Dağınık saçlar, bozulan makyaj, terleyen parlak bir surat ve işçi tulumuna karşı; pahalı takım elbisesi, yukarı doğru itinayla taranan saçlar, ferah parfüm kokusu... Toplantı masasının diğer ucunda, işimi yaparken oturmakta olan Uraz Bey'e yeniden sordum. -Geç olmadı mı? Neden hala şirkettesiniz? Halinden oldukça memnun görünürken kolundaki milyonluk saate baktı. Evet, her defasında üzerindekilerin pahalılığı gözüme çarpıyordu. -Benim de işim var. Sağa sola baktım gözlerimle. Bağdaş yaptığı kollarıyla öylece oturuyordu dakikalardır karşımda. Sorgularsam kızar mıydı, diye düşünmekten soramadım. -Anladım. Diyerek işime devam ettim. Fakat Uraz Bey'in ortamı sessizliğe bırakmak gibi bir fikri yoktu. -Yani Grup Lideri oldun... Öyle mi? Yutkunarak cevapladım sorusunu. Zaten

