
Diyarbakır’ın sıcak günleri yaklaşırken, içim de memleketim kadar sıcacık duygularla doluydu. Kadınların yüzünün de bahtının da kolay kolay gülmediği memleketimde, yüzümü de bahtımı da güldürecek adamı bulmuş ve kavuşmamıza sayılı günler kalmıştı. Beni bekleyen acı dolu günlerden habersiz mutluluk hayalleri kuruyormuşum meğerse..
Ailem yaşadığımız yerin tanınan ve saygın ailelerinden biriydi. Evin en küçüğü olduğum için prenses gibi büyütülmüştüm. Babam otoriter bir baba olmasına rağmen iki abime nazaran bana kıyamazdı. Onlara kimi istediyse abilerim onlarla evlendiler. Bense ne ailemizden ne aşiretimizden olan, Ankaralı sevdiğim Yalçın’ı babama kabul ettirebilmiştim. Okulumuz bu yıl bitiyordu ve yaz tatilinde nişanımız yapılacak, yaz sonunda da düğünümüz olacaktı. Yalçını o kadar seviyor,o kadar güveniyordum ki, kalbim de bedenim de onun olmuştu. Düğünümüze 3 ay gibi bir zaman kalmıştı ve artık birbirimize olan tutkumuzu dizginleyemediğimiz birgün onun olmuştum. Ailemin yetiştirme şekline, çevremize ve geleneklerime göre yaptığım çok yanlıştı ama ben sevdiğim adamın olmuştum ve nasıl olsa evlenmemize 3 ay vardı. O korkunç kazada Yalçın’ı kaybedeceğimden habersiz kendimi avutuyordum. Artık yaşayamam zannediyordum. Zaten yaşasam ne olacaktı; sevdiğini, hayallerini ve bekaretini kaybetmiş biri olarak er ya da geç sonum ölüm olacaktı. Babamın prensesi de olsam, mecburen birgün beni de uygun gördüğü birine verecek ve o gece her şey ortaya çıkacaktı. Sonrasında aşiret ölüm fermanımı kime verirse o yerine getirecekti. Uçurumun kenarında bitik vaziyette boşluğa bakıyordum. Hayatım ölmeden önce gözlerimin önümden son kez geçiyordu. Ne kadar güzel anılarım vardı. Ben hiç mutsuz olmamıştım ki. Okuma isteğim babama rağmen gerçekleşti. Sevdiğim adamı ailemden, aşiretimden ve etnik kökenimden olmadığı halde mucizevi bir şekilde babama kabul ettirebilmiştim. Ve mutluluğa gün sayarken, şimdi ölüme dakikalarımı sayıyordum. Demekki mutluluk kotam dolmuş ve acılarla dolu günlerime adım atmıştım. Ama buna dayanabilecek gücü kendimde bulamadığımdan ayaklarım beni bu uçurumun kenarına getirmişti. Son gözyaşlarımı da akıttıktan sonra artık Yalçın’a kavuşmak için adımımı boşluğa bırakacaktım. Gözlerimi kapatıp kendimi öne attığım anda belimden sarılıp tutan ellerle irkildim. Arkamı dönmeme fırsat bulamadan gözlerimin kararıp yığıldığımı hatırlıyorum.

