Umurumda Değil

3454 Kelimeler
Başını tekrar eğip elleri arasında sıkarken, kızın sadece bir hayal olabileceğini düşünüp ayağa kalktı yeniden. "Rüyaydı rüya. Evi de sarhoşken topladım herhalde." Mutfağa yol aldı. Açlık hissederek buzdolabına yaklaşıp açtığında, içerisinde sadece su olduğunu görünce aldırmadan kapattı. Eline telefonunu alıp rehberinde bulunan tek ismi tuşlayıp kulağına yaklaştırdı. "Aynı menü ve aynı adres" Telefonu kapattıktan sonra koltuğa oturdu. Şimdiki düzenli haline alışamadığı eve bakarken derin bir nefes verdi. Gece evi nasıl toplayabildiğini düşünürken dakikalar sonra kapı çaldı. Hemen ayağa kalkıp açtığında karşısında sipariş verdiği yemeği getiren paketçiyi gördü. Uzatılan paketleri konuşmadan eline alırken, adamın garip bakışları ve uzak tavırları dikkatini çekti. "Ne var?" Adam bakışlarıyla evin içini görmeye çalışıyordu. "Ne var diye sordum!" Ses tonunu sertleştirdiğinde, Adam bakışlarını ona çevirdi. "Bu ev de hayaletler olduğunu duydum" Aras şaşırıp gözlerine baktı. "Ne?" "Herkes bunu konuşuyor abi. Geceleri hayaletler geliyormuş buraya" Hala merakla evin içini incelemeye çalışırken, Aras paketlerin parasını üzerine attığı gibi kapıyı suratına kapatınca, Adam etrafa bakına bakına biraz da korkuyla aracına binip uzaklaştı. Aras elindeki paketi bir köşeye bırakıp, kahvaltı saati olmasına aldırmadan yedikten sonra paketi bir köşeye atınca, adamın söyledikleri kulaklarında çınladı. Böyle bir şeyin olmasına ihtimal bile vermezken bir anda gece gerçekliğinden bile emin olamadığı kızı hatırladı. Şaşkınlığı artarken ayağa kalktı. "Saçmalık!" Diye kendini avuttuktan sonra umursamadan odasına geçti. ..... Ada.. Gözlerini ısrarla çalan telefonunun sesiyle araladı. Söylene söylene yastığının altından çıkarıp ekranına baktığında, arkadaşının ismini gördü. Açma tuşuna bastığı gibi cırlamaya başlayan arkadaşının sesiyle telefonu kulağından uzaklaştırdı. "Merve sakin ol. Derin derin nefes al." Telefonun diğer ucundaki arkadaşı dediğini yapıp derin derin nefes aldı. "Tam tamına 10 dakikan var Ada. Bu dersten kalırsam gizlediğin tüm haltları sizinkilere anlatırım" Ada kapalı olan tek gözünü de açıp yataktan doğruldu. "Ne? Ne dersi Merve?" "Hocanın bir ay önce vermiş olduğu ve birlikte yapmamız gereken ödev için son toplantı var bugün. Bu ödev benim için önemli. Katılmak zorundasın." Ada biraz düşündükten sonra tamamen aklından çıkmış olduğunu hatırlayıp hızla kalktı. "Tamam. Hemen geliyorum" "Bekliyorum" Diye cevap veren arkadaşının suratına telefonu kapatıp hızla ayağa kalktı. Dolabını açarken ne giyeceğini normalde saatlerce düşünen Ada, bu defa önüne ilk çıkan kıyafetini eline aldı. Yatağın üzerine bırakırken kolundaki saate baktı. 10 dakika içinde ödev için yapılan bu toplantıya katılmazsa arkadaşının her şeyi ailesine anlatacağından şüphesi yoktu. Arkadaşının da en az kendi kadar normal olmadığını biliyordu. Hızla lavaboya koştu. Elini yüzünü yıkadı. Dişlerini fırçalarken bir yandan da saçlarını toplamaya çalışıyordu. Son hızla yaptığı hafif makyajdan sonra hemen odasına koştu. Evin içinde koşturan kızının bu hallerine alışkın olan Ayşe Hanım sadece gülümsüyordu ki Ada, hızla üzerini giyindi. Ödev dosyasını ağzıyla tutarken çantasını koluma takıp, ayakkabılarını ayaklarına geçirdiği gibi dışarıya koştu. Taksi bulabilmek için caddeye koşarken bir anda birine çarpıp yere düştü. "Önüne baksana be!" Diye bağırdıktan sonra karşısında ki kişiyi görünce öylece kaldı. "A..Aras Demirhan" Dedi hece hece ve zar zor bir şekilde ona bakarken. Kendisini tanıyacağından korkarak gözlerine bakıyordu ki, Aras karşısında yerde duran kıza aldırmadan arkasını döndüğü gibi ilerleyince Ada şaşkınlıkla izledikten sonra söylenerek ayağa kalktı. "Kalkmama yardım etseydin hiç olmazsa. Kaba Adam!!" Diyerek tozlanmış üstünü temizlendikten sonra yere düşen dosyasını eline aldı. Taksi bulabilmek için caddeye bakarken bir anda adımları durdu. Aklına gelen bir şeyle hızla yönünü evine çevirdi. Dakikalar sonra bahçeye girince şoförlerini ve önündeki boş arabayı gördü. "Neden daha önce düşünemedim?" Sadece gülümsedi ve arabaya yaklaştı. Şoför kapıyı açınca Ada'nın söylediği yere doğru yol aldılar. .... Toplantı boyunca başını masadan ayırmadan gözlerini kapatıp uyumaya çalışan Ada'yı farketti arkadaşı. Yanında oturduğu arkadaşını omzuyla dürttüğünde Ada ona çevirdi bakışlarını. "Ne? " Merve'nin ters bakışları üzerindeydi. "Toplantıya uyumak için mi katıldın? " "Hayır tehdit ettim diye katıldım" Merve derin bir nefes verdi. "Ada..Burada söylenen her şey ödev için bizim işimize yarayacak" Ada masanın üzerinde bulunan telefonunu arkadaşına gösterdi. "Ses kaydı alıyorum" Merve sessizce ona bakıyordu. "Ada.. Senin bunu evde dinleyeceğine bir bebek bile asla inanmaz. Hemen başını masadan kaldır ' Ada oflayarak başını kaldırıp eline kalemini alıp konuşma yapan hocaya döndü.Boş bakışlarla baktığı hocayı dinliyor gibi görünse de aslında ruhu bambaşka yerlerde geziniyordu. .... Ada hava karardığında eve yeni girerken annesi karşıladı kapıda. "Kızım" Ada girmiş olduğu toplantının verdiği etkiyle kendinden geçmiş halde olarak annesine bile aldırmadan odasına girdi. Kendini yatağına atarken bakışlarıyla tavanı izliyordu. Bünyesine ters geldiğini düşündüğü dersleri kaldıramadığının farkında olarak gözlerini kapadı. .. Ada gözlerini başucunda çalan alarmın sesiyle açtı. Bakışları saate döndüğünde gece yarısını geçmiş olduğunu görünce uykulu gözleriyle babasını hatırlayıp kalktı. Elini yüzünü yıkadıktan sonra hazırlanmaya başladı. Giydiği beyaz elbiseden sonra saçlarını her zamanki gibi açıp hafif makyajını yapıp aynadan kendini izlerken, babasının aradığını görüp telefonunu eline alıp ayağa kalktı. "Hazır mısın Ada?" "Geliyorum Baba" Annesini uyandırmaktan korkarak yavaş ve sessiz adımlarla ayakkabısını eline alıp çıktığında, bahçede bekleyen babasını gördü. "Ada, görevin tamamlanmasına az kaldı. Herkes artık bu eve geceleri hayaletler geldiğini düşünüyor" Ada gülümsedi. "Harika o zaman" "Hadi bakalım" Yine kapıya yaklaştılar. Babasının bakışları üzerinde olarak Ada eve giriş yaptı. Kapalı olan tüm ışıkları açarken yerde bulunan yemek paketlerini ve alkol şişelerini görünce şaşırdı. "Bir gece de nasıl bu hale koyarsın yine?" Diye dün gece saatlerce topladığı evin dağınık halini görüp yürümeye başladı. Salona geçtiğinde televizyonun açık olduğunu gördü her zamanki gibi. Dün gece yakalanmaktan son anda kurtulduğunu hatırlayınca Aras'ın Evde olup olmadığını merak etti. Yavaş adımlarla odalara tek tek bakınmaya başladığında, yatak odası olduğunu düşündüğü bir odanın kapısını araladı. Işığı sessizce açtığında Aras'ı gördü. Bugün karşılaştığında üzerinde bulunan kıyafetlerle kendinden geçmiş şekilde yüz üstü uyuduğunu gördüğünde, tek gözünü kısıp ona baktı. Yere düştüğü zaman aldırmadan gittiğini hatırladığında aklına gelen düşüncelerle bir anda yüzünde gülümseme oluştu. Hızla evin içinde bir kova aradı. Dakikalar sonda bulduktan sonra bir ip de bulup Aras'ın uyuduğu odaya yaklaştı. Kovayı odadaki dolabın üzerine bıraktıktan sonra ipin bir ucunu kovaya, diğer ucunu da dolabın koluna bağladı.  Içini tamamen su doldurduğu kovaya baktıktan sonra gülümseyip yavaşça odadan çıkıp kapıyı da kilitledikten sonra geçip salondaki koltukta rahatlıkla oturdu. Ayaklarını önündeki sehpaya uzatırken bakışlarını açık olan televizyona çevirdi. Kanalları tek tek değiştirirken en sevdiği dizinin tekrarının yayınlandığını gördü. "Harika" izlemeye başlarken, bir şeyler  atıştırmak istediğini fark etti. Hızla ayağa kalkıp etrafta aramaya başlamasına rağmen su dışında bir şey bulamayınca buzdolabını açtı. Boş olduğunu anlayınca hayal kırıklığıyla kapatıp yeniden televizyonun karşısına oturdu. "Bir daha ki gelişimde hazırlıklı gelmeliyim" Diye kendi kendine konuştuğunda bir anda odadan gelen sesle durdu. "Kahretsin!" Diye gürleyen Aras'ın sesiyle neler olduğunu anlayıp gülümsedi. "Ohh iyice yıkanmışsındır " Diyerek gülerken Aras'ın sırılsıklam olarak kilitli kapıyı açmaya çalıştığını anlayınca, yüzündeki gülümseme arttı. Sabahki intikamını aldığını düşünürken aldırmadan dizisini izlemeye devam ettikten dakikalar sonra kolundaki saate baktı. Babasının telaşlanıp içeri gireceğini düşünüp ayağa kalktı. Tam kapıdan çıkacakken Aras'ın hala kapıyı açmaya çalıştığını fark edince gülümsedi. "Bu kadar ceza yeterli" Kapalı kilidi yavaşça çevirip hızla koştuğu gibi evden çıktı. Kendini yatağına atarken hala aldığı intikamın zaferiyle gülerken, Aras da sırılsıklam olarak zorladığı kapının aniden açıldığını görünce şaşkınlıkla çıktı. Evin içinde birileri olduğunu düşünerek her yere tek tek bakınmasına rağmen kimseyi göremeyince oturdu bir köşeye. Tamamen ıslanmış olarak kendine bakarken üşüdüğünü fark etti. Hemen ayağa kalkıp üzerini bile değişmeden bir battaniyeye sarılmasına rağmen tir tir titremeye başladığında kapanan gözleriyle bir anısı canlandı zihninde. 17 yıl önce.. Aras 8 yaşındayken.. Kış mevsiminde olmalarının etkisiyle şırıl şırıl yağan yağmura rağmen Aras arkadaşlarıyla şimdi kaldığı villanın kapısının önünde maç yapıyorlardı. Çok ıslanmasına rağmen eve girmeye niyetli değildi. O an babasının arabasının yaklaştığını görünce hızla bir köşeye gizlendi. Duran arabadan şoförünün kapıyı açmasıyla inen Erhan Demirhan, kapılarının önündeki çocukların oğlunun arkadaşları olduğunu anlayınca adımlarını durdurdu. Etrafı bakışlarıyla incelerken bir köşede gizlenen bir tek ayak gördü. Görünen ayakta gördüğü pahalı ayakkabıya bakınca oğlu olabileceğini anlamak pek zor olmamıştı. Adımlarını o yöne çevirip yürüdüğünde durdu. "Aras" Diye sessizce fısıldadığında, babasının sesini duyan Aras hızla geriye doğru çekildi. "Oğlum" Tekrar etmesine rağmen çıkmayacağını anladığında, Erhan Bey yanına doğru bir adım attığında göz göze geldiler. Sırılsıklam olduğu kıyafetleriyle tir tir titremeye başlayan oğlunun gözlerine bakan Erhan Bey hızla üzerindeki ceketi çıkardı. Yaklaşıp sıkıca sararken Aras babasının gözlerine bakıyordu. "Eve girelim, hastalanacaksın" Kucağına aldığı gibi hızla içeri girdi. Eve giriş yaptığı gibi kapıda karşılayan evin hizmetlilerine döndü. "Aras'ın hemen üstünü değiştirip her ihtimale karşı doktoru arayın" Aras hizmetlilerin kucağında odasına getirildi. Üstü değiştirilirken salondan gelen ve artık duymaya alışkın olduğu anne ve babasının bağırışlarını duyuyordu. Kulaklarını kapatmaya çalışırken Erhan Bey, eve getirmiş olduğu kuaförüne saçlarını umursamazca yaptıran karısına bakıyordu. "Bu kadar abartacak bir şey yok ortada.! Aras artık büyüdü. Kendi başının çaresine bakabilir!" Diye bağıran karısının rahatlığına anlam veremiyordu. "Aras'ın daha 8 yaşında olduğunun farkında mısın? O daha bir çocuk!" Diye karısına gürlediğinde, kendisinden çok genç olan Esin Hanım kuaförünü gönderip ayağa kalktı. Eşinin çok yakınına gelip gözlerinin içine baktı. "Bir çocuğa kaç yaşına kadar bakabilirim? Kendi hayatıma da bakmak zorundayım!" Erhan Bey derin bir nefes verdi karısının sözleri karşısında şaşkınlıkla. "Çocuk dediğin senin de oğlun. Ve sen annelik görevini hayatım boyunca yapmak zorundasın!" Evde çalışan hizmetlilerden birinin telaşla yanlarına yaklaştıklarını gördüler. "A..Aras Bey ateşlendi! " Erhan Bey hızla oğlunun yanına koştu. Odaya girdiğinde titremeye devam ettiğini gördüğünde bakışlarını hizmetlilere çevirdi. "Doktor neden hala gelmedi?!!" Diye telaşla bağırırken kapı sesi duyuldu. İçeri giren doktor muayene ettikten sonra ilaçları yaparken Erhan Bey oğlunun başından hiç ayrılmadan bekliyordu. Doktorun gitmesiyle yeniden odaya geçti. İlaçların da etkisiyle derin bir uykuda olan oğlunun yüzüne dokundu. "İyileşeceksin oğlum, ben senin yanındayım" Oğlunun yatağı üzerine başını yaslayıp beklemeye başladı. .... Aras kendini daha iyi hissederek gözlerini araladığında, evin salonundan sesler geldiğini duydu. Merakla yatağından çıkıp odanın kapısını aralayınca maç yaptığı tüm arkadaşlarını gördü. Şaşkınlıkla yüzünde gülümseme oluşarak odadan çıkış yaptığında babası yaklaştı yanına. "Oğlum, iyi misin?" Yüzüne dokunurken, Aras'ın bakışları sadece arkadaşlarının üzerindeydi. "Arkadaşlarım ne zaman geldi?" Erhan Bey gülümsedi. "Onları görmek isteyeceğini düşündüm. Sevinmedin mi?" Aras babasının gözlerine çevirdi bakışlarını. "Annem.. Kızabilir" "Annen evde yok. Geceye kadar da gelmeyecek. Yani dışarı çıkmamak şartıyla istediğiniz kadar oynayabilirsiniz" Aras babasının gözlerine baktıktan sonra sıkıca sarıldı gülümseyerek. .... Aras hatırladığı anıyla kendine gelerek üzerindeki battaniyeyi yere atıp doğruldu. Artık yalnız olduğunu ve onu güldürmek için bile çaba gösteren kimsesi olmadığını biliyordu. Derin bir nefesle ayağa kalkıp duşa doğru yol aldı. .... Ada gözlerini "İyi ki doğdun Ada" sesleriyle araladı. Karşısında gülümseyerek durup ellerinde küçük bir pastaya bir tane mum takmış olan anne ve babasını gördü. "Anne, Baba" Diye şaşkınlıkla doğrulurken annesi elindeki pastayı yaklaştırdı. "Hadi Kızım, Üfle" "Doğum günüm iki gün sonra" Şaşkınlıkla ailesine bakarken, babası da ona bakıyordu. "Bu gece şehir dışına çıkacağım. Birkaç güne dönemeyebilirim. Erkenden kutlamak istedim" Hala uykulu olan Ada pastaya üflediğinde, anne ve babası alkışlayınca Ada gülümsedi bu hallerine. "İyi ki doğdun kızım" Annesine ve babasına sarıldıktan sonra gözlerine baktı. "Biricik kızınızın doğum gününü küçük bir pasta ile mi geçirteceksiniz? Hediyem yok mu?" Diye surat asarken babası gözlerine baktı. "Alkolün olmadığı her türlü kutlama serbest ve hediyeni dönüşte vereceğim" Ada gözleri açılarak ve duyduğunun şaşkınlığıyla gülümsedi. "Gerçekten mi?" "Tabi ki." Ada hızla önce annesine ardından babasına sıkıca sarıldıktan sonra gülümsedi. Tek elini babasına uzatırken Ahmet Bey şaşkınlıkla gözlerine bakıyordu ne istediğini anlamayarak. "Ne?" Ada gülümseyip babasının iki yanağını sıktı. "Masrafları karşılamayacak mısın babacım?" Ahmet Bey gülümseyip cebinden kredi kartını çıkarıp kızına uzatınca, Ada hızla yanaklarına öpücük kondurup ayağa kalktı. "Yetiştirebilecek misin her şeyi kızım? Arkasından ilerleyen annesine döndü bakışları. "Tabi ki" Diyerek ilerleyip lavaboya girdi. .... Ada arkadaşıyla tüm gün doğum gününü kutlamak için planlar yapıp ayarlamalar yaptıktan sonra eve girdi. Salonda oturan babasını görünce yaklaşıp iki yanağını sıkıp öpücük kondurdu. "İyi akşamlar babaların en iyisi , en yakışıklısı" Ahmet Bey gülümseyerek baktı gözlerine. "Doğum günü partini ayarlayabildin mi? Yardım edebileceğimiz bir şey var mı?" "Harika bir mekan buldum baba. Her şeyi onlar ayarlayacak. Ve Merak etme alkol olmayacak" Ahmet Bey gülümsedi "Hangi mekan? Bana ismini ve telefonunu ver. Araştıracağım" Ada tedbir olarak almış olduğu mekanın kartını babasına uzattığında, Ahmet Bey eline aldı. "Bu arada bu gece o eve gitmeyecek miyiz?" Diye sessizce fısıldayan Ada'ya yaklaştı Ahmet Bey. "Üç saat sonra uçağım kalkacak" Ada merakla baktı babasına. "Gitmeyeyim mi?" "O eve yalnızken girmeni istemiyorum" Diyen babasının telaşlı gözlerine bakıp gülümsedi. "Babacım telaşlanacak bir şey yok. O kişi bana zarar veremez kendinde bile olmuyor" "İstemiyorum Ada, tek başına gitmeyeceksin" "Tamam baba" .... Ada gözüne bir türlü girmeyen uykuyla yatağından doğruldu. Bakışları karşısında duran saate çaptığında gece yarısını geçmiş olduğu gördü. Normalde bu saatlerde Aras'ın evine gittiğini düşünürken babasının evde olmadığını hatırladı. Yatağına yeniden yatarken gözlerini kapattığında aklında dün gece yaşadıkları canlanınca hızla kalktı. "Hayır Ada, Gitmemelisin" Kendine hakim olmaya çalışsa da dayanamayıp hazırlanmaya başladı. Dakikalar sonra aynadan yansımasına bakarken gülümsedi. Babasının bu evi satın almayı çok istediğini biliyordu. Dönene kadar ona bir sürpriz yapıp evin satılmasını sağlayabileceğini düşündü. Bunun için de Aras'ı o evde hayaletlerin varlığına inandırmalıydı. Derin bir nefesle kendini son kez kontrol edip odasından çıktı. Parmak uçlarıyla attığı adımlara evden bahçeye, bahçeden de gizli kapıdan Aras'ın evine giriş yaptı. Dün Aras'a yaptıklarını hatırlayınca bu defa kapalı olan ışıkları açmadan yürümeye çalışıyordu ki Aras'ın her zaman uyuduğu odanın kapısını ve ışığını açık gördü. Korkuyla o odaya doğru sessizce yürüdü. Rahatça hareket etmek için kapıyı örtmek için yaklaştığında Aras'ın yatağında uyuduğunu gördü. Arkasını döndüğünde sesini duyunca adımları durdu. "Ba..ba" Diye sayıklayan Aras'ın sesiyle bakışlarını ona çevirdi. "Ba..ba.. Affet" Ada derin bir nefesle yanına yaklaştı. Kapalı gözlerine ve kurumuş dudaklarına bakarken ayağa kalktı. Mutfağa yol alıp bir bardak suyla geri döndü. Başını kaldırarak suyu ağzına yaklaştırdığında Aras gözlerini araladı. Kendinde olmayarak suyu yudumladığında bakışları Ada'nın yeşil gözlerinde buluşarak gözlerini kapadı. Başucunda duran Ada yere düşmüş olan battaniyeyi yavaşça üstüne örerken yatağın içinde bulunan bir albümün yere düştüğünü gördü. Eğilip eline alırken merakla içini açtı. Karşısına ilk çıkan resim yeni doğmuş bir erkek bebek ve kucağında sıkıca tutup sevgiyle izleyen bir babaydı. Bebeğin.. Aras olduğunu düşünürken sayfayı çevirdi. Önüne çıkan fotoğraflara tek tek bakarken fark ettiği tek şey ise, fotoğrafların sadece baba oğul olduğuydu ve sadece 10 yıldan oluştuğuydu. 10 yaşından sonraya ait hiç fotoğraf olmadığını ve sayfaların boş olduğunu gördüğünde okuduğunu haberleri hatırladı. Tüm haberlerde 10 yaşında annesi tarafından kaçırıldığı yazıyordu. Aklında oluşan soru işaretleriyle albümü yavaşça kapatıp başucuna bıraktığında bakışlarını ona çevirdi. "Ne yaşadın da böylesine acı çekiyorsun?" Diye sessizce fısıldayıp kapalı gözlerine bakarken, ayağa kalktı. Odadan çıkmak için sessizce arkasını döndüğü an duyduğu sesle durdu yeniden adımları. "Gitme!" Diyen Aras'ın sesiyle bakışlarını çevirmeye korkarak duruyorken, Aras'ın yataktan çıkmaya çalıştığını fark edip telaşlandı. Ne yapacağını şaşırırken kendine doğru yaklaşan adama ne diyeceğini bilemiyordu. Bulunduğu konumu açıklayamayacağını düşünürken, yaklaşan adım sesiyle derin bir nefes verip hızla koşmaya başladığında Aras da koştu. Evin içinde kolunu yeniden tutarken Ada durmak zorunda kaldı. "Kimsin?" Ada derin bir nefesle ne diyeceğini düşünürken, Aras yeşil gözlerine bakıyordu merakla. Kaçışı olmadığını anlayan Ada, derin bir nefes verdi. "Ben.. bir hayaletim" Aras gözlerine bakıyordu el bileğinden sıkıca tutarken. Ada bileğini yavaşça elleri arasından çekerken Aras daha sıkı tuttu. "Ne olduğun umurumda değil. Sadece yanımda kal." Ada sadece gözlerine bakıyordu şaşkınlıkla. Aras cevap vermesini bile beklemeden tutmuş olduğu elinden çekiştirip koltuğa oturttu. Ada tepkisizce dururken Aras yaklaşıp önce yanına oturdu. Ardından yavaşça eğilip başını dizine bıraktığında Ada şaşkınca duruyordu ki gözlerini kapadığını fark etti. Sessiz başkalarıyla dizinde uyuyan genç adama bakarken, ne yapacağını şaşırdı. Onu uyandırmadan nasıl bu evden çıkacağını düşünürken derin bir nefes verip beklemeye başladı. .... Aras hala bir elinden sıkıca tuttuğu Ada'nın dizinde uyurken, Ada da tepkisiz bir şekilde onu izlemeye devam ediyordu. Bakışları karşısında duran saate çarptığında güneşin doğmak üzere olduğunu fark etti. Annesinden ve gitmemesi için uyarıda bulunan babasından azar işiteceğinden emin olarak bir an önce gitmesi gerektiğini düşündü. Yavaşça önce elini eli arasından çekmeyi düşünerek, çekmeye başlarken rahatlıkla derin bir nefes aldı. Köşede bulunan yastıklardan birini başının altına yavaşça koyarak hızla evden koşarak çıkış yaptı. .... Aras günün aydınlanmasıyla gözlerini açtığında aynı koltukta olduğunu görünce doğruldu. Sızlayan başına dokunurken başını eğdi. Geceyi düşünürken bir an da zihninde canlananlara inanamadı. Gece.. Bir kız buradaydı. Ve elinden tutup yanında kalmasını istemişti. Hatırladıklarının rüya olduğunu düşünürken bulunduğu koltuğa bakınca, rüya olmadığı kanaatine vardı. Yeşil gözleri zihninde canlanırken, eve yemek getiren paketçinin söylediklerini düşündü. Eve geceleri birilerinin geldiğine ve bunların da hayalet olduğuna tamamen inanarak ayağa kalktı. .. Ada.. Gece yaşadıklarının etkisiyle hala gözüne uyku girmemişti. Günlerdir evine gizlice girdiği genç adamı düşünürken aklında onlarca soru işareti beliriyordu. Neden bu haldeydi? Neden bu kadar acı çekiyordu? Ve neden kendine acı çektirmek için çabalıyordu? Derin bir nefesle yatağında yüz üstü uzanmış düşünürken saatin kaç olduğunun da farkında değildi. Odasının kapısının çalmasıyla bakışları o yöne döndüğünde annesini gördü. "Kızım" Ada umursamadan annesine bakarken yorganını başına kadar örttü. "Uykum var anne" Ayşe Hanım şaşırsa da kızının inatçı halini bilerek bir şey diyemeden kapıyı örtüp çıktı. .... Ada hala aynı şekildeyken annesi yeniden kapıya dayandı. Yanına yaklaşıp yatağın bir ucuna oturdu. Yorganı kızının başından kaldırırken Ada'ya döndü bakışları. "İyi misin kızım?" Ada derin bir nefesle kalkıp oturdu . "İyiyim." "Bir sorun var. Anlat bakalım" Diyen annesine bakarken Aras'ı hatırladı. Onun annesi neredeydi kim bilir? diye düşünürken annesinin telaşlı bakışlarını fark edip kendine gelmeye çalıştı. "Anne.. merak ettiğim bir şey var. " "Söyle kızım" "Bir anne.. neden çocuğunu babasından kaçırır?" Diye merakla sorarken, Ayşe Hanım önce düşündü. "Bir annenin en hassas noktası çocuğudur. Bu babası bile olsa eğer çocuk için tehlike arz ediyorsa anne akla hayale gelmeyecek her şeyi yapabilir" Ada düşündü.. Eğer babası Aras için tehlikeliyse neden şimdi onun ismini acıyla sayıklamaya devam ediyordu. Derin bir nefesle ve karışan kafasıyla annesine bakarken ayağa kalktı. "Duş almalıyım" Diyerek duşa girerken, Ayşe Hanım şaşkınlıkla baktı kızının arkasından. Uyandığından beri hiçbir şey yemeyen kızının bu haline anlam veremeyerek ayağa kalktı. İki gün sonra.. Ada'nın her zaman geldiği mekan.. Doğum günü için kapatılmış ve tamamen özenle süslenmişti. Davetliler içeri tek tek girmeye başlarken, Ada'nın girmesiyle alkışlar yükselmeye başlamıştı. Yanında bulunan tüm arkadaşlarına gülümseyerek selam verirken alkışlar eşliğinde özenle yapılmış olan pastaya yaklaştı. Küçük bir çocuktan farksız olarak yaklaştığı pastaya bakarken mutluydu. Tüm sevdikleri yanı başındayken, annesine ve kızının doğum günü için işlerini erkenden halledip dönen babasına bakıp gülümsedi. Pastanın üzerinde yanan mumlara bakarken kalabalığın eşliğinde "Iyi ki doğdun Ada" sesleri yükselmeye başladığında Ada gözlerini kapatıp dilek tuttu. Üzerindeki mumları tek seferde söndürdüğünde yeniden alkışlar yükselmeye başladı. Tebrikler ve hediyeler arka arkaya gelirken Ada'nın bakışları giriş kapısından aniden gelen seslere döndü. Merakla ne olduğunu anlamaya çalışırken kapıdaki içecekleri dağıtan garsona yaklaştı. "Bir sorun mu var? Ne oluyor kapının önünde?" Garson bakışlarını ona çevirdi. "Davetli olmamasına rağmen içeri girmek için ısrar eden birine engel olmaya çalışıyorlar" Ada bakışlarını yeniden kapıya çevirerek o yöne yürümeye başlarken, bir anda gördüğüyle adımları durdu. Aras'ın kapıdaki güvenliklerden birinin tek yumruğuyla yere düştüğünü görünce şaşkınlıkla ve hızla koşmaya başladı. "Dur!! " Diye bağırmasıyla güvenlik görevlisi geriye çekilerek ona döndü. " Israrla içeri girmek istediğini söylüyor efendim" Diye açıklama yaparken, Ada hızla yerde yatan Aras'a yaklaştı. "Doğum günümde olay istemiyorum!" Hızla önüne eğildiğinde, Aras'ın gözlerini açmaya çalıştığını görünce hızla geriye çekildi. "Benim davetlim! " Güvenlik görevlileri şaşırarak ellerindeki listeye baktılar. "Ismi.. davetli listesinde yazmıyordu efendim. " "Benim özel davetlim!" içeri yürürken, Aras sallanarak da olsa ayağa kalktı. Yeniden içeri girmeye çalışınca güvenlik görevlilerinin önünden çekilmesiyle girebildi. Içeride bulunan kalabalığı umursamadan en uçta bulunan masalardan birine yalnız başına oturdu. Yediği yumruğun etkisiyle kanayan burnuna dokunurken, Ada olduğu yerden gizlice izliyordu ki mekanda bulunan görevlilerden birine yaklaştı. Son ses çalan müziğe rağmen kulağına bir şeyler fısıldadıktan sonra yeniden arkadaşlarının arasında girdi. Dakikalar sonra Aras başını dayadığı masadan önüne konulan kahveyle kaldırdı. Şaşkınlıkla ve kapanmak için direnen gözleriyle garsona bakarken, garson yaklaştı. "Bu gece her şey ikramımızdır" Aras önünde duran kahveye baktı. Ayılmak için gerekli olduğunu bilerek kahveyi geriye itti. "Alkollü bir şeyler istiyorum" Garson bakışlarıyla onu izliyordu. "Bu gece maalesef ki alkol verilmiyor" Aras sürekli içtiği mekana bakıp şaşkınlıkla başını masaya eğdi. "Bir şey istemiyorum. Git!" Garson kahveyle uzaklaşırken Ada şaşkınlıkla izledi. Pastasını kesmesi için bıçak uzatılınca eline aldı. Gülümsemeye çalışarak pastaya bakarken bir an babasının vermiş olduğu dosyayı hatırladı. Orada yazan bilgilerden hatırladığı bir şeyle bakışları yeniden Aras'a döndü. Bir yandan yanı başında bulunan ailesine ve sevdiklerine bakarken, bir yandan da kalabalığın içinde yapayalnız duran Aras'a bakarken önündeki pastadan yiyemeden geriye itti. ... Saat 00.00 ' a yaklaşırken Aras ayağa kalktı. Sallanarak mekandan çıkarken, Ada eline mikrofonu alıp sahneye çıktı. Hala onun için çok erken olmasına rağmen derin bir nefesle kendisine dönen tüm bakışlara baktı. "Parti sona ermiştir" Davetlilerin şaşkın bakışları altında sahneden inip hızla koşmaya başladı. Önüne çıkan taksilerden birine binip uzaklaştı. .... Aras evine giriş yaptığında kapalı olan tüm ışıkların arasından yanan küçük bir ışık gördü. Açılmayan gözleriyle küçük ışığa yaklaştığında masanın üzerinde bulunan küçük pastaya şaşkınlıkla baktı. Daha da yaklaşınca üzerinde bulunan tek muma ve "İyi ki doğdun Aras Demirhan" yazan yazıya bakarken pastanın önüne oturdu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE