İptal Oldu

3238 Kelimeler
Sessizce duruyordu Ada, ne yapması gerektiği hakkında hiçbir fikri yoktu, gözleri koluna kaydı, adamın sıktığı bölge de ufak bir morarma oluşmuştu. Derin bir nefes aldı, umursamadan eve yöneldiğinde gözleri saatine kaydı, oldukça geç olmuştu, en iyisi yarına bırakmaktı.  Gizlice evine giriş yapıp odasına girdi. .... Gözlerini ısrarla çalan alarmın sesiyle araladı Ada, gözleri saate kaydı, hızla doğruldu. Genç adamın siparişinin geliş saatiydi, ondan önce yetişip engel olmak zorundaydı. Uyuklayarak ayağa kalktı, kendine gelebilmek için bir duşa ihtiyacı vardı. Bir robot edasında o yöne ilerledi. … Evin kapısının sessizce araladı genç kız, evdekilerin hala uyuyor olması en büyük şansıydı. Bir hırsız sessizliğinde genç adamın bahçesine geçip görünmeyecek bir köşede oturdu, sipariş gelmek üzereydi. Tam o onda kulağına bir motorsiklet sesi ulaştı, kuryenin sesiydi, hızla ayağa kalktı. Alt dudağını yavaşça ısırdı, kapıya yürürken bir yandan etrafı gözetliyor bir yandan da bu defa paketi hangi yalanla alacağını düşünüyordu. Adımları tam önünde durdu, derin bir nefes alıp kuryenin zile dokunmasına izin vermeden kapının önünde durdu, baş ve işaret parmağıyla burnunun üst kısmına baskı yapıp ses tonunu değiştirmeye gayret etti, kapıya dokunmasına izin vermeden önce ufak bir öksürük oluşturdu, “Siparişi kapıya bırakın, şu an pek müsait değilim, alacağım” dedi.  Kafasını iki yana salladı kurye, genç bir adamdı, dünkü olaydan sonra patronlarından büyük bir azar işitmişti. Ürün nasıl değiştirilerek müşteriye ulaşırdı, hala anlam veremiyordu. "Siz kimsiniz?" "Ben Aras Bey'in kız kardeşiyim. Abim uyandırılınca çok sinirleniyor, o yüzden bugün ben alacağım sizden" Kafasıyla onayladı genç adam, paketi kapının önüne yere bırakıp geriye çekildi. Genç kızın yüzünde zafer dolu bir tebessüm oluştu, bugün de başarmıştı. Gittiğini düşünüp derin bir nefesle kapıyı açtığı anda kurye hızla önünde belirdi. "Sensin yine !! Biliyordum!" dediği anda, Ada eğilip paketi bir hışımla eline aldı. Ne olursa olsun kaptırmayacaktı , kararlıydı. "Korkuttun beni be!!" dedi, kalbi hala adamın ani çıkışıyla delice çarpıyordu. Genç adam umursamadan pakete yaklaştı, bir an önce elinden alıp asıl sahibine ulaştırmalıydı. Ada kafasını iki yana salladı, hiç kimse hiçbir şey paketi elinden alamazdı. Arkasını döndüğü gibi bahçeye girip kapıyı adamın yüzüne sertçe kapattı. .... Paketi kahvaltılıkları değiştiren Ada, sessizce kapıya yaklaştı. Eğilip yere bıraktıktan sonra zile dokunup hızla bir köşeye gizlendi, içeri aldığını görmeden niyeti yoktu. Aras uykulu gözleriyle kapıya yaklaştı, gözlerini etrafta gezdirip paketin önüne eğildi. Günlerdir siparişinin dışında gönderiliyordu, merakla kontrol etmek için paketi açtığında yine tıpkı dünkü gibi sadece kahvaltıya dair yiyecekleri görüp sinirle ayağa kalktı. Gözlerini bir defa daha etrafta gezdirip içeri girdiği kapıyı sertçe çarpıp kapattı. Derin bir nefes verdi Ada, ne yapsa da bu adamı düzeltemiyordu. Sıkıntıyla aldığı solukla pakete yaklaştı, bakışlarını çevirip, "Böyle olmayacak!" dedi, arkasını dönüp yakalanma korkusuyla evine yürüdü. ... Tek başına yürüyordu genç kız, kararlıydı, genç adamı alkolden uzak tutacak, kendini toparlamasını sağlayacaktı. Bir caddedeydi, önünden geçtiği içecek bulunan tüm mekanlara tek tek girip genç adamın ismini ve adresini verip alkol göndermemeleri için ikna etmeye çalışıyordu. Yakınlarda bulunan her yere bir bir bakıp sonuncuya girdi. Genç adamın resmini elinde tutuyordu, hiçbir fırsatı kaçırmaya niyeti yoktu. Mekanın müdürünün karşısında oturuyordu, dakikalardır ona dil döküyor ikna etmeye çalışıyordu. "Dediğim gibi bu kişinin alkolden uzak durması gerekiyor. Bu yüzden buraya geldiğinde veya sipariş verdiğinde ona satışın yapılmasını istemiyorum." Diyince müdür onu sessizce dinliyordu. İlk defa böylesine bir şeyi duyuyordu, oldukça şaşkındı. Kafasını olumsuz anlamda iki yana salladı. "Üzgünüm müşterilerimizin isteklerini geri çeviremeyiz. Bizim işimiz bu değil" Ada derin bir nefes verdi, son kozunu hala kullanmamıştı. "Zarara uğramayacaksınız. Ben her gün o içiyormuş gibi ücretini ödeyeceğim. Hatta iki katını bile öderim" Müdürün yüzünde anında tebessüm belirdi, bu durum oldukça hoşuna gitmiştir. Onaylayarak elini genç kıza uzattı, "Anlaştık o zaman" dedi. Ada derin bir nefes verip ayağa kalktı, çevredeki sonuncu mekanı da halledebilmişti. Bundan sonra yakınlardaki hiçbir mekan genç adama alkole dair tek bir içecek bir vermeyecekti. "Teşekkür ederim, güzel bir anlaşma oldu.” ... Hava kararmışken Ada yorgunlukla eve giriş yaptı. Bedenini yatağa atarken derin bir nefes verdi. "Bakalım hala içebilecek misin Demirhan?" Diyip yorgunlukla hiçbir şey yiyemeden gözlerini kapattı. Dakikalar sonra telefonunun sesiyle gözlerini araladı. Merakla ekrana baktığında arkadaşı Alp'in ismini gördü. "Alo" Alp uykulu sesini fark edip gülümsedi. "Uyuyor musun?" "Hayır, gözlerimi dinlendiriyorum" Genç adam tebessüm etti, onu uzun zamandır gülümsetmeyi başaran tek kişiydi bu kız.  "Peki o zaman asıl konuya geçeyim. Salı günü gece yola çıkıyoruz. Bitti mi hazırlıkların?" Genç kızın hızla doğruldu, bakışlarını karşısında duran valizine çevirdi, hala boştu, hiçbir hazırlık yapmaya vakit bulamamıştı. Alt dudağını ısırıp kafasını yavaşça iki yana salladı, ufak bir yalanını mahsuru yoktu. "Evet, bitti tabii ki" "Tamam o zaman iki gün sonra görüşürüz" "Görüşürüz " deyip hızla ayağa kalktı, oldukça az vakti kalmıştı, bir an önce toparlanması gerekiyordu. Dolabını açıp bakışlarını giysilerine çevirdi. .... Gecenin bir vaktiydi, genç kız yatağında oturuyordu. Kolundaki saate bakıp sessizliği dinlemeye çalıştı, evde uyanık olan hiç kimse yoktu. Tebessüm edip ayağa kalktı, beyan elbisesini özenle giyinip saçlarını açtı, yan villaya gidecekti. Alkol almasına olabildiğince engel olduğu genç adamın durumunu merak ediyordu. Sessiz ve ağır adımlarla yan villaya giriş yaptığında yüzünde şaşkınlık belirdi, kulağına oldukça gürültü ulaşıyordu. Görünmemeye dikkat ederek salona geçti, kapının ardında gizlenmişti. Gözleri gördüğü manzara ile büyüdü, ev alt üst durumdaydı, her şey yerlere atılmış, dağıtılmıştı. Alt dudağını ısırıp mutfağa yürüdü, sesler hala oradan geliyordu. Yaklaşıp kapının arkasında durdu, gözleri genç adama kaydı. Genç adamın sırtı dönüktü, tüm dolapları tek tek karıştırıyor, alkole dair ufak da olsa bir içecek arıyordu. Öfke doluydu, hiçbir yerde yoktu ve yakınlardaki hiçbir mekan ona satış yapmamıştı. Öfkeli bir soluk alıp masaya yaklaştı, üstünde bir vazo vardı, hızla eline aldığı yere fırlattı, cam parçalarını fark ettiği anda Ada geriye çekildi, gözlerini bir an bile ondan ayırmıyordu. Derin bir nefes verip ellerini iki şakağına bıraktı, şiddetli bir ağrı hissediyordu, geçmesini umut ederek sıkı sıkı bastırdığında gözleri dolu dolu oldu. Zihninde geçmişe dair bir çok anı belirdi, pişmanlıkla yere çömeldi, hissettiği öylesine ağırdı ki kaldırmaya gücü yoktu. .... Aras 7 yaşında.. Her zaman olduğu gibi yine evde yapayalnız bir şekilde karşısındaki koca televizyondan çizgi film izliyordu. Önündeki abur cuburlara hiç dokunmadan çok sevdiği çizgi filme dalmıştı ki televizyonda küçük bir çocuğun uyumak için yatağa girdiğini ve annesinin de başucuna oturup elindeki masal kitabını okumaya başladığını gördü. Daha önce hiç kimsenin ona masal okumamış ve yatağına öpücüklerle koymamıştı. Gözleri dolu dolu oldu, ayağa kalktığı gibi koşar adımlarla odasına girdi. Köşede kendisine ait bir kitaplık vardı, çeşit çeşit hikaye kitapları bulunuyordu. En üst raftakine parmak uçlarına yükselerek yetişip eline aldı.Yatağına yaklaşıp kenarına oturdu, yeni sökmeye başladığı okumayla tüm dikkatini harflere çevirdi. İlk sayfaya bakıp ayaklarını yatağın üzerine bakıp sırtını da yastığıyla buluşturdu. Tıpkı az önce izlediği çizgi filmdeki çocuk gibi yan pozisyonu aldı, hikaye kitabını baş ucuna bıraktı. O anda tek dileği annesi de yanında oturup onu bu kitabın içindekileri okumasıydı. Öylesine küçüktü ki başka bir çare düşünmeye çalışırken gözleri köşede duran koca ayıcığa takıldı, hızla eliyle yanına çekip hikaye kitabının yanına bıraktı. "Sen annem ol" dedi, ilk sayfayı yeniden açıp bakışlarını ona çevirdi. "Ben uyuyana kadar oku, tamam mı?" diye ekledi. Battaniyesinin uçlarını sıkıca tutup üstüne örttü, gözlerini kapadığı anda yeniden açtı. Bakışları ayıcığa ve hikaye kitabına döndü, hala ikisi de bıraktığı gibi duruyordu. Derin bir nefes alıp doğruldu, kitabı eline aldı. En iyisi kendi kendine okumaktı. "Bir var.. mış bir yok..muş. Ev..vel zaman için..de" deyip sustu, okumayı daha yeni söküyordu, hikaye oldukça zorluyordu. Dolu gözlerine öfke eşlik etti, kitabı hızla yere atıp battaniyeyi kafasına örttü. "Annem okusun!! Annem!!" … Erhan Bey her zamanki gibi yoğun ve yorgun işlerinden dolayı yine şehir dışından eve geldi. Gecenin etkisiyle evin içindeki sessizliğe bakıp oğlunun odasına yaklaştı. İş gezilerinde özlemini duyduğu kişiydi, minik oğlu. Sık sık çıktığı iş gezilerinden döndüğü gibi soluğu onun odasında alıyordu. Yine sessizce kapıyı araladı. Her zamanki gibi yüz üstü uyuduğunu görünce gülümsedi. Bebekliğinden bu yana bu pozisyonda uyurdu. Karanlığa rağmen yanına yaklaşıp elindeki koca hediye paketini baş ucuna yere bıraktı. Açılmış olan üstünü ve üzerindeki pantolonunu fark edince şaşırsa da uyandırmamaya gayret ederek dolabına yaklaştı. Içerisinden çıkardığı pijamalarını yavaşça giydirdikten sonra battaniyesini üzerine örttü. Önüne eğilip saçlarına dokundu. Onu her şeyden herkesten çok seviyor olsa da oğluyla her zaman arasında bilmediği bir mesafe bir uzaklık vardı. Her geçen yılda da bu mesafenin artıyordu.  Derin bir nefesle başına kondurduğu minik bir öpücükten sonra ayağa kalktığında yerde bulunan hikaye kitabını fark etti. Eğilip eline alırken aklına gelen ihtimalle duraksadı. Geri dönüp bir sandalyeyi yanına yaklaştırdı. Elindeki kitapla oturup gözleri kapalı olan oğluna rağmen kitabın içindeki ilk hikayeyi okumaya başladı. Aras babasının sesiyle gözlerini araladı. Başucunda kitap okuyan babasına bakıp uykulu gözleriyle yeniden uyuyakaldı. ... Erhan Bey gözlerini araladığında sabah olduğunu gördü. Yatağından çıkarken telefonunun sesini duydu. Ekranda sekreterinin ismi vardı, merakla kulağına yaklaştırdı. "Alo" "Efendim acil olarak şirkete gelmeniz gerekiyor" "Neden? Bugün oğlumla zaman geçireceğimi söylemiştim" "Şirkette önemli bir sorun var. Ve siz Hemen gelmediginiz sürece hallolmayacak" Derin bir nefes verdi Erhan Bey, bugünü oğluna ayırmıştı fakat işler izin vermiyordu, kabul etmekten başka çare bulamayınca ayağa kalktı. Odasından çıkmak için kapısını araladığında, küçük çocuğu gördü. Odanın önünde durmuştu, babasını gördüğü anda arkasını dönüp koşarak uzaklaştı. "Aras" diye seslense de küçük çocuk saniyeler içerisinde kendi odasına girip kapıyı kapattı. Şaşkınlıkla kapıyı tıkladı Erhan Bey, ses gelmemesine rağmen yavaşça araladı. Küçük çocuk yatağın kenarında oturuyordu, kafasını yere eğmişti. "Günaydın oğlum" dedi, yanına oturdu, küçük çocuk yüzüne değil sadece yere bakıyordu. Babasının bakışları onun üzerindeydi, anlam veremiyordu, tek oğlu, tek dayanağı büyüdükçe ondan uzaklaşıyordu, derin bir nefes aldı, az da olsa sesini duymak istiyordu. "Hediyeni beğendin mi?" Küçük çocuk bakışlarını yerdeki pakete çevirdi, uyandığı anda açıp kontrol etmişti, koca bir oyuncak kumandalı arabaydı. Gözlerini çekingenlikle babasına çevirdi, "Birlikte..." dedi, Erhan Bey merakla yüzüne bakıyordu. "Birlikte ne?" Kafasını hızla eğdi Aras, evin içerisinde oldukça yalnızdı. Sustu, babasına bu duruma alışkındı, küçük oğlunun ağzından kelimeler çok kısıtlı çıkardı her daim. "Birlikte mi oynamak istiyorsun?" diye sordu. Aras şaşkın bakışlarını ona çevirdi, babası isteğini hemen anlamıştı. “E..vet” Adamın yüzünde koca bir tebessüm belirdi, oğlu ilk defa böyle bir istekte bulunuyordu. Kolundaki saate baktı, işe gitmesi gerekiyordu ama hala çok az vakti vardı, onu kesinlikle geri çevirmeyecekti.  Gülümseyerek ayağa kalkıp yere eğildi, arabaya pillerini yerleştirip kumandayı eline aldı. Arabayı odanın içerisinde biraz dolandırıp küçük çocuğun ayaklarının önünde durdurdu. "Hadi bakalım şimdi sıra sende" Diyip kumandayı uzattığında, Aras eline aldı. Babasının gösterdiği tuşlara basınca arabanın hareket ettiğini gördüğünde yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. Oğlunun gülüşüyle gülümseyen Erhan Bey telefonunun sesini duydu. Cebinden çıkarıp ekrana baktığında, yeniden sekreterinin ismini gördü. Aldırmadan cevap vermeyip köşeye bıraktığında, ısrarla çalmaya devam ettiğini görünce derin bir nefesle eline aldı. "Alo" "Efendim, şirket şu an çok karışmış durumda. Polis memurları da burada hemen gelmeniz gerekiyor" Erhan Bey hemen ayağa kalktı. Oğlunun yanında kalmak istese de gitmekten başka çare bulamayarak oğluna döndü, isteksizce. "Gitmem gerek. Sonra birlikte oynarız, olur mu?" dedi, yanına yaklaşıp kafasına öpücük kondurdu, arkasını dönüp çıktığında küçük çocuk elindeki kumandayı yere atıp hızla kalktı. Yatağa girip yüzüstü yattı, gözlerini sıkı sıkı kapattı, tek başına hiçbir şey oynamak istemiyordu artık. .... Hatırladığı anıyla yeniden ayağa kalktı Aras. Hızlı adımlarla odaları ve dolapları tek tek karıştırmaya başladığında bulduğu albümü eline aldı. Geçen defaki albüm olmadığını anlayan Ada merakla izlemeye devam ettiğinde, Aras elindeki albümün içerisindeki tüm fotoğrafları parçalara ayırıp atarken, yeniden çöktü yere. Gözyaşları hızla süzülmeye başladığında babasının resmini görüp eline aldı. "Ölmemeliydin! Bu kadar erken ölmemeliydin!" Diye gözyaşlarına karışık öfkeyle bağırdıktan sonra yerde olmayı bile umursamadan olduğu yere uzanıp cenin pozisyonu aldı. .... Ada hala korkuyla beklerken dakikalardır hareket etmediğini anlayıp gizlendiği yerden çıktı. Yanına yaklaştığında köşede bulunan battaniyeyi üstüne örtüp geriye çekildi. Yerdeki yırtılmış fotoğraflara eğilip eline aldığında tümünün bir anne ve bir çocuğa ait olduğunu gördü. "Neden annesinin resimlerini yırttı?" Diye düşünüp fotoğrafların parçalarını tek tek yerden toplayıp bir köşeye koydu. Ayağa kalkıp buzdolabına yaklaştı. Kapısını açtığında içinde tek bir alkol şişesi bile göremeyince bu işi başaracağına inanıp gülümsedi. ... Ada gözlerini salondan gelen seslerle araladı. Uykulu gözleriyle ayağa kalkıp odasının kapısını araladığında, annesinin telefonla biriyle konuştuğunu gördü. Aldırmadan yeniden odasına gitmek için yönünü çevirdiği sırada, duyduğu "yan komşu" kelimesiyle hemen durdu. Merakla kapıyı yeniden dönüp annesinin tam karşısındaki koltuğa oturup beklemeye başladı. Ayşe Hanım telefon görüşmesini sonlandırıp telefonu köşeye bıraktığında, Ada merakla annesine baktı. "Ne oluyor anne? Bir sorun mu var?" Diye merakla sordu. Aklında yan komşuları olan Aras vardı, annesinin kimle ne konuştuğunu merak ediyordu. Şüpheye düşürmemek için ilgisiz davranmaya çalışarak bakışlarını başka yöne çevirdiğinde, annesi derin bir nefes verdi. "Tüm mahalle olarak yan komşumuzu imza toplayıp buradan attıracağız " Dediğinde Ada şaşkınlıkla hızla annesine döndü, gözleri büyümüştü. "Ne?" Diye bir anda tepki gösterdiğinde, annesinin şaşkın bakışlarını fark edince yeniden bakışlarını başka yöne çevirip ses tonunu kıstı. "Hangi yan komşumuz annecim?" Diye sordu umursamaz görünmeye çalışarak. Ses tonu kısık ve merak doluydu. Kadının gözleri kızına döndü, gözlerini kısmıştı. "Tek yan komşumuz var Ada" diye hatırlattı, sokağın en başında oturuyorlardı. Genç kız hatırlayarak kafasını olumlu anlamda salladı, dikkat çekmemek için oldukça gayret ediyordu. Yüzünde sahte bir tebessüm oluşturdu. "Doğru anneciğim, unutmuşum. Neden attıracaksınız peki?" Cevabı beklemeden telefonunu eline aldı, oyun oynadığını göstermeye çalışıyordu fakat aklı sadece annesinin ağzından çıkacak kelimelerdeydi. "Sürekli sarhoş olması sokağımız için tehlike teşkil ediyor. Bu sokakta yaşayan onlarca çocuk ve genç kız var, biri de sensin. Herhangi birine zarar vermeden önüne geçmeliyiz." Ada sustu, gözleri endişeyle büyümüştü. Kesinlikle ne annesi ne de komşulara hak vermiyordu, genç adam bunca zamanda o evde olmasına rağmen hiç kimseye zararı dokunmamıştı. Bakışlarını annesinden ayırıp yeniden telefonu çevirdi. "Daha önce kimseye zarar verdi mi?" Diye sordu, biraz da kafalardaki endişeyi yok edip imza işinden çaktırmadan vazgeçirmeye gayret ediyordu. Ayşe Hanım’ın gözleri kızına döndü, dediğine hak vermişti, bunca zamanda bu adama dair hiçbir şikayet olmamıştı. "Hayır.. ama bu vermeyeceği anlamına gelmiyor. Biz tedbirli olup gerekeni yapmalıyız" Ada susmak zorunda kaldı. Alt dudağını yavaşça ısırdı, genç adam sadece kendisine zarar veriyordu, kimseye kesinlikle yaklaşmıyordu. "Ön yargılı olmamak gerek, düzelmesi için ona yardım etmeniz gerekiyor. Yalnız ve kimsesiz durumda şu an" dedi bir anda, annesinin gözleri ona döndü, kızını ağzından çıkan kelimeler inanmak istemiyordu. Bakışlarını bir çift yeşile sabitledi, oldukça ciddiydi. "Ada Eryaman, bu işin içinde asla ama asla küçük de olsa isminin geçmesini istemiyorum. Anlaşıldı mı?" Genç kız bir adım geriye gitti, annesinin sert tavırlarını pek görmüyordu, gördüğü anlarda da geri adım atmak her daim en sağlıklısı oluyordu. Derin bir nefes alıp ona döndü. "Yok anneciğim, ben niye karışayım ki?" Alt dudağını sertçe ısırdı, annesi bu konuda oldukça katıydı, kızını kesinlikle o adamın yakınında bile tutmak istemiyordu. Arkasını döndü Ada, bir an önce odaya gidip bu işe bir çare bulmak istiyordu, kapıyı örtüp sırtüstü bir pozisyonda yatağına girdi. Bir çare bulmalı ve imza işine engel olmalıydı. ... Odasının kapısını yavaşça araladı Ada, evde sessizlik hakimdi, onun dışında herkes uyuyordu. Sessiz sessiz adımlarla evden çıkıp yan bahçeye oradan da komşu villaya yaklaştı. Gizli kapıdan içeri girdi, tatil öncesi genç adamı son kez kontrol etmek ve imzadan söz etmek istiyordu. Sessiz adımları salonun orta yerinde durdu, gözleri koltuğa kaydı, genç adam derin bir uykudaydı. Yavaşça yanına yaklaştı, koklayarak da olsa alkol alıp almadığından emin olmak istiyordu. Yanıbaşında durdu, önüne doğru eğildiği sırada genç adam hızla gözlerini açtı, özellikle gözlerini kapatıp geldiği anda açmak için bekliyordu. Ada geriye doğru bir adım attı, genç adam kolundan sıkıca tuttu, "Neden geldin yine?" diye sordu öfkeyle, hala geliyor olmasına anlam veremiyordu, kolunu delice sıkmıştı, Ada hissettiği sızıya rağmen bakışlarını gözlerine çevirdi, "Uyuduğunu düşündüm" dedi, Genç adam kafasını iki yana salladı, artık onu evin içerisinde görmek bile istemiyordu, gözleri kan çanağına dönmüştü, alkol alamamak aklını başından almıştı. "Bir daha seni görmek istemiyorum! Defol buradan! " diye haykırıp genç kızı geriye ittiğinde, Ada’nın bedeninin sarsılışına engel olamadı, geri geri giden adımları bir sehpanın ayağına çarptı ve yere düştü, kafası anında koltuğun ayağına çarptı. "Ah!!" dedi acıyla inleyip. Elini yavaşça sızı hissettiği yere yaklaştırdığında parmağının uçları kırmızıya boyandı, kafası yaralanmıştı. Gözleri korkuyla büyüdü, kan görmeye kesinlikle dayanamıyordu. Bakışları adama kaydı, tepkisiz bir şekilde onu izliyordu, Ada masaya tutunup ayağa kalktı, bir an önce buradan buradan uzaklaşmak istiyordu. Elini sıkıca kan damlayan bölgeye bastırıp sendeleyerek zorlu adımlarla adamı geride bırakıp evden çıktı, bahçeyi duvara tutunarak geçip kendi bahçesine yaklaştığı anda ayaklarının titrediğini hissetti. Avucunu önündeki duvara bastırdı, diğer avucu da kanla doluydu. Kafasını yere eğdiğinde başının döndüğünü hissetti , gözleri evine kaydı, kapıya ulaşmak için hala çok yolu vardı. Elini duvardan ayırıp bir adım daha attığı anda gözlerinin önü karardı ve yere yığıldı, kafası başka bir taşa isabet etti. ... Gözlerini yavaşça aralamaya çalıştı Ada, oldukça bitkindi, bakışları ilk olarak beyaz bir tavana kaydı. Kafasının üst kısmında şiddetli bir ağrı vardı, elini yavaşça kaldırıp dokunduğunda sargılı olduğunu fark etti. "Başım!" deyip gözlerini bulunduğu yerde gezdirdi, bir hastane odasıydı ve bir yatakta yatıyordu. Düşünmeye çalıştı, son olarak genç adamın itişiyle yere düşüp kafasını çarpmıştı, eve yetişmeye çalışırken de bahçede yere yığılmıştı. "Nasıl geldim buraya?" Merakla odayı incelediği sırada kapının yavaşça aralandığını fark etti, gözlerini o yöne çevirince anne babasını gördü. İkisi de uyandığını gördüğü anda telaşla yanına koştu. "Ada!" "Kızım!" İkisi de bir köşeye oturdu, Ayşe Hanım elinden sıkıca tuttu, "İyi misin güzel kızım?" diye sordu. Genç kız kafasını olumlu anlamda sallayıp babasına döndü, iş için şehir dışına gittiğini hatırlıyordu. "Baba ne zaman döndün?" Merak doluydu, doğrulmaya çalıştığında Ahmet Bey yardımcı olup sırtına yastığı dayadı. Elini elinin üzerine bıraktı, gözlerinde dün geceden bu yana endişe vardı. "Senin için erkenden döndüm, iyi misin kızım?"  Ada kafasını eğdi, dün baygın düştüğünü hatırlıyordu, sonrası yoktu, burada nasıl gelmişti, ailesi nasıl haberdar olmuştu. "Ben..Nasıl geldim buraya ?” diye sordu, gözleri anında koluna bağlı olan seruma kaydı, iğneye dair her şeyden delice korkuyordu.  “Ve en önemlisi bu serumu kim taktı ??!” Anne babasının yüzünde tebessüm belirdi, artık iyi olduğuna gerçekten eminlerdi. "Iyi olduğunu anladık şimdi" dedi Ayşe Hanım derin bir nefesle. Ahmet Bey karısına kıyasla daha sessizdi. Düşünceli bakışları, endişeli yüzü kızına döndü. "Bahçede düşüp başını başını taşa çarpmışsın. Şoför görmüş seni" Genç kızın gözleri ikisine döndü, kafasını yavaşça eğdi, susmak en iyisi olacaktı. "E.. Evet sanırım düşerken yaralandım" Ayşe Hanım sıkıca tuttuğu eline ufak bir öpücük kondurdu, gece boyunca kendine gelmesini korkuyla beklemişti.. "O saatte neden bahçedeydin kızım?" Gözlerini hızla kaçırdı Ada, söyleyecek tek kelimesi yoktu, derin bir nefes alıp bir yalan düşünürken elini yavaşça sargılı olan kafasının üstüne bırakıp yüzünü buruşturdu. "Ahh! Başım!"  Annesi telaşlı gözleriyle ayağa kalktı, "Ağrın mı var kızım? Hemen doktora haber veriyorum" diyerek hızla odadan çıktığında genç kız babasıyla yalnız kalmıştı. Gözlerini ona çevirdi, sessizliğini ilk anda fark etmişti. "Söyle bakalım. O saatte neden bahçedeydin, üstelik beyaz elbisenle" diye sordu babası, merakla gözlerine bakıyordu. Genç kız alt dudağını ısırdı, sırtındaki yastığı zorlukla yatırıp kafasını bıraktı. "Ah baba, başım çok ağrıyor" Ahmet Bey’in yüzünde tebessüm belirdi, kızın en iyi tanıyanlardan biriydi, cevap vermekten kaçıyordu. Kafasını olumlu anlamda salladı.  "O zaman doktor bir ağrı kesici iğne yapsın." Ada’nın gözleri büyüdü, kafasını şiddetle olumsuz anlamda salladı, "Yok, yok geçti baba. Gerçekten iyiyim" Derin bir nefes aldı adam, elini kızının elinin üzerine bıraktı. Cevap almadan pes etmeyecekti. "Yan villaya mı gidiyordun?"  Ses tonunda ciddiyet vardı, kızının yaralanma sebebini öğrenmek istiyordu. Genç kız itiraz etmek adına kafasını salladı. "Ha.. Hayır baba. Sadece bahçede biraz hava almak istedim" Ahmet Bey gözlerindeki gözlüğü çıkardı, dün gece kızının yaralandığı haberini aldığında aklı başından gitmişti. Apar topar son hızla dönüş yapmış sabaha değin başında beklemişti. "Ada bir daha o eve gitmeni istemiyorum. O plan.. dün gece itibariyle iptal oldu"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE