-Merhaba Şirin... Ben, gelecek haftayı bekleyecektim ama... Duramadım. Toprağına elimi sürerek omzunu okşar gibi sıvazladım. Havalar da soğumaya başlamıştı. Çiy düşen yapraklar tıpkı sarı kirpikleri gibi inceydi toprağında. -Ayağımı burktum... Böyle gelince şaşırma, diye söylüyorum. Atele aldı doktor. Fazla hareket ettirme dedi ama URKO'da oturmak ne mümkün? Kendi kendime suçluluk hissine büründüm yeni yapılmış mezar taşına bakarak. Yumru oturan boğazımla yutkundum. Yok... Nafileydi. Geçmek bilmeyen bir kaya vardı sanki iki toprağın ortasında... Nehri akıtmıyordu adeta. -Hastaneye Uraz Bey götürdü beni. Bir de buz verdi şişi insin diye. Elimi topraktan çekerek dizlerimin üzerine koydum. -Söylesene Şirin... Uraz Bey canını yaktı mı? Dokundu mu sana eliyle yahut sözüyle? En çok bu

