Doğum günü olduğunu hatırlayarak dolu gözleriyle pastaya baktığında derin bir nefes verip yaklaştı. Nefesini içine çekip muma doğru geri bıraktığında söndürebilmeyi başarmıştı. Bir köşede gizlice izleyen Ada, onu sessizce izlerken duymamasına gayret ederek gülümseyip alkışladı.
"Doğum günün kutlu olsun Aras Demirhan"
Diye sessizce fısıldarken, Aras hala pastaya bakıyordu ki eline aldı. Önündeki çöp poşetine düşünmeden attıktan sonra yaklaştığı koltuğun üzerine bedenini bırakırken bir anısı canlandı zihninde.
...
18 yıl önce..
Lüks bir villanın her yerinde afişler asılmışken üzerlerinde de "İyi ki doğdun Aras" yazıyordu. Bir düğün edasında hazırlıklar yapılmış olan doğum gününe yüzlerce insan davetliydi. Misafirler tek tek gelirken Aras odasının kapısı çok az aralayıp gizlice izliyordu. Kendi doğum günü olmasına rağmen asık yüzü ve korkuyla çarpan kalbiyle izliyordu ki birinin yaklaştığını görünce hızla kapısını örtüp odasına girdi. Koşarak yatağının üzerine oturduğunda kapı açıldı. Korkuyla kapıya bakarken annesi Esin Hanım yaklaştı yanına.
Elinden tutup ayağa kaldırırken üzerini bir kez daha kontroller edip düzeltti.
"Üstüne başına dikkat etmelisin. Misafirler tamamlanmak üzeredir"
Aras asık yüzüyle annesinin dediklerini yapmaya çalışıyordu.
"Doğum günü istemiyorum"
Annesi gözlerine baktı.
"Bir sürü hediye gelecek sana. Istemiyor musun? "
"Istemiyorum. Arkadaşlarım gelsin istiyorum"
Annesi derin bir nefes verdi.
"Baban duymasın. Çok kızar"
Aras yatağına yeniden otururken annesi ayağa kalktı. Elinden tutarak odadan çıkarmaya çalışınca, Aras asık yüzüyle tanıdığı tek bir çocuğun bile olmadığı kalabalığın arasına girdi. Annesinin elini bırakmayarak gördüğü yabancılara bakıp kendisi için özel olarak hazırlanmış figürlü kocaman pastaya baktı.
"Beğendin mi?"
Diye soran annesine cevap bile vermeden, annesi yaklaşıp baş köşeye oturttu oğlunu.
"Hadi bakalım. 7 mumu da söndürmek zorundasın"
Aras kalabalığın arasında annesine bakarken, Esin Hanım kulağına yaklaştı.
"Hadi Aras, Üfle"
Aras isteksizce etrafındakilere baktıktan sonra mumlara üfleyince alkışlar yükselmeye başladı. Aldırmadan uzatılan koca koca hediye paketlerine baktı.
Hiç birine dokunmazken annesi gözlerine bakıyordu.
"Açmayacak mısın?"
Hediyeleri gösterirken, Aras umursamadan çıkarılmış olduğu sandalyeden indi. Odasına koşarken annesi şaşkınlıkla takip etti.
"Aras! Çok ayıp oğlum"
Diye parmağını sallayıp gözlerine baktığında, Aras yatağına girmiş üstünü örtmüştü.
"Istemiyorum"
Diye bağırdığında, annesi derin bir nefes verdi.
"Böyle yaparsan baban çok kızar. Ikimize de..".
Aras bakışlarını annesine çevirdi.
Babasının kızacağı korkusuyla annesinin uzatmış olduğu ele karşılık verip yataktan çıktı.
Birlikte el ele yeniden kalabalığın arasına girdiler. Doğum günü boyunca bir köşede sessizce oturan Aras, sonunda bir köşede uyuyakalmıştı..
Bir gün sonra..
Aras gözlerini araladığında, salondan günlerdir iş gezisinde olan babasının sesini duydu. Yavaşça yatağından çıkıp odasının kapısını araladığında, salonda yine anne babasını tartışırken gördü.
Korkuyla gözlerinden yaşlar akarken iki kulağını sıkıca kapatıyordu.
"Neden benim bu kutlamadan haberim olmadı?"
Diye eşine sesini yükseltirken, Esin Hanım gözlerine sinirle bakıyordu.
"Şehir dışındaydın. Kutlamaya katılamayacaktın "
"Oğlumun doğum gününde bulunmak için gelirdim."
Aras'ın ağlama sesiyle Erhan Bey bir anda sustu. Bakışları odasına kayarken hızla yanına koştu.
"Aras!"
Aras hızla geriye çekildi. Annesinin arkasına gizlenirken Erhan Bey ona bakıyordu.
"Oğlum..Korkma"
Diyen annesini duymadan ağlarken babası önüne eğildi.
"Tamam tamam ağlama. Sen kocaman oldun oğlum. Özür dilerim doğum gününde burada olamadım"
Aras babasının gözlerine korkuyla bakmaya devam ediyordu.
Esin Hanım telefonunun sesini duyunca oğlunu umursamadan ilerleyince , Aras odasına koştu. Babası takip ederken kapıyı kilitleyip öylece kaldı.
Dakikalar sonra Esin Hanım dışarı çıkmak için hazırlandıktan sonra eşini ve oğlunu umursamadan evden çıkarken, Erhan Bey bakışlarıyla izledikten sonra derin bir nefes verdi.
Odasından hiç çıkmayan oğlunu düşünerek ayağa kalktığında kapıdaki görevlilerden biri yaklaştı yanına.
"Efendim küçük beyin arkadaşları kapıda"
Erhan Bey o yöne yürüdü.
Kapıya yaklaştığında önünde gördüğü üç çocuğun önüne eğildi.
"Çocuklar"
Çocuklardan biri yanına yaklaştı.
"Aras nerede?"
"Aras şu an odasında. Uyuyor sanırım. Içeri girmek ister misiniz?"
"Hayır"
Diye tepki veren küçük çocuklara baktı şaşkınlıkla.
"Neden? Küs müsünüz?"
"Aras neden Doğum gününe gelmemizi istemedi?"
Diyen çocuklardan diğerine baktığında şaşırdı.
"Dün.. Doğum gününde yok muydunuz"
"Hayır. Geldik ama bu amcalar bizi içeri almadı"
Kapıdaki görevlileri gösterdiğinde, Erhan Bey bakışlarını ayağa kalkıp onlara döndü.
"Ne diyor bu çocuklar?"
Diye sorduğu görevli başını eğdi.
"Esin Hanım.. Aras Bey'in hiçbir arkadaşının içeri girmesine izin vermememizi söyledi"
Erhan Bey sinirle derin bir nefes verdi.
"Aras.. istemedi mi arkadaşlarını?"
"Doğum gününde saatlerce bir köşede oturdu. Hiçbir hediyeye de dokunmadı"
Erhan bey sakinleşmeye çalışarak çocukların önüne eğildi.
"Çocuklar Aras'ın Doğum günü birazdan olacak. Tüm arkadaşları toplayıp gelmelisiniz"
Tüm çocuklar sevinçle birbirlerine bakıp hızla diğer arkadaşlarına haber vermek için koşmaya başladılar.
.....
Aras hala odasındayken salondan gelen "Iyi ki doğdun Aras"
sesleriyle hızla kalktı.
Şaşkınlıkla odanın kapısını araladığında tüm arkadaşlarını evin salonunda görünce yüzünde gülümseme oluştu.Odadan hızla çıkarken masanın üzerinde bulunan küçük pastaya baktı. Arkadaşlarının eşliğinde pastaya sevinçle üflerken babası gülümseyerek izledi oğlunun mutluluğunu.
....
Aras.. hatırladığı anıyla kalbinin sızladığının farkındaydı. Derin bir nefesle dakikalar sonra uykuya daldığında Ada gizlendiği yerden çıktı. Bakışlarıyla onu izlerken gittikçe daha meraklandığının farkındaydı. Sessizce odalardan birinden getirdiği battaniyeyi üstüne örtüp yanına yaklaştı. Kapalı gözlerine bakarken önüne eğildi. Uyuduğu koltuğun önüne otururken yüzünü ve bakımsızlıktan darmadağın olan saçlarına baktı. Derin bir nefes verirken elini yavaşça kaldırıp gözünü kapayan saçlarına dokundu. Gözlerinin önünden çekip sessizce izledikten sonra ayağa kalktı.
Kendi evine odasına girdiği gibi yatağına yattı. Odasının tavanını izlerken Aras'la ilgili bildiği öğrendiği her şeyi zihninde tekrar edip ayağa kalktı yeniden. Dolabına yaklaşıp açtığında içerisinde bulunan pembe kalp desenli ve peluş defterini ve aynı şekilde pembe renkli kalemini alıp yatağa yüz üstü uzandı. Ayaklarını havaya kaldırırken ilk sayfasına "Yakışıklı ve Kaba Adam" yazarak gülümsedi.
"Isim tam oldu"
Diyerek ismin altındaki boşluğa baktı. Yüzünde ki gülümsemeyle ve pek olmayan resim yeteneğiyle bir adam çizmeye çalıştı. Dağınık saçları belirginleştirdikten sonra bir ok işaretiyle "Aras Demirhan" yazdı.
....
Ada hala aynı pozisyonda olarak yazdığı her şeyi tek tek okudu. Olaylar arasındaki kopukluğa bakarken bulabilmenin yollarını düşündü.
"Bu sorunu çözmedikçe bu adam evi satmayı kabul etmeyecek. Bulmalıyım"
Diyerek araştırmanın nedeninin bu olduğunu düşünse de aslında kalbinin çok başka yöne hareket ettiğinin farkında bile değildi.
Esneyerek karşısındaki saate baktığında gözleri kapanmak üzereydi.
....
Ayşe Hanım kahvaltıyı kontrol ederken kızının hızla odadan çıktığını gördü.
Her şeyi koşarak yerine getiren Ada, hazır bir şekilde çantasını ve ayakkabılarını alıp kimseyle konuşmadan evden çıktı. Annesi şaşkınlıkla anlamlandırmaya çalışırken Ada çoktan bahçeden bile çıkmıştı. Aras'ın kapısına yaklaştı. Sessizce bir köşeye gizleyip bakışları kapının üzerinde olarak beklemeye başladı.
"Ben gelmeden çıkmış olamazsın "
Kolundaki saate bakarken, kapının açıldığını görüp hızla gizlendi. Sessizce izlerken evden çıkan Aras yürümeye başladığında, Ada bir gölge gibi takip etmeye başladı.
Dakikalarca yürüyen Aras'ı gerçek bir hayalet gibi sessizce takip eden Ada kolundaki saate baktı. Tam bir saattir aralıksız yürüdüğünün farkında olarak yorgunlukla dizlerine dokununca Aras bir caddeye döndü. Ardından bir mezarlığa giriş yaptığında Ada sessizce takip etmeye devam ediyordu. Şaşkınlıkla izlerken Aras'ın mezarlıklardan birinin önüne eğilip oturduğunu gördü. Bakışlarını üzerindeki taşa çevirdiğinde "Erhan Demirhan" yazıyordu. Sessizce babasını ziyarete gelen adamı izlerken, Aras başını eğerek toprağa dokundu
"Beni.. Hiç affetmeyeceksin. değil mi?"
Mezar taşına bakan Aras'ı dinliyordu Ada.
Dakikalarca aynı şekilde duran Aras ayağa kalkınca, Ada hızla gizlendiğinde yeniden yürümeye başladılar.
Dakikalar sonra sürekli geldikleri mekana girdiğinde Ada da takip etti. Bir köşeye oturan Aras yanına yaklaşan garsona döndü.
"Her zamanki alkolden istiyorum"
Dakikalar sonra garson siparişi getirdiğinde, Aras şişesini ağzına dikti. İki dakika içinde boşalttığı şişeye bakıp bir tane daha sipariş verip aynı şekilde içtikten sonra başını masaya yasladı. Gözleri sarhoş olmanın etkisiyle kapanırken Ada sessizce izliyordu şaşkınlıkla.
....
Ada saatlerdir gölge olduğu Aras'a bakıyordu. Içtiği onlarca şişeden sonra kendinden geçmişken, Ada da görünmeyeceği bir masada onu izlerken bir yandan da yemeğini yiyordu ki Aras'ın kalkmaya çalıştığını fark edip hızla ayağa kalktı.
Saatlerdir sadece alkol alan Aras yürümeye başladığında, Ada yeniden takip etmeye başladı. Dakikalar sonra eve girdiğinde Ada adımlarını durdurdu.
"Bu mu yani Aras Demirhan'ın bir günü?"
Diye şaşkınlıkla izledikten sonra evine çevirdi yönünü.
Odasına girerken geçirdiği günü düşündü. Tüm gün boyunca onu takip etmiş ve gençliğini nasıl heba ettiğini izlemişti. Kalbinde hissettiği burukluğa anlam veremeyerek onu düşünürken derin bir nefes verip ayağa kalktı.
Odasının kapısını yavaşça araladığında evdeki sessizlikten herkesin uyuduğundan emin olunca parmak uçlarıyla çıktı. Mutfağa geçerken akşam yemeği için yapılan yemeklere yaklaştı. Ses çıkarmamaya çalışarak dolaptan çıkardığı küçük kaplara yapılan yemeklerden doldurduktan sonra sıkıca kapattı. Üst üste koyduğu kapları bir poşete yerleştirdikten sonra yine parmak uçlarıyla çıkış kapısına yöneldi. Evden çıktıktan sonra babasının kapıda ve bahçede bulunan yardımcılarına görünmemeye çalışarak gizlice Aras'ın bahçesine geçiş yaptı. Gizli kapıya yaklaşıp açtığında derin bir nefes verdi.
Kapalı olan ışıkları açıp mutfakta bulunan masaya yaklaştı. Getirmiş olduğu kapları tek tek açıp dizerken yüzünde anlamsız bir gülümseme vardı. Gün boyunca takip ettiği adamın ağzına tek bir lokma bile yemek girmediğinin farkında olarak masanın üzerine bir de bardak ve kaşık çatal da bıraktıktan sonra gülümsedi rahatlıkla. Bakışlarını Aras'ın odasına çevirdi. Yaklaştığında aynı kıyafetleriyle ve ayağındaki ayakkabısıyla yüz üstü uyumuş olduğunu gördü. Bakışlarıyla onu izlerken derin bir nefes verdi. Bu yaptığının ne kadar doğru olduğunu bile tartmadan kulağına eğildi.
"A..ras Demir-han"
Diye sessizce fısıldadığında Aras gözlerini araladı. Bakışlarını sese doğru çevirdiğinde bir çift yeşil göz gördü. Şaşkınlıkla anlamlandırmaya çalışırken, Ada gülümseyip elini kalkabilmesi için ona doğru uzatınca, Aras beyaz elbisesi, pamuktan beyaz teni ve yeşil gözleriyle karşısında el uzatan kızın narin ve ince eline bakıyordu.
Ada tutması için uzatmış olduğu elini biraz daha yaklaştırdığı sırada, Aras elini yavaşça eline uzattı. Ada gülümserken ayağa kalkmasına yardımcı olup masaya yaklaştırdı.
Kocaman olan masanın bir ucuna onu oturturken, diğer ucuna da elinde bir elma ile kendisi oturdu. Iki bacağını birbirine bağlayarak oturduğu sandalye de, tam karşısında öylece duran Aras'a bakıyordu.
"Hadi, ye"
Masa da bulunan yemeği işaret ettiğinde, Aras bakışlarını çevirdi. Uzun zamandır yemediği ev yemeklerine bakarken ne yapacağını bilemedi. Doğrusu uzun zamandır hemen hemen hiç yemek yemiyordu.
"Hadi"
Diye tekrar bir uyarı da bulunduğunda, Aras yavaşça elini kaşığa yaklaştırdı. Ada elindeki elmayı koca ısırıklarla ısırırken, Aras eline aldığı kaşığı çorbaya yaklaştırdıktan sonra ağzına yaklaştırıp yavaşça içti. Içtiği tek kaşıktan sonra ayağa kalkarak buzdolabına yaklaştı. Içinde her zaman bulunan alkol şişelerini görünce birini alıp masaya yaklaştırdı. Ada şaşkınlıkla izlerken Aras kapağını açıp şişeyi ağzına dikti. Dakikalar sonra şişeyi boş bir şekilde masaya bıraktığında, Ada şaşkın bakışlarıyla izliyordu ki Aras ayağa kalktı. Aldığı alkolün etkisiyle sallanarak yürüdü. Odasına gitmek için attığı adımlar önüne çıkan koltukta durduğunda kendini üzerine bıraktı.
Ada şaşkınlıkla yaklaştı.
"Aras Demirhan!"
Aras çoktan kendinden geçmişti bile. Ada ne yapacağını bilemeyerek getirmiş olduğu yemeklere baktıktan sonra Aras'ın tam karşısında bir sandalyeye oturdu. Dikkatle onu izlerken neden bu durumda olduğunu yine sorguladı.
.....
Ada karşısında oturup portakal suyunu içen arkadaşına baktı yeniden. Dakikalardır karşısında oturmasına rağmen diyeceklerini söylemeye çekiniyordu. Önünde duran limonatasından bir yudum aldığında arkadaşı da onu izliyordu.
"Anlat dinliyorum "
Diyen arkadaşının sesiyle, başını kaldırıp ona döndü. Limonatasından bir kez daha çekip pipetiyle ilgilenmeye başladı.
"Ne? Neyi?"
Merve elinden limonata ve pipeti çekip gözlerine baktı.
"Ada, acil buluşmak istediğini söyledin. Yarım saat içinde hazırlanıp evden çıktım. Şu anda da tam 1 saattir karşımda boş boş oturup limonata içiyorsun"
Ada derin bir nefes verdi.
"Ben.."
Diyip susunca Merve gözlerine bakıyordu.
"Sen.. Ne Ada?"
"Ben.. Aras'ı iyileştireceğim"
Diye bir anda ve tek seferde söylediğinde, Merve durdu. Tepkisiz bir şekilde arkadaşının söylediği kelimeleri zihninde birleştirip tekrar ettikten sonra ona döndü şaşkınlıkla.
"Ne?"
"Duydun.. Sadece bil istedim. Bunu yapacağım "
Merve şaşkın bir şekilde karşısında umursamazca oturan arkadaşına bakarken, Ada limonatasını yeniden yanına yaklaştırdı. Tekrardan pipeti iki dudağı arasına alırken Merve hızla önünden çektiğinde Ada ona döndü.
"Sen.. Ne dediğinin farkında mısın Ada?. Baban duyarsa neler olacağını tahmin bile etmek istemiyorum."
Diye telaşla gözlerine baktığında, Ada oturmuş olduğu sandalye de geriye çekildi.
"Yapmak istiyorum."
"Amacını saptırma Ada, senin tek yapman gereken o evin satılması için çaba göstermek. "
"Biliyorum. Amacımı unutmadım. Ama Aras'ı öyle bırakmak istemiyorum. Ya..kötü biri karşısına çıkarsa? "
"Sanane Ada, Sanane!. Yabancı birini neden bu kadar umursuyorsun?"
Diye tepki gösteren arkadaşına ne diyeceğini bilemezken derin bir nefes aldı. Neden böyle bir şey yapmak istediğini düşündü. Arkadaşının da dediği gibi gerçekten de bir yabancıyı neden bu kadar umursuyordu?