İki ay geçmişti. Köyde her şey dışarıdan bakana göre aynıydı; tozlu yollar, sabah ezanı, akşamüstü sürülerin dönüşü… Ama Baturay’ın içinde hiçbir şey eskisi gibi değildi. O günden sonra Kumru’nun yüzü gözünün önünden gitmemişti. Gülüşü, Hasan’ın başını okşayışı, Hacer teyzenin anlattıkları… Hepsi bir yük gibi çökmüştü içine. Ve Baturay, alışkın olduğu bir şeyi yaptı: araştırdı. Gizli Takip Adamlarını köye gönderdi. Kumru’yu uzaktan izlettirdi. Kızın kimle konuştuğunu, nereye gittiğini, kimlerin etrafında dolaştığını öğrenmek istedi. Bir gün rapor geldi. “Beyim… Kumru denen kız bir adamla görüşüyor. Adam kendini Kara diye tanıtmış . Mafya babası, kibar, sessiz gibi davranıyor kıza . Amacı ne belli değil . Ama geçmişi temiz değil.” Baturay’ın yüzü anında sertleşti. Kara… O ismi

