•6•

2085 Kelimeler
Kerem kuzenim. Bunu atlatmam zaman alacak galiba. Sonuç olarak ilk başta ondan nefret ettim. Bana asılan bir sapık sandım. Ama kuzenimmiş. Aslnda yavaş yavaş bir kaç anımız canlandı gözümde. Küçükken babasının bana getirdiği çikolataları alıp kaçardı. Tabii sonra benden dayak yerdi. Bunları bana anlatmasıyla hatırlamıştım. Abim gittikten sonra bizde geri kampa girdik. Neşeyi biraz fırçaladım. Sonuç olarak bana söylememişti. Bide gülüyordu. Ayrıca Deniz bu kampın sahibiymiş. Bu da ayrı bir konu. Böyle bişey düşünmemiştim. Yani buranın onun olabileceğini. Hem yakışıklı hem karizmatik hem sempatik hem öküz hem odun hem de zengin. Yani saçma oluyor. Herneyse bu konuyu sonra düşünürüm. Şimdi kamp ateşi için hazırlanmamıza odaklanıyım. Neşenin saçını düzleştiriyorum. Keçi gibi saçları vardı. İnatçımı inatcı. Bütün vaktimi bu saça harcıyordum. "Deniz'i sana ayarlıyım mı?" Neşenin sorduğu ani soruyla göğsümde bir boşluk oluştu. Bu nerden çıkmıştı. "Ne alakası var şimdi!"diye çıkıştım. Bu kızın çok pis kaşıntısı var. "Hadi ama! Yapma! Yakışıklı karizmatik zengin! Yani internete yakışıklı zengin koca duası yazmış ve okumuş gibi karşına çıktı. Sen güzelsin o yakışıklı bence tamam."dedi. Bana sürtük diyen biriyle neden evleniyim. "Bu asla olmaz."dedim "O nedenmiş"diye sordu. "Onun gözünde bir sürtüğüm. Bana sürtük diyen birisi-" "Bir dakka o piç sana sürtük mü dedi?"diye lafımı böldü Neşe. "Hı hı."diye geçiştirdim. "Nasıl ya? Ne zaman? Ne ara-" "Bitti! Hadi kalk giyin bende hazırlancam daha."dedim ve düzleştiriciyi fişten çıkarıp yerine koyduktan sonra dolaba ilerledim. Bir kot pantolon ve tişört aldım. Onları hızla üzerime geçirdim. Aynanın karşısında saçıma şekil verdim ve tamam. Benim işim bu kadar. Şimdi sıra Neşeyi beklemekte. Onu beklerken dolaptan bir çikolata aldım. Abimin şu kız meselesini merak ediyorum. Zaten elinden geldikçe bahsetmiyor. Sinir etti beni. Sanki yicem kızı. Sadece merak. Insan yengesini merak etmez mi? Eder. Kamp bitsin ve bu kendisine kız bulamasın yolda gördüğüm ilk kızla arasını yapacam yahu. "Hadi geç kalcaz senin yüzünden."dedi Neşe bana bakarak. Benim yüzümden mi? Iki saattir ben hazırlanıyodum doğru (!) Beraber kulübeden çıktık ve kamp alanına ilerledik. Kerem, eniştecim ve Deniz göz hizama girdi. Oturmuş bir şeyler konuşuyolardı. Kerem'le göz göze geldik hemen ayağa kalktı ve yanımıza geldi. Bir koluna beni bir koluna Neşeyi aldı ve oturdukları yere götürdü. Neşe hemen eniştecimin yanına oturdu. Bende Kerem ve Denizin ortasına. Nedense kendimi iki büyük düşmanın ortasına oturmuş gibi hissediyorum. "Ne konuşuyodunuz?" Diye sordu Neşe. Kızım sanane ya. Belki erkeksi birşey. "Tehlikeli bir p-" Kerem'in lafını Deniz öksürük sesiyle böldü. Sonra Kerem "hiçbirşey yani"diye ekledi sözüne. "Çok inandırıcı oldu."dedim. "Sizi inandırmak gibi bir vazifemiz yok hanımefendi(!)"diye dalga geçti Deniz. "Ben senle konuşmuyorum"dedim. Deniz ağzını açmış bişey dicekti ama Kerem araya girdi. "Prensesim biz senle yürüyüş yapalım mı? Hem biraz vakit geçirmiş oluruz."dedi ve ayağa kalktı. Ardından elini uzattı. "Harika olur."dedim ve uzattığı elini tuttum. Iyice uzaklaştığımız da kumlara oturduk. "Eee?"dedi. "Ne eee?"diye karşılık verdim. "Hayat nasıl canım kuzenim?"diye sordu ve yanağımdan makas aldı. Ardından "Mesela Deniz?"diye sordu. "Deniz nerden çıktı?" "Bilmem." Dedi ve gülmeye başladı. Bugün herkesin neyi var. Ne Deniz'miş arkadaş. Bu ne ya! "Komik bir şey konuştuğumuzu sanmıyorum."dedim. Neye gülüyordu bu? "Hımm. Ne biliyim yani. Şey. Hani atış-. Of tamam yok hiç birşey. Sadece kendini ona kaptırma."dedi bi anda ciddileşerek. "Ne? Ona kendimi kaptırmam. O ukala, kendini beğenmiş, zengin Zübbesinin teki!"dedim. Tabi yakışıklı,karizmatik, baş döndürücü ve çekici. "Hadi ama gel açık konuşalım. Ondan bütün kızlar etkileniyor. Bu yüzden yalan yok."dedi "Ya konuştuğumuz konuyu pek sevmedim. Hem nolurmuş ondan hoşlanırsam ya da...." "Aşık olursan?"diye lafımı tamamladı. "O aşık olucak birisi değil. Yani ona aşık olursan bu platonik aşık gibi bişey olur. O kimseye önem vermez. 4-5 kişi hariç yani."diye ekledi. Sesli bir şekilde yutkundum. "Sen ne zamandır tanıyorsun bu Denizi?"diye soru yönelttim. O kadar emin konuştu ki yıllardır tanıyor gibi. "5 yıldır. Lise de tanıştık ama 2. Sınıfta arkadaş olduk. Yani 4 yıldır." Dedi. "Kaç yaşında?"diye sordum. Meraklı ben. "20. "dedi. "Kendinden büyük bir sevgili arıyors-" "Ya şu konuyu kapatsak. Hadi sen ve kızlardan konuşalım."dedim. "Eminmisin? Çünkü sadece son üç günde 7 kız değiştirdim. Yani konuşursak birazcık (!) uzun sürer."dedi. "Vav. Tamam. Anladım. Peki aşık olmayı denedin mi?"diye sordum. Hayatının sonuna kadar böyle olamaz ya. Ya da olur? Erkek milleti valla bir şey diyemiyorum. "Kızım aşık olmak denenmez bir kere olursun. Onu da sen seçemezsin. Yani karmaşık bir şey bu aşk. Su ana kadar kimseye öyle bir duygu beslemedim. İnşallah bu saatten sonra da beslemem."dedi. "Neden?" "Aşk kelimesi güzel olabilir. Ama inan bana acı çektiren bir kelime. Ve o acı şu ana kadar yaşadığın en kötü acı olur. Ama bazen mutlu eder. Hatta mutluluk kelimesi hafif kalır sen hiç bu kadar mutlu olduğunu hatırlamazsın ve yanından ayrılmak istemezsin. Yani hiç sevmemek acı çeke çeke sevmekden daha iyidir. Sen iyi birisine değil sana uymayan senin zıttın olan birisine tutulacaksın. Zıt kutuplar birbirine çeker misali. Gerçekten mutlu olacağın birisini bul ve ona vurul."dedi. Ağzım açık ona bakıyordum. Bu kadar iyi anlattığına göre yaşamış "Sen aşık mısın?"diye sordum "Eve- Hayır!"dedi. Sonra gülmeye başladık. ♣♧♣♧♣♧♣ Gözlerimi duyduğum takırtılarla açtım. Ben neden adam akıllı uyuyamıyorum acaba? Ya da sabah sabah uyanan bu deli kim? Hafifçe doğruldum ve sesin geldiği yöne baktım. Evet Tabiki Neşe. "Kızım sen hasta mısın? Yat zıbar be! Uyumaya çalışıyorum."diye söylendim. "Olmaz. Akşam için kompin arıyorum." Akşam? Hee. Akşam kampın 7.yılı olduğun dan parti olacakmış. Her yıl oluyormuş. Son ses müzik,içkiler,dans,eğlence... Herkes bunu heyecanla bekliyor. Peki ya Ben? Pek sanmıyorum. Uyumak daha iyi. Tabii Neşe den bu mümkün mü? Kız manyak! "Neşe saat kaç?"umursadığımdan değil merak. Perde çekik olduğundan fazla tahmin de bulunamıyorum. "Sanırım 6'ya geliyor."dedi.dedi. Cidden dedi. "Lan gerizekalı! Karga bokunu yemeden ne hortladın!"diye bağırdım. O sırada kapı çaldı. Sabah 6'da? Ya sabııırr. Bi deli daha. Neşe kapıyı açtı. Bense yorganı üzerime çektim. "Benim güzel prensesim niye bağırıyor." Kerem'in sesiyle yorganı açtım ve doğruldum. Keremle beraber Deniz ve Eniştem'de gelmişti. "Afedersiniz ama sorunlu felan mısınız? Saat kaç? 6. Neden hortladınız? Millet deliye hasret ben akıllıya. Sabır ya."dedim ve geri yattım. Gözlerimi kapattım belki uyurum. Zaten geç yattım. Dün yatana kadar Kerem'in ağzından laf almaya çalıştım ama yok! Ruh diyo Peygamber demiyor. Bir türlü itiraf ettiremedim. İçine kapanık zavallım. Ama olsun elinde sonunda itiraf edicek. O kızı öğrenecem. Kimmiş neyin nesiymiş. Yan tarafım da ki baskıyla yatağa birisinin yattığını anladım. Gözlerimi açıp yan tarafa baktığımda Kerem'in olduğunu gördüm. "Akşam için heyecanlı değilsin sanırım?"dedi Kerem. "Aslında bakarsan tabiki....Hayır!"dedim. O ise güldü. Üstümde ki örtüyü ayaklarımla yere attım. Üzerime baktığımda short ve askılı olduğunu gördüm. Üstümü başımı düzelttim ve yataktan kalktım. Eniştecim ve Deniz ikili koltukta oturup ayaklarını masaya uzatmışlardı. Neşe hanım ise dolabın karşısında hâlâ kıyafet seçiyor. Bu Kız beni deli edecek. Telefonum çalmaya başladı. Telefon da Denizlerin ayaklarını uzattıkları masanın üzerindeydi. Saat 6'da kim arayabilir acaba? Herkes bu sabah için anlaştı mı acaba? Bu kızı delirtelim diye? Oflayarak masaya doğru ilerledim. Ben o tarafa ilerlerken eniştem de Neşenin yanına doğru ilerliyordu. Telefonu aldım ve Selinin aradığını gördüm. "Sabahın köründe beni arayan bu şahıs kim acaba?"dedim alayla açar açmaz. "Selin şahısı olabilir mi?"dedi ve güldü Selin de. "Hımm bi düşüniyim? Belki."dedim ve güldük. Enistem Neşe'yle beraber kıyafet seçtiğinden Denizin yanına oturdum. "Sana bir şey söylemem lazım."dedi Selin. "Dinliyorum." "Ama sakın ani tepki verme!"diye uyardı. "Noldu? Bir şey mi oldu? İyi bir sey mi kötü bir sey mi? Doğru söyle yoksa evlendiniz mi? Bak sakın evlendik deme gebertirim seni! Nikah şahidin ben olu-" "Telefonu kapatıp Neşe'yi mi arayayım?"diye uyardı. "Tamam ya söyle hadi."dedim. O sırada Deniz'e baktım. Ben ona o ise açıkta olan bacaklarıma bakıyodu. Dirseğimi karnına geçirdim. Elini karnına götürdü ve yüzünü buruşturdu. Acımış olmalı. Canıma değsin. Telefonu ağzımdan uzaklaştırdım ve Denize yaklaşım. "O bal rengi gözlerini yerinden söktürtme!"diye uyardım ve telefona geri döndüm. "Selin orda mısın?"dedim. "Of dur bi hazırlanıyım."dedi. Nefes alıp veriyodu. Kötü bişey mi acaba? Yoksa iyimi? "Meraktan ölcem he!"diye bağırdım. "Hamileyim!"diye bağırdı bana karşılık olarak. İyi güzel da Allah analı babalı büyütsün. Sabah sabah- "Ne!"diye bağırdım."Nasıl ya! Inanamıyorum. Ay ben teyzemi oluyorum. Şaka gibi yanlız yaşlı hissetmeye başladım. Bu doğal dimi teyze sendromu. Daha genci- bir dakika ya siz evli değilsiniz! Ver bakim Cenk'i hesap sorcam. Gebertcem onu. Pislik. Evlenmeden olmaz diyemedin mi? Nas-" "Noluyor?"diye sordu Neşe. "Ben kapatıyom ama sonra Arıcam."dedim ve telefonu kapattım. Ardından Neşe'ye döndüm. "Selin hamileymiş!"dedim "Ne?Yuh!Nasıl ya?Şaka dimi? Ne ara yaa?"diye ardı ardına sorular sordu Neşe. "Gitti namus."dedim ve güldüm. ♣♧♣♧♣♧♣♧♣ "Aslında bakarsan bu daha güzel olur. Ya da bu. Ama bu da bana yakışıyor." Sabır. Iki saatti- pardon sabahtan beri kıyafet seçemedi. Tek tek deniyor sonra çıkartıyor. Sonra çıkardıklarını tekrar giyip farklı şeylerle kombin yapıyor. Delirecem. Ve daha 5 saat var. Üzerime pantolon ve askılı tsirt giydim. Saçımı at kuyruğu yaptım. Ayağıma spor Ayakkabı giydim ve kulübeden çıktım. Kamp Neredeyse bitmişti. Her yer süslenmişti. Bizim erkeklerde yardım ediyordu. Masalar kurulmuştu. Üzerine yemekler felan konulacak tabii içki de. Kerem ve Deniz balonları asıyolardı. Bende yanlarına ilerledim. "Selam."dedim "Selam prenses."dedi Kerem. Ve bilin bakalım noldu. Deniz beni takmadı aman ne güzel. "Yardıma ihtiyacınız var mı?"diye soru yönelttim. "Neşe'den kaçıyorum demiyosunda."dedi Kerem gülerek. "Sabahtan beri kıyafetlerin içinde deli etti beni napıyım."dedim ve omuz silktim. Ardından "Ee bunlar mı takılacak?"diye sordum elindeki süsleri işaret ederek. Başıyla onayladı. Elinden aldım ve kulübenin duvarına dayanmış olan merdivene çıktım. Çıktım da ben bunları nasıl asıcam? "Banta ne dersin?" Diye bir fikir ortaya sürdü bizim bilmiş Deniz. "Alayım."dedim ve elinden aldım. O sırada adının Kübra olduğunu bildiğim kız geldi ve Deniz'in yanına ilerledi. Tabiki bakmıyorum. Deniz'in kulağına bişey söyledi. Bakmadım ya benin arkamda gözüm var ondan. Deniz Kerem'e döndü. "Kerem Kübra'yla git ve yardım etsene."dedi Kerem Başıyla onayladı ve gittiler. Sevinsem mi? Üzülsem mi? Bilemedim. Sonuç olarak Deniz gitmedi. Ama Kerem gitti ve ben Deniz'le yanlız kaldım. Aslında o kadar da kötü değil gibi. "Inmeyi düşünüyo musun? Yoksa oradamı kalacaksın?"Deniz'in sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. "Iniyorum."dedim ve Merdiveni inmeye başladım. "İnmiyi dişiniyimisinmiş"diye taklit ettim onu. O sırada ayağım merdiven boşluğuna geldi ve geriye doğru düştüm. Tahtalı köyün tanıtım fragmanı gözlerimin önüne geldi. Sırtım da ve ayağım da bir el hissettim. Deniz. Deniz beni tutmuştu. Ellerim istem dışı Denizin boynuna dolandı. Göz göze geldik. Yüzlerimiz fazla mı yakındı Ne? Yakından bile yakışıklıydı valla. "Nasıl bir beceriksizsin."diye fısıldadı yüzüme doğru Deniz. Öküz ya. Valla bak. Ödün hatta Kereste. Gerizekalı. "Bıraksana be! İyice sahiplendin. Bak tecavüz ediyolar diye bağırırım!"diye uyardım Denizi. "Tamam"dedi Deniz ve ellerini çekti. Direk yere düştüm. Oha ya. Götüm kırıldı. İyiki yerler kum yoksa kalça kemiğimi kaybetmiştim. Hayır bu nasıl bir odunluk ya? Bırak denilince bırakılır mı? Ruh hastası hayvan! Ayağa kalktım ve üstümü sirkeledim. Kalçam ağrıyodu. "Özel olarak odunluk dersi mi alıyorsun?"diye sordum ve cevabını beklemeden kulübeye ilerledim. Kulübeye girdim ve hızla kapıyı çarptım. "Öküz ya. Odun. Valla odun. Bildiğin kereste. Bunun acilen yontulması lazım. İnsan dışı yaratık. Gıcık ya. Ego yığını! " ♣♧♣♧♣♧♣ Aynaya baktığım da olmuştum. Elbise giymiştim. Askılıydı. Siyah bel kısmı dar etek kısmı boldu. Dizimin biraz üstündeydi. Belinde kahverengi kalın bir kemer vardı. Ayağıma dizime kadar olan kahverengi Botları mı giydim. Bot dediysem sandalet gibiydi ama dizime kadar sarılan ipleri vardı. Saçımı maşa yapmıştım. Makyajım hafifti. Parlatıcı vardı. Bide Neşe'nin yaptığı göz Makyajı. Ve ben bunları sadece 1 saatte yaptım. Peki Neşe? En azından hazırlanmıştı. Ve çoktan kulübeden çıkmıştı. Telefonu mu yanıma almıcaktım zaten yüksek müzik olucak çalsada duymam. Üstelik çanta almak istemiyorum. Kim taşıyacak onu. Külübeden çıktığımda etraf sessizdi. Galiba konuşma zamanı. Kampın sahibi konuşma yapacak. Yani Deniz Bey (!). Neşenin yanına ilerledim. Etrafta eniştem yoktu. Herhalde Denizin yanında. "Tamam şimdi susun!" Denizin sesiyle herkez susmuştu. DJ için olan yüksek yere çıkmıştı. "Şimdi konuşmayı sevmem o yüzden uzatmıcam. Kimse yaralanmadığı takdirde istediğiniz gibi eğlenin!"dedi ve indi. Aslında şaşırmamıştım. O gıcığın uzun bir konuşma yapmayacağını tahmin etmiştim. "Hadi dans"diye bağırdı eniştem yanımıza gelip sonra hareketli bir müzik çalmaya başladı. Neşenin kolundan tutup ortalara çekti eniştem. Bense dans etmek yerine etrafı izlemeyi tercih ettim. Dansla aram yok. Düşünün o kadar beceriksizim. Deniz bir masada oturuyodu ve yanında kimse yoktu. Bende yanına ilerledim ve tabiki oturdum. Denize baktığımda telefonla konuşuyodu. Tabii ki dinlemedim (!) "Tamam... biliyorum çok yüksek....istersen buraya gel...pekala izle....bende seni."dedi ve telefonu kapattı. Kesin kız. Valla kız. Kız. Cidden kız. Üstelik seni seviyorum dedi kıza. Galiba kıza. Sevgilisi var. Kız. Erkek olcak hali yokya tabiki kız. Keremi karşımda görmemle ona odaklandım. Bu tarafa geliyodu. Lütfen dansa kaldırmasın. "Prensesim kalk bakalım dans etcez."dedi ve kaldırdı. "Dans etmeyi bilmiyorum."dedim "O zaman bana ayak uydur."dedi ve burnunu sıktı. Elimi tutup beni dans edenlerin arasına çekti. ♣♧♣♧♣♧♣ Dans ettikten sonra masaya geri döndüm. Oturmamla birisinin beni kaldırması bir oldu. Kolumdaki ele baktığımda dövmelerden Deniz olduğunu anladım. Arkamı döndüm. Kaşları çatıktı. Beni peşinden sürüklemeye başladı. Kalabalıktan uzaklaşmıştık. Bir kaç kulübe vardı. Sırtımın kulübenin soğuk duvarıyla buluşmasıyla titredim. "Ne zamandır sevgilisiniz? Ondan nefret ettiğini sanıyodum." Dedi birden. Gözlerimi pörtlettim. "Ne? Ne sevg- Benim sevgilim felan yok."dedim "Hadi ya o zaman bunun bir sakıncası olmaz."dedi. Ne olduğunu anlamadan dudaklarıma yapıştı!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE