Zihnimde durmaksızın çalan bir çan beynimi bir kuş misali didiyordu. Gerginliğin adım adım iz sürdüğü damarlarımda akan kan, adrenalinin etkisiyle duvarlarına sığmakta zorlanıyordu. Hafifçe titreyen parmaklarımı saklamak adına yumruk yapıp arkama itelerken Tümer beyin karşısında değildim, koçun maç sırasında izleyeceğimiz stratejileri anlatan sözlerini dinlemekle meşguldum. Maç günüydü. O gecenin kendisi kadar karanlık sırlarını tüm yüküyle birlikte sırtlanmamızın üzerinden tam bir hafta geçmişti. Her sır yerini ve zamanı beklerdi. Ve kum saatinde yalnızca son birkaç kum taneciği kalmıştı. Koçun sözlerinin ardından takımca ellerimizi birleştirip coşkulu bir tezahüratla ayırdık. Onlarca parmak, bir kamuflaj misali, titreyen parmaklarımı gizliyordu. Vaktin gelmesiyle bir bir sahaya çıkm

