OTUZ DOKUZ

2231 Kelimeler

Adliye binasının içinde, savcının kapısının önünde oturuyorken elimi tutuyordu Alparslan. Onun yanımda olmasının verdiği güvenle sırtım ve başım dimdik oturabiliyordum. Aslında buluşma saatimize daha vardı, bilinçli olarak erken gelmiştik. Eğer takip ediliyorsak savcının bizi çat diye odaya kabul etmesi, bazı soru işaretleri oluşturabilirdi insanların kafasında. “Buradan çıkınca,” dedi Alparslan parmaklarımı çekiştirip oynarken. “Birer buçuk kıymalı pide gömer miyiz?” Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım. “Gömemeyiz, evdekilere ne açıklama yapacağız? Zaten içim hiç rahat değil. Halil İbrahim içeride, herkes biz umursamadan fingir fingir geziyoruz sanacak.” Güldü söylediğime. Hafifçe omuz attım ona uyarı niteliğinde. “Ne sanacaklar, ne?” diyerek alay etti benimle. Ayak uydurdum. “

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE