Açma Gözlerini

2232 Kelimeler
Diye sorduğunda Ada, babasının söylediklerini hatırlayıp annesinin elini sıktı. "Merak etme annecim. Iptal oldu o plan. Babam onu iyice azarlamış olduğundan söz etti." Gülümsediğinde, Ayşe Hanım derin bir nefes alarak rahatlıkla güldü. "Rahatladım. O zaman yemek hazır. Birlikte yiyelim" Diyerek ayağa kalktığında Ada da ayağa kalktı. "Kafana uygun birilerini bulamadın mı bugün?" Annesinin bugün ev için çalışacak birilerini seçeceğini hatırladığında annesi gülümsedi. "Yarın başlıyorlar" Dediğinde birlikte salona geçtiler. "Bugün son kez mi senin yemeklerini yiyeceğiz?" Annesi ona baktı. Yüzünü iki eli arasına alırken gülümsedi. "Benim kızım ne zaman isterse annesi ona kendi elleriyle yemek yapacak" Ada gülümseyerek gözlerine baktığı annesine sıkıca sarıldı. "Seni çok seviyorum" Ayşe Hanım gülümsediği sırada evin kapısı çaldı. Ada umursamadan koltuğa oturup annesine döndü. "Anne kapı çalıyor" Ayşe Hanım kızının üşengeç haline alışkın olarak bir şey demeden kapıya yöneldi. Kapıyı açtığında eşi Ahmet Bey'i gördü. "Hoş geldin hayatım" Deyip ceketini çıkarmasına yardım ederken, Ahmet Bey gülümseyerek içeri girdiğinde, kızını elinde telefonla oynarken görüp yanına yaklaştı. "Ada Eryaman, bak bakalım ne var bende?" Diyerek elindeki bankaya ait zarfı kızına uzatınca, Ada babasının dün telefon için verdiği kredi kartın limitini fazlasıyla zorladığını hatırlayarak ayağa kalktı. "Babacım hoş geldin. Ama çıkmam gerekiyor" Hızla arkasını döndü. "Ada dur bakalım olduğun yerde" Ada adımlarını durdurmak zorunda kalınca, babasının yaklaştığını adamlarından hissedebiliyordu. Önüne geçen Ahmet Bey kızına baktı. "Tek bir şeyi merak ediyorum. Ne aldın bu kadar?" Ada eğmiş olduğu başını kaldırıp babasının kendi gibi yeşil gözlerine baktı. Inandırıcı bir yalan bulabilmek için zamana ihtiyacı vardı. Farkında olarak bir anda yüz ifadesini değiştirip gülümsedi. "Yakışıklı babam benim" Ahmet Bey kızının bir anda değişen yüz ifadesine bakıp şaşırdı. "Babaların en yakışıklısı. Şimdi sorsalar anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun. Hiç düşünmeden babam derim" Diye annesinin mutfağa gidişinden faydalanıp gülümserken, Ahmet Bey gözlerine bakıyordu. "Bunu çocukken defalarca sormama rağmen nedense hiç bir zaman istediğim cevabı alamadım" Ada hatırlayınca, babasına yaklaştı. İki yanağını sıkıca sıkıp öpücük kondurdu. "O zamanlar çocuktum babacım. Gerçek şimdi belli"  Ahmet Bey katı görünümünü daha fazla koruyamadığını fark edip gülümsedi. "O zamanlar yalan yoktu sadece"  Ada gülümsedi rahatlıkla babasını yumuşatabildiğini anlayarak. "Ne yalanı babacım. Gerçekten seni daha çok seviyorum" Annesinin duymasından korkarak bir yandan da mutfağın kapısını kontrol ediyordu. "Ada Eryaman, tam bir baş belasısın" Diyerek gülümseyen babasına yaklaşıp sıkıca sarıldı. "Benim yakışıklı babam" Babası geriye çekildi gülümseyerek. "Tamam. Yine kızgınlığımı geçirmeyi başardın" Ada da geriye çekildi. Tekrardan koltuğa oturup telefonu eline alarak oyuna başladığında, babasının şaşkın ve meraklı bakışları ona döndü. "Hala merak ediyorum. Neler aldın?" Ada ona döndü. "Ayakkabı, Çanta..." Diye saymaya devam ettiğinde babası elini kaldırıp gözlerine baktı. "Tamam tamam yeterli" Ada gülümseyip büyük hır zaferle oyununu oynamaya devam etti. ... Yemekler yendikten saatler sonra Ayşe Hanım yatağına girerken, Ada ayağa kalkan babasına yaklaştı. "Baba saat kaçta gideceğiz?" Diye annesinin duymasından korkarak sessizce fısıldadığında babası yanına yaklaştı. "Bu gece gitmeyeceğiz kızım?" "Neden? " "Her gece o eve girmene gerek yok. Yarın gece gideriz." Ayağa kalkıp odasına yol alırken Ada da kalktı. Odasına yol aldığında kolundaki saate baktı. Umursamamaya çalışsa da içten içe hastanede bıraktığı Aras'ı merak ediyordu. Saatin gece yarısına yaklaştığını fark edince cama yaklaştı. Perdesini birazcık aralayıp yan villaya bakışlarını çevirip baktığı sırada Aras'ın eve yeni giriş yaptığını gördü. Attığı düzgün adımlardan kendinde olduğunu anlayarak bakarken, elindeki ilaç poşeti dikkatini çekti. "Bu kadar saat hastanede miydi?" Diye kendi kendine sorup kapıyı kapattığını fark ettiğinde perdesini örtüp yatağına girdi. ....  Yatağında gözlerini defalarca kapatmasına rağmen uyumadığını anlayarak oturdu. Ne yapacağını düşünürken karşısında ki masada duran laptopuna bakıp eline aldı. Yatağa yeniden girerken laptopun açılmasını bekledikten sonra i********:'a girdi. Arama yerine tıkladığı gibi farkında olmadan "Aras Demirhan" yazdı. Karşısına çıkan onlarca isme bakarken, kendine geldi. Neden ismini yazdığını ve neden onu bulma gereksinimi hissettiğinin farkında olamayarak bakarken, kendine engel olamayarak profil resimlerine bakmaya başladı. Baktığı profillerden sonuncusunda Aras'ın resmini gördü. Tıkladığında açık olan profilindeki resimlere bakınmaya başladı. Onlarca resim paylaşmış olan Aras'ın yüzünün güldüğü resimlerden birinde durdu. Şimdiki halinden çok farklı görünen diğer resimlere de tek tek bakarken son paylaştığı resime geçip paylaşım tarihine baktı. "Son paylaşımının üzerinden 5 ay geçmiş" Diye kendi kendine merakla konuşurken profilinde merakla gezinmeye devam etti. ....  Ada gözlerini açtığında başucunda duran laptop açık olarak uyuyakalmış olduğunu fark etti. Karşısında duran Aras'ın profiline bakıp kapattıktan sonra laptopunu masanın üzerine bırakıp ayağa kalktı. Bir ihtimal perdeyi aralayarak camın önüne geçtiğinde Aras'ı göremeyince uykulu gözleriyle perdesini örtüp odasından çıktı. .... Ailece yaptıkları kahvaltıdan sonra Ada hazırlanarak odasından çıktığında annesinin bakışları ona kaydı. "Çıkıyor musun?" "Evet annecim. Merve görüşmek istediğini söyledi." Diyerek kapıya yaklaştı. Ayakkabılarını giyerken yaklaşıp annesinin yanağına öpücük kondurdu. "Görüşürüz" Önüne çıkan ilk taksiyi durdurup bindi. Dakikalar sonra bir cafede durduğunda arkadaşını gördü. El kaldıran Merve'ye gülümseyerek yaklaştı. İki kız birbirini öperken oturdular karşılıklı. "Ne içersin?" Diye soran arkadaşına baktıktan sonra çantasını masanın üzerine bıraktı. "Bir kahve. En acısından " Siparişler verilince Merve bakışlarını arkadaşına çevirdi. "Anlat bakalım. Dün neler oldu? " "Dün mü?" "En son ambulans gelmişti. Ve sen bir anda yok oldun" "Ambulanstaydım. Hasta yakını olarak." Merve şaşkınlıkla baktı gözlerine. "Ne? Sen o adamın yakını olarak mı gittin? Hatırlıyorum. Ismiyle seslenmiştin. Neler oluyor Ada?" Ada derin bir nefesle babasıyla yaptıkları planı anlatırken, Merve hayretlerle dinliyordu. .... Ada dakikalardır hazırlanmış olarak oturuyordu ki telefonunun titrediğini fark edip hemen eline aldı. "Baba?" Diye merakla cevap verince, bahçede bulunan babası sessiz olmaya gayret ediyordu. "Bahçedeyim. Hazır mısın?" "Evet, geliyorum" Telefonu kapattıktan sonra odasının kapısını açtı. Annesine yakalanmaktan korkarak parmak uçlarıyla dış kapıyı açıp çıktığında babasını gördü. Hemen yanına yaklaşınca Ahmet Bey bakışlarını kızına çevirdi. "Bugün onu hiç göremedik. Eve gelmemiş olduğunu düşünüyoruz. Yani en uygun zamandayız. Hemen içeri girip evi iyice dağıtıp çıkmalısın" Ada babasının gözlerine bakıyordu. "Babacım şöyle bir sorunumuz var. Ev yeterince dağınık. Daha fazla dağıtırsam bile dikkatini çekmeyecektir. " Ahmet Bey şaşkın bir şekilde kızının dediklerini dinleyip sustu. O ev de dikkatini çekecek ne yapabileceğini düşünürken kızının söylediği "dağınık" kelimesi kulaklarında çınlarken bir anda gülümsedi. "Buldum. O zaman planın tam tersini yapacağız. Ada, evi toplamanı istiyorum" Ada şaşkın ifadesini babasına çevirdi. "Ne? Ben o evi mi toplayacağım?" "Evet kızım, böylesi daha dikkat çekici" "Olmaz. Ben.. Kapıyı bile açmaya üşenen Ada Eryaman.. O pis evi mi temizleyeceğim? Hayır baba" Diyerek arkasını döndü. Kendi evine girmek için ilerlediğinde babasının ısrar etmesini beklemesine rağmen, Ahmet Bey sadece kızının gidişini izliyordu ki Ada tam kapının önünde adımlarını durdurdu. Derin bir nefes verirken babasını yarı yolda bırakmak istemese de o evin dağınık hali zihninde canlanınca yürümeye devam etti. Ne olursa olsun bunu kabul etmeyecek o evi temizleyen kişi olmayacaktı. Elini evine girmek için kapının koluna attığında babasının sesiyle durdu. "Evet, dün sipariş verdiğim kırmızı arabayı iptal etmek istiyorum. Almaktan vazgeçtik" Diye telefonla konuşan babasının sesiyle, Ada şaşkınlıkla döndü babasına. "Sipariş mi verdin baba?" Hızla yanına yaklaştığında, Ahmet Bey telefonu kapatıp cebine koyarken, Ada gözlerine bakıyordu heyecanla. "Şimdi de iptal ettim. Anlaşma biterse araba da yok" Ada derin bir nefesle babasının gözlerine baktı. Bu arabayı her şeyden çok istediğini ve uzun zamandır hayali olduğunu biliyordu. Birkaç günlük bir iş için onu kaybetmeyi göze alıyor muydu? Düşündü Ada sonrasını. O arabaya sahip olacağı anı ve caddelerde son ses müzikle kullandığı günleri. Hayaliyle bile heyecanlanırken yüzünde gülümseme oluştu. "Iptal etme. Kabul ediyorum" Arkasını dönüp Aras'ın bahçesine çıkan kapıya doğru yürüyünce, Ahmet Bey gülümsedi. "Benim saf kızım. Araban yolda" Diyerek arkasından ilerlediğinde, Ada Aras'ın evine giren gizli kapının önünde durup kilidi açtı. "Giriyorum" Babasına son bir bakış attıktan sonra eve girdi. Hala aynı şekilde dağınık olan eve baktıktan sonra yavaş adımlarla yürümeye başladı. Kapalı olan tüm ışıkları açarken ilk olarak salona geçti. Giriş kapısının önünde yere atılmış olan ilaçlara kaydı önce bakışları. "Almamış mı hiç birini? " Diye eğilerek ilaçlara tek tek baktıktan sonra poşete koyup önündeki dolabın üzerinde yer açıp bıraktı. Evin içinde ilerlerken toplamaya nereden başlayacağını bilemiyordu. Daha önce bir bardak suyu almak için bile mutfağa gitmemiş olduğunu düşününce derin bir nefes verdi. "Çok işim var çok" Diyerek önce salon ve mutfağın ortak olduğu alana geçti. Eline aldığı bir çöp poşetine yerde bulunan tüm alkol ve su şişelerini koymaya başlarken, bir yandan da sürekli ayağını çarpıyor şişeleri deviriyordu. "Annecim, biricik kızının şimdiki halini görmeliydin" Diye söylene söylene tüm şişeleri topladıktan sonra çöp poşetini bir köşeye bırakıp bulunduğu yere baktı. Şişeleri toplamak odanın dağınık halini daha da yüzüne vurmuştu. "Kırmızı Arabam..  senin için katlanacağım" Açık bırakılan televizyona yaklaştı. Düğmesine basıp kapattıktan sonra bir anda durdu. Aras'ın sarhoş haliyle açamadığını hatırlayınca kendine engel olamayıp geri dönüp açma tuşuna bastı. Televizyon açılırken etrafında bulunan çöpleri toplamaya devam etti. Dakikalar geçerken Ada, mutfağa geçti. Yerlerde bulunan pet bardak ve tabakları toplarken, kırılmış olan cam tabak ve bardaklara baktı. Oflayarak eğildi. Elini kesmemeye dikkat ederek cam parçalarını toplarken bir anda camlardan birinin parmağına batmasıyla hızla yere bıraktı. "Ah!.Parmağım! " Parmağından akan bir damla kana bakarken gözleri doldu. "Kan!" Diye telaşla pek acı hissetmemesine rağmen telaş yaparak hızla etrafta gezinmeye başladı. "Ölecek miyim? Hayır daha ölmek istemiyorum. Arabamı bile göremedim!!" Bir yandan parmağındaki minik kesime bakarken bir yandan da peçete arıyordu evin içinde. "Kan kaybından öleceğim sanırım" Sadece tek damla kan gelen parmağındaki kesiğe baktıktan sonra gördüğü peçeteyi eline alıp oturdu koltuğun üzerine. Parmağının üzerindeki tek damla kanı silerken, hiç bir şeyi umursayacak gibi değildi. O sırada odalardan birinde açılan kapıyı bile duymamıştı. Aras... uykulu gözleriyle gelen seslerden dolayı odasından çıkıp yürürken, koltuğun üzerinde oturan uzun saçları ve beyaz elbisesi olan birini gördü. Şaşkınlıkla arkadan gördüğü kişiye doğru yürürken, Ada sadece elinin parmağıyla ilgileniyordu ki Aras sesini duyarak adımlarını durdu. "Kimsin sen!!?" Ada duyduğunun şaşkınlığıyla öylece kaldı. Kalbi küt küt atmaya başlarken kendini bu durumdan nasıl kurtaracağını düşünüyordu. Öylece kalakalırken babasının acil durumlar için vermiş olduğu saati hatırladı. Hızla saati çıkarıp düğmeye dokunmak için parmağını kaldırdığı an arkadan gelen gürültüyle olduğu yerde irkildi. Korkuyla ve merakla bakışlarını arkaya çevirdiğinde Aras'ı yerde boylu boyuna yatarken gördü. Ne yapacağını şaşırıp hızla doğruldu. Bakışları onun üzerindeyken yavaş adımlarla yanına yaklaştı. Sessizce önüne eğildiğinde gözlerinin kapalı olduğunu gördü. "Uyudun mu?" Diye sessizce sorarken bir yandan da cevap verecek olma ihtimalinden bile tırsıyordu. "Hey! Sana diyorum" Diye önüne çömelip tekrar seslenirken Aras kendinden geçmişti. Ada şaşkın bir şekilde elini kaldırdı. Yavaşça yüzüne yaklaştırdı. "Aras Demirhan.." Dedikten sonra yine tepki vermediğini gördüğünde ayağa kalktı. Bunu bir fırsat olarak değerlendirip kaçmayı düşündü. Hızlı adımlarla onu yerde baygın bırakıp kapıya koşup açtı. Tam dışarı adım attığı sırada durdu. Derin bir nefesle kapıyı örtüp yeniden içeri girdi. "En azından yatağına yatırmalıyım" Önüne yaklaştı. Koca bedenini küçük bedeniyle nasıl kaldıracağını düşünürken eğildi. İki kolunu tuttuğu gibi iki adım ötede bulunan koltuğa sürüklemeye başladı. Önce başını ardından ayaklarını kaldırıp koltuğa yatırdığında, belinde hissettiği ağrıyla çöktü karşısındaki koltuğa. "Amma da ağırmışsın" Deyip onu izliyordu. Bu genç yaşında neden bu halde olduğunu sorguladı kendince ilk defa. Bakışları üzerindeyken cafedeki adamdan yediği yumruklardan oluşmuş olan yüzündeki yaralara baktı. Kapının önünde gördüğü yerdeki ilaçları hatırladığında hiç birini kullanmamış olduğunu anlamak zor olmamıştı. Derin bir nefesle belinin ağrısının dindiğini fark edince ayağa kalktı. Odalara girip bir yastık ve bir battaniye ile geri geldi. Başını kaldırıp yastığı altına koyarken, battaniyeyi de üzerine örttükten sonra ilaç poşetiyle baş ucuna oturdu. Içindeki kremleri çıkarırken, uyandırmamaya çalışarak yüzündeki yaralara sürmeye başladığında, Aras gözlerini araladı. Yarı uykulu ve kendinden geçmiş halde olmasına rağmen, karşısında duran beyaz elbiseli yeşil gözlü kızı izliyordu hayal meyal olarak. Ada fark ettiği gibi bakışlarını ona çevirdi. Kendisini görmesine engel olmak isteyerek tek elini kaldırıp Aras'ın gözlerinin üzerine bıraktı. "Açma gözlerini.. kapat ve uyu. Açarsan yanında kalamam." Diye sessizce fısıldadığında, Aras gözlerini kapatan ele ve kulağına ulaşan sese yenik düşüp yeniden kapadı gözlerini. Ada gülümseyip diğer ilaçları da tek tek yaralara sürdükten sonra geriye çekildi. Bakışları üzerinde olarak ayağa kalktı. Toplaması gereken altüst olmuş bir ev vardı. Eve bir bakış attıktan sonra oflayarak toparlamaya devam etti. .... Ada sonunda toplayabildiği eve bakıp derin bir nefes verdi. Hala aynı şekilde uyuyan Aras'a yaklaşıp kulağına yaklaştı. "Aras Demirhan..Bu evi bir daha pis görürsem bu defa kafanı kıran kişi ben olacağım" Diye fısıldadıktan sonra geriye çekilip evden çıktı. Evine giriş yaptığında babası karşıladı merakla. "Kızım.. iyi misin?" "Evet ama çok yorgunum ve çok uykum var baba. Yarın konuşalım" Uykulu gözleriyle esneyerek odasına girdi. Kendini yatağa atarken tavanı izliyor, izledikçe de Aras'ı düşünüyordu ki gözleri yorgunlukla dakikalar sonra kapandı. ..... Aras gözlerini araladığında bulunduğu yere baktı. Gece uyumak için odasına gittiğini düşünürken neden salondaki koltukta uyandığını anlayamadı. Koltuğun üzerinde oturur pozisyona geçerken başında hissettiği ağrıyla dokundu. "Başım!" Başına dokunduğunda koltuğun üzerindeki yastık ve yere düşmüş olan battaniyeyi fark etti. Şaşkınlıkla onlara bakıp neler olduğunu anlamaya çalışırken başucunda bulunan ilaçları gördü. Hastaneden geldikten sonra kapının önüne yere attığından emin olarak ayağa kalktı. Attığı ilk adımda bir şeylere çarpmamak için ayağını kaldırdığı sırada evin toparlanmış olduğunu fark etti. Şaşkınlığı artarken evi asla toplamayacağını biliyordu. Etrafına iyice baktıktan sonra odasına geçti. Orayı da inceleyip yeniden çıktığında bakışları salondaki koltuğu bulduğunda bir anda adımları durdu. Zihnini biraz zorlarken, gece o koltuğun üzerinde oturan arkası dönük bile olsa birini gördüğünü hatırladı. Gözlerini kapatırken uzun saçları ve üzerinde beyaz elbise olan birini hatırladı. "Gece..burada biri mi vardı?" Diye kendi kendine sorduktan sonra yaklaşıp koltuğa oturdu. Düşünmeye devam ederken bir an hayal mi gerçek mi ayırt edemeyerek bir çift yeşil göz zihninde canlandı. "Bir kız!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE