"Senin burda ne işin var?"diye sordum televizyonun önündeki koltuğa yayılmış olan Deniz'e. Başını benim olduğum yöne çevirdi ve sonra tekrar önüne döndü. Ben yokmuşum gibi! Bu duruma Sinir olmuştum. Elimdeki poşette çikolata olmasa kafasına indirirdim.
"Kime diyorum?"diye üsteledim. Sanki ben yokmuşum gibi davranarak kanalları gezmeye başladı. Sabır!
Televizyonla arasına girdim. Başını kaldırıp gözlerini gözlerime dikti. Bi cevap beklercesine ona baktım. Beni umursamadan başını yana doğru eğdi ve televizyonda açtığı maçı izlemeye çalıştı. O tarafa geçerek izlemesine tekrar engel oldum. Diğer tarafa eğdiğinde tekrar önüne geçerek görmesine yine engel oldum. Başını dik tutarak bana ters ters baktı.
"Önümden çık!"diye emir verdi. Bak bak.
"Kulübemden çık!"dedim bende emir veren bir ses tonuyla.
"Sana meraklı değilim!"diyerek geçiştirdi.
"Hadi ya. Madem öyle çık!"dedim. Yüzünden milim bile oynamıyodu. Özürlü bu çocuk. Gülme organını kaybetmiş. Sorunlu.
"Barış Neşe'ye tekrardan çıkma teklifi edicekmiş. Bu yüzden beni Kulübeden kovdu ve Neşe senin arkadaşın olduğundan o buraya gelene kadar burdayım."dedi. Vay be ne konuştu! Ilk defa bu kadar uzun süre sesini duymuştum. Gözlerim yaşardı.
Bi an aklımdan 'Neşe gelmesin' diye geçsede hemen o düşünceyi yok ettim.
"Artık çıksan?"dedi tek kaşını kaldırarak. Kendime geldim ve önünden çıktım. Elimdeki poşedi tezgeha bıraktım ve dolaba yöneldim. Elime siyah tayt ve askılı badi aldım.
Kulübede bir öküz olduğundan tuvalette giyincektim. Tuvalete girdim ve Üstümü değiştirdim.
Aslında yakışıklı çocuktu. Hemde çok. Belkide bu yüzden dikkatimi bu kadar çekiyor. Normal şartlarda tanışsak belki daha yakın olabilirdik. Tabi gözünde sürtük olmasaydım. Bi kere kendini beğenmiş. Ve haksız değil. Yani beğenilmicek gibi değil. Herneyse.
Çıkardıklarımı elime aldım ve tuvaletten çıktım. Elimdekileri dolaba tıktım. Şu anda katlamakla uğraşamam belki sonra. Saçımı topuz yaptım. Arkamı döndüğümde karşımda ki manzara hiç hoş değildi! Bu şaka dimi? Lütfen şaka diyin! Eceline mi susadın be çocuk! Deniz yakışıklı felan dinlemem gebertirim seni!
Karşımdaki manzara da Deniz tezgahın önünde benim aldığım çikolatalardan almış ve yiyor! Gebertirim.
Allah Allah Allah Allah!!!! Yedim ulan seni!!!
Koşarak Deniz'in sırtına atladım.
Yedim ulan seni! Yedim!!
"Noluyo lan?"diye tepki verdi Deniz de. Sen böyle mi şaşırıyon?
"Gebertirim seni! Sen benim sevgilimi nasıl yersin. Ben yiyebilirim sadece onları! Sen kim oluyosun! öldürcem seni! Elimde kalcan! Görgüsüz! Terbiyesiz! Bak hâlâ yiyo! Lan yemesene! Benim onlar git kendine al." Elindeki çikolatayı almaya çalıştım ama kaçırdı ve son lokmayı da ağzına attı. Zıkkım ye be!
Sırtından indim ve tezgahla arasına girdim. Poşedi elime aldım ve Arkama sakladım.
Şu anda ki mesafe beni rahatsız ediyordu. Çok yakındık ve o benden 10 cm felan uzundu. Başını bana doğru eğdi. Yüzlerimizin arasında 3 parmak felan vardı. Nefesini birden yüzüme üfledi. Çikolata kokuyodu. Eee tabii yedi çikolatamı!
"Istersen kusayım?"diye bir düşünce ortaya sürdü bizim öküz!
Ellerimi omuzlarına koydum ve ittirdim.
"Öküz!"
Elimdeki poşedi küçük buzdolabına koydum dizim kadar birşeydi zaten. Koltuk iki kişilik olduğundan rahatlıkla oturduk. Maç vardı.
Yabancı bir takımla Türk bir takım. Kesin yabancı takım yener. Hayır ülkemi sevmemekle alakası yok. Adamların herseyi iyi ondan yani.
Herneyse ben maç sevmem o yüzden telefonumu aldım ve facebooka girdim. Biraz sanal da gezelim dimi. Gerçek dünya bana yaramıyor.
+Cameron çabuk bana sarıl!
-Neden bu kadar telaşlısın?
+Hadi Cameron çabuk!
-Neden acele ediyorsun?
+Çünkü birazdan annem uyandıracak...
Ay! Hahaha! Güzelmiş bu. Aynı ben. Tam Francescoyla öpüşücekken Neşe üzerimde tepiniyo.
Televizyonda sevdiğim sanatçıyı görünce
Amerika da;
+Baba kanalı değiştirme lütfen.
-Peki kızım.
Türkiye de;
+Babaağağağa kanalığığı değiştirmeğeğeğe!
-Ne anırıyon elin gavuru için (kanalı değiştirir)
Hahahaha! Bak bu da güzelmiş ve de doğru. Yabancıların ebeveynleri çok hoşgörülü. Mesela bizde kız şortu bırak yırtık pantolon giysin ailesi gebertir yabancılarda bikiniyle dolaşıyolar.
+Bir saat önce dünyanın en mutlu insanıydım.
-Eee sonra noldu?
+Uyandım...
---
+Aşkım abin var mı?
-Evet aşkım 5 tane.
+6 oldu bacım.
---
+yastık savaşı yapalım mı?
-Neyle?
+Sen sandalyeyi al ben kapıyı söküp geliyorum.
---
+Bir gülüşü var kanka
-eee?
+Sanırsın eşşek anırıyor!
Iğrenç espirilerdi ama güldürüyordu. Belki de gülmeye ihtiyacım vardı.
Sesli bir şekilde kahkaha attım. Tabii meraklı Deniz hemen başını bana doğru çevirdi. Sorarcasına baktı.
"Benim Uykum geldi."konuyu değiştirdim ve ayağa kalktım. Telefonu şarja taktım ve yatağa girdim. Yorulmuştum.
Bir kaç dakka sonra kapı çaldı. Ben yattığım için odun açtı. Neşenin sesini duyduğum da rahatlamıştım.
♣♧♣♧♣♧♣♧♣
Gözlerime tecavüz eden güneş Sağolsun uyandım. Bu nedir ya. Akıllı bıdık Neşe perdeyi çekmeden yatmış. Kalkıp perdeyi kapatmaya üşendiğim için üstümdeki örtüyü- nerde lan benim Üstüm de ki örtü? Arkamı döndüğümde Neşe'cim bütün örtüyü almış ve ayağının altına koymuştu! Ben bu kızı sağ bırakır mıyım? Kalkmaya üşendiğimi söylemiştim dimi? Heh işte o yüzden örtüyü ayağımla aldım. Üstüme örtmek yerine direk yüzüme koydum.
Böyle uyuyacağımı sandım ama olmadı. Oksijensizlikten ölüyorum sandım. Masanın üstünde ki saate baktığımda 09:17ydi. Of daha ne kadar erken. Bi dakka ne erkeni ya? 40 dakka sonra kahvaltı var. Yahu bu kadar erken kahvaltı mı olur? İnsanlar uyuyor. Hele ben güzellik uykusuna yatıyorum.
Ayağa kalktım ve aynanın karşısına geçtim. Ve geçmemle iki adım geriledim. Yüzümü ister istemez ekşittim. Bu nasıl bir tip?
Bir an içimden "ben dostum" diyesim geldi.
Bir kere saçım yer çekimine meydan okuyor. O kesin. Birbirine de girmiş. Gözlerimi zaten tam açamıyorum. Dün den kalan rimel göz altıma bulaşmış. Keşke sadece oraya bulaşsa cenemde ve yanağım da da rimel lekesi var.
Hayır ben anlamıyorum. Dizideki kızlar insan Degil mi? Yani dizileri de gerçek hayatlardan esinlenerek yapıyorlar. O kızlar öncelikle çok güzel. Neyse o konuyu geçelim. Bir kilo makyajla yatıyorlar ve aynı şekilde uyanıyorlar. O şekilde kalkmak için put gibi yatmak lazım. Hiç kıpırdamadan. Ki bence bu imkansız. Yani ben hayatta put gibi yatamam. Mutlaka otarafa bu tarafa döncem. Nasıl rahat ediyorsam öyle yatacam. Hem uyurken nasıl hareket edeceğini kontrol edemezsin ki? Bazen yatakta uyuyorum ve yerde uyanıyorum. Gerçi makyajsız yatanlarda var. Onlarda ayrı bir güzel. Sabah çok güzel bir şekilde kalkıyorlar. Hatta sevgilileri uyurken onları izliyor. Beni izlese hayattan soğur.
Aman ne düşündüm be! Neşenin yanına ilerledim.
"Neşe hadi kalk bebeğim."diye seslendim. Ama kalkmadı
"Naşaaaaa!"diye bağırdım. Ama yok.
"Lan neşe kalk!" Kızda tık yoktu!
Acaba eniştem öldü mü desem? Ama olmaz sonra bende ölürüm. Nasıl mı? Neşe şaka yaptığımı öğrendiğin de beni geberticek. Bakın simdi olayı canlandırıyorum. Neşeye eniştem öldü dersem beni öldürür. Sonra benim arkamdan abim de intihar eder. Sonra Neşe vicdan azabından intihar eder. Ee tabii Neşe ölürse ardından Eniştem de intihar eder. Çocukluk arkadaşı öldü diye bizim öküz de intihar eder ve işte MUTLU SON!
"Neşe anlının ortasında kafam kadar sivilce var!"diye bağırdım. Tabii buna karşılık Neşe de hemen ayağa dikildi. İşte bu be!
Yani öyle bakmayın! Bir kız için sivilce çok kötü bişey. Bide tam iki kaşının ortasında çıktıysa. Ve tabii sevgilin varsa.
Hem söyleniyor hemde aynaya ilerliyordu.
"Şaka mı bu ya! Ben dedim ama. Ben dedim o kadar cips yemeyelim diye. Ama yok bi geceden bişey olmaz dedi. Beni hiç dinlemiy- sivilce nerde?" Zavvallı arkadaşım. Dünyanın en kötü şakasına marus kaldı.
"Ay. Yokmuymuş. Ben yanlış gördüm demek."diye geveledim.
Köşede ki topuklu ayakkabısını eline aldı ve bana doğru salladı.
Abo! Yandım. O topuk kafama gelirse beynim delinir ya.
"Bir dakika!" Dedim ve elindekini indirdi.
"Ne?"diye çıkıştı.
"Yarım saat sonra kahvaltı var ve daha hazırlanıcaksın. Enisteme güzel gözükmen lazım. O yüzden elindekini sakince yere bırak." Elindekini yere bıraktı ve dolabı açtı.
Demek sevgilin olunca böyle oluyor.
Banyoya girdim ve elimi yüzümü yıkadım. Biraz insana benziyim dimi?
Dolaptan mavi kot şort ve salaş pembe bir tişört giydim. Aslında pembeyi pek tercih etmem ama bu mora doğru kaçmış bir bembe. Yani tam mor olucakmış köşeden dönmüş. Ayağıma parmak arası terlik giydim. Saçımı taradım. Zaten dalgalıydı. Telefonumu cebime tıktım ve hazırım.
Neşe makyaj yapıyordu. Bende yapmakla yapmamak arasında kaldım ve yapmamakta karar kıldım. Kendimi beğendireceğim kimse yok sonuç olarak.
♣♧♣♧♣♧♣
Kahvaltı yapmıştık. Ben Deniz Neşe ve Enistem. Kerem yeni sevgilisiyle kahvaltı yapıyordu. Yani bir süre kurtuldum denebilir. Şu anda deniz kenarında bir masa tuttuk ve oturuyoruz. Ve herzaman ki gibi eniştecim ve Neşe civelek civelek konuşuyor ben ve Deniz mal gibi izliyoruz.
"Hadi kumlarda yürüyelim!"dedi Neşe ve ellerini birbirine vurdu.
"Tamam" dedi eniştem! Hiç Hayır diyemiyor ya.
"Lan bi kerede Hayır de şu kıza." Diye söylendi Deniz. Ilk defa ona katılmıştım.
"Kesinlikle bu kadar şimartma."dedim.
"Of sizene. Kıskanmayın."
"Kıskanmak?"diye soru yöneltti Deniz.
"Sevgili felan çekemem ben."dedim bende.
"Al işte iki tane cins."dedi Neşe. Enistem güldü ve ayağa kalktı sonra Neşe'yide kaldırdı ardından yürümeye başladılar. Tabi ben ve Denizi arkalarında bırakarak. Başımı sola çevirdiğimde Deniz'le göz göze gelmem bir oldu. Başımı hemen önüme çevirdim. Ve Keremi gördüm
Geldi.
"Selam."dedi ve kaşlarını çattı gözleri Denize kaydı. Ardından karşıma oturdu.
"Selam."dedim.
"Siz sevgili misiniz?" Diye sordu direk. Bu nerden çıkmıştı.
"Hayır!"dedim."Ne alaka?"diye de ekledim.
"Ne biliyim baş başa oturuyorsunuz."dedi
"Şu arka masadaki erkeklerde baş başa oturuyor."dedim ve onları gösterdim.
"Anladım. Tamam."dedi ve güldü. Bende güldüm.
"Eee sevgilin nerde?"diye sordum. Sabah sevgilisi vardı şimdi tek geziyor.
"Ayrıldık."dedi ve dudaklarını büzdü. Sonra sırıttı.
"Ne kadar da üzülmüşsün öyle." dedim.
"Gözüme başka kız kestirdim." dedi ve yanağımdan makas aldı.
Hadi ya?!
O sırada telefonuma mesaj geldi. Ekrana baktığımda abimden geldiğini anladım.
"Dış kapıda seni bekliyoruz!"
Yazıyodu. Kaşlarımı çattım. Bekliyoruz derken?
Bir dakika burayamı geldi! Şu anda burdamı! Kiminle geldi ki? Cenklerle gelmiştir kesin! Ama onların tatilinin bitmesine daha var. Ay kesin yengemle geldi. Ay inşallah onla gelmiştir.
"Neden sırıtıyosun?"gelen sesle başımı kaldırdım Neşe gelmişti.
"Hadi gidiyoruz."dedim ve ayağa kalktım. Şaşkın gözlere aldırmadan Neşe'nin elini tuttum.
"Nereye?"diye sordu Neşe ve eniştem aynı anda.
"Abimler gelmiş!"dedim.
"Tam- abimler derken?"
"Yani abim mesaj attı. "Dış kapıda seni bekliyoruz." Diye 'ruz' dediğine göre yanında birileri olabilir ilk başta cenkleri düşündüm ama onların tatilinin bitmesine daha var. Geriye gelinimiz kalıyor inşalla-"
"Kumsal sus!"dedi Neşe "abin yaşlandı orda! Hadi gidelim." Diyede ekledi.
"Bende geliyorum."dedi eniştem.
He gelde abim öldürsün seni!
"Olmaz!"dedi Neşe. Zavallım sevgilisinin ölmesini istemiyor.
"Nedenmiş o?"diye sordu eniştem.
"Seni daha sonra tanıştırcak. Eğer şimdi birden sevgilim var derse ortalık gerilir.bÇok korumacıdırda."dedim ve Neşeyi peşimdem sürükleyerek koşmaya başladım.
Özlemiştim abimi. Ve de yengemi inşallah o gelmiştir. Başka kim gelcekki zaten.
Kapının oraya geldiğimizde görevli bizim için kapıyı açtı. Bizde hemen dışarı çıktık. Abim ordaydı. Hemen yanına gidip sarıldım. İster istemez etrafa baktım ama kimse yoktu.
Kelime kalabalığı yaptı sanırım.
"Naber cadı ve Neşe?"dedi abim.
"Bana cadı ona Neşe."diye homurdandım.
"Iyiyiz sen" dedi Neşe.
"Eh işte."
Neşeye baktığımda abime bakıp sırıtıyordu. Abim ise bana bakıp sırıtıyordu. Burda bir işler mi dönüyor? Hâlâ aynı halde olduklarından sabrım taştı.
"Ne olduğunu söylicekmisiniz? Yoksa burda böyle dikilmeye devam mı edeceğiz? Ben ilkini seçmenizi istiyorum. Çünkü uzun süre ayakta durursak ayaklarımız ağrır. Bu bilimseldir. Eğer yok bişey derseniz buna inanmam. Iki saattir sırıtıyorsunuz! Bence söyley-"
"Of be bu ne çene!"
Arkamı döndüğümde Kerem görüş alanıma girdi. Abimin yanında abuk subuk davranırsa dayak yer o kesin. Ve buna karışmam. Hakketti demektir abim boş yere adam dövmez.
"Senin içerde olman gerekmiyormu?"diye sordum. Benim bildiğim kadarıyla keyfine göre çıkamazsın bu kamptan.
"Kuzenim beni görmeye gelecekti."dedi Kerem. Bende önüme döndüm. Ne hali varsa görebilir.
Abimle Neşe fısır fısır konuşuyodu.
Yuh ya.
"Benden gizlediginiz ne varsa öğrenebilir miyim? Yoksa çıldırıcam! Hayır yani bu nedir? Benden gizliceniz ne olabilir? Bişey olamaz! Olmam-"
Ağzımda bir baskı hissettim. Sonra yanağıma bir baskı geldi ve hemen geri çekildi.
Kerem eliyle ağzımı kapatmış ve yanağımdan öpmüştü! Deli mi bu çocuk. Eli hâlâ ağzımdaydı. Bende elini ısırdım. Anında elini çekti.
Abim bize tip tip bakıyordu. Döv abi döv! Gebert! Hatta öldür! Ne cins bişey bu ya. Sapık!
"Kuzen sen bu kıza nasıl dayanıyosun?"dedi Kerem abime dönüp!? Kerem dedi abime dönüp!? Dönüp dedi abime Kerem!? Abime dedi Kerem dönüp!?
"Ne? Nasıl? Kim? Kimin? Nerde? Ne zaman? Noluyor ya?!"diye ardı ardına sorular sordum.
"Arslan amcamı hatırlıyo musun?"diye sordu abim. Tabiki hatırlıyorum. Nasıl unutabilirim. Bana hep çikolata alırdı.
Başımla onayladım.
"İşte o şahıs benim babam."dedi Kerem.
Bir duygu patlamasıyla Kerem'e sarıldım. Belkide bir akrabamızın olması benimle mutlu etmiştir. Sonra jeton düştü ve geri çekildim.
"Seni pislik baştan beri biliyordun dimi?" Dedim Neşeye. O ise cevabını dudaklarını büzüp masum köpek bakışı atarak verdi.
O sırada bütün dikkatler kamp kapısından çıkan Denize çevrildi. Köşede duran siyah arabaya bindi ve hızla burdan uzaklaştı. Tekerleri giderken öyle bir ses çıkarmıştı ki kulaklarım acımıştı.
"Herkes istediği gibi çıkıp girebiliyor-" abimin sözünü kesen Kerem oldu.
"O herkes değil kampın sahibi."