Düşünce mi Kaan’a söylediğimde bende gelirim dedi, çok sevinmiştim baş başa olacaktık… Evde değil otelde kalmaya karar verdik, sıkça annemlere gidecek ama geceleri rahat hareket edecektik.
Hava serindi ona göre kıyafetler aldım… Uçak inişi araba kiralamıştı kendi aracımız olursa çok daha rahat gezeriz demiştik. Arabamıza bindik ilk annemlere gittik, akşam yemeğinde annem bütün maharetlerini döktürmüştü. Kaan iştahla yedikçe annemde zevkten dört köşe oluyordu.
"Ooh bizim hanıma bak sen elde açma ıspanak böreğini ben istesem bin bir dereden su getirirsin, hele bu yaprak sarmaları daha evveli günü demedin mi ince yaprak bulamıyorum saramam diye… Anlaşıldı bizim pabucumuz dama atılmış, damadın gelince akan sular durmuş,"
"Öyle deme Osman sen ne zaman istedin de ben yapmadım, hem Kaan bizim damadımız değil oğlumuz"
Önder artık iyi olmuştu okuluna bile gidip geliyordu ayağındaki aksama zamanla geçecekti. Sırayla tavla oynadılar, babam tavlayı Kaan’ın kolunun altına koydu…“Öğren de gel” Dedi fena mars etmişti, sohbetle şakalarla gülmeyle gitme vakti gelmişti.
Gecelerimiz yine dolu doluydu, gündüzleri annemlere uğruyor sonra çevreyi dolaşıyorduk Efes, Selçuk, kuş adası, şirince, çeşme vaktimiz sadece buraları gezmeye yetmişti.
Efes’te Meryem ana kilisesini görmüş çok inanmasak da dışarıda duran binlerce kişinin dilek yazdığı yere bizde dileklerimizi bağlamıştık. Şirince’ye bir, çok kereler gitmeme rağmen o küçük dağ köyünün mistik havası beni her zaman büyülüyordu meyve şaraplarıyla ünlüydü aklımıza gelen gelmeyen her tür meyveden şarap yapmışlardı.
Kaan’ın da çok hoşuna gitmiş olmalı ki kulüpte satmak için anlaşma bile yaptı… Köylü kadınlar çok güzel oraya has değişik bir ekmek yapıyorlardı hemen bir tane aldık daha dumanları tütüyordu. İzmir’e dönerken dayanamayıp yedik… Otele geldiğimizde bir lokma yiyecek halimiz kalmamıştı… Duş yapıp hemen yattık yorgunluktan, pelte gibi olmuştuk.
*****
Ertesi sabah annemlere kahvaltıya gitmek için yola çıktık Ahmet amcanın bakkalının önünden geçerken yeni gelen ekmekleri gören Kaan hemen arabayı durdurdu, bende selam vermek için indim. Ahmet amca gülerek bana sarıldı, Eşim diye, Kaan’ı tanıttım…
"Bak şu bacaksıza büyüdü de evlendi bile… Senin gibi yaramazı alacak kocayı nerden buldun kız"
"Deme öyle, Ahmet amca ya"
"Bak oğlum bu kıza dikkat et tam bir cadıdır"
"Yaşa Ahmet amca, vallahi cadı bak tescillendin"
"Mahallenin elebaşıydı, bütün çocukları organize ederdi, yarasız beresiz bir günü geçmedi"
"Çok marifetliymiş benim hanım"
"Siz ben yokmuşum gibi çekiştirin beni"
"Anlat Ahmet amca daha neler yapardı bu cadı"
"Ufacık boyuyla, koca çocuklara kafa tutardı… Bağ bahçe ondan sorulurdu, devamlı bahçe sahipleri arkasından koştururdu… Çok bilirim erik, mandalina cepleri dolu benim bakkala sığınırdı. Hele dut zamanı bu hınzır kırmızı dutu çok severdi, ortalıklarda yüzü gözü kıpkırmızı dolaşırdı. Osman Bey, az cam çerçeve parası ödememiştir. Bahar geldi mi dört bir yandan Ceylin yine mi sen sesleri yükselirdi…"
"Ahmet amca bunlarda anlatılır mı, küsü cem bak, küsü cem"
Kaan kahkahalarla gülüyordu "Sen devam et Ahmet amca ne yaramazlıkları varmış öğreneyim"
"Mahallemizin gözbebeğidir, afacan cadı kızımızdır hepimiz onu çok severiz senide beğendim oğlum Allah mesut etsin"
"Sağ ol Ahmet amca benimde canım, her geldiğimizde uğrar bir acı kahvenizi içeriz"
"Beklerim başım üstüne çocuklar güle güle gidin" Ahmet amcamın elini öptük tam kapıdan çıkmıştık ki arabamıza biri çarptı…
Kaan hemen arabanın yanına gitti, diğer arabanın sahibi indi "Böyle arabamı park edilir babanın tarlasına mı park ediyorsun”
Arabanın içinden çıkan Murat’tı birden sinirlerim alt üst oldu bilerek sataşmak istiyordu Kaan’da tanımıştı.
"Bak senin niyetin hır çıkarmak belli ki ama ben sana uymak istemiyorum, çağıralım polisi tutanak tutsun"
"Ne polisi ulan buralar benden sorulur"
"Beni kızdıramayacaksın, her gün senin gibi insanlarla uğraşıyorum yürü git işine"
"İşime gitmezsem ne yapacaksın ulan"
"Bana bak sabrımı taşırma edepli konuş"
"Kaan sakın uyma şuna gidelim hadi"
"Vay Ceylin hanımda buradaymış da kocasını koruyormuş"
"Sen ne diyorsun lan"
"Karının eteklerinin altına mı saklanacaksın"
Bu sözü duyunca Kaan çıldırmıştı üzerine atladı, çevreden yetişenler zor aldılar elinden… Ahmet amca "Uyma evladım şu densize, geçen geldiğinde de Ceylin’e bulaştı bu terbiyesiz hadi evinize gidin biz bu herifi hallederiz." Diyerek, Kaan’ı zorla arabaya soktu…
Sinirle arabaya bindim, Ceylin’in başına geleni bana anlatmamasına çok kızmıştım… Filiz anneye telefon açtım arabaya vurduklarını kahvaltıya gelemeyeceğimizi söyledim… Otele geldik Ceylin hemen annesine telefon açtı olanları anlattı babasına söylememesini üzülmemesini söyledi.
"Bana ne zaman söylemeyi düşünüyordun Ceylin Hanım"
"Önemli bir şey yoktu"
"Ne demek önemli bir şey yok, elin adamı karımı rahatsız ediyor ben bunu aylar sonra öğreniyorum… Ya sana bir şey yapsaydı, ya canını yaksaydı onu da saklayacakmıydın benden."
"Yapmadı, yapamadı Ömer çevredekiler yetiştiler, sana söyleyip başını belaya mı sokacaktım?"
"Bundan sonra bu adamı yakınında görürsen bana söylemezsen o zaman bozuşuruz seninle"
Alttan almak iyi olacaktı, fazlasıyla sinirlenmişti "Tamam, sevgilim, sakin ol, söz söyleyeceğim"
"Tek başına bir daha asla buralara gelemezsin, ya beraber geliriz ya da annenler gelir"
Günümüz zehir olmuştu. Kaan’ın moralini düzeltmeliydim, ama nasıl… Bir anda aklıma geldi perdeleri kapadım, televizyonun müzik çalan kanallarından birinde güzel bir melodi buldum. Evet, yavaş yavaş dans ederek üzerimdekileri çıkarmaya başladım. Kaan koltukta kalakalmıştı, buluz yerde, pantolon yerde, sutyen havada sallayıp yerde, üzerimde incecik külot kalmıştı… Yavaş hareketlerle onu da çıkardım, kucağına attım, dans ederek yanına geldim kucağına oturdum.
"Sen ölmüş adamı canlandırırsın cadı" Gülüyorduk, soluğu yatakta aldık, nihayet sevdiğimin sinirini geçirmiştim.
Dönüş zamanı gelmişti, annemlere, Ahmet amcaya uğradık vedalaştık evimize döndük.
*****
Yine iş, tatil çok güzel geçmişti bir olay dışında, dikkatli olmalıydım o adam tehlikeliydi Ceylin’e araba almam gerekliydi geç bile kalmıştım. Nedense araba kullanmak istemiyordu, zoraki kursa yazdırdım,
Yazılıları kolaylıkla geçti ama direksiyon Nuh diyor peygamber demiyordu, her boş vaktim de kullanmayı öğretmeye çalışıyordum sağ desem sol sol desem sağa çeviriyordu… İnatçı keçi, beş öğretmen bundan şoför olmaz deyip resmen kaçmışlardı. Nedenini sordum.
"Korkuyorum"
"Nedeni ne hayatım, sabrımın son sınırındayım söyle hadi"
"Ya birine vurursam"
"Ya larla ömür mü geçer ya başına saksı düşerse, ya merdivenden düşersen, ya sana çarpan olursa, ya uçak düşerse. Düşüncen çok saçma… Bak kursun zamanı geçiyor inat etme iyice emin olmadan bende trafiğe çıkmana izin vermem zaten."
Ve böylece başladık boş yollarda araba kullanmaya… Geri git, frene bassss, ileri git gaza bas… En büyük derdimiz park sorunuydu iki arabanın arsına girmekten ödü kopuyordu.
"Hadi aşkım hadi güzelim bak çok geniş park edersin "
"Daracık yer görmüyor musun?"
"Tır park eder hem de iki tane arka arkaya"
"Sana öyle geliyor vosvos zor sığar"
"Allah’ım benim aklıma mukayyet ol yürü boş bir tarla bul oraya park et"
Nihayet zorla da olsa ehliyetimi almıştım… Kaan sevinememişti hala boş tarla deyip duruyordu… Birkaç kerede uykusunda bağırdı FRENE BAAAAAAAAAAASSSSSS…
Yavaş yavaş alışmıştım araba kullanmaya erkek sürücüler ehliyetini bakkaldan mı aldın diye sık sık soruyorlardı. Nihayet korkumu atmıştım üzerimden, okula arabayla gidip geliyordum çok rahat olmuştu, niye şimdiye kadar inat etmiştim ki.
*****
Sene sonu yaklaşıyordu finaller başlamıştı evlenme yıldönümümüzde yaklaşıyordu ilginç bir şeyler düşünmeliydim.
Bütün arkadaşlarımı haberdar ettim. Özellikle Doğan’ı o kadını partimden uzak tutması için tembihledim, sözde kulübü başkası adına kapatmış gibi gösterdik ve oyun başladı…
"Doğan sen ilgilensen bu günkü gurupla"
"Olmaz Kaan benimki de can yahu, tek başıma bakamam"
"Ceylin’le evlilik yıldönümümüz, işim var diye nasıl derim"
"Ceylin anlayışlı kızdır iş bitince hemen gidersin"
Hemen Ceylin’e telefon açtım "Canım ne olur kızma bu gece çok önemli bir parti var bırakıp gelemiyorum"
"Aşkım ne demek hiç kızar mıyım ben sana, gelince kutlarız ne var ki bunda"
"Gerçekten kızmıyorsun değil mi söz telafi edeceğim."İçim rahat değildi daha ilk yıldönümümüzde böyle bir şey olmasına çok üzülmüştüm… İşim evliliğimin önüne geçiyor bu da benim hiç hoşuma gitmiyordu. Defalarca aradım en sonunda ‘yeter artık arama beni biraz uyuyayım sen geldiğine canlı olmak istiyorum’ deyince. İçim az da olsa rahatladı geceyi düşününce kanım kıpırdadı.
Yukarı ofisime çıktım, gül gibi eşim beni evde beklerken burada olmak bana azap veriyordu… Tam koltuğa başımı yaslayıp gözlerimi kapatmıştım Doğan seslendi…
"Hadi aşağı gel parti başladı… Sarhoşlarla tek başıma uğraşamıyorum kardeşim"
"Bir bu eksikti" Aşağı indim çoğu tanıdıktı, hatta hepsi tanıdıktı KADINIM kırmızılar içinde salınarak bana doğru yürüyordu elinde kalp şeklinde küçük bir pasta vardı,
" Bu kalbim, bir sene önce sana evet dedi, sana her gün yeniden verdim kalbimi, ömrüm olduğu sürece vermeye devam edeceğim ilk yılımız kutlu olsun sevgilim,"
"Her günüm seninle dolu dolu geçti, seni tanıdığım günden beri Tanrıya şükrediyorum, sen bana armağansın cennetin armağanı… Son nefesime kadar benim kalbimde senin… Seninle yeniden doğdum senden önce yaşamıyordum seninle var oldum. Eşim aşkım, kadınım ilk yılımız kutlu olsun."
İkimizin de gözleri yaşarmıştı sıkıca sarıldık tavandan konfetiler yağıyordu, arkadaşlar çalışanlar alkışlıyorlar tebrik ediyorlardı çok neşeli bir parti başlamıştı… Sabaha kadar dans ettik gün ışırken el ele sarmaş dolaş sahilde dolaştık, evimize geldik kutlamanın en güzelini yatağımızda beraberce gerçekleştirdik.
*****
Selin hala Doğu ile birlikteydi, zamanla bende onlara yaklaşmaya başlamıştım. Aşkları gerçekti, arkadaşım çok mutluydu o mutlu olunca bende yumuşamıştım, gerçekten Doğu değişmişti… Mert de öyle defalarca benden özür dilediler.
Murat hiç ortalıklarda gözükmüyordu Mert yurt dışına gittiğini duymuş olduğunu söyleyince hepimiz, özellikle ben derin bir nefes aldık. Sene sonu gelmişti diploma zamanıydı, keplerimizi taktık cübbelerimizi giydik çok iyi dereceyle mezun olmuştum ailem ve aşkım kep törenime geldiler ve son an rektörün son konuşmasıyla kepler havadaydı, gülüyor sarılıyor birbirimizi kutluyorduk. Aşkım yanıma geldi.
"Çıtır, okullu bir sevgilim vardı onu da kaybettim"
"Yaşlandığımı mı ima ediyorsun"
"İtiraf et yaşlandın okul bitti büyüdün artık"
"Çıtırlardan hoşlanıyorum diyorsun yani"
Sıkıca sarıldı kulağıma,’ ben sadece senden hoşlanıyorum ömrüm’ dedi. Yine gevşemiştim öğrencilik hayatımın bu son gecesini doyasıya kutlamaya kararlıydım, bundan sonra gerçek hayat başlıyordu. Aklım da bir şeyler vardı ama bu gün düşünce günü değil eğlence günüydü. Tören sonrası parti zamanıydı çılgınca eğlendik.
Son durak evimizdi… Hemen duşa girdim hain planlarım vardı arkamdan gelmeye çalışan Kaan’ı engelledim. Benden sonra duşa girmesini sağladım ışıkları kapadım tek bir ışık bıraktım ve Kaan duştan çıktı beni görünce resmen ağzı açık kaldı. Ayağımda yüksek ayakkabılar başımda kepim çırılçıplaktım, ayağımı yatağın üstüne koydum vücudum daha da açılmıştı. Yüzünün şekli değişmeye başladı, bu halini çok seviyordum arzu dolu ihtirasla bakan gözler…
"Son kez, çıtır bir öğrenciyle birlikte olmaya ne dersin aşkım, yarın olgun bir kadın olacağım bu son şans"
"Allah, Allah derim aşkım."
*****
Eva hala bizimleydi, kadının bana karşı olan ilgisi iyice artmıştı Ceylin şüphelerinde haklı çıkmıştı. Yerli yersiz zamanlarda yanıma gelmeye cinsel olarak beni istismar etmeye başlamıştı. Omzuma vücuduma dokunuyor bunları yaparken farkında değilmiş gibi davranıyordu…Giydiği kısacık eteklerle önümde eğiliyor göğüs dekoltesini nerdeyse gözüme sokuyordu…İyice rahatsız olmaya başlamıştım. Ceylin’in bu davranışları hareketleri görmesini duymasını istemiyordum, birkaç kere uyardım “Dokunulmaktan hoşlanmam” Diye…” Farkında değilim benim tarzım bu” Dedi, direk suçlayamıyordum gafil avlıyordu.
"Bu kadına bir çare bulmalıyız Doğan"
"Haklısın kardeşim bu ne rahatlıktır, Türk kadınlarının gözünü seveyim en sapığı bile bunun gibi değildir."
"Merkeze bildirsem!!! Ya bana inanmazlarsa…"
"Dur bakalım biraz daha böyle gitsin mümkün olduğunca uzak dur şu kadından"
"Yüzünü şeytan görsün, ben kaçtıkça burnumun dibinde bitiyor"
*****
Artık iş düşünme vakti gelmişti Kaan’la Doğan nasıl ortak olmuşlarsa bizde Selin’le ortaklık yapmaya karar verdik, düşünceler beynimde uçuşuyordu ilk fırsatta Kaan’la konuşmalıydım. Akşam için güzel yemekler yaptım, masayı süsledim. Kendimde süslendim. Eve yorgun gelip beni bakımlı, evimizi temiz, masamızı hazır görünce çok mutlu oluyordu. Onun mutlu olması benimde mutlu olmam demekti. Kocam hiçbir ihtiyacımı eksik etmiyor bana kraliçeler gibi davranıyordu. Yemeği rahatça yemesi için izin verdim, günlük olaylardan bahsettik, yemek bitimi salona geçince kahve yapıp karşısında ki koltuğa oturdum. İşte şimdi konuşma zamanıydı…
"Canım, seninle konuşmamız gerek"
"Konuşalım"
"Okul bitti biliyorsun, çalışmak istiyorum"
"İş yerinde sana uygun bir pozisyon buluruz"
"Ben seninle çalışmak istemiyorum"
"Ne düşünüyorsun aklında ki ne?"
"Benimde düşündüğüm iş, senin işinin uzantısı gibi. Düğün toplantı yani organizasyon şirketi kurmak istiyorum"
"Hazır iş varken niye kendini zorluyorsun ki?"
"Kendim bir şeyler yapmak istiyorum, destek ol bana aşkım"
"Açıkça düşüncelerimi bilmek ister misin?”
Yanına oturdum kolunun altına girdim
"Okulun var diye şimdiye kadar bu isteğimi hiç söylemedim, artık okulun bittiğine göre senin de öğrenmeni istiyorum."
"Ne aşkım hadi söyle artık"
"Ben aile olmak istiyorum kimsem yok, bebeklerim olsun istiyorum"
Şaşırmıştım,"He bebeğim değil bebeklerim çoğul konuşuyorsun, sen doğuracaksan benim için bir mahsuru yok"
"Ceylin ben çok ciddiyim"
"Şaka yapıyorum aşkım bende bebeğimiz olmasını isterim, senin çocuğunu karnımda taşımaktan çok mutlu olurum."
"Çok sevindim hadi çalışmalara başlayalım"
"Hemen demedim Kaan bunca sene boşu boşuna mı okudum verdiğim emeklerin karşılığını almak istiyorum. Bir sene müsaade et bana lütfen sevgilim, inan bende artık istiyorum bebeğimizi kucağımıza almayı."
Yüzü asılmıştı sevgilimin. Kucağına çıktım yüzünü öpmeye başladım çabalarım karşılığını bulmuştu, kanepe arzularımıza tanık oldu.
*****
Hemen düşüncelerimi uygulamaya başladım, Selin’le birlikte gerekli yerleri dolaşıyor bağlantılar kuruyorduk hızlı çalışmalıydık yaz sezonu geçmeden kendimizi tanıtmalıydık ilginç fikirler kafamın içinde uçuşuyordu. Home ofis olarak çalışıyorduk. Şimdilik bir yer açmaya gerek yoktu, temelleri oturtmalıydık. İlk işimizi nihayet aldık zengin bir ailenin şımarık kızının düğününü planlayacaktık en ince detayına kadar biz ilgileniyorduk.
Açık hava düğünü istiyorlardı tüm enerjimi bu iş üstünde yoğunlaştırdım bizim tanınmamızı sağlayacaktı, gelin çok kaprisliydi her şeye bahane buluyor yerli yersiz müdahale ediyordu. Ciddi bir konuşma yapmanın zamanı gelmişti.
"Gerçekten ne istiyorsunuz söyleyin Ebru Hanım"
"Çok neşeli bir düğün olsun istiyorum, annem kendi etrafını davet edeceği için ağır başlı bir ortam istiyor ben istemiyorum."
"Eğer aklımdakini size anlatırsam annenize karşı benimle birlik olur musunuz?"
"Sizi sonuna kadar desteklerim yeter ki, neşeli bir düğün olsun, en mutlu günümü somurtarak geçirmek istemiyorum."
Anneyi bütün hazırlıkların dışında tuttuk gelinle uçuk fikirlerimizi paylaştık, düğün tarihini davetlilere postaladık yerini bir gün evvel bildireceğimizi söyledik. Düğün günü davet edildikleri mekâna gelenler şaşkınlık içindelerdi.
Kocaman bir lunapark masaları giydirmiştik köşede canlı orkestra vardı, lunapark oyuncaklarının sesi en az seviyedeydi ve düğün başladı gelinle damat korku tünelinin içinden çıktılar palyaçolar etraflarında dört dönüyordu yaşlı genç çocukluk zamanlarına dönmüşlerdi anne ve baba bile ilk şaşkınlıklarını attıktan sonra dönme dolabın içinde aşklarını tazeliyorlardı.
Çok neşeli bir ortam olmuştu, herkes çok memnun mutlu ayrıldı. Tabi ki Selin’le bende mutluyduk ilk organizasyonumuz başarılı geçmişti.
Tanınmaya başlamıştık peş peşe teklifler alıyorduk. Yaz sezonu bitiyordu düğünler azalmıştı, daha küçük gurupların işleri gelmeye başlamıştı. Bende bu fırsattan istifade hazırlıklarıma başladım.
*****
"Ceylin’in çalışmasına izin vermese miydim yüzünü göremez oldum"
"Haklısın ne diyeyim bende bir kardeşim olduğunu unuttum nerdeyse"
"Çok yoruluyor, benim kazancım ikimize de yeterdi, kendi işim diye tutturdu yanımızda çalışsalardı bu kadar yorulmazlardı. Kendi parasını kendi kazanacakmış, benim neyim varsa onun değil mi zaten."
"Şimdiki kadınlar bir âlem, kendi ayakları üstünde durmak için çabalıyorlar, ben seviniyorum keşke her kadın Ceylin gibi düşünse… Koca parasının rahatlığına sığınmaktansa kendi kazandığınla özgür olmak istiyor benimde karşıma böyle bir kadın çıkar umarım."
"Bu geceki eğlenceyi bizim kulüpte yapacaklar görürüz artık yüzlerini"
Eva yanımıza geldi, kadını hissedince bile ürperiyordum "Bu geceki davette bende kontrolör olarak bulunmak istiyorum"
"Hayır, bunu eşimin şirketi planladı Doğan ve ben buradayız siz evinize gidin"
"Ama Kaan Bey böyle organizasyonların gidişatını merkeze bildirmem gerekli"
"Biz size dosya halinde sunarız, gerekirse merkeze kendimiz göndeririz"
Bu gece bu kadını burada istemiyordum, surat asarak uzaklaştı
*****
Gece eğlencesi tüm hızıyla sürüyordu nezih bir ortam vardı, taşkınlık yapan yoktu Kaan rahat etmem için beni yalnız bırakmıştı. Selin’e bırakarak yukarı sevgilimi aramaya çıktım, ofisindeydi kanepeye uzanmış gözlerini kapamıştı, kapıyı kilitledim yanına geldim kulağına eğildim ‘iç çamaşırım yok’ diye fısıldadım ‘ne’ diye yerinden kalkacak oldu.
"Sen onca adamın arasında öylemi dolaştın"
"Şimdi çıkardım şaşkın" Deyip kıkırdadım… Bluzumun düğmelerini açmaya başladım önden açılan bir sutyendi kopçasını açtım göğüslerim tüm güzelliğiyle gözünün önündeydi, yangınımız başlamıştı.
Her fırsatta kocamın aklını başından alıyordum, hiç şikâyetçi değildi zevk gecelerine bayılıyordu, her şey de olduğu gibi seks de de denktik. Sınırımız yoktu birbirimizi her istediğimizde karşılığını buluyorduk.
****
Bu çabalarımın sonucunu nihayet almıştım köprü trafiğine takılmıştık araçlar sanki durma noktasındaydılar zor ilerliyorduk daha fazla bekleyemezdim. Trafiğe söylenip duruyordu.
"Kaan"
"Ben senin gibi trafiğin, ömrüm yollarda geçiyor"
"Kaan diyorum"
"Söyle be canım ne diyeceksen de"
"Bir yüzüme baksan söyleyeceğimde"
"Baktım hadi söyle artık zaten sinirim tepemde"
"Elini ver bana"
"Elimimi burada da bir şeyler yapmayı planlamadın herhalde millet şok geçirir "
"Aman Kaan aklımda o olsaydı bir yolunu bulurdum kuşkun olmasın"
"Eminim bulurdun seks delisi karım benim hadi söyle"
Elini tuttum karnıma götürdüm "İlk bebeğimize merhaba de babası" Yüzü bir tuhaf olmuştu hiç sesi çıkmıyordu trafik az da olsa ilerlemiş arkadaki sürücüler klakson çalmaya başlamışları. Yüzüne hafifçe vurdum
"Kendine gel Kaan" Ay kocama bir şeyler olmuştu, arkamızdaki arabanın sahibi yanımıza gelmiş bir hışımla arabanın kapısını açmıştı.
"Sana diyorum alo ilerlesene"
Kaan sakince arabadan indi, inmesiyle adama sarılması bir oldu, adam şaşırmıştı Kaan’ı iteklemeye kollarından kurtulmaya çalışıyordu."Sapık mısın ne sin?"
"Abi ne sapığı baba oluyorum baba" Diyerek arabaların kapısına vurarak koşmaya başladı, durma noktasında olan trafiktekilerde Kaan’ın bu delicesine bağırmasından dışarı çıkmışlardı, her tuttuğunu öpüyor ‘ben baba oluyorum’ diye bağırıyordu. Neşesine çok kişi ortak oldu ama en sonunda polis geldi. Benim ki polisi de öptü zorla arabaya bindirdiler,
"Bayan ehliyetiniz varsa siz kullanın, bu haber burada verilir mi kocanızı şoka sokmuşsunuz, bebeğinizde kutlarım."Polis haklıydı Kaan’la yer değiştik trafik açılmış nihayet kendine gelir gibi olmuştu.
Eve geldik sıkı sıkı sarıldı "Beni ne kadar mutlu ettiğini asla bilemezsin, senden sonra Allah’ın verdiği en güzel hediye bebeğim oldu seni çok çok seviyorum, şimdi anlat bana kaç aylık ne zaman doğacak."
"Daha çok küçük iki aylık, sen bebek isteğini söyledikten sonra doktora gittim sağlık taramasından geçtim hapları bıraktım, senin üstünde çalışmalara başladım ve nihayet sonunda başarılı oldum"
"Seni cadı demek bu yüzden beni her gördüğünde yatağa atıyordun"
"Evet, kocacığım seni kullandım itiraf ediyorum"
"Her zaman beni kullanabilirsin canıma minnet meleğim" Dudaklarıma uzandı sevgiyle öpmeye başladı, öpüşler gittikçe yoğunlaştı
"Ceylin ben"
Anlamıştım bende aynı yangınlardaydım. "Sert hareket etmedikten sonra bir şey olmazmış hayatım"
"Pamuk gibi yumuşak olacağım" dedi. Kucağına aldı yatak odamıza çıktık…
*****
Bebeğimizin ilk kalp atışını duyup, resmini elimize aldığımızda ikimizde duygularımızın yoğunluğundan ağlıyorduk… Çok sağlıklı bir hamilelik dönemi geçiriyordum, ne aş ermelerim ne de mide bulantılarım oluyordu beşinci ayda doktordaydık bebeğimizin cinsiyetini öğrenecektik…
Doktorun odasındaki yatağa uzandım, karnım çok büyük değildi jeli sürdü, ultrason aletini gezdirmeye başladı. Kaan meraklı gözlerle ekrana bakıyordu,
"İşte burada küçük hanım" Yavrum, bebeğim kız olacaktı annesi gibi güzel, tatlı bir kızım, ağlamak üzereydim kendimi zor tutuyordum daha iki günlükken sokağa canavarca terk edilen bir çocukken Allah’ın yardımıyla buraya kadar gelmiş canım gibi sevdiğim bir eşim olmuştu, şimdide canım bana can katıyordu. Beni kayırdığın için şükürler olsun diye dua ettim rabbime.
Kaan çok duygulanmıştı yüzünden anlamıştım,
"Oğlan değil ama"
"Sağlıklı olduktan, hayırlı evlat olduktan sonra ne önemi var ki ben hiç cinsiyet söylemedim sana"
Elimden tuttu kaldırdı alnımdan öptü "Sağ ol gülüm bebeğimi minik kızımı görmek için sabırsızlanıyorum"
*****
En sonunda ikna olmuştum, iş, hamilelik ve ev işi bir arada çok zorlanıyordum. Eve yardımcı almıştık Ayşe teyze, benim gibi ufacık tefecik bir kadındı. Çok genç yaşta evlenmiş hiç çocuğu olmamış on sene öncede dul kalmış kimsesi de yokmuş. Seri eli çabuk pamuk gibi bir kadındı kısa sürede kaynaştık her işe koşuyordu. Bizi evladı gibi görmeye başladı, çok rahat etmiştim.
*****
Bu kadını bir an önce başımdan atmalıydım ama nasıl gittikçe beni daha çok rahatsız etmeye başlamıştı. Arada bir geceleri sessiz telefonlar geliyordu şüphelenmeye başlamıştım, Ceylin bir şey anlayacak diye korkuyordum, boşu boşuna üzülmesini istemiyordum. Meleğim hiç beni üzmüyordu doğum oldukça yaklaşmıştı her an tetikteydik Filiz anne de yardım için gelmişti, gece eve gittim canım uyuyordu yanına yattım karnı kocaman olmuştu geceliğini sıyırdım başımı karnına koydum öptüm uyanmıştı eliyle başımı okşamaya başladı minik bebeğimle konuşmaya başladım...
"Yakında aramıza geleceksin küçüğüm, seni özlemle bekliyorum ama sakın gelirken annenin canını yakma olur mu bebeğim."
"Yakmaz babası o çok uslu bir kız olacak" Başını kendime doğru çektim dudaklarından öpmeye başladım çok özlemiştim… Sabaha karşı ani bir sancıyla uyandım elimde olmadan çığlık atmışım, Kaan hemen fırladı
"Bebek mi geliyor” koşturuyordu odanın içinde…
"Sakin ol daha değil" Dememle yeni bir sancı dalgası geldi zorlukla ayağa kalktım, sanki belim kopuyordu, ovmaya başladı.
"Geçen geceki gibi olmasın?"
Birkaç kere daha yalancı ağrılar yüzünden apar topar Hastaneye gitmiştik, bu sefer acıda çeksem biraz bekleyecektim. Geçmek bilmiyordu ağrılar arada bir geliyor ama şiddeti canımı yakıyordu.
"Dayanamıyorum böyle acı çekmene gidelim aşkım"
"Biraz daha Kaan"
"Ne biraz dahası canın çok yanıyor"
O anda bacaklarımdan aşağı sular süzüldü "Bana bir şey oluyor" Diyerek çığlık attım Kaan deli gibi olmuştu dışarı fırladı…
"Filiz anne Ayşe teyze kalkın Ceylin’e bir şeyler oluyor" Bağırmasından ev inliyordu annemle Ayşe teyze hemen geldiler durumumu görünce… " Beş dakikaya arabayı hazırla oğlum üstünü değişeyim kızımız gelmeye karar vermiş." Dediler. Annem hemen belimden aşağısını yıkadı üstümü değiştirdi,
Arabaya bindik. Hızla Hastaneye giderken polis durdurdu,"Bu ne hız, ehliyetini ruhsatını alayım"
"Polis bey izin ver"
"Çok konuşma ver diyorum"
"Karım nerdeyse doğuracak al ehliyetimi ruhsatımı bırak gideyim” O anda çığlık attım polisin ödü kopmuştu…
"Hadi o zaman yoluna git çok hız yapmayasın" Deyince…
Tekrar hareket ettik Hastaneye yetiştik yolda doktorumuzu aramıştık bizi bekliyordu beni hemen içeri almak istediler,"Kaan beni yalnız bırakma " dedim eline yapıştım. Eğildi alnımdan öptü…
"Seni asla bırakmam "