Üç gündür dışlanıyorum. Nasıl mı?
Abim Merveyle -yani yengemle- sürekli iş toplantısında. Nasıl bir toplantı ben anlamadım. İnşallah evlilikle devam eder. Arıyorum 5 dakika konuşuyo sonra kapatıyo. Üstelik beni aramıyor. Bu büyük bir degisiklik.
Her gün araması lazım ama yok. Tamam ben yenge bul dedimde beni sat demedim. Bir şeyi de doğru anlasa. Gerçi sonuç olarak abim mutlu. Ve yanında bir kız var. Her ne kadar her sorduğumda arkadaşız desede yalan. Biliyorum ikiside birbirine karşı bişeyler hissediyo ve ben bunu daha yanlarında olmadan anlıyorum. Kızı çok merak ettiğimden abim kızın fotografını bana atmıştı. Çok güzel bir kız. Uzun saçlı, kahverengi gözlü, 90-60-90 ve sarışın. Sarışın olması yeterli galiba. Sarışınların kökünden gelen bişey zaten güzellik.
Duyduğuma göre abim Kaya sözleşmesini büyütmüş. Yani bir kaç şirkette daha ortaklık yapmışlar. Onların da araba firmaları varmış. Yani 3 tane araba firmamız var. Kötü olan ne biliyo musunuz? Benim ehliyetim yok! Ve olması lazım.
Neyse gelelim Neşeye. Ona da tripliyim. Buldu enişteyi sattı beni. Sabah bir çıkıyor akşama kadar sahilde Eniştemle. Mutlu oluyorum. Çünkü o mutlu.
Tabi siz olayları bilmiyosunuz. Eniştem Neşeye açılmış. 'Senden hoşlanıyorum' demiş. Peki bizim salak ne demiş. 'Ben bi ilişkiye hazır değilim' demiş. Çakıcan ağzına bi tane. Hazır değilmiş. Neyine hazırlancak? Kalbine bakım felan mı yaptırcak. Rahatsız ya. Tabi eniştem de 'hazır olduğunda biz oluruz o zaman' demiş. İşte Neşe'nin mallığı ve eniştemin romantikliği. Böyle adam kaldı mı ya.
Gelelim Deniz odununa. Eniştemden Duyduğuma göre kamptan dışarı çıkmış önemli bir kaç işi mi ne varmış. Herneyse banane dimi. Artık hangi kızla beraberse.
Sarışın?
Esmer?
Kumral?
Kızıl?
Mor?
Belkide yeşil?
Yani yıl 2015 gökkuşağı şeklinde dolaşanlar bile var. Aman bana ne be! İsterse pembe renkli saçı olsun!
Üzerime bikini mi giydim. Güneş kremimi sürdüm. Siyah bikinimin üstüne mor elbisemi giydim. Şapkamı ve gözlüğümü de taktım. Havlu mu elime aldım ve kulübelerin arkasında kalan gençlerin takıldığı yere geçtim. Neşenin buralarda bir yerde beni bekliyo olması lazım. Etrafa hızlıca bakındım ve Neşe'yi gördüm. Bana eliyle gel işareti yapıyodu.
Hızlıca yanına geçtim ve yanındaki şezlonga yerleştim. Etrafta eniştem görünmüyodu.
"Eniştem nerde?"diye sordum.
"Ya kızım Enişte diyip diyip durmasana!"dedi sinirli ve kısık bir sesle.
"Malsın biliyosun dimi?"dedim.
O ise beni umursamadan güneşlenmesine geri döndü.
Deli ya.
Bende bu sıcak havada yapılacak şeyi yapmaya karar verdim. Üzerim de ki elbiseyi çıkardım ve denize doğru yol aldım.
Suya ayağımı soktuğumda buz gibiydi. Bir an titredim. Hayır bu deniz niye bu kadar soğuk anlamıyorum. Birisi gece gelip buz felan mı atıyo? Derken arkamdan bir ses geldi.
"Dal çık alışırsın."
Bilmiyodum Sağol.
Arkamı dönmemle yakışıklı bir çocukla karşılaşmam bir oldu. Bunu dün akşam görmüştüm. Sarışın bir kızı duvarla arasına almıştı ve dudaklarını yiyodu aç.
"Biliyorum."diye geçiştirdim onu ve yürümeye devam ettim. Su yükseldikçe daha çok Üşüyodum. Hemen dalmam lazımdı. Su belime geldiğinde dalmaya karar vermiştim.
Ta ki biri beni suya itene kadar.
Vücudum soğuk suyla buluştuğunda titredim ve bi boşluktaymış gibi suyun için de durdum. Kendime gelmem 10 saniye felan aldı ve hemen suyun üstüne çıktım.
Daha demin ki yakışıklı çocuktu bu.
"Ya sen cins felan mısın? Yoksa tanımadığım kişilere bulaşma gibi bir huyunmu var. Salak mısın ya! Derdin ne-"
"Sakin ol güzelim sadece eğlenmek istedim."dedi.
Güzelim?
"Afedersin de defolup gider misin?"dedim
"Ben Kerem."dedi. Beni duymazlıktan gelerek.
"Kumsal."diyerek karşılık verdim.
"Bence anlaşabiliriz."dedi. Senle neden anlaşmak istiyim ki? Deli midir nedir? Bütün deliler de beni buluyor.
"Senle anlaşmak istediğimi kim söyledi?"diye sitem ettim. Çattık ya!
"Of be çok nazlısın."diyerek iç çekti.
"Aynen öyleyim. Acayip nazlıyım napıcan? Hem millete durup dururken bulaş hem de nazlısın felan de. Ne cins bişey çıktın ya. Kendine uğraşıcak başka kişiler b-"
"Lan bi sus. Ne çene var sende be."dedi.
"Ne çenesi be! Ben aslında fazla konuşmam. Hatta hiç konuşmam. Sen yanlış anla-"
"He tabi daha deminde sen değil çenen konuştu zaten."dedi ve sırıttı.
"Hıh çok komiksin."dedim. Espiri mi yapmıştı. Yaşam sürem doldu galiba.
"Tamam şimdi git de ben yüzeyim."dedim. Hayır ben serinlemek için geldim. Tamam serinledim de ama yani daha yüzcem.
"Seninle beraber yüzücem."dedi.
Aslında gideri vardı. Tatlı çocuktu. Kıvırcık saçlıydı çok tatlıydı. Tabii yakışıklı.
"Suya dalıyomusun? Yoksa ben mi atıyım?"diye sordu. Oflayarak ona Arkamı döndüm ve suya daldım.
Başımın belası.
Ayağım da bir el hissetmemle suyun içinde çığlık attım. Aynen öyle suyun içinde! Ve doğal olarak su yuttum. Of ya bin kişi işiyo buraya ve ben de yuttum. Ööö!
Sudan çıkmamla Kerem'le karşılaşmam bir oldu. Pis pis sırıtıyodu. Pislik ya! Ya boğulsaydım. Tamam profesyonel olarak olmasada yüzebiliyorum. Boğulmam ama birisi boğulsa onu kurtaramam. Herkes kendine müslüman.
"Çok yavaşsın."dedi.
"Sanane!"dedim. Bela mıdır nedir ya!
"Bana karşı çıkan ilk kızsın bu çok tuhaf."dedi ve bana doğru geldi.
"Hadi ya! Desene etrafında mal çokmuş."dedim ve denizden çıktım.
Ukala ve kendini beğenmiş. Öküz ve odundan sonra buda oldu. Kadro tamam galiba!
Neşenin yanına vardığımda eniştem ve Deniz'de ordaydı. Heh işte bizim öküz! İti an çomağı hazırla demişler.
Deniz sinirle arkama bakıyodu. İster istemez merak ettim. Bende Arkamı döndüm ve... işte benim ukala ve kendini beğenmiş.
"Of of."dedim. "Ya hu sen ne yapışık birşeysin. Git kendine başka eğlence bul. Deli midir nedir ya! "dedim bıkkınlıkla ve Denizin yanında ki havluyu aldıp üzerime sardım.
"Dikkatimi sen çektin diyelim."diye fısıldadı sadece benim duyabileceğim şekilde.
"Git başımdan"dedim ve elbisemi alıp Kulübeye doğru yürüdüm. Unutmadan daha çikolata almam lazım. 3 günde bitti ya o aldıklarım. Böyle bişey var mı? Yok.
"İnatçı" Kulübeye girecekken arkadan gelen sesle olduğum yerde durdum ve Arkama döndüm.
Kafayı yiyecem. Sülük gibi yapıştı be!
"Ne var?"dedim sinirle.
"Nasılsın?"diye sordu ve gülmeye başladı.
"Ya!"diye haykırdım ve kulübeye girdim. Tam kapıyı kapatacakken içeri girdi.
Sapık kesin bu.
"Dışarı çıkar mısın?"diye sordum.
"Hayır."
Kafayı yicem. Ne inatçı bok çıktı be. Tamam 3 gündür yanlızım felan diyorum tamam da böyle bisey istemedim.
Masadaki duran mavi şişedeki suyu gösterdi
"Ne suyu?"diye sordu. Zıkkım suyu!
"İçme!"dedim sinirle.
"Tamam ama ne?"diye sordu tekrardan.
"İçme."dedim tekrardan.
"Lan tamam da ne suyu!" Kafayı yicem ya da yedim. Ya sabır ya. Neşe bir bu iki.
"İçme suyu be! Hatta sen direk kapıyı kullanarak defol? Bence daha mantıklı!"dedim ve kolundan tutarak onu kulübeden dışarı attım.
Arka arkaya yürüdüm ve kendimi yatağa bıraktım. Deniz gelmişti. Tuhaf olan şeyse onu gördüğüme sevinmem. Yani olmasa üzülcekmişim gibi. Çok tuhaf. Ay ben bu salaktan hoşlanmaya mı başladım ne?
Yakışıklı
Karizmatik
Çekici
Sexy
Ukala
Odun
Gelelim Kerem'e. Ne tuhaf çocuk be. Yapışık gibi. Ama tatlı ve yakışıklı. Ama ukala. Tabii Yüzsüz.
Başımı hızla iki yana salladım. Ayağa kalktım ve banyoya girdim.
♧♣♧♣♧♣
Üzerime siyah şort ve siyah askılı bir bluz giydim. Ayağıma siyah babet giydim. Yemek zamanıydı. Öğle Yemeğin de Neşe ben ve Kerem beraberdik.
Çocuk sülük gibi yapıştı gitmiyor ya. Baş belası! Tuhaf olansa Neşe'yle anlaştılar bir sürü geyik felan. Baya sohbet ettiler bense yemeğimi yiyip biran önce ordan uzaklaşmakla meşguldum. Şimdi akşam yemeğin de sıra.
"Bu elbise beni şişman mı gösterdi ya?"diye bana soru yönelten Neşeye döndüm.
"Hayır çok güzel olmuş."diye geçiştirdim. O makyaj yaparken ben telefonu aldım ve abimi aradım. İlk çalışta açtı. Özledi mi ne?
"Cadı?"diye açtı telefonu yine!
"Hay ben senin cadına....."
"Anlamadım?"dedi ve güldü illa beni sinir edicek.
"Nasılsın abim diyorum. Napıyosun? Yengem nasıl? Beraber misiniz? Yoksa ayrı mı? Sevgili oldunuz mu? Bence olmalısınız! Yoksa hâlâ bekliyo-"
"Senin çenene hemi! Bazen bu telefonu açtığıma pişman ediyosun."dedi. Onun bu cevabına karşılık gülmüştüm.
"Kimseyle çıktığım yok!" Dedi. Allah'ım sen bana yardım et ya. Deli bu. Bulmuşsun taş gibi kızı çık yani. Ama yok bizim ki kalas olduğu için illa beklicek.
"Of abi."dedim. Yakışıklısın. Git teklif et neyi bekliyon anlamıyorum ya.
O sırada kulübenin kapısı çaldı. Neşe aynayla meşgul olduğu için ben açmak zorunda kaldım
"Bi dakka abi kapı çalıyor" dedim ve kapıyı açtım.
Açmamlada suratımın düşmesi bir oldu.
Ben de diyodum nerde kaldı.
"Selam güzellik"dedi Kerem. Tabi bunu duyan abim rahat durur mu?
"Kim o?"diye sordu.
"Arkadaşım." Diye geçiştirdim abimi.
"Kim o?" Diye sordu Kerem ve telefonu elimden aldı.
"Napıyo-" ben lafımı tamamlamadan telefonu aldı ve dışarı çıktı. Ya sabır ya. Bu çocuk benim elimde kalacak bakın da görün!
Mecburen arkasından bende çıktım. Telefon kulağında gülüyodu.
Sabır!
Abim buraya gelip onu öldürecek.
"Telefonu versene be!"diye çıkıştım.
"Verir misin de." dedi ve sırıttı.
Sabır ya. Dersem verir belki?
"Telefonu verir misin? " dedim dişlerimin arasından.
"Bence sonuna 'tatlım' koy."dedi
"Ya versene!"diye bağırdım.
"Demessen vermem."
Sanki şu an dejevu yaşıyorum. Bunların hepsini yaşamış gibiyim. Ama bu ego yığınıyla değil!
"Telefonu verir misin tatlım?" Dedim sesimi yumuşatmaya çalışarak.
"Hayır."dedi.
Hayır dedi
Dedi Hayır
"Ver şunu!"diye bağırdım.
"Tamam abla al."dedi ve gülerek telefonu uzattı. Ayağına tekme attım ve telefonu alıp kulübeye girdim. Gıcık ya. Telefonu kulağıma götürdüğüm de abimin gülme sesi geliyodu.
"Çok komik abi!"diye çıkıştım.
"Erkeklerden uzak dur."dedi kahkahalar arasında.
"Görüşürüz abi."dedim bıkkınlıkla.
"Görüşürüz."dedi ve telefonu kapattı.
Neşeye döndüm. Saçını düzleştiriyodu.
"Aferin sende hiç yardım etme. Anca bak. Arkadaş sevgiliden önce gelir be! Süslenmeye ara verip yardım etseydinde şu ego yığınını dövseydik! Ama yok sen Sevgilin içi-"
"Ilk olarak sevgilim değil. Yani...henüz. ikinci olarak halledeceğini biliyordum."dedi.
Telefonu mu cebime tıktım. Neşe'de hazır olduğuna göre çıkabilirdik.
Kapıdan çıktığımız da Kerem ordaydı.
Birisi şu çocuğa gelinlik giydirip uçurumdan sallandırıp 18 yerinden bıçaklayıp Çin işkencesi yapabilir mi?
Belki o zaman peşimi bırakır.
Yemek yerine girdiğimiz de eniştemin yanına oturduk. Gözüm nedense Denizi aradı ama yoktu.
Masada saçma sapan bir sohpet dönerken ben katılmıyordum.
♣♧♣♧♣♧♣♧♣♧
Yemekhaneden çıkmış Ateşin etrafına oturmuştuk. Millet sevgilisinin omzuna yaslanmış ateşi izliyo ben üzerime yapışan kumlarla uğraşıyorum. Hayır bu kadar kişi varken neden gelip bana yapışıyorsun!
Oflayarak ayağa kalktım. Daha doğrusu çalıştım. Ayağa kalkmamla bi bedene çarpmam bir oldu. Tam arkaya doğru düşecekken kolumdan tutuldum.
Başımı kaldırdığımda bana bakan bir çift bal rengi gözle karşılaştım. Ateşten gelen ışıkla beraber gözleri harika duruyodu.
"Dikkatli yürümeyi öğrenmelisin" dedi Deniz. Gözlerimi kısarak ona baktım. Ilk defa cümle kurmuştu. Bu bir mucize.
"Cümle kurmayı biliyo muydun?"dedim alayla. Eli hâlâ kolumdaydı.
"Teşekkür edebilirsin?"dedi beni umursamayarak.
"Senin sayende düşecektim. Senin suçundu ve sen düzelttin."dedim. Insan güler be! Somurtkan şey! Acaba gülerken neye benziyor?
Kolumu elinden çektim. Onu ittirerek geçmeye çalıştım. Ama sadece çalıştım. Öküz gibiydi ve önümden çekilmiyordu.
"Çıkar mısın?"diye sordum.
"Neden?"diye sordu. Halay çekecem. Salak mıdır nedir.
"Geçicem" dedim.
"Neden?"diye sordu.
"Eben! Iyi açıldın sen ya. Konuşmayan haline geri dönsene! Hani şu umursamaz olan. Git kendine başka eğlence bul. Neden bütün arızalar beni buluyor. Anlımda tamirci mi yazıyor."diye çıkışınca hafifçe kenera kaydı. Bende hızla yürümeye başladım.
Bela mıdır nedir ya?! Neden? Neden? Neden? Sanane! Gıcık! Neden bütün yakışıklılar öküz olmak zorunda? Bu doğanın kanunu felan mı?
Evet yakışıklı! Yalan mı yani? Taş gibi çocuk! Ama kazma. Üstelik gıcık. Bal rengi gözlerini oyup yakışıklı ve kibar birine takmak istiyorum. Çok güzel gözleri vardı. Ve bu öküzlükle onları haketmiyordu. Neden bu gıcıgı aklıma bu kadar takıyodum ki. Kulübeye girdim ve cüzdanımı aldım.
Çikolatam bitti. Bu çok acil bir durum. Öyle bakmayın! Ben çikolata yemessem ölürüm. Bu çikolata aşkı nerden geliyo bilmiyorum. Ama vazgeçilmez bir şey. Hem çikolata sevmeyen yoktur diye tahmin ediyorum.
"Çikolata mı?"diye sordu Ali amca içeri girer girmez. Aklımı okudu sanki. Başımla onayladım.
"Aynılarından mı koyayım?"diye sordu.
"Ben koyarım siz poşedi verin."dedim. Gülümseyerek poşedi uzattı. Poşedi elime aldım ve istediğim bütün çikolataları doldurdum. İnsanın koydukça koyası geliyor yav. Şundan da alıyım. Bak canım şundan da çekti. Ve şu... Ay bundan da istiyorum. Ve bundan... Acaba dükkanı komple alamıyo muyuz?
Parayı ödedikten sonra kulübeye doğru yol aldım. İstediğim tek şey huzur. Şimdi kulübeye gitcem üstüme rahat birseyler giycem, çikolatalarımı alcam, televizyonun karşısına geçicem ve yakışıklı bir çocuğun olduğu film bulucam.
İşte hayat!!!!
Kulübenin önüne geldiğimde ışığın yanık olduğunu gördüm. Neşe mi geldi. Oysa onun gelmesi geceyi bulur diye düşünmüştüm. Yoksa Kerem mi? Allah'ım eğer oysa ölümü elimden olacak! Hızla kulübeye girdim. Ardından hiç beklemediğim bir manzarayla karşılaştım.