Hüseyin, dirseklerini masaya koyup öne doğru büktü belini. Başını kaldırıp karşısında oturan kızı süzdü. Kollarını göğsünde kavuşturmuş kaşları havalanmıştı dili gibi soru sorarcasına. O da kıza soru soran bakışlarla bakmaya başladı. ''Sen hala kıskanıyor musun onları?'' ''Çok saçma! Ne diye kıskanayım?'' ''Kim olduklarını söylemeden hemen anladın bakıyorum.'' '' Benim sorumun cevabını bilmediğin için böyle davranıyorsun değil mi? Bu iş burada biter! Anlaşma manlaşma yok.'' Masaya koyduğu ellerinden destek alarak kalkmaya çalışan kızı durdurdu Hüseyin. ''Nereye? Bilmediğim bir şey yok burada, otur sana anlatayım.'' Çenesi sözlerini desteklercesine kalktığı yeri işaret etti. Oturttu Hevi' yi yerine. Elini hafif kirli sakallarında gezdirdi düşünceli göründüğü bir halde. Kısa bir süre

