Küçük bir çocukken babam bana şunu demişti: Nerede olursan ol, başına ne gelirse gelsin Allah’tan ümidini kesmeyenler zafere ulaşanlardır. Bu ince düşünüş arasında gidip gelmiştim. Ümit kesmek değildi aslında fakat umudum kırılacak kadar yorulmuştum. Bu yorgunluk geçmiş yerini tatlı bir mutluluğa dönüştürmüştü. Dünyamdaki dar çemberden çıkmıştım artık. Adına koyduğum belirsiz histe çok fazla kararlar vermiş, hepsinden bir bir dönmüştüm. Ne yaptığımı bilmiyordum aslında. Yiğit’e verdiğim şans, kendime verdiğim sözden ötedeydi şimdi. Yiğit’in her düşündüğümün dışında olmasıydı belki de bu kararlarım, lakin eksikliğin uhrevi bir sorunu olduğunu biliyordum sadece. Yiğit’in geçmişini bilsem de bilmediklerimde vardı. Bu gece Büşra’nın kınası vardı, yarında düğün olacaktı. Resmi nikâhı önceden

