Ömer kapıyı açtığında başını neredeyse sonuna kadar kaldırmıştı. Gözleri hayranlıkla büyüdü. Miran’ın yeşile çalan mavi gözlerine baktı. “Hoş geldin abi,” dedi ürkekçe. Miran’ın dudakları yukarı doğru kıvrıldı. Çekingen bakışlı, güler yüzlü çocuğa bakarak, “Hoş buldum,” dedi. “Babam burada.” Miran ayakkabılarını çıkardı, içeri girdi. Sağında somyaya uzanmış Hakkı Bey’le göz göze geldi. Hakkı Bey toparlanmak ister gibi sırtını dikleştirmeye çalışınca Miran hemen konuştu: “Rahatını bozma Hakkı abi, lütfen.” Hakkı Bey mahcup bir edayla, “Hoş geldin Miran ağam,” dedi. “Hoş buldum,” dedi Miran ve yanındaki tekli koltuğa oturdu. Ev, dışarıdan bakıldığında harabe gibi durabilirdi ama içerisi mis gibi kokuyordu. Ferah bir temizlik kokusu vardı. İnsan içeri girer girmez bunu hissediyordu. “

