-Dokunsana... Nefes alıyor mu? Tepemde dikilen Timuçin'e dirseğimle sertçe vurdum. -Aptal! Nefes alıyor tabiki. Yardım et de kapısına kadar taşıyalım. Kolunu omzuma dayayarak uzun uzun baktı Maviş'e. Dudak büktü ve hayret etti. -Allah Allah... Diye uzattı son heceyi. Şu durumda saçmalamasına hiç de hazır değildim. Zira ayak bileğim zonkluyordu bu yoğun günün ardından. Hele bir de Güven Bey'le vedalaşırken rezil oluşumu düşündükçe... -Küçücük boyuyla niye böyle içmiş ki? Parmağını uzatıp Maviş'in burnuna dokundu. Eline sertçe vurdum ve ittirdim Timuçin'i. -Ne yapıyorsun? Rahat dur. Maviş'in evinin adresini güçlükle alabilmiştim ağzından. Ancak şimdi de onu eve kadar nasıl taşıyacağımız soru işaretiydi. Zira evi dördüncü kattaydı ve asansör yoktu. -Timuçin... -Ne var? -H

