Sabahtan beri içim içimi yiyordu, Ceylin’in gereksiz inadı yüzünden delirecek noktaya gelmiştim…
"Oğlum bu ne surat Karadeniz de gemilerin mi battı"
"İnat etti kardeşim ille de üç ay diyor, bir kat aşağıda yatarken yukarda olmak azap veriyor"
"Teklifini tekrarla kardeşim, belki fikri değişmiştir"
"Çok üstüne gidersem, uzaklaşır diye korkuyorum"
"Hiç seni böyle görmemiştim Kaan korkuyor"
"Bende kendime hayret ediyorum, sanki ikinci yarımı buldum. Yarımdım onunla bütün oldum, her hareketi beni cezp ediyor, onu tanıyalı az bir süre oldu. Hayatım boyunca tanıyormuşum gibi hissediyorum, sanki onun gelmesini bekliyordum"
"Senin için çok seviniyorum kendine geldin, bir kadının seni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmezdim”
"Ufacık bir kadın ama bende devleşiyor sanki onunla dopdolu hissediyorum kendimi, âşık oldum hem de delicesine âşık oldum”
"Keşke benimde karşıma böyle bir kadın çıksa, özendim kıskandım kardeşim"
"Çıkacaktır umudunu kaybetme Ceylin bir anda hayatıma girdi, âşık olacağımı tahmin bile edemezdim, senin de karşına seveceğin bir kadın çıkacaktır, çok güzel bir duyguymuş, senin de yaşamanı çok isterim"
*****
Arada bir Selin ve Ceylin kulübe uğruyorlardı, ikisi de çalışanların maskotu olmuşlardı, Kaan hiçbir fırsatı kaçırmıyor boş kaldığı her anda sevgilisinin yanına gidiyordu…
"Rahatsız eden yok değil mi?"
"Yok, hayatım sen içini ferah tut Selin de bende sanki bir fanusun içindeyiz lokanta kısmındakiler hariç yirmi erkeğin gözü üzerimizde kuş uçmuyor vallahi"
"Kimmiş o yirmi kişi bakayım"
"Yanlış anladın aşkım senin çalışanların bizi kolluyor"
"Vallahi öyle Kaan ağabey, kim yanımıza gelmeye çalışsa yarı yolda engellendi. Hadi Ceylin seni buldu, onun yüzünden ben evde kalacağım, bu gidişle, bekâr olarak öleceğim"
"Bak kardeşim Selin ne diyor"
"Duydum sabah hatırlat da çalışanlara zam yapalım"
Kaan, Ceylin’in kulağına eğildi "Hadi aşkım gel dans edelim kollarım da olmana ihtiyacım var"
Piste çıktığımızda sanki dans etmiyor birbirimizin kollarında eriyorduk "Ah Ceylin beni deli ediyorsun, aklımdan geçenleri bir bilsen"
Daha da sokuldum sevdiğime elimin altında kaslarını hissediyordum her adım atışımızda hareketleniyordu, sevişirken nasıl olacağı gözümün önüne geldi, müzik durdu…
"Bana beş dakika izin verir misin, sevgilim sen otur ben geliyorum"
Acele adımlarla yürüdüm Doğan’ı buldum… "Yardımına ihtiyacım var"
"Ne yardımı Ceylin"
Aklımda olanları çabucak anlattım, Doğan sayesinde kolaylıkla organize olmuştuk, Kaan Selin’in yanında oturuyordu,
Kulübün bir kösesinde küçük bir sahne vardı, hafta sonlarında canlı müzik yapılıyordu, çok heyecanlıydım, sahneye çıktım mikrofonu elime aldım orkestra hafif bir müzik çalmaya başlamıştı, bütün ışıklar birden söndü, tek sahnenin ışığı yanıyordu seslendim…
"Kaan Yılmazer"
Spot ışığı Kaan’ı aydınlattı, koca salonda kalabalığın içinde ikimizdik sanki, şaşırmıştı…
"İki ay önce evlenme teklif etmiştin, ben senden süre istemiştim"
Kaan oturduğu yerden kalkmış sahneye doğru yavaş adımlarla geliyor spot ışığı da onu takip ediyordu…
"Bu isteğim çok yanlıştı, iki ay içerisinde defalarca pişman oldum"
Kaan iyice yanıma gelmişti tam önümde duruyordu sahne yerden yüksek olduğu için yüzlerimiz bir hizadaydı çok güzel gülümsüyordu, heyecanım daha da arttı…
"Şimdi ben sana soruyorum aşkım benimle evlenir misin?"
Sağdan soldan sesler yükselmeye başlamıştı…
"İki ay da sen onu süründür"
"Yol yakınken dön"
"Başını yakma"
"Çabuk kabul etme naz yap "
"Başlık parası iste"
Bir kadın sesi "Bende sana evlenme teklif ediyorum, gel benim teklifimi kabul et" deyince gülüşmeler başladı. Kimseyi görecek duyacak halim yoktu, sadece Kaan’ı görüyordum…
“Teklifinin detaylarını alayım” Dedi
Gözlerinin içine bakarak "Nişan yok, beklemek yok, yıldırım nikâhı kabul mü?"
"O zaman kabul ediyorum aşkım"
Alkışlar ıslıklar arasında öpüşmeye başladık, ışıklar yandı, öpüşmemizin hararetinden kıpkırmızı olmuştum sıkıca ellerimden tuttu… "Artık benimsin ömrüm boyunca"
"Seninim ömrüm boyunca"
"Hiç unutma bunu"
"Sende unutma olur mu? "
"Asla unutmayacağım"
Tebrikler alkışlar arasında Selinle Doğan’ın yanına gittik…
"Allah tamamına erdirsin kardeşim"
"Çok sevindim Ceylin"
"Darısı sana kardeşim"
"İnşallah sende seveceğin birini bulursun Selin"
****
Kulübün kapanma vakti gelmişti eve geldik "Yarın İzmir’e gidelim ailenle tanışmam, kızlarını istemem gerek"
"Olur " Dedim sıkıca sarıldım, dudaklarına ulaşabilmek için parmak uçlarımda kalktım…
"Hayır, seni öpmeyeceğim"
"Neden?" Şaşırmıştım!
"Öpersem kendime hâkim olamam, seni o kadar çok istiyorum ki"
"Tek bir öpücük"
"Olmaz dayanamam, işlemler birkaç gün sürer o zamana kadar sabredeceğim, bu kapıdan gelinliğinle kucağımdan geçtiğin anda, işte o zaman birbirimize sahip olacağız"
Suratımı asmıştım, içimden seviniyordum çok hoşuma gitmişti bu sözleri, sırtımı çevirdi popoma yavaşça bir tokat attı…
"Hadi kaybol gözümün önünden her an bu sözlerimi unutabilirim"
Gülerek odama gittim, mutlulukla uykuya daldım…
*****
Sabah erkenden kalktık, hemen anneme telefon açtım durumu anlattım, annem telaşlanmıştı…
"Kızım ne evlenmesi, kimdir nedir bilmiyoruz daha, kötü bir şey yapmadın değil mi?"
"Yok, anneciğim merak etme, çok seviyorum onu görünce sende çok seveceksin"
"Evlilik bu kızım şakaya gelmez ne bu acelen"
"Gelecek ne getirirse getirsin ben razıyım anne, karısı olmak istiyorum, o kadar çok istiyorum ki ölebilirim bile"
"Bize söz bırakmamışsın, kararını çoktan vermişsin"
"Anneciğim sen demez miydin? Bu, hayata bir kez geliyorsun dolu, dolu yaşa diye"
"Hemen evlen diye mi söyledim bu sözleri sana?"
"İşte anneciğim onunla birlikte dolu, dolu yaşamak istiyorum o benim ruh eşim, ikinci yarım, mutlu da etse, mutsuz da etse, onunla birlikte olmalıyım."
******
İzmir’e uçakla gitmeye karar vermiştik, üç saat sonra ailemin evinin önündeydik,
İki katlı bahçe içinde ahşap bir evdi, dedemden miras kalmıştı, çok severdim evimi, dışarıdan eski görünse de annem çok zevkli olduğu için güzel döşenmişti…
Evimiz, tam bir yuvaydı, her zaman kurabiye kokardı, okuldan geldiğimde kurabiye kavanozuna saldırır, sonrasında yemek yemediğim için annemden azar işitirdim, sıkıca Kaan’ın elini tuttum elleri terlemişti…
"Heyecanlı mısın?"
"Her gün kız istemiyorum ki"
"Sakın yeltenme bile, ben ilk ve sonum"
"Bu stres bana yeterli senden başkası olmayacak"
"Babam biraz asabi olabilir ama annem çok iyidir, kardeşlerimde çok tatlılardır sakinleş"
Bende heyecanlanmıştım, kapıyı çaldım annem açtı uzun süredir görmemiştim anneme sıkıca sarıldım…
"Hoş geldin canım çok özlemişim seni"
"Bende çok özledim anneciğim"
"Sizde hoş geldiniz "
"Hoş bulduk efendim ben Kaan Yılmazer"
Elindeki çiçeği anneme uzattı… "Bu sizin için efendim"
Annemin hoşuna gitmişti "Memnun oldum bende Filiz"
İçeri geçtik babam ve kardeşlerim ayaktaydılar, hemen babamın elini öptüm… "Hoş geldin kızım"
"Hoş bulduk babacığım "
"Sende hoş geldin delikanlı"
"Hoş bulduk efendim ben Kaan"
"Bende Osman"
Kardeşlerimle de sarılma tanışma faslı bitmişti, babamın bir göz işaretiyle Önder ve Ömer izin isteyerek odalarına çekilmişlerdi, annem ilk ikramlarını yapmış babamın yanına oturmuştu, bizde tam karşılarındaki koltukta oturuyorduk…
"Müsaadeniz olursa konuşmak istiyorum"
Babam tüm ciddiyetiyle…"Dinliyorum sizi" dedi, kalbim deli gibi çırpınıyordu…
"Kızınızla aşağı yukarı üç aydır birbirimizi tanıyoruz, düşüncelerimiz, zevklerimiz, her şeyimiz uyuyor, çok iyi anlaşıyoruz, müsaadeniz olursa hemen evlenmek istiyoruz"
"Bak oğlum seni tanımıyoruz, ailen kimdir nedir, sen kimsin hiç bilmiyoruz, ayrıca Ceylin okuyor "
"Bunu için buraya geldim, niyetim hem size kendimi anlatmak, hem de kızınızla evlenmek için izninizi almak"
"Ailen yok mu senin?"
"Ailem yok, beş sene önce trafik kazasında ikisini de kaybettim"
Yüreğim hop etti bende bilmiyordum anlattıklarını…
"Cenazelerini göremedim bile, yurtdışında okuyordum… Uçak bulup gelene kadar gömülmüşlerdi, ne annemin ne babamın hiç akrabası yoktu… Tek başıma kaldım okuluma geri döndüm iki üç ayım kalmıştı mezun oldum… Yabancı bir ülkede yaşamak istemedim, kimsem olmasa bile Türkiye benim vatanımdı… İşimi İstanbul’da kurmaya karar verdim, ailemden miras kalmıştı, çocukluk arkadaşım Doğan’la birlikte kulüp açmaya karar verdik. Çok şükür işlerimiz istediğimiz gibi gitti, kulüp İstanbul’da çok tutuldu. Sonra kızınızı tanıdım ve âşık oldum… Sizin izninizi canı gönülden istiyorum, lütfen evet deyin Ceylin eşim, sizde ailem olun"
Kaan’ın bu samimi konuşması annemi de, beni de ağlatmıştı, babamın o sert yüz ifadesi bile yumuşamıştı…
"Kızımın okulu var"
"Okulunu bitirecek kesinlikle engel olmam"
"Ceylin benim göz bebeğim tek kızım, asla onun üzülmesine dayanamam bilesin, bana bir şey olsa iki erkek kardeşi arkasında haberin olsun"
Oy benim güzel babacığım üstü kapalı aba altından sopa gösteriyordu…
"Merak etmeyin efendim, siz evet deyin kendi canım gibi bakacağım, seveceğim Ceylin’i. Hiç gözünüz arkada kalmasın"
Kaan içtenliğiyle babamın kalbini kazanmıştı…
"Verdim gitti o zaman, hanım oğlanları çağır hep beraber yemek yiyelim, artık bir oğlumuz daha var"
Babamın bu sözleri üzerine Kaan’ın da gözleri dolmuştu…
"Artık benimde bir ailem oldu, beni aranıza kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim"
Sevinçten uçuyordum, ailem mutlu ben mutlu Kaan mutluydu, annemin güzel yemeklerini neşeyle yedik. Ailem Kaan’la çok iyi anlaşmıştı Önder’le Ömer enişte demeye başlamışlardı bile. Yemek sonrası kahvelerimizi içerken evlilik tarihimizi sordu babam…
"Üç dört güne kadar efendim"
Babam annem şok olmuşlardı, kardeşlerimin bile ağızları açık kalmıştı…
"Yangından mal mı kaçırıyorsunuz oğlum ne bu aceleniz?"
"Birbirimizi çok seviyoruz, uzatmamız için bir neden yok, üç dört gün içinde ben her şeyi ayarlayacağım, size uçak bileti gönderir yerlerinizi ayırtırım, kızınızdan başka hiçbir şey istemiyorum sizden"
Babam annem bana baktılar…
"Lütfen kabul edin babacığım, bak artık gözünüzde arkada kalmayacak, hep korkmaz mıydın İstanbul da başına bir iş gelirse diye, şimdi Kaan gibi bir koruyucum, eşim olacak"
"Bize söz bırakmadınız, hayırlısı olsun"
Sevinçle anneme babama sarıldım Kaan’ın da yüzü gülüyordu…
*****
Gece evimize geldik çok sevinçliydim, bu güzel ev gerçekten benim olmuştu…
"Kaan, bir meyve suyu içmeye ne dersin"
"Müstakbel eşimin elinden ne olsa içerim üstümü değişeyim de geleyim"
Yukarı çıktı bende üstümü değiştim meyve sularını koydum beklemeye başladım, aklıma takılan bir soruyu canını acıtmadan nasıl sorarım diye düşünüyordum…
"Geldim birer kadeh şarap içsek nasıl olur"
"Olur, hadi bu sefer servisler senden"
Şaraplar, kadehlere konmuştu, bütün ışıkları kapadı holün ışığı salona hafif bir loşluk veriyordu, koltuğa yanıma oturdu…
"Şerefine sevgilim"
Kadehler birbirine dokunup ilk yudumlar alındığında eğilip dudaklarımdan öptü…
"Şarap böyle daha lezzetli oldu"
"Uslu dur sana sormak istediğim bir şey var ama nasıl soracağımı bilemiyorum"
"Anladım bana dayanamıyorsun sevişelim diyeceksin"
"Ya"
"Tamam, tamam çıkar bakalım dilinin altındaki baklayı"
"Baklamı? Yoğurtlu ne güzel olurdu şimdi"
"Hadi canım söyle ne sormak istiyorsun"
"Sen annemlere ailenin trafik kazasında öldüklerini söyledin, bana annem ölmedi demiştin"
Birden yüzü allak bullak olmuştu…
"Canım anlatmak istemiyorsan önemli değil sadece bilmek istedim ama hazır değilsen sonra konuşuruz, istemezsen hiç konuşmayız, ben seni sevdim diğer her şey önemsiz benim için"
"Bilmelisin eşim olacaksın içimdeki acıyı bilmelisin"
Kendine bir kadeh daha şarap koyup hemen içti üçüncü kadehi doldurdu. Konuyu açtığıma pişman olmuştum. Belli ki yaraları çoktu, derin bir nefes aldı…
"Beni bebekken yani doğar doğmaz terk etmişler, sokakta donmak üzereyken polisler tarafından bulunmuşum"
İçim fena olmuştu… "Anlatma sevgilim acı veriyorsa anlatma"
"Bilmelisin, çocuk yuvasına gönderilmişim. İlk iki ayım orada geçmiş, hiç çocukları olmayan Ayla ve Ümit çifti beni evlat edinmişler o zamana kadar sadece bebek olan adım evlat edinilince Kaan olmuş. Öz ailem sanarak büyüdüm sevgilerini ilgilerini eksik etmediler, ama hep bir terslik vardı sanki hissediyordum… On beş yaşındayken çok büyük bir yaramazlık yaptım, babamın yeni aldığı arabayı duvara vurdum... O sinirle babam ne idüğü belirsiz seni dedi sözü anlamamıştım, Annem Ümit diye uyarı amaçlı bağırdı, babamın gözü kararmıştı…” Bana çekecek değil ya kim bilir hangi serserinin kanını taşıyor” Deyince anlamıştım ne olduğunu, babamın da dediğini kulağı duymuştu, aniden çok pişman olup özür dilemeye başladı.
Bir kere ok yaydan çıkmıştı ağlayarak evden kaçtım günlerce orda burada dolaştım ne yapacağımı nereye gideceğimi bilemiyordum açlıktan bayılmışım… Yine beni polisler bulmuşlar, babam çok pişman olmuştu ağlayarak sarıldı defalarca özür diledi, eve geri götürdüler günlük hayatımıza döndük ama hiçbir şey, o uğursuz araba öncesi gibi olmadı.
Üniversiteye başlayacağım günü bekliyordum uzaklaşmak için deli gibi ders çalışıyordum, ailem, yurtdışında okumam için seçenek sundu bu fırsatı kaçırmadım. İngiltere ye okumaya gittim, son senemde annem babam bildiğin gibi trafik kazasında öldüler, mal varlıklarını bana bırakmışlardı. Türkiye'ye geldikten sonra biyolojik ailemi aramaya başladım üç sene sürdü hastane kayıtlarından annem olabilecek birinin adresine ulaştım. Amacım anne bulmak değil neden terk edildiğimi öğrenmekti, adresini buldum konuşmak istemedi.
Ailesi çocukları olduğunu benim ortaya çıkmamla yuvasının dağılacağını söyledi, tek bir cevap istiyorum dedim babam kim beni niye terk ettin, arkadaşlarınla bir eğlenceye gitmiş orada bir gençle yakınlaşmış. Alkolün etkisiyle birlikte olmuşlar, hamile olduğunu fark ettiğin de birlikte olduğu genci aramaya başlamış ama hiç bulamamış, korkmaya başlamış gizlice doğum yapmış beni sokağa bırakmış bir sene sonrada evlenmiş.
Beni hamileyken de yüzümü gördüğünde de hiç istemediğini söyledi, kocası çocukları onun bu utancını öğrenecekler diye korkuyordu. Keşke hiç doğmasaydın dedi hayatımı mahvedeceksin, seni tanımıyorum tanımakta istemiyorum deyince senin gibi şerefsiz acımasız bir kadını bende anne olarak istemem dedim. Acımasız sözleri canımı yakmıştı kendi günahını bana yüklüyordu, yanından ayrıldım bir daha da görmek istemedim benim için öyle bir kadın yoktu. İşte, bilmek istediklerinin tümü bu kadar."
Elindeki kadehi başına dikti…"Hadi yatalım artık" dedi yukarı çıktı, aşağıda duramıyordum odasının kapısına geldim ağlıyordu, dayanamadım içeri girdim beni görünce hemen gözyaşlarını sildi, yatağının üstünde oturuyordu yanına gittim başını göğsüme yasladım belime sarıldı…
"Ağla sevgilim ağla ki bu içindeki acı gözyaşlarınla aksın gitsin, artık ben varım yalnız değilsin" Bende onunla birlikte ağlıyordum…
*****
Ertesi gün işlemlere başladık, Selinle birlikte gelinlik aramaktan bazı özel kıyafetler için dolaşmaktan harap olmuştuk, aldığım gecelikleri iç çamaşırları düşündükçe yüzüm kızarıyordu.
Ailem katkıda bulunmak için ısrar etse de Kaan kesin bir dille kırmadan onları ikna etmişti. Ailem İstanbul’a gelmişti Doğan evinde ağırlamak istemişti, bende onlarlaydım Kaan bozulsa da mecburdum…
"Neden beni yalnız bırakıyorsun"
"Aşkım iki gün ne olur anla beni, aileme senin yanında çalıştığımı hiç söylemedim, yalnız olduğumuzu hiç anlatmadım böyle bir şeyi bilseler asla kabul etmezlerdi Selinle birlikte kaldığımı sanıyorlardı lütfen aşkım iki güncük sadece"
"Bu ayrılık son olsun, iki gün değil bir gün bile senden ayrılmak istemiyorum"
*****
Düğün günü gelmişti, Doğan evini bize tahsis etmişti, nikâh memuru eve gelecekti, gelinliğimi sır gibi saklamıştım, çok yakın akrabalarımı ve arkadaşlarımızı çağırmıştık, yine de kalabalık olmuştu.
Annem Selin bir iki arkadaşım daha giyinmeme yardım ettiler, kuaför bile eve geldi.
Geceyi düşündükçe heyecanım artıyordu iki gündür Kaan’ı görmemiş çok özlemiştim, nihayet hazırlanmıştım vakit gelmişti, beni gelinliğimin içinde gören annem ağlamaya başladı…
"Çok güzel oldun yavrum, ömrün boyunca mutlu olursun inşallah. Rabbim ayırmasın sizi"
"Güzel annem ağlama o kadar mutluyum ki, sevin anneciğim kızın çok sevdiği onu seven bir erkekle evleniyor"
Gelinliğimin incecik askıları vardı, derin göğüs ve sırt dekoltesi, çok güzel duruyordu önden tamamıyla üstüme oturan kesimi arka tarafta daire şeklinde genişliyor bir yelpaze gibi açılıyordu, duvak takmak istememiştim, merdivenlerden inerken tutturulacak nikâhtan sonra hemen çıkartacağım şekilde tasarlanmıştı, saçlarım gevşekçe topuz yapılmış aralara inciler serpiştirilmişti. Geleneksel bir giriş istememiştim, babamın beni Kaan’a vermesini istiyordum, zaman gelmişti babamın elini öptüm.
"Allahtan tek dileğim senin çok mesut olman yavrum, sen beni hiç üzmedin, utandırmadın, hep çok iyi bir evlat oldun Allah sana senin gibi evlatlar nasip etsin,"
Alnımdan öptü koluna girdim, merdivenlerden salona direk iniliyordu her basamakta sevdiğime bir adım daha yaklaşıyordum, merdivenlerin bitiminde beni bekliyordu smokinle çok yakışıklı olmuştu…
Sonunda bu küçük kadın, benim kadınım karım olacaktı, ne güzel olmuştu melek gibi, iki gün bir ömür gibi gelmişti. Son nefesimde bile eli elimdeyken ölmeyi diledim…
Merdiven bitimi, Osman bey kızının elini Kaan’ın eliyle birleştirdi… "Kızım Allah’ın bana, benimde sana emanetimdir."
Kaan "Emanetinize çok iyi bakacağım ama benim için emanet değil canımdan bir parçadır, gözünüz arkada kalmasın." Dediğinde babam bana bakarak yaşaran gözlerini siliyordu.
Kaan babamın elini öptü, bana baktığında gözlerinde ki beğeni ifadesi hoşuma gitti “Çok güzel olmuşsun aşkım” dedi, elini sıktım heyecandan konuşamıyordum.
Nikâhımız kıyılmış, şampanyalar patlatılmıştı, evimize gitme zamanımız gelmişti Kaan kulağıma fısıldadı… "Çabuk vedalaş sevgilim sabrımın sonuna geldim"
Bir kahkaha attım, hemen vedalaştık, koşarak arabaya gittik, arkadaşlarım ailem gülüyor arkamızdan el sallıyorlardı, hız sınırlarının üstünde sürerek evimize geldik, kapıda beni kucağına aldı…
"Hoş geldin aşkım evime yüreğime"
"Hoş buldum aşkım, yüreğine beni aldın benimde yüreğim senin"
Nihayet kaç günler sonra dudaklarımız buluşmuştu, ateşte yanmak, kavrulmak böyle bir şeydi demek ki, vücudumdaki her sinir ucu nabız gibi atıyordu, birbirimizi soymaya başladık, gelinliğim bir anda üstümden çıkmıştı, ceket gömlek yerdeydi. Kaan’ın önünde sadece jartiyerle kalmıştım ihtirastan gözleri kararmıştı, tekrar beni kucağına aldı, boynuna sıkıca sarıldım göğüslerim göğsüne sürtünüyor aramızdaki ateşi körüklüyordu. Saçımdaki incileri çıkardı saçlarım omuzlarıma şelale gibi dökülmüştü elini saçlarımın arasına soktu başımı kavradı, tekrar büyük bir iştahla dudaklarımı öpmeye başladı, ateşine ateşle karşılık veriyordum, kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu…
Ceylin inlemeye başladıkça benimde içimdeki sıcaklık artmaya başladı, çabuk bitmesini istemiyordum sakinleşmeli tadını almalıydım yavaşladım durma dedi…
"Sevgilim vücudunun her noktasının zevkine varmak istiyorum, bu gecemiz çok özel benim zevk aldığımdan fazlasını sana vermek istiyorum, sakinleş meleğim"
"Seni o kadar arzuluyorum ki durma, yavaşlama bir an önce senin olmak istiyorum içimde ki yangını söndür"
"Şiiiittt"
Elleri her yerimdeydi yavaş hareketlerle okşuyor sıkıyor her dokunduğu yeri yakıyordu, bana ne yaparsa aynısını ona yapıyordum, üstümüzdeki son kıyafet parçaları da çıkmıştı, birbirimizin vücuduna aç gözlerle bakıyorduk utanma yok, çekinme yok, yasaklar yok sadece aşk ve ihtiras. Arzular yine kavurmaya yüzeysel dokunmalar yetmemeye başlamıştı, kadınla erkeğin arasındaki en güzel his vücutlar kendini birleşmeye hazırlıyordu.
Nefes nefeseydim, hiçbir kadına karşı Ceylin’e duyduğum gibi yoğun bir şehvet duygusu hissetmemiştim, benim olmalıydı şimdi, canını acıtmak istemiyordum hislerimi dizginlemeye çalıştım…
"Ceylin"
Anlamıştım zamanı gelmişti… "Hazırım sevgilim seni tanıdığım ilk günden beri hazırım "Bacaklarımı araladı okşuyor öpüyordu ellerimi göğsünde omuzlarında gezdiriyor erişebildiğim yerlerini öpüyordum, kalçamı kaldırdım…"Lütfen, lütfen hadi" Bir anda içimdeydi hafif bir sızı hissettim umurum da değildi, canımı fazla acıtmamak için bekliyordu… "Devam et"
Erkeğim kocam hareketlendi onun temposuna uyum sağladım, daha önce duymadığım bir his içimde patlamaya başladı ağzımı kapattım.
"Rahat ol aşkım zevkin sesi bu" boğuk bir sesle fısıldadı, artık kendimi kaybetmiştim…
İşte benim kadınım, aldığı zevki yüzünden izlemek çıkardığı sesleri duymak beni son noktaya getirmişti, hazırdım hazırdı ikimizde aynı anda zevkin doruklarına ulaştık, yavaşça yanına uzandım kollarıma aldım hala vücudu titriyordu…
"OH Kaan neydi bu"
"Rahatlamaydı aşkım"
"Çabuk alışabilirim, harika bir histi"
"Bu hissi her istediğinde sana yaşatacağım, hadi biraz dinlen karıcığım"
"Peki kocacığım"
Sabah kocamın koynunda uyandım, hala uyuyordu yavaşça dudaklarından öpmeye başladım, üstüne çıktım içimdeki açlık dinmemişti. Her hücrem Kaan diye haykırıyordu sanki, dün geceki hissi geri istiyordum, dudakları, boynu, göğsü dün bana yaptıklarını bu hareketsiz yatan mükemmel vücuda yapmaya başladım teni kaygan ve pürüzsüzdü, tekrar dudaklarına uzandım saçlarım yüzüne değiyordu, birden dudaklarımı kavradı…
"Cadı daha doymadın mı sen"
"Doymak mı içimdeki canavarı uyandırdın, şimdi beslemek zorundasın"
İkimizde nefes nefese kalmıştık arzular şimdilik dinmişti bütün bedenimde ince bir ağrı vardı hafifçe gerindim…
"Hadi benim seksi ateşli karım kocanı doyurma vakti, senin içindeki canavarı beslemem için, önce benim beslenmem gerek"
*****
Neşeyle kahvaltıyı hazırladım sohbet ederek yemeğimizi bitirdik masayı beraber topladık…
"Bütün gün bizim ne yapalım aşkım"
"Annemler bugün gideceklerdi onları yolcu edelim hayır dualarını alalım sonrada ne istersek onu yaparız"
"Tamam, balayına çıkmadık tam iş sezonu ama birkaç ay sonra bir yerlere kaçarız"
"Hiç önemli değil seninle olduğum her mekân her şehir benim için balayı gibi, hem evimiz daha rahat kimseler yok sadece sen ve ben"
Elimdeki nikâh yüzüğüme baktım Kaan elimi tuttu parmağımı öptü,
"Bu yüzük asla çıkmasın parmağından"
Kendi yüzüğünü gösterdi
"Bendeki yüzük sen, sendeki yüzük ben, bu yüzükler parmağımızdan çıkarsa ne sen kalır ne de ben"
Kucağına oturup kocaman bir öpücük verdim, hazırlanmaya odaya çıktım.