyordum. Bu aralar çok meşguldü ve ben onun bana her zaman müsait olacağını biliyordum. İşlerini ertelemek zorunda kalmasını istemediğim için aslında onun aramasını bekliyordum. Sercan 'sa en yeni arkadaşımdı. Sadece arkadaşım olmakla sınırlı değildi. Aynı zamanda sevdiğim adamın da kuzeniydi ama konuşmalarda sanki benim kuzen oymuş da Barlas 'ı biz dışlıyormuş gibi hissedebiliyorduk bazen. O kadar eğleniyorduk ki. Onlarlayken çok fazla iyi ki onlarlayım, iyi ki benim şansım onlar diyordum. Elimi çenemden çekip dalgınca baktığım çalışma masamın duvarından bakışlarımı çektim. Derse odaklanamadığım için yine farklı farklı hayallere dalmıştım ve çok fazla vakit kaybetmiştim. Önümdeki coğrafya kitabına bakıp iç geçirirken kalemi elime alarak çözmeye başladım. Neyse ki ödevim yalnızca 4. ünitenin başlangıç seviyesi testleriydi. Onlar da haliyle kolaylardı. 3 testi çabucak çözdükten sonra soruları yazdığım ajandamı hızlıca doldurdum. İşte erken uyanmanın faydalarından biri de yalnızca buydu. Okuldan yeni gelmiştim ve yapılacaklar listemdeki her şeyi uyandığımda, okulda ve az önce olmak üzere günümün yarısında tamamlamıştım. Şimdi diğer yarısı tamamen benimdi. Test kitabının kapağını kapatıp ayağa kalktığımda sevdiğim şarkıcının yeni çıkardığı şarkıyı mırıldana mırıldana yatağımın üstündeki telefonumu elime aldım. Saat öğlen 7 'ye geliyordu. Birazdan Barlas beni almaya gelirdi. Babamla izin olayını bizzat kendisi konuşmuştu. Kafamın dağılması için benim de tanıyıp çok yakın arkadaş olduğum kuzeniyle maç izleyeceğimizi akşam 12 de en geç kendisinin beni eve bırakacağını söylemişti. Babam saat konusunda biraz sıkıntı yapsa da sonradan o da maçın kaçta biteceğini bildiği için onaylamıştı. İlk başta akşam yemeği yiyecektik. Sonra atıştırmalıkları da alarak koltuğa kurulup kupa maçını rahat rahat izleyecektik. Üçümüz de aynı takımlı olduğumuz için evde herhangi bir rekabet ortamı yaratılamayacaktı ama ben hala Sercan 'dan şüpheliydim. Sırf Barlas 'ı gıcık etmek için bile karşı takımı tutabilirdi. Barlas da fanatik olduğu için çok büyük kavga çıkardı. Düşündüm. Öyle bir şey olsa büyük ihtimalle elimdeki mısırımla keyifle izlerdim. Hiç ayırmaya bile yeltenmezdim. Daha fazla oyalanmamaya karar verdiğimde banyoya girdim. Öncelikle ılık bir duş aldığımda kaslarımın gevşediğini hissediyordum. Rahatlamıştım. Kısa bir duştan sonra dolabımın karşısına geçerken bornozuma sarındım. Hızlıca seçtiğim iç çamaşırı takımını üstüme geçirdikten sonra siyah bir kot pantolon üstüne de mürdüm rengi bir kazak çıkartıp giyindim. Makyaj aynamın karşısına geçip oturduğumda aynadan kendime baktım. Şuan için bir sıkıntı gözükmüyordu. Gayet doğal ve enerjik gözüküyordum. Saçlarımdaki havluyu tek hamlede çıkarıp yavaş yavaş saçlarımı tararken kurutma makinesini açmıştım. Kafamda bu kombine hangi çantayı takacağımı veya hangi saç modelini yapacağımı şekillendirmeye çalışırken saçlarım kurumuştu bile. İkili balık sırtı örüp şarkı mırıldanmaya devam ettim. Bugün okulda da çok güzel bir gün geçirmiştim. O yüzden modum yeterince iyiydi. İstemsizce etrafa mutluluk saçtığımın farkındaydım. Ayağıma hızlıca çorap geçirdikten sonra siyah spor ayakkabımı kapımın kenarına koydum. Onu giysem çok daha rahat ederdim. Küpe, kolye gibi aksesuarları da hallettiğimde son olarak birkaç fıs parfüm sıkmıştım. Hazırdım. Çıkmadan önce ayakkabımı giyip telefonumun kılıfına para koydum. Çanta almama gerek yoktu. Para dışında dışarıda herhangi bir şeye ihtiyacım olmazdı. Telefonumdan rehberi açarak Barlas 'ı bulduğumda telefonu kulağıma tuttum. " Alo. " " Alo sevgilim, neredesin ? " Dedim odamdan çıktığımda. " Geldim güzelim evinizin önündeyim. Hazırsan çık istersen. " " Hazırım hazırım. İniyorum hemen. " Deyip telefonu kapattığımda hızlıca merdivenlerden indim. " Anne, baba ben çıkıyorum. " Diye ardımdan bağırdığımda annemin ' Dikkatli ol. ' babamın da ' İyi Eğlenceler. ' dediğini duymuştum. Dış kapıyı kapatıp dışarıda duran korumalara selam verdim. Evde şirket projelerini barındırdığımız için koruma bulunduruyorduk. Sokakta Barlas 'ın arabası görüş açıma girdiğinde hızlıca arabanın yanına ilerledim. Mont giymediğim için o aralıkta üşümüştüm. Kapıyı açıp çabucak içine bindiğimde Barlas şaşkınlık dolu bakışlarla bana bakmaya başlamıştı. " Hayrola güzelim. Ne bu acele ? " Dediğinde arabanın klimasından gelen sıcak havayla yüzümdeki ifade serbest bir hal almıştı. Neden çok çabuk hastalanan bir yapıya sahip olduğumu bilmiyordum ama gerçekten de üşüdüğümü hissetmiştim. " Üşüdüm de biraz. Direkt eve geçeceğiz diye yanıma mont almadım. " Dediğimde kaşlarını çatmış, eliyle yüzümde birkaç saniye oyalanmıştı. Sanırım vücut sıcaklığımı ölçmeye çalışıyordu. Zaten evle araba arası çok kısa bir mesafe olmadığı için çok da yürümemiştim. Ama kan değerlerim normalden de düşük olduğu için çabuk üşüyordum. " Doktor bir arkadaşım var. Yakın zamanda ona randevu almanı istiyorum sevgilim. Bu normal değil. En azından vitamin takviyesine falan başlar. " Dediğinde başımı salladım. Doktorlara gitmeye alışıktım. O yüzden bunu pek de sıkıntı edecek değildim. Sol tarafına eğilip yanağını öptüğümde memnuniyetle gülümsemişti. " Sercan 'ın evine mi gideceğiz ? " Dediğimde başını olumsuz anlamda sallamıştı. " Babamların bir tane dağ evi var. Şömine eşliğinde romantik film izleyelim isterdim hayatım ama malum maç var. " Erkekler ve maç takıntıları. Gerçekten beni bitiriyordu. Babam da aynıydı. Ben çıkmadan önce maç sırasında yerinden kalkmaması için atıştırmalıklar hazırlayıp ihtiyaçlarını salona taşımaya başlamıştı. Annem de ona ' Senden Adam Olmaz. ' temalı bakışlarını atıyordum. " Ne yapalım Barlas ? Artık başka bir zamana. " Dediğimde dudağını ısırmıştı. Yan bakışları bana çevrilirken bana doğru eğilmiş, dudağıma uzun soluklu bir öpücük bırakmıştı. " Merak etme güzelim. Önüme en çok sevdiğimi düşündüğün şeyi de sersen ben yine de seni seçerim. Hep seni seçerim. " Gülümseyip iç geçirdiğimde o arabayı kullanmaya dönmüştüm. Bunu biliyordum. Çünkü ben de hep onu seçerdim. Çoğunlukla aynı duyguları hissettiğimizi tahmin ediyorduk. Yani daha çok Barlas öyle düşünüyordu. O yaşına göre gayet olgun biriydi. Ben ara sıra olgun ara sıra deli olmayı seviyordum ve kendime yakıştırıyordum da. Hayatın benim için koyduğu kriterlere uymak içimden gelmiyordu. Nasıl istiyorsam öyle davranıyordum. Yaklaşık 25 dakikadır yolda ilerliyorduk. Barlas 'la konuşacak konu bulamadığımda dizlerimi kendime çekmiş, radyodan gelen şarkıyı sessizce dinlemeye başlamıştım. Araba bir arsanın ilerisinde durduğunda Barlas elini saçlarıma atıp oynayarak konuşmuştu. " Geldik güzelim. Hadi inelim. " Deyip kendi kapısını açarak indiğinde ben de kapımı açmıştım. Hava kış saatinde olduğumuz için bir hayli kararmıştı. Elimi avcunun içine aldığında ona yaklaşarak evin girişine doğru ilerledik. Üşüdüğümü fark ettiğinde montunu çıkarıp üstüme geçirmişti. " Ama sen üşüyeceksin. " Diye çıkarmaya yeltendiğimde izin vermemişti. " Güzelim şuradan şurası zaten. Sen giy, ben kolay kolay üşümüyorum. " İtiraz etmeme fırsat vermediği için adımlarımı hızlandırmıştım. Üşümesini istemiyordum. Kapıyı çaldığımızda Sercan elindeki çatalla kapıyı açmıştı. " Hoş geldiniz canlarım. Ben de masa kurmayı yeni bitirmiştim. Ay canım yengem benim ya ! Gel kız buraya özlemişim seni. " Diye beni çekip sarıldığında ben de kollarımı boynuna dolamıştım. Barlas, Sercan 'ın kafasına vurduğunda beni belimden kavrayıp kendisine çekerek konuşmuştu. " Elinde çatal var Sercan. Asel 'e yanlışlıkla da olsa bir zarar ver de görüşelim seninle. " Dediğinde Sercan elindeki çatala bakıp sonra da kapıyı kapatmıştı. " Ay yengem özür dilerim ya. Unutmuşum ben bu çatalı. Neyse durun şu kapıyı kapatalım da iyice kardan adama dönmeyelim bu dağ başında. E hadi gelin içeri. Ne dikiliyorsunuz kapıda yalı kazığı gibi ? " Sercan 'ın konuşmasıyla salona geçmiştik. Ellerimizi yıkadıktan sonra direkt yemek masasına geçtiğimizde bol goygoylu bir akşam yemeği yemiştik. Maçın başlamasına çok kısa bir süre kalmışken Sercan mutfakta mısır patlatırken biz de burada Barlas 'la içerideki eksikleri koyuyorduk. Son cips kasesini de ona uzattığımda bıkkınlıkla alıp kenara bırakmıştı. " Barlas 'cığım asma suratını ya. Bence gayet güzel bir buluşma yeri burası. " Barlas elini belime yerleştirip bana yaklaştığında yüzünü bana yaklaştırmıştı. Konuşmaya başladığında dudakları hariç her yere bakmaya çalışıyordum. Burada, diline düşebileceğim en tehlikeli insanın önünde, Sercan 'ın yanında olmazdı. " Bence de güzelim ama seninle baş başa kalmayı tercih ederim. Zaten senin olduğun bir yerde benim huzurlu olmamam mümkün bile değil. " Dediğinde başımı göğsüne yaslamıştım. Eli saçlarımı buldu ve yavaş yavaş örgülerle oynamaya başladı. " Barlas seni çok seviyorum. Biliyorsun değil mi ? " Dediğimde beni kendinden geriye çekip konuşmuştu. " Ben de seni çok seviyorum sevgilim. " Tam cümlesine devam edecekken içeri dalan Sercan her şeyi bozmuştu. " Barlas Abi, Yenge hazırladım ben. Siz de burayı hazırladıysanız açalım artık şu maçı. Çoktan başladı bile. " Yazıp benim yan tarafıma geçtiğinde koltuğa da aynı bu sırayla oturmuştuk. Maç ilerlerken ben bir yandan mısır yiyor bir yandan da Barlas 'ın göğsünde keyfime bakıyordum. Maç uykumu getirmeye başlarken tek anladığım tuttuğumuz takımın önde olduğuydu. " Tüh be. Nasıl kaçar o gol ? Nasıl kaçırırsınız o pozisyondan ? " Deyip mısırları etrafa saçan Sercan 'a ters ters bakışlar attım. Attığı tüm pislikleri kendisi temizleyecekti. " Temizle be şu mısırları. " Dediğimde zorluk çıkarmadan onaylamıştı. Maç bizim tuttuğumuz takımın gabiliyetiyle sona ererken ben çoktan mayışmıştım bile. Bu aralar kazandığımız maç sayesinde babamın da Barlas 'ın da Sercan 'ın da modları çok yüksek olacaktı. Bu da benim istediğim her şeyi yapabileceğim anlamına geliyordu. Belki de şu maçın en çok işime yarayan şeyi buydu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE