....
Ada gece olmasıyla babasından gizli olarak Aras'ın evine giriş yaptı. Yerdeki alkol şişelerine çarparken, derin bir nefes verdi. Kendiyle getirmiş olduğu yemekleri masaya dizdikten sonra ayağa kalktı.
Buzdolabının açıp bulduğu tüm alkol şişelerini bir poşete koyup bahçeye bıraktıktan sonra Aras'a yaklaştı. Ayağında sokakta giydiği ayakkabı ve üzerinde hala aynı kıyafetler bulunurken, yüzünü ekşitti.
"Pissin Aras Demirhan!"
Baş ucuna yaklaştı.
"Aras Demirhan"
Diye sessizce birkaç defa seslendikten sonra Aras gözlerini araladığında, karşısında bir kız duruyordu, bakışlarını ona çevirdi. Artık görmeye alıştığı bu çift yeşile bakarken Ada elini uzattı. Aras eline karşılık vermeden bakarken, genç kız yaklaşıp elinden sıkıca tutup ayağa kaldırdı.
Masaya yaklaştırıp oturttu, Aras umursamadan buzdolabına yaklaştı. Içine alkol sişelerini almak için bakındı. Boş olduğunu fark edince şaşırıp durdu. Koyduğundan adı gibi eminken şimdi neredeydiler. Bakışlarını bir gölge gibi izleyen Ada'ya çevirdi.
"Sen mi içtin? "
Diye sordu, Ada bir adım geriye gitti ses tonuyla. Oldukça sert ve ciddiydi.
"Alkol asla ağzıma koymam"
Aras daha da yaklaştı, kesinlikle inanmıyordu.
"Sen aldın! "
Genç kız kafasını iki yana sallayıp bir adım daha geriye gitti.
"Almadım dedim ya"
"Nereye koydun?" Diye sordu genç adam, inanmıyordu, bu kız kesinlikle alıp bir yerlere koymuştu. Hızla dolaplara yaklaştı, deli gibi etrafa bakınıyor , hepsini tek tek açıp kontrol ediyordu ama yoktu, tümüne tek tek bakmasına rağmen istediği şişeleri bulamamıştı, gözleri tıpkı bir alevi andırıyordu, kırmızıydı, yanıyordu. Bedenini genç kıza çevirip çok yakınına yaklaştı.
"Hemen vermek zorundasın!!" Diye öfkeyle haykırdı.
Ada şaşkındı. Nefesini bile hissettiği adama bakarken derin bir nefes verdi daha fazla dayanamayarak. Önüne dikilip ayağındaki spor ayakkabıya bakıp sert bir tekme dizine geçirdi, genç adam acıyla inledi. "Ahh!!"
"Şanslısın ki bugün topuklular yok" dedi öfke doluydu, kafasını iki yana sallıyordu. Bakışlarını bakışlarına çevirdi, "Baş belası!" diye ekledi.
Aras öne doğru eğilmişti, eliyle dizi ovmaya çalışıyordu, aldığı darbe canın oldukça yakmıştı. Ada umursamadan yaklaşıp tek kulağından sıkıca tuttu. Sinirliydi, ne yapsa da bu adamı düzeltmeye yaramıyordu.
"Ahh kulağım !"
Demesine rağmen Ada masaya yaklaştırıp sandalyeye oturttu.
"Bunları yemek zorundasın!"
Aras gözlerine bakınca, Ada elini kulağından çekip gözlerini gözlerine sabitledi.
"Bana bak Aras Demirhan, bu önünde bulunan yemekleri kendi ellerimle üşenmeden getirdim. Yemezsen hepsini başından aşağı dökeceğim!"
Diyip karşısındaki sandalyeye oturdu, bitirdiğini görmeden uzaklaşmayacaktı. Aras şaşkınlıkla bakıp eline kaşığı aldı. Önündeki çorbadan iki kaşık içtikten sonra ayağa kalktı. Daha fazlasını yiyecek durumda değildi. Odaya girip kapıyı örttü, genç kız şaşkın ve merak doluydu, oturduğu yerde bekliyordu, dakikalar sonra dayanamayıp ayağa kaktı, Odanın kapısını açtığında gözleri yatağa kaydı, genç adam derin bir uykuya dalmıştı. Yavaşça yaklaşıp önündeki battaniyeyi dikkatle üstüne örtüp bakışlarını yüzüne çevirdi.
Diğer gün..
Ada gözlerini açtığında öğle vakitleri olmuştu. Hızla yatağından kalkıp bir kağıt kalem çıkarıp masanın başına oturdu.
"Iyileştirme maddeleri"
Diye bir başlık koyduktan sonra başını kaldırıp tavanı izlemeye başladı. Öyle bir şey yapmalıydı ki genç adam artık toparlanmalı , kendine gelmeliydi.
"Birinci madde "
Diyerek ilk maddeyi yazdığı sırada odasının kapısı çaldı. Kapıyı aralayan annesi masa başında gördüğü kızına şaşkınlıkla baktı. Yanlış görüyor olmalıydı, bunca yıllık evladı ders çalışıyor olamazdı.
"Kızım.. ne yapıyorsun?"
Ada hızla önündeki kağıdın üzerine. önüne geçen ilk defteri bırakıp annesine döndü. Ne cevap vereceğini düşünürken aklına gelen ilk yalanla gülümsedi.
"Ders çalışıyorum annecim"
Ayşe Hanım şaşkın ve telaşlı bir şekilde kızına yaklaştı. Önce alnına sonra yüzüne dokundu. Doğru olamazdı, kesinlikle hastaydı ve hayal görüyordu.
"Ateşin mi var kızım? Hadi kalk birlikte hastaneye gidelim. Ya da dur sen yorulma ben hemen doktoru arayacağım"
Diyerek hızla odadan telaşla çıktığında, Ada şaşkınlıkla baktıktan sonra umursamadan ayağa kalktı. Odasının kapısını yeniden örterek masanın başına oturdu.
"İkinci Madde"
Diyip düşünmeye başladı.
...
Önündeki kağıda bakıyordu Ada, yüzünde tebessüm vardı, tam tamına 10 madde sıralamış, özenle kağıda geçirmişti.
"Ismimi yazmamalıyım" deyip kağıdının en alt kısmına da ismini yazdı. Baştan aşağı defalarca olduğu gibi tekrar okudu, gurur doluydu, en ince ayrıntıyı bile yazabilmişti. Yüzünde tebessüm vardı, dikkatle katlayıp cebine yerleştirdi, en yakın zamanda ait olduğu yere götürecekti.
Yavaşça doğrulduğu sırada odanın kapısı bir hışımla açıldı, şaşkınla o yöne döndüğünde annesini gördü, Ayşe Hanım telaş doluydu, kızına yaklaştı.
"Kızım, doktor geldi. Seni bekliyor"
Ada şaşırıp gözlerine baktı.
"Ne?"
Odasından çıkıp salona geçtiğinde, gözleri doktora kaydı, babasının yaşlarındaydı, ismi Murat'tı, yıllardır ailenin tek doktoruydu. Bakışlarının şaşkınlıkla annesine çevirdi..
"Anne ben hasta değilim, gayet iyiyim"
Demesine rağmen Ayşe Hanım kafasını iki yana salladı, kızının hasta olduğundan oldukça emindi. Kolundan tutup doktora yaklaştırdı, muhakkak muayene olmalıydı, bir sorun olmasaydı kızı zorlama olmadan ders çalışmazdı.
"Anne iyiyim!" diye diretti, doktorun yanına oturtulmuştu bile .
Ayşe Hanım doktora muayene etmesi için işaret ettiğinde, Ada beklemekten başka çare bulamadı. Annesinin isteğini geri çevirmemek adına doktorun muayene etmesine izin verdi.
"İyi olduğumu anneme de söyler misin Murat Amca, lütfen"
Diye doktora baktığında, doktor gülümsedi.
"Gayet iyisin. Hiçbir sorun yok ama yine de bir iğne yapalım tedbir olarak"
Çantasını karıştırmaya başladığında, Ada hızla ayağa kalktı duyduğuyla. En çok korktuğuydu.
"Ne? Asla! Olmaz! "
Arkasına bile bakmadan koşarak kendi odasına girip kapıyı kilitlediğinde , Ayşe Hanım ve Murat Bey'in yüzünde tebessüm belirdi.
"Kaç yaşına gelse de bu korkusu geçmeyecek"
Gülümseyerek çantasını toplayıp ayağa kalktı, gözlerini endişeli bakışlarını fark ettiği kadına çevirdi. "Dediği gibi gayet iyi, hiçbir sorun yok, endişe etmeyin"
"Teşekkür ederim geldiniz için" dedi Ayşe Hanım, rahatlamıştı.
"İyi günler"
Doktoru yolcu edip kızının odasına yaklaştı kadın, kapının önünde durdu, yüzünde hala tebessüm vardı.
"Ada.. Aç kızım kapıyı"
Genç kız yatağının kenarında oturmuştu, annesinin sesiyle ayağa kalkıp kapıya yaklaştı. kilidi bir defa daha çevirip kendini garantiye aldı.
"Hayır Anne!! "
"Şakaydı sadece kızım, Murat Bey gitti"
Ada kafasını iki yana salladı, kesinlikle inanmıyordu.
"Inanmıyorum"
"Kızım gerçekten gitti, aç kapıyı"
"Hayır, uyuyacağım anne" dedi Ada kararlılıkla, çıkmaya kesinlikle niyeti yoktu. Annesinin yüzünde tebessüm belirdi, kızının inadını biliyordu, emin olmadan açmayacaktı, rahat bırakmak adına arkasını dönüp uzaklaşmayı seçti.
....
Aras gözlerini aralayıp ayağa kalktı. Lavaboya gitmek için evin içinde yürürken duvara asılı olan bir kağıt gördü. Merakla o yöne yaklaşıp okumaya başladı.
-Iyileştirme Maddeleri -
1)Sabahları en geç 10.00'da uyanılacak
2)Sabah-Öğle-Akşam öğünler atlamadan yemek yenilecek
3)Alkol kesinlikle yok!!
4)Her gün duş alınacak
5)Dışarıda giyilen ayakkabı ile eve girilmeyecek
6)Dışarıda giyilen kıyafetler eve gelince değiştirilecek
7)Ev her zaman temiz tutulacak
8)Bulaşıklar yıkanacak
9)Çöpler çöp kutusuna atılacak
10)Ve son olarak şiddetten yana değilim ama sana vurana vur. Canını yakanın canını yak! (Bu madde sırrımız olsun)
-Bir tatlı Hayalet
Not:Maddelere uymak zorunludur. (Her uymadığın madde karşılığında da benden bir tekme yiyeceksin!)
Yazan maddeleri bir daha okuyan Aras, not kısmını okurken gece dizine yediği tekmeyi hatırladı.
Bir rüya olduğunu düşünürken, hızla eğilip eşofmanını sıyırıp dizindeki kızarıklığı görünce ve dokundukça hissettiği sızıyı fark edince şaşırdı.
Gerçekten bir hayaletin olduğuna tamamen inanarak, tekrar maddelerin yazılı olduğu kağıda baktıktan sonra eline aldığı kağıdı parçalara ayırıp yere attı.
...
Ada uyandığı gibi soluğu Aras'ın kapısının önünde almıştı. Verdiği kararı gerçekleştirmek için beklerken sonunda bir motosiklet durdu kapının önünde.
Aras'ın sürekli verdiği siparişlerin getirildiğini anlayarak hızla oturduğu yerden kalkıp paket servisi yapan görevliye yaklaştı.
"Merhaba"
Görevli, paketi aracın arkasından çıkarmaya çalışıyordu.
"Merhaba"
Diyip çıkardığı paketle Ada'ya baktığında, Ada elini uzattı. Görevli şaşkınlıkla bakarken Ada uzatmış olduğu eline paketin bırakılmasını bekliyordu.
"Aras Demirhan'ın siparişi değil mi?"
"Evet"
"Onu bana vermen gerekiyor"
"Neden?"
Diye merakla soran görevliye yaklaştı Ada, yeşil gözlerini adamın bir çift mavi gözüne dikti.
"Bu ev de hayaletler olduğunu duymadın mı?"
Görevli defalarca duymuş olduğunu hatırlayarak, Ada'nın gözlerine baktı eve korkuyla baktıktan sonra.
"Duydum, doğru mu?"
Ada gülmemek için dudaklarını bastırıp adamın kolundan tuttu. Aras'ın pencerelerden bile göremeyeceği bir köşeye çekti.
"Doğru tabi. Ben de şahit oldum. Çok güzel, çok tatlı bir hayalet var evin içinde ama istediği şeyler yapılmadığında da bir canavara dönüşebiliyor"
Adam korkuyla evden bir adım uzaklaşırken, Ada gülmemeye çalışıyordu. Yeniden elini uzattı.
"Ben ne yapıyorsan senin için yapıyorum. O eve yaklaşan herkese musallat oluyor. Bu yüzden paketi bana verirsen ben götürürüm"
Görevli hiç düşünmeden ekinde ki paketi Ada'ya uzattığında, Ada rahatlıkla ve gülümsememeye çalışarak eline alıp paketin ücretini de ödedi.
"Bu iyiliğimi unutma"
Dediği görevli, hızla aracına binip uzaklaşırken, Ada gülmeye başladı. Dakikalarca hızla uzaklaşan adamı düşünüp güldükten sonra elinde ki paketle yönünü kendi evine çevirdi.
Uyuyan anne ve babasını uyandırmadan parmak uçlarıyla mutfağa geçip paketi açtı. Içinde gördüğü alkol şişelerine baktıktan sonra derin bir nefes verdi.
"Madde 3!"
Gülümsedikten sonra paketin içinden tüm alkol şişelerini çıkartıp öncesin de hazırladığı kahvaltılıkları içine yerleştirdi. Yeniden paketi kapattıktan sonra köşede bulunan saate baktı. 9 buçuk olduğunu fark edince hızla Madde 1'i hatırlayıp Aras'ın kapısına koştu.
Etrafta kimse olmadığından emin olduktan sonra paketi kapının önüne bırakıp zile basıp hızla bir köşeye gizlendi. Kapının açılmadığını fark ettiğinde yeniden yaklaşıp yeniden zile dokundu. Dakikalarca çalan zilin sesini duyan Aras gözlerini araladı. Kapıya yaklaştığında, Ada gizlediği köşeden gizlice izliyordu ki Aras yeniden uyuyakalmanın etkisiyle açılmayan gözleriyle açtığı kapıya bakınırken, yerde bulunan paketi gördü. Yere bırakıldığına şaşırarak hemen eline aldı. Etrafına bakındıktan sonra kimseyi göremeyince parasını çıkarıp yere atıp elinde ki paketle eve girdiği gibi kapıyı çarptı. Ada kapanan kapıya bakıp gülümsedikten sonra yerde ki paraya baktı.
"Kaba Adam!"
Diyip arkasını dönüp iyileştirmenin ilk gününün sorunsuz başladığını düşünüp iç rahatlığıyla evine girdi yeniden.
...
Ada evinde ailesiyle kahvaltı yaparken telefonunun sesini duydu. Dolu olan ağzındakileri hızla yutmaya çalışırken, öksürmeye başlayınca annesi suyu uzattı.
"Yavaş kızım, boğulacaksın "
Uzattığı suyu elin alan Ada, içtikten sonra ağzındakini yutup telefonunu eline aldı. Ekranda arkadaşı Alp'in ismini gördü.
"Alo"
Üniversiteden ve en yakın arkadaşlarından olan Alp gülümsedi.
"Neredesin kızım sen? Bir süredir ortalarda yoksun"
Ada, ailesinin bakışlarını fark edip masadan kalktı. Kulağında telefonuyla odasının kapısını açıp içeri girdi.
"Evdeyim. Sesini mi yükselttin sen bana?!"
Demesiyle Alp gülümsedi.
"Ne haddime. Sen Ada Eryaman'sın"
Demesi Ada'nın da yüzünde gülümseme oluşturdu.
"Evet. Unutma sakın"
"Unutmam, Neyse hadi hazırlan ve gel seni bekliyoruz"
"Beni mi? Kim var yanında?"
Alp oturmuş olduğu kafedeki masanın etrafında ki kişilere tel tek baktı.
"Merve,Eren, Ben. Kısacası ekipten tek eksik sensin"
"Her zaman ki kafe mi?"
"Evet"
"Geliyorum. Yarım saate orada olurum. Görüşürüz"
Telefonu kapatıp hazırlanmak için duşa girdi.
..
Duştan dakikalar önce çıkmış olmasına rağmen hazırlanmaya devam eden Ada, aynanın karşısında son kez kendine baktı.
Dolabını açtı. içinde bulunan onlarca topuklu ayakkabıdan en yüksek olanlarından birini eline aldı. Ayaklarına geçirdikten sonra rujunun üzerinden bir defa daha geçip gülümsedi.
"Çok tatlıyım. Çok güzelim"
Diyerek gülümseyip odasından, ardından evden çıktı. Kapının önünde bulunan şoförün kapıyı açmasıyla arabaya binip mekana yol aldı.
...
Ada duran arabadan indi. Giydiği mini eteğe ve topuklu ayakkabılarla mekana giriş yaptığında, tüm bakışlar ona kaymıştı. Açık olan saçları, yeşil gözleriyle bile herkesi büyülerken bu haliyle daha çok ilgi odağı olmuştu. Giriş yaptığı mekan da göz ucuyla arkadaşlarını ararken, el sallayan Merve'yi görüp gülümsedi. O yöne döndüğünde, fark eden Alp hızla ayağa kalktı. Baştan aşağı süzdükten sonra gülümseyip yanına yaklaştı.
"Yine çok güzelsiniz Ada Eryaman"
Ada gözünü kısarak baktı arkadaşına.
"Topuklarımın yüksekliğini görebiliyor musun?"
Alp gülümseyerek bakıp ona döndü.
"Oo çok tehlikeli"
Diyince ikisi de güldüler. İki arkadaş birbirini öptükten sonra masaya yaklaştılar.
Diğer arkadaşlarıyla da selamlaştıktan sonra masa da bulunan Merve ve Alp'in ortasında ki boş sandalyeye oturdu.
Siparişler verilirken uzun zamandır arkadaş olan dört genç arasında uzun bir sohbet başladı.
....
Merve her zamanın aksine biraz daha sessiz duran arkadaşına yaklaştı.
"Neler yapıyorsun?"
Diye fısıldadığında, Ada söz etmek istediğini anlayıp gözlerine baktı.
"Dediğimi yapmaya çalışıyorum. "
"Baban kızacak"
"Duymaz.. Aras'ı öyle bırakamam"
Merve derin bir nefes verirken Alp ve Eren'in bakışları onlara kaydı.
"Ne konuşuyorsunuz?"
Diye sorduğunda, Ada ona baktı ne diyeceğini düşünerek.
"Bana hesap mı soruyorsun?"
Alp gülümsedi.
"Baş belasısın Ada Eryaman"
Ada da gülümsediğinde, Eren onlara baktı.
"Tatil işini ne yapıyoruz? Herkes geliyor mu? "
Diye sorunca Ada şaşırıp ona baktı.
"Ne tatili?"
Merve ve Alp, Eren'e baktılar gülümseyip heyecanla.
"Ben geliyorum"
Diyen Merve'ye ve "Ben de geliyorum"
Diye ekleyen Alp'e baktı Ada.
"Biri açıklama yapacak mı?"
Dediğinde Eren ona döndü.
'Her zaman ki gibi küçük bir kaçamak. Üç günlük"
Ada gülümsedi.
"Harika! Ben de geliyorum"
Demesiyle diğer üç arkadaşın da yüzünde gülümseme oluşurken, Alp Ada'ya döndü.
"Ahmet Amca izin verecek mi?"
Ada düşündü, babası bu tür uzaklaşmalara genellikle karşıydı.
"O iş sizde"
Üçü de anında Ada'ya döndü. Gözleri endişeyle büyümüştü.
"Hayır!"
"Olmaz"
"Asla"
Diye telaşla reddeden üç arkadaşına baktı.
"Ne demek bu? Nasıl arkadaşlarsınız siz?"
Diyerek yüzünü astığında, Alp gözlerine baktı.
"Ahmet Amca'nın geçen defa ki azarını ve verdiği cezayı unutmadım"
Eren'de Ada'ya döndü.
"Bir daha sizin inşaatta çalışmayı göze alamam"
Ada ve Merve birbirine bakıp gülümsedi.
"Ne olmuş yani biraz tuğla taşıdıysanız ?"
Diye gülen Merve'ye döndü Eren ve Alp'in ters bakışları.
"Biraz mı? Resmen tüm inşaatın tuğlalarını ikimiz taşıdık"
Diye tepki gösteren Alp'ten sonra Eren de gülmeye devam eden iki kıza bakıyordu.
"Ben bir daha Ada'nın sorumluluğunu almam" diyen Alp oturduğu sandalye de geriye çekildi. Sırtını yaslarken son gittikleri tatili düşünüp tekrar onlara baktı.
"Alevler içinde ki o kafeyi, yaşadığımız olayları ve gazetede isimlerimizin günlerce yankılanmasını saymıyorum bile"
Ada gözlerine baktı. Işaret parmağını ona uzatırken, Alp yeşil gözlerine bakıyordu.
"Bensiz gidemezsiniz! "
Diyem Ada'ya baktığında, Alp sandalyesinde aradaki masaya rağmen Ada'ya yaklaştı.
"Babandan izin al ve gel. Ama bizi karıştırmadan "
"Anlaştık"
Diyerek elimi uzatan Ada'ya bakıp gülümsedikten sonra eline karşılık verdi. İki el sıkışırken Eren ve Merve önlerinde bulunan içeceklerini içiyordular.
...
Ada dakikalardır karşısında umursamazca oturan babasını ikna etmek için uğraşmasına rağmen Ahmet Bey duymazlıktan gelip gazetesini okumaya devam ediyordu.
"Baba lütfen bende gitmek istiyorum. Söz veriyorum olay çıkmayacak"
Ahmet Bey bakışlarını kızına çevirdi. Gözündeki yakın gözlüğü çıkarıp gazetesini katlayıp köşeye bıraktı.
"En son izin aldığında böyle bir söz vermiştin fakat geriye yanıp kül olan bir kafe ve gazete manşetlerinde bir Ada Eryaman kalmıştı"
Ada derin bir nefes verdi. Arkadaşlarıyla birlikte bu tatile gitmeyi çok istiyordu.
"Haklısın babacım ama bu defa gerçekten belalardan uzak duracağım"
Ahmet Bey ayağa kalktı oturduğu koltuktan.
"Ada Eryaman belanın diğer anlamı. Sen nerde olaylar orda"
Ada ikna edemeyeceğini düşünüp durdu. Başka bir yol bulmalı ve babasını bir şekilde ikna etmeliydi.
"Babacım.. Annem hayalet planını sordu bugün. Sen mi söyledin ona?"
Diye sorduğunda, Ahmet Bey adımlarını durdurup kızına döndü.
"Ne? Annen öğrendi mi? Ne cevap verdin?"
"Söylemedim ama bilirsin ağzım pek sıkı değil babacım"
Ahmet Bey yanına yaklaştı. Gözlerini kısarken kızının ne yapmaya çalıştığını anlamıştı.
"Küçük cadı! "
Ada gülümseyip yaklaştı. Iki yanağından sıkarken öpücük kondurdu.
"Bende seni çok seviyorum babacım. Hemen hazırlanmaya başlamalıyım"
Sarıldıktan sonra sevinçle odasına koştuğunda, Ahmet Bey gülümsemekle yetindi.
"Tam bir cadı! Kime çekti bilmiyorum."
Diyerek odasına yol aldı hala gülmeye devam ederken.
...
Ada hızla telefonunu eline alıp arkadaşlarına haber vermişti.
Heyecanla valizini çıkarıp İki gün sonra gideceği tatil için hazırlıklara başlarken bir an bakışları karşı villaya kaydı. Yazmış olduğu maddeleri hatırlayarak pencereyi açtı. Aras'ın odasının olduğu cama bakarken, karanlık olduğunu gördüğünde hala eve gelmemiş olduğunu anladı. Derin bir nefesle geriye çekildiği sırada, Aras'ın eve giriş yaptığını gördü. Hızla gizlenip izlediğinde, yine sarhoş olduğunu fark etti.
Şaşırırken valizini hazırlamayı yarım bırakıp hızla üzerine beyaz elbisesini giyindi. Omuzlarına sarkan saçlarını da açtıktan sonra parmak uçlarıyla evden çıktı. Dakikalar içinde Aras'ın evine giriş yaptığında , salonda bir köşeye ayağında ayakkabısıyla yüz üstü yatmış olduğunu gördü. Ilerlerken duvara astığı maddelerin yazdığı kağıdın parçalarının yerlerde olduğunu fark etti.
Kendiyle getirmiş olduğu çantayı açıp maddeleri yazmış olduğu kağıdın bir diğer fotokopisini yeniden aynı yere aştı. yeniden yaklaştı. Sarhoş olduğunu ve üzerindeki elbiselerin ve ayakkabıları fark ettiğinde, kağıda yaklaştı.
Maddeleri tek tek okuyup Aras'ın şimdiki haline baktığında, hiç bir maddeye uymadığını gördü. Derin bir nefesle buzdolabına yaklaştı. Içinde bulunan tüm alkol şişelerini bir çöp poşetine koyup kapının önüne bırakıp kapıyı örtüp içeri girdi. Koltuğa yaklaşıp Aras'ın ayağından ayakkabılarını çekerek çıkarırken, burnunu kapatıp derin bir nefes verdi.
"Pissin, Pis!"
Diyerek önüne yaklaştı.
"Aras Demirhan!"
Diye dürtmesine rağmen kendinden geçerek uyuduğunu görünce, ayağa kalktı. Buzdolabı da bulunan buzlu suyla yaklaştı. Gözünü bile kırpmadan suyu Aras'ın yüzüne döktüğünde, Aras hızla kalktı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, Ada karısına dikilmiş, iki elini de beline dayamıştı.
"Kalk hemen!!"
Diye cırladığında, Aras yüzündeki suyu silmeye çalışarak gözlerine bakıyordu.
"Maddelere neden uyulmadı?"
Aras sarhoşluğun etkisiyle kendinde olmayarak gözlerine bakmaya devam ediyordu ki Ada yaklaştı. Son gücüyle ayağını kaldırdığı gibi dizine tekmeyi vurdu.
"Ahh!"
Diye hissettiği acıyla dizine dokunan Aras, tepki vermeden durunca Ada sinirlendi.
"Bugün tüm maddeleri ihlal ettin. Ben onları süs olsun diye yazmadım!! Uymak zorundasın!!"
Diyince Aras dizine dokunmaya devam ediyordu ki, Ada yaklaştı yanına.
"Çok mu acıdı?"
Diyerek önüne eğildi. Ayaklarına bakarken pantolonunu yukarı kaldırdığında yaralarla dolu olan dizini gördü. Bakışları şaşkınlıkla gözlerine dönerken Ada kalakaldı.
"Yine mi dayak yedin?"
Diye sorduğunda, Aras bacağını geriye çekti. Ada ayağa kalkıp gözlerine baktı.
"Aras! "
Diye ilk defa sadece ismiyle hitap edip bağırdığında neden gözlerinin dolduğunu bile anlayamamıştı.
"Neden birilerinin canını yakmasına izin veriyorsun ?"
Demesine rağmen, Aras uyuklamaya başladığında, Ada'nın gözlerinden istemsizce yaşlar akmaya başladı. Iki omzundan tutup sarsarken gözlerine bakmaya çalışıyordu.
"Böyle yaşayamazsın!"
Diye var gücüyle bağırdığında, Aras yavaşça omzunda hissettiği iki eli indirip ayağa kalktı.
"Yaşamak istediğimi nereden çıkardın? Sadece Ölmeyi beceremiyorum"
Deyip odasına sallana sallana yürüdüğünde, Ada olduğu yerde izlemek zorunda kaldı.
Dakikalar sonra arkasından gittiğinde aynı şekilde yatağında uyuyakaldığını gördü.
Sessizce yanına yaklaşıp oturdu başucuna.
...
Ada dakikalardır deliksiz uyuyan Aras'ı izliyor, az önce söylediği cümleyi düşünüyordu ki derin bir nefes verdi. Elini yavaşça kaldırdı. Yüzüne dokunmak istese de yapamayıp geriye çektiğinde sesini duydu.
Merakla kulağına dudaklarına yaklaştırdığında, söylediklerini anlamaya çalıştı.
"Ba..ba! Affet"
Diye sayıklarken Ada geriye çekildi.
...
Ada gözlerini araladığında kendini hala Aras'ın baş ucunda gördü. Günün yeni aydınlanmış olduğunu fark edip hızla kalktı. Kimseye yakalanmadan hızla evine ardından odasına geçti. Kendini yatağına bırakırken aklında sadece Aras vardı.
Köşede bulunan valizi dikkatini çekti. Yarım bıraktığı kıyafetlerine bakarken yapacağı tatili düşünürken aklının bir köşesinde yine Aras yer aldı. Sabah olduğunu ve birazdan her zamanki paketin kapıya geleceğini anlayıp hemen kalktı. Kapıya yaklaşıp gizlice izlediğinde yine aynı paketçinin motorsikletten indiğini görüp hızla yaklaştı.
"Merhaba"
Adam dün de görmüş olduğu kızı hatırlayıp gözlerine baktı.
"Bu defa olmaz! Çekil önümden!"
Paketi vermemek için direnirken Ada şaşırdı.
"Neden? Hayaletleri mi görmek istiyorsun? "
Adam bakışlarını ona çevirdi.
"Dün fazlasıyla azar işittim. Aynı paket olmasına rağmen değişmiş olduğu söylendi. Sen yaptın !"
Dediğinde ,Ada derin bir nefes verdi.
"Evet değiştirdim. Çünkü eve alkollü hiç bir içeceğin girmemesi gerekiyor"
"Neden ve sen kimsin neden karışıyorsun?"
Ada adama daha da yaklaştı. Gözlerine bakarken kendine hakim olup sakinliğini korumaya çalışıyordu.
"Ben sadece eve yaklaşan herkesin iyiliğini düşünüyorum. Bu hayalet gerçekten korkunç"
Dediğinde Adam da gözlerine baktı. Hayaletlerden korkmasına rağmen işsiz kalmayı göze alamıyordu.
"Olmaz! Karışma"
Diyerek bahçeye gitmek için adım attığında , Ada arkasını döndü. Daha fazla kendini tutamayacağını fark edip derin derin nefes alıp sessizce 10'a kadar saymaya başladı sakinleşmek için.
"10! Veriyor musun vermiyor musun? Son kez soruyorum"
Dediğinde Adam vermemek de inat ettiğinde, Ada bakışlarını ayağına çevirdi. Evden hızla çıktığı için spor ayakkabılarını giymişti.
"Şanslısın!"
Diyerek hızla ayağını kaldırıp adamın dizine tekmeyi attığı gibi paketi alıp koşmaya başladı.
"Dur!! Hey dur!!"
Diye bağırmasına rağmen Ada çoktan evine gitmişti bile. Mutfağa geçip paketi kahvaltılıklarla değiştirip yeniden paketledi. Evden çıkarken etrafı iyice kontrol etti. Gizli kapısından Aras'ın bahçesine giriş yaptı. Paketi kapının önüne bırakıp zile dokunduğunda, kapının açıldığını fark edip hızla gizlendi.
...
Paketi eline alıp içeri giren Aras'ı gördükten sonra derin bir nefesle gizli kapısından tekrardan evine giriş yaptı.
..
Ada tüm gün gideceği tatil için arkadaşlarıyla hazırlık ve planlar yaptıktan sonra eve dönüşü geceyi bulmuştu. Babasının iş için şehir dışına gidişinden ve annesinin de uyuyor olmasından faydalanıp beyaz elbisesini giydi. Eline aldığı ve içini doldurduğu çantasıyla Aras'ın evine giriş yaptı.
....
Aynı şekilde üzerindeki kıyafetlerle uyuduğunu görünce sessizce bir köşeye geçip oturdu. Çantasını açıp içerisinden renkli post it kağıtlarını ve kalemini çıkardı. Yazdığı altı tane kısa notu eline alıp gözünü açtığı gibi ilk olarak görebileceği duvara yaklaşıp tek tek sırayla yapıştırdıktan sonra gülümsedi.
Ardından yeniden dolabı açıp içerisinde ve etrafta bulunan tüm alkol şişelerini çöp poşetine koyup bahçeye çıkardı.
Tekrar içeri girerken ikinci kez yapıştırmış olduğu maddelerin yine atılmış olduğunu görünce pes etmeden çantasından bir diğer kopyasını çıkarıp buzdolabına yapıştırdı.
"Pes etmek yok"
Diyerek gülümsedikten sonra sessizce geldiği gibi çıktı.
...
Günün aydınlanmasıyla gözlerini aralayan Aras, her sabah olduğu yine hissettiği ağrıyla başına dokundu. Kendine gelmeye çalışırken ayağa kalktı. Elini yüzünü yıkamayı düşünerek lavaboya ilerlediğinde, karşısındaki duvara asılmış olan post it kağıtlarını gördü. Merakla yaklaşıp tek tek okumaya başladı. Yırtmak için elini uzattığı gibi "BABAN için" yazan kağıdı görüp durdu. Eli yavaşça aşağı inerken gözleri dolmaya başlamıştı bile.
"Ba..ba"
Diyerek "Baba" kelimesine dokunurken olduğu yere çöktü. Derin derin nefes alırken dakikalar sonra lavaboya bile gitmeyi unutup buzdolabına yaklaştı. Alkol şişelerini bulabilmek kapağını açtığında hiçbir şey göremeyince, etrafa bakınmaya başladı.
Dakikalarca evin içinde aramasına rağmen bulamadığında olduğu yere çöktü. Zihninde canlanan anılar canını yakmaya devam ederken tek kurtuluşu alkol de aradı yine. Bulamayınca gözyaşları hızlanarak başına dokundu.
"Hayır! Hayır. Hatırlamak istemiyorum!
Diye evin içinde bağırmaya başladığında hemen ayağa kalktı. Ev de bulamadığı içecekleri bulabilmek umuduyla evden çıktı. Bahçede bir çocuk gibi etrafta koşturup her köşeye bir tane bile bulma umuduyla koştururken, sonunda Ada'nın gece bırakmış olduğu çöp poşetini gördü. Hızla açtığında içerisindeki alkol şişelerini görünce hemen eline alıp olduğu yerde kapağını açtığı gibi içmeye başladı.
.....
Ada duyduğu seslerden dolayı çıkmış olduğu penceresinden, Aras'ın alkol şişelerini arayışına şahit olduktan sonra dolu gözleriyle içeri girdi.
Yatağına yatarken neden bu hale girmiş olduğunu sorgulamaya başladı yeniden. Öğrendiği bilgileri not aldığı pembe defterini çıkarırken yeniden her şeyi tek tek okuyup düşünmeye başladı.
....
Ada gece yarısını çoktan geçmesine rağmen hala uyumamak için direnen annesine baktı.
"Çok geç oldu. Çok uykum var"
Diyerek yalandan esnerken, annesi de ona döndü.
"Uyu kızım"
Ada kolundaki saate baktı. Kendi uykusu gelmeden önce annesini uyutmanın yıllarını düşünürken, aklında oluşan ihtimalle gülümsedi.
"Ben bugün annemle uyumak istiyorum"
Ayşe Hanım bakışlarını elindeki tabletten ayırıp kızına döndü.
"Benimle mi?Sen en son benimle uyumak istediğinde 7 yaşındaydın"
Ada ayağa kalkıp yanına yaklaştı. Yanaklarını sıkarken gözlerine baktı.
"Beni yanında istemiyor musun?"
Diyerek yüzünü asarken, Ayşe Hanım gülümsedi.
"Tamam birlikte uyuyalım"
Ada gülümseyip annesinin karşısına dikildi.
"Hadi uyuyalım"
Elinden tutup kaldırmaya çalışırken, Ayşe Hanım şaşırıp gözlerine baktı.
"Şu an uykum yok kızım"
Demesine rağmen Ada çekiştirmeye devam ediyordu.
"Çok uykum var anne. Ben uyuyana kadar yanımda kalmanı istiyorum"
Ayşe Hanım kızına anlam vermese de ısrarına dayanamayıp ayağa kalktı.
Birlikte odaya geçip yatağa yattıklarında, Ada esnemeye devam ederek gözlerini kapattı.
...
Ada gözlerini dakikalar sonra araladığında bakışlarını annesine çevirdi. Kapalı gözlerini görünce gülümseyip yavaşça doğruldu.
"Anne"
Diye sessizce fısıldadığında tepki vermediğini anlayınca derin bir nefes verdi.
"Annecim uyudun mu?"
Cevap vermediğini görünce yavaşça yataktan çıktı. Annesinin üstünü örtüp parmak uçlarıyla istediğini gerçekleştirmenin zaferiyle odasına geçti. Hemen eşofmanlarını değişip beyaz elbisesini giyinerek Aras'ın evine giriş yaptı. Karanlık olan evin içinde yürürken asılmış olan maddelerin bu defa hala yerinde olduğunu görünce gülümsedi. Sessizce yürümeye devam derken asmış olduğu post it kağıtlarına yaklaştı. Onları da bıraktığı gibi görüp derin bir nefes verip, salonda ki koltuğun üzerinde uyuyan Aras'a yaklaştı.
"Aras Demirhan!"
Diye üç defa seslendiğinde Aras gözlerini araladı. Karşısında duran bir çift yeşil göze baktığında , Ada oturmasına yardımcı olup gözlerine baktı.
"Aras ismini kim verdi sana?"
Aras gözlerine bakıyordu sessizce.
"Aras isminin diğer anlamı yorgunluk bitkinlik demektir. Bu yüzden bu ismi sevmedim. Bundan sonra sana güçlü, zorluklara direnen anlamına gelen Demirhan diyeceğim"
Aras şaşırıp ona bakıyordu.
"Bu yüzden isminin anlamını taşımalı, güçlü olmalı ve zorluklara direnmelisin"
Aras sessizce gözlerine bakıyordu başına giren ağrıyla elini kaldırıp dokundu. Ada fark edip yanına yaklaştı. Gözlerini gözlerine sabitlemeye çalışırken Aras ayağa kalktı.
"Başın mı ağrıyor?"
Diye sorduğunda, Aras umursamadan ilerledi. Buzdolabını açıp alkol şişelerini aramasına rağmen bulamayınca etrafa bakınmaya başladı. Sessizce izleyen Ada'ya çevirdi bakışlarını.
"Sen mi aldın?"
Ada gözlerine bakıyordu.
"Içemezsin! Bırak artık şunu!"
Dediğinde, Aras milimlik boşluk kalacak şekilde yaklaşmaya devam etti. Gözleri kan kırmızısı iken kalbi de hatırladığı anılarıyla sızlıyordu.
"Bana karışma! "
Diye bağırdığında , Ada her zamanın aksine biraz daha sessiz olmaya çalışıyordu.
"Karışacağım! Icmeyeceksin!!
Dediğinde, Aras sinirle yaklaştı yanına. Hissettiği ağrıyla başına sıkıca dokunurken, gözlerinden alevler fışkırıyordu.
"Git! Git buradan!"
Diye gürleyip yaklaştığı gibi Ada'nın tek kolundan sıkıca tuttu.
"Bir daha sakın gelme!"
Diyerek sıkıca tutmaya devam ettiği kolun, Ada'nın canını yaktığını bile umursamadan kapıyı açıp bahçeye ittiği gibi kapıyı yüzüne kapattı.