4.bölüm

2231 Kelimeler
Mardin'de güneş herkesin yüreğinde bambaşka umutlarla doğarken her iki ailede telaşlı bir güne merhaba demişlerdi. Damat tarafında koca koca kazanlarla yemekler yapılmış, avluya kurulan masalara akın eden misafirlerle düğüne şimdiden başlanmıştı. Baweşin dün gece sabahı sabah etmiş, gözlerine gram uyku girmezken sabaha kadar oturduğu divanda gökyüzünü izleyip durmadan ağlamıştı. Dün gece evlerinde kalan kuzenlerinin sabahın erken saatlerinde odasına dalmaları ile Baweşin yorgunlukla kalkıp banyoya girmişti. Baweşin duşunun ardından banyodan bornozuyla çıkıp hazır olan sandalyeye oturarak kendisini kuaförün eline teslim etti. İçinden bugün birşey olsunda düğün iptal olsun diye durmadan dua ediyordu. Yapılan hazırlıklarların ardından nihayet her şey hazır bir halde , damat tarafı beklenmeye başlanmıştı. Damat tarafı ise dostları Adar ağayı avluda sandalyeye oturtup türküler eşliğinde tıraş olmasını sağlamışlardı. Elini bir hayli ağır tutan berberin işini bitirmesi sonunda sağdıç tarafından verilen yüklü bahşiş ile Adar ağa sevdiğini almaya gitmek için hazır hale gelmişti. Ardıl abisinin düğününde giydigi lacivert takımıyla bir bakanı bir daha baktıran bir vaziyette gelen misafirlerle ilgileniyordu. Gelin almaya gidilmeden önce avluda çalglıyla herkes halaya başlamış, Azad ve kardeşi Awşin abisinin etrafinda oynayıp abisinin mutluluğuna mutluluk katmışlardı. Çekilen halaylardan sonra yemekler yenilmiş, gelini almak için dügün alayı yola koyulmuştu. Mardin sokaklarında çalan kornalarlarla Hozan ailesi herkese duyurmuştu sevinçlerini. Baweşin odada kuzenleriyle birlikteyken, damat tarafinın gelmesine yakın abisi Ciwan odaya girip kuşağını bağlamıştı. Genç kızın abisi kuşağını bağlarken sessiz çığlıkları hıçkırıklarına karışmış ama abisine sesini duyurmamıştı. Abisi Ciwan kuşağı bağlayıp sadece kızkardeşinin anlından öpüp çıkmıştı odadan. Baweşin'e sarılma gereği bile duymayan abisiyle genç kız daha çok yıkılmıştı. Bawewş'in tek yapabildiği beklerken yanında ki Avzem dayesine sarılıp ağlamasına devam etmekti. Avzem daye ise kızın haline yüreği parçalanırken sakinleşmesi için bir kaç tatlı söz söyleyip tekrar sarılmak oldu yaralı ceylanına... onun içinde çok zor bir andı. Elinde büyüttüğü yavrusu gelin olmuş gidiyordu. Üstelik istemediği bir evliliğe. Avludan gelen seslerle odadaki herkes toparlanırken içeriye giren damat karşısında gelinini görmesiyle derin bir nefes aldı. Kadınların kıkırdamalarıyla kendine gelen Adar ağa gelinine yaklaşarak koluna girip odadan misafirlerle beraber çıktı. Adar ağa merdivenlerden inerken hala inanamıyordu kolunda olan sevdiğinin varlığına. Sonunda sevdigini telli duvaklı gelin alıyordu ya ölse bile gam yemezdi bu saatten sonra diye mutlulukla geçirdi içinden. Gelinin baba evinden alınması işe tekrar herkes arabalarına yerleşip konvoyla damat evine geri dönmeye başladılar. Konağın kapısında duran gelin arabasıyla herkes dışarı çıkarken gelin ve damatta arabadan indiler. Gelin eline verilen testiyi Baweşin hızla yere atıp kırınca etrafa yayılan şeker ve bozuk paralara saldıran çocuklarla gelin ve damat Konağa giriş yaptılar. Gelin ve damat avluda ilerlerken kadınaların söylediği türkü ve zılgıtlar eşliğinde kendileri için ayrılan masaya geçip oturdular. Multi açınız Le buke le nare bukame bukane (Ley gelin ley nare gelinimiz gelinliklidir) Le buke le nare bukame bukane Le buke le nare bukame bukane Le buke le nare bukame bukane Avluda masaya oturtulan gelin damatla düğün alayı halaylarına kaldıkları yerden devam ediyorlardı. Adar ağa kadınların uyarısıyla genç kızın duvağını açmayı unuttuğunu anlayarak gelinine döndü. Yanında oturan genç kızın duvağını kaldırarak alnından öptükten sonra "Hoşgeldin konağıma kadınım." dedi. Baweşin ise gözündeki yaşlar yanaklarını ıslatırken adamın sözlerine ne bir karşılık verdi nede genç adama bakma gereği duydu. Hala bir ümit bu işkencenin bitmesini isterken içinden dua etmeye devam etti. Karanlığın çökmesiyle misafirler bir biri evlerine dağılırken sadece bir kaç yakın akraba kalmıştı. Sultan daye gelini odasına çıkarmış gece için bir bir öğütler vermiş, gelinin alnından öpüp çıkmıştı odadan. Baweşin kaynanasının odadan ayrılması ile dediklerinin hiçbirini yapmayacağını kendi kendine yinelerken üzerinde yük olan altınları çıkarttı. Damat gelmeden üzerini değiştirmek için yeltenmiştiki arkadan gürütüyle kapının açılmasıyla dönüp bakınca gelen adamla göz göze geldi. Adar ağa odasına çıkmadan önce kardeşiyle biraz konuştuktan sonda heyecanla karısının beklediği odasına geldi. Odanın kapısını açtıktan sonra kendisyle göz göze gelen kızla duruşunu dikleştirdi. Kapıyı ardından kapatan adam karısına yavaş yavaş yaklaşdı. "Tekrar hoşgeldin konağıma, odamada, gönlüme kadınım!"dedi. Genç kız kendisine yaklaşan adamla bir adım gerileyip sesli bir nefes çekti içine.Adar ağa kadınının gerilen haline tebessüm edip köşede gelin damat için hazırlanan tepsiyi alıp yatağa oturdu. "Geç otur Baweşin rahatla biraz." Dedikten sonra karısının rahatlaması için gülümsemeye devam etti. Baweşin zaman kazanmak için ses çıkarmadan kendisine söyleneni yapıp yatağa oturdu. Boğazının kurumasıyla gözüne çarpan tepsideki şeftali suyunu dudaklarına götürüp yudumladı. Genç adam bir türlü gözünü alamadığı karısına bakmaya devam ederken rabbine şükür etti böylesi güzel bir kızı kaderine yazdığı için. Zaten ilk güzelliğine tutulmuştu genç kızın. Adar ağa tepsiyi kenara çekip genç kızın yüzünü avuçlayıp öpecekken aniden unuttuğu şeyle kendine kızıp yerinden kalktı. Bunu nasıl unuturdu? Cebindeki kutuyu çıkarıp içinden aldığı takıyı içinden çıkartarak genç kızın görmesini sağladı. Özel tasarım olan halhal elinde genç kızın önünde diz çöktü. Bir ayağını kaldırıp dizinin üzerine yerleştirdikten sonra önceden takmış olduğu kızın halhalını çıkarıp kendisininkini taktı. Ne çok yakışmıştı zarif ,narin bileklere... Adar ağa parmaklarının ucunda hissettiği pürüzsüz ten ile dayanamayıp karısının bileğinden öptü. Baweşin adamın yaptıklarıyla afalarken adamın kendisini bu kadar çok sevmesine üstelik karşılık vermeden sevmesine şaşırmadan edemiyordu. Ama buna karşın yinede kendisi ona karşı hiç birşey hisetmiyordu işte yapamıyordu. "Bunu hiç çıkarma hep burda kalsın olur mu?" Kendisine bakan adamla gözlerini kaçırdı. Ne diye bilirdiki? Genç adam yerinden doğrulup karısına yaklaştıktan sonra parmaklarıyla küçük çenesini tutup kaldırdı. Ne yapmaya çalıştığını anlayan Baweşin küçük elleriyle adamın göğsünden itirip ayaklandı hemen oturduğu yerden. "Sakın! Sakın bana dokunma!"derken dudakları titriyordu. Bu adamın ona her yaklaşımasında midesindeki safranın yukarı çıkmasına engel olamıyordu. "Saçmalama sen benim karımsın. Sana dokunmayıp kime dokunacağım Baweşin." derken sesi hiddetli çıkıyordu. Bu kız ne saçmalıyordu. Kocasıydı sonuçta ona dokunmak hakkıydı. "Ben senin karın değilim Adar ağa. Ben sana söyledim senin asla kadının(!) Olmayacağım bunu böyle bil." "Biz evlendik artık karımsın bunun farkına var artık. Hem sende biliyorsun yarın sabah bu odaya çarsaf için gelecekler o zaman ne diyeceksin? Adına lekemi getireceksin kadın." Diye sordu hırsla. "Bu benim sorunum değil senin sorunun. Ben sana defalarca istemiyorum dedim. Beni buna sen zorladın olacaklardanda ben sorumlu değilim Adar ağa."dedi alayla. Genç adam karısının dedikleriyle öfkesine hakim olamayıp kızın kolundan kendine doğru çekerek hırsla dudaklarına yapıştı. Baweşin dudaklarındaki baskıyla neye uğradığını şaşırırken gözünden akmaya başlayan yaşlarla tüm gücüyle adamı itip yüzüne tokat atıktan sonra tiksintiyle suratına tükürdü. "Bu mu adamlığın ha? Seni istemeyen bir kıza tecavüz mü edeceksin zorlama sahip olacaksın Adar ağa."Derken titriyordu. Lanet olsun nasıl öperdi kendisini. Karısının dedikleriyle gözü döndü adamın nasıl böyle birşey düşünürdü? Ona nasıl... dili bile varmıyordu söylemeye. O sadece artık herşeyin farkına varsın diye öpmüştü. "Ölsemde senin yatağına girmem bunu böyle bil." "Sus Baweşin tek kelime etme. Bir daha ağzından duymuyum ölüm lafını." Derken içi parçalandı adamın. O güzel dudaklardan 'ölüm' lafını duymak istemiyordu gerekirse kendisi ölür ona birşey olmasına izin vermezdi. "Ancak ölürsem bu bedene dokunursun." Kızın acımasızca sarf ettiği sözlerle daha fazla odada kalmaya tahammül edemeyen adam hızla odadan çıktı. Adamın gidişiyle titriyen dizlerini serbest bırakıp yere çöktü genç kız. Dizlerini kendine doğru çekerken biraz önce yaşananları her şeyi unutmak istiyordu. Konaktan çıkan genç adam cebindeki anahtarını çıkarıp kapıda duran aracına binerek son sürat konaktan ayrıldı. Bu gece hakkında hayallerini hatırlayınca hırsla elini direksiyona geçirdi. Oysa bugün en mutlu günüydü karısıyla güzel bir gece geçirmesi gerekirken kendini yollara atmıştı sırf karısını üzmemek için. Karısı diliyle sarf ettiği kelimelerle parçalamıştı genç adamı. Genç kızı bu kadar severken bu yaşadıkları ona reva mıydı? Oysa genç adamla evlenmek istiyen onca kız varken onun gönlü bir tek ona düşmüştü. Gönlü gitmiş hiç bir zaman kendisine açılmayacak olan kalbi sevmişti. Bir büfede durup kendisine bir kaç şise içki aldıktan sonra tüm hızıyla devam etti nereye gideceğini bilmeden sadece arabasını sürdü. Bir taraftan arabayı kullanırken söylenenler aklına geldikçe bir taraftan içmeye başlamıştı. Arabanın güneşliğini açıp güzel gözlü karısının resmine baktı. O gözlerde kendisine ait hiç bir şey göremiyordu bu gece şahit olmuştu buna yakından. Aklına gelenlerle güneşliği kapatıp tekrar yanında bulunan şişesine uzanarak yudumladı. O sırada direksiyon hakimiyetini kaybederken ters şeride geçti. Adar ağa çalan kornayla durumu fark ederken elindeki şişeyi bırakıp direksiyonu düzeltmek için çabalamaya başladı... Ama çok geç kalmış mayışmış bedeni gerekenden geç direksiyonu kırdığından dolayı karşıdan gelen araç ile kafa kafaya çarpışmadan kaçınmamıştı. Adar araçla kafa kafaya çarpışmaya girmişken gözlerinin önüne gelen tek görüntü karısının nefret saçan gözleriyle kendisine bakarken sarf ettiği "Ölsem bile yatağına girmem." sözleri oldu. &&&&&&&& Genç adamın hızla kapıyı çarpıp odayı terk etmesiyle Baweşin'i şaşırmıştı. Koskoca ağanın ilk geceden odasında olması gerekirken, dışarıya çıkması görenleri hayrete düşürecekti. Genç kız yatağında otururken gözüne çarpan halhalla olanları düşünmeye başladı. "Acaba çok mu ileri gittim?' diye kendi kendini sorguladı. Genç adamın kendisine büyük bir aşkla bağlandığını üzülmemesi için elinden geleni yaptığını biliyordu ama bu istememesinin önüne geçmiyordu. Çok mu bencilce davranıyorum diye düşünemeden edemiyordu. Şu yaşına kadar hiç kimseyi kırmamış hep kırılan taraf olmuştu. Yalnız bu gece olanlarda paramparça etmişti bir kalbi? Hazar abisi hariç bir erkek tarafından hiç böyle güzel sevilmemişti. Elinden alınmış hayalleri varken bir ömür böyle davranarak hayatını zindana çevirmesine ne gerek vardı ki? Tüm bunlar aklını karıştırken genç kız pişmanlığın en derinini yaşamaya başladı. Düşündükçe söylediği ağır cümleler vicdanını yakmaya başlayınca dinmeyen gözyaşları tekrar yanaklarını ıslatmaya başladı. Neyin azabıydı bu çektiği? Sevmedigi adamdan sevmedigi kadar sevmenin degerini görmüştü.İstemeye geldiklerinde tiksinerek bakmıştı genç adama. Ama hiçbir zaman karşılığından Adar ağadan incitecek laf yada bir bakış almamıştı. Genç kadın daralan nefesiyle ayaga kalktı sabah ezanı okunmasına az kalmış fakat Adar ağa konağa adımını atmamıştı. Genç kadın başını cama yaslayıp uyku girmeyen gozlerini dinlendirmek için gözlerini biraz dinlendirmek isterken uykunun kollarına esir düştü. &&&&&&&& Hozan konağında yankılanan haykırış bir ananın ciğerinin yandığının adeta bir göstergesiydi. Tüm Konağı inleten sesi her bir köşeden duyulurken Baweşin cam kenarından daldığı anlık uykudan uyanıp kulaklarına gelen isimin haykırışıyla buz kesti. "Adarrrrr!" Genç kadın duyduğu haykırışla kalbinin ritmini durma noktasına gelirken bu yakarışım nedenini anlamaya çalışıyordu. Ne olmuştu? Neden kocasının ismini haykırıyordu anası? Genç kadın üzerindeki gelinliğiyle hızlı adımlarla odasından çıkarken Hanım Ağanın sesinin geldigi yöne doğru gitmeye başladı. Ağzından zorla kelimeler döküldü. "Jimom(kaynana)?" Sultan daye elini başına koyarak hıçkırıklarla gelen sese bakışlarını çevirirken konuşmaya çalıştı. "Gitti yavrum kocan sana dokunamadan, bize doyamadan, çocuklarını koklayamadan gitti. Ben ölseydimde evladımın benden önce öldüğünü görmeseydim. Canım gitti benim, ciğerimi söktüler Adar'ımı aldılar benden." Genç kadın yere halsiz bedeniyle serilirken Baweşin eliyle ağzındaki hıçkırıkları bastırmaya çalışarak odadan koşarak çıktı.Nereye gittiğini bilmeden koşmaya başladı. Belki Adar Ağa bırakmamıştır onu.Bu vicdan azabıyla yaşamak ağır gelirdi genç kıza. Yer ayağının altından çekiliyormuşcasına koşuyordu. Karnına giren acı kramplardansa yüreğindeki vicdan duygusu canını daha çok yakıyordu. Acı bir fren sesiyle yanında duran araca gözyaşlarıyla bakarken kapıyı açıp "Atla çabuk abimin yanına gidiyorum." diyen adamla Baweşin hemen arabaya bindi. Acı bir fren sesiyle yanında duran araca gözyaşlarıyla bakarken kapıyı açıp "Atla çabuk abimin yanına gidiyorum." diyen adamla Baweşin hemen arabaya bindi. Bawaşin'in aracın içinde hıçkırıkları şiddetlenirken, Ardıl ağabeyinin acı haberini duyduğundan bu yana ne yaptığını bilemez bir haldeydi. Ağabeyinin düğün gecesinde dışarıda ne işi vardı? Hala anlamıyordu ne geçmişti karısıyla arasında da kendini dışarıya atmıştı? Yan tarafta oturan genç kıza korkudan ve sinirden kızaran gözleriyle baktı. Dağılmış bir şekilde kendi kendine mırıldanan kızın görüntüsüyle daha çok gazı kökledi. "Allahım ne olur bir şey olmasın... Ne olur.. Dayanamam bu acıya." Genç kız kendini tutamıyor ard arda yanaklarından süzülen yaşlarla nefes alamaz hale gelmişti. Bir süre hızla giden aracın kalabalık olan kaza yerine gelmesi ile Ardıl ani bir fren yaparak hemen araçtan çıkıp kaza yerine doğru koşmaya başladı. Giden adamın ardından Baweşin de hemen adamı takip ederek kaza alanına geldi. Adar Ağanın arabasının halini görünce bacaklarının titremesine engel olamıyordu. Bu nasıl bir kazaydı?Arabadan neredeyse parça kalmamıştı. Ardıl abisinin yerde kanlar içinde halini görünce yanına ulaşamadan dizlerinin üstüne çökerken saçlarını çekiştirmeye başladı. Yanına gidip sarıp sarmalar isterken olduğu yere çalışı kalmıştı adam. Baweşin ise yerde acı çektiği her halinden belli olan adamı görmesiyle eliyle hıçkırığını bastırmak için ağzını kaparken kalabalığı yararak ilerlemeye başladı. "Hanımefendi giremezsiniz,çıkarmısınız?" "O benim kocam bırakında gideyim yanına." "Yaralı ve şu an müdahale yapıyorlar." Görevlilerin söylemlerini yok sayan genç kız adamın engellemesine müsade etmeden hızla koşarak Adar ağanın başının yanında diz çöktü. Sağlık görevlileri itirazlarını dile getirilen genç kız onlara aldırış etmeden kocasının yüzüne bulaşan kanları gelinliğiyle temizlemeye başladı. "Adar" Genç adam zor nefes alırken gözlerini hafifçe araladı. "Beje delalamın(söyle güzelim)." Diye zar zor çıkan nefesiyle yanıtladı karısını. "Özür dilerim Adar. Hadi kalk konağa gidelim. Söz deneyeceğim seni sevmeyi." Gözyaşları bir bir genç adamın alnında birikirken adam çaresizce gülümsedi. Biliyordu artık çok geçti.. "Hişş! Ağlama sakın. Ben seninle bu gün aynı odada karı koca sıfatıyla bulundum ya ölsem de gözüm açık gitmez artık." "Hayır hayır ölüm yok." "Senden tek isteğim annemin gelini olarak kal." Dedikten sonra ciğerleri nefes almasına müsade etmediğinden öksürmeye başladı. "Ben özür dilerim hepsi benim yüzümden." "Güzel gözlüm önemli olan buraya gelmen, bana bunları söylemen. Gelmeseydin son sözcüklerin odada söylediklerin olsaydı gözlerim açık giderdi." Dedikten sonra gözüne inmeye başlayan perdeyle adam veda vaktinin geldiğini anladı. "Hayır öyle deme kurbanın olayım. Ben bu vicdan azabıyla nasıl yaşarım kalk lütfen." "Hişş öyle konuşma seni beyazlar içinde gördüm Ya...dizlerinde kocan olarak son nefesimi vereceğim ya ölüm bile çok güzel be delalım. Ama kurbanın olayım ailem sana emanet annemin gelini olarak kal benim hakkım sana helaldir." "Benimde hakkım sana helaldir. Beni böyle güzel seven tek sendin seni kaybetmek istemiyorum." "Egerki bana birşey olmasaydı seni okutup hayallerine kavuşturcaktım ama rabbim böyle nasip etti ahh!" Genç kadın konuşurken acı çeken adama panikle bakıp "Hişş konuşma canın yanıyor biz daha ne günler görecez." Dedi. "Seni çok seviyorum annemin gelini olarak kal sana hakkım sonsuz helal olsun güzel karım." Diyen adamın gözlerinin kaymasıyla genç kız feryat etmeye başladı. "Hayır!!!!" "Eşhedü enne ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resulü." "Hayırrrr!!!!" Baweşin beyaz gelinliğinin kana bulanmasıyla hiç tahmin edemeyeceği acı bir ders ile karşılaşmıştı.Yaşadığı sürece taşıyacağı kocaman bir vicdanı yük omuzlarına yerleşmişti artık...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE