Üç kurşun...
Genç asker ekibiyle birlikte askeri araçlarla görev yerine gidiyordu. Sınırdan kaçak silahlar ve çok sayıda patlayıcının ülke içine sızacağına dair bilgi gelmişti.
Üstten emir gelmiş, bütün ekip birlikte yola koyulmuşlardı. Genç asker silah arkadaşlarını tek tek süzdü. Hepsinin bakışları kararlı kendinden emindi.
Tek bir kişinin bakışları sadece boşluğa bakıyordu. Her zaman dik duran, keskin bakışlı asker, bugün fazla dalgındı.
Bakışlarını arkadaşına dikti: " Sorun ne ATEŞ ? Ne bu halin?
" Bir sorun yok komutanım! Hazırım ben... Operasyonu tamamlayıp, biran önce memlekete dönmek istiyorum. "
Genç asker daha fazla soru sormadı. Ne olursa olsun ekibine güveniyordu. Hiç bir zaman başarısız olmamış, her görevden alınlarının akıyla dönmüşlerdi.
Ama bugün bir ilk olacak, hepsi büyük bir boşlukta yuvarlanarak, belkide uzun bir süre toparlanamayacaklardı.
Nihayet araçlar görev yerine ulaştıktan sonra, bütün ekip görev yerlerine konumlandı. Saat gecenin 4.00 sularında 2 tır sınır kapısında belirdi.
Meyve kasalarının içinde çok sayıda silah ve özel mühimmat taşınıyordu. Genç asker ekibine seslendi: " Durum raporu ? "
Görev arkadaşları telsizle tek tek rapor vermeye başladılar :
" KARACA hazır ! "
" ATEŞ hazır ! "
" GÖK hazır ! "
" BEYOĞLU hazır ! "
" KURT hazır!
" Tamam KAFKAS ' ta hazır olduğuna göre başlıyoruz . " Hepsi görev esnasında, birbirlerinin soy isimlerini kullanırlardı.
Sessizce hepsi beklemeye koyuldu. Sınırdaki askerler araçları aramaya koyuldular. Şoförler ısrarla, meyveleri yetiştirmeleri gerektiğini söylüyor. Zorluk çıkartıyorlardı.
Ama zaten durum belliydi. İhbar günler öncesinden güvenilir kaynaktan gelmiş, operasyon başlatılmıştı.
Askerler tırın arka kapısının açılmasını emretti. Şoförler ne kadar dirensede sonuç değişmeyecekti. Bir anda açılan kapılarla içerideki teröristler askerlere ateş açmaya başladı.
Ekip hızla harekete geçti. Hepsi kararlı bir şekilde karşılık vermeye başladılar. Ortalık kan gölüne dönmüş, kulakları sağır eden silah sesleri gecenin sessizliğini adeta parçalamıştı.
Dört terörist araçtan hızla inip kaçmaya başladılar. Derken telsizde bir ses yükseldi. " ATEŞ bekle ! Ne yapıyorsun ? Amına koyayım ! "
" Karaca rapor ver ! Neler oluyor ?
Karaca hızla cevap verdi: " Komutanım ! Ateş ! Ateş vuruldu ! "
Kafkas hızla emir verdi. Karaca sen Ateşle ilgilen Kurt beni koru ! "
Kurt hızla cevapladı : " Emredersiniz komutanım !
Hızla ilerlenmiş üç terörist öldürülmüş bir kişide esir alınmıştı. Ama sadece ölen teröristler olmadı;
Şehit: Astsubay ; Hakan KARACA
Şehit: Astsubay ; Devrim GÖK
Gazi; Kerem ATEŞ
Bir askerin pervasız hareketi, iki arkadaşını Şehit etmiş, kendisinide hayatı boyunca taşıyacağı bir yükün, vicdan azabının içine atmıştı.
Mikail KAFKAS , Kıdemli yüzbaşı ; düşmana göz açtırmayan görevlerini başarıyla tamamlayan asker bu görevinde başarısız olmuştu.
Genç adam iki askerini toprağa verdi. Bir arkadaşı, gözünden giren kurşunla gözünü kaybedip, görevinden ihrac edildi. Tarık BEYOĞLU ; yaşadıkları ağır gelince görevinden istifa etti.
Kalanlar: Mikail KAFKAS ve Erdem KURT oldu. Görevden sonra iki arkadaşta belirli bir süreliğine izne gönderildi.
Yaşananlar, gidenler tabiki unutulmayacaktı. Ama bu vatanın onlara ihtiyacı vardı. Birilerinin kalıp vatanı savunmaya, gidenlerin intikamını almaya hala gücü vardı......